1. Haberler
  2. ÖNE ÇIKAN
  3. CHP’nin “ara seçim” talebi iktidar kanadından beklenen karşılığı görmedi…

CHP’nin “ara seçim” talebi iktidar kanadından beklenen karşılığı görmedi…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 23 Nisan özel oturumunda yaptığı açıklamada “ara seçim” istedi, iktidar 2028’i işaret etti.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin kuruluşunun 106’ncı yıldönümünde, TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen Özel Oturumda yaptığı konuşmada “ara seçim” çağrısını yineledi, “mutlak butlan” söylemlerine yanıt verdi.

CHP’li belediye başkanlarının tutuklanmasını “darbe” olarak nitelendiren CHP lideri, “Bir vatandaşı ya da bir siyasetçiyi gözaltına alıp tutuklama yetkisi başka bir siyasetçinin eline bırakılamaz” mesajı verdi. “Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız?” diye soran CHP lideri, “Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Türkiye’de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır” ifadelerini kullandı. “Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek. Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir” diyen ana muhalefet lideri, “Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasanın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekilleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur” dedi.

Özel, “Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ifadelerini kullandı.

Genel Kurula hitap eden CHP lideri Özel şunları söyledi:

“Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Sayın Genel Başkanlar, Sayın Grup Başkanları ve yüksek yargının değerli başkanları, Meclisimizin önceki dönem başkanları, değerli büyükelçiler, değerli büyükelçi vekilleri, değerli konuklar, ekranları başında bizi izleyen kıymetli vatandaşlarımız, hepinizi Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, ülkemizi demokrasiye, çok partili siyasi hayatla buluşturan, 103 yıllık tarihi ile dünyanın en köklü partilerinden olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

Tam 106 yıl önce çatısı altında bulunduğumuz gazi Meclisimiz, bağımsızlığa yürekten inanmış, 115 temsilcinin katılımıyla açıldı. Bu millet, 23 Nisan 1920 sabahına kolay uyanmadı. Cumhuriyet’in ilanına giden yoldaki engeller de kolay aşılmadı. Milletimiz, özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazandığı bu yürüyüşte çok ağır bedeller ödedi. Ama sonunda milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı belirledi. Buradan bir kez daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere milli mücadele kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyorum. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bugün iki büyük onuru bir arada yaşıyoruz. İlk olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenliğin tek adamlara, padişahlara, sultanlara değil, sadece millete ait olduğunun temin ve tescil edildiği Ulusal Egemenlik Bayramımızı, gazi Meclisimizin 106’ncı doğum gününü kutluyoruz. İkinci olarak ise bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Ancak ne acıdır ki iki bayramın adandığı ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8.5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’dan sonra ikinci sıradayız. Türkiye’de artık yoksulluk ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları, hayata kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar. Kaliteli ve güvenli eğitime ulaşmak sınıfsal bir meseleye dönüşmüş durumda. Eğer bir belediye ücretsiz ya da uygun fiyatlı kreş imkânı sunmuyorsa o yoksul çocuğun erken yaşta gelişimi başlamıyor, varsa tespit edilmesi gereken eksikliklerinin de farkına varılamıyor.”

“Eğer bir belediye, o yoksul çocuğa beslenme desteği, ücretsiz içme suyu vermediyse bunlardan da mahrum kalıyor. Bir yanda özel servislerle okula giden, diyetisyen onaylı menülerle beslenen çocuklar var, diğer yanda sosyal yardım alamıyorsa beslenme çantası yerine okula umutsuzluğu ve açlığı taşıyan evlatlar var. Biri özel okulda zil çaldığında yemeğe koşuyor, diğeri kantinden aldığı yarım tostu veresiye yazdırıyor. Biri cam şişedeki temiz suyu kana kana içerken diğeri tuvalet musluğu ağzına dayamak zorunda kalıyor. Biri kapısında güvenliklerin beklediği okullarda okurken diğeri el silahlı bir saldırganın hedefi olmaktan korkuyor. Yoksul çocukların okullarının önünde çeteler, torbacılar kol geziyor. O çeteler, o mutsuz çocuklara kimlik kazandırma vaadiyle kendilerine eleman değiştiriyor. Her yıl ortalama 180 bin çocuk suça bulaşıyor. Hatta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler, toplumsal çöküşe neden oluyor. Evlatlarımız okulda olmasalar bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar. Mesleklerde güvensiz koşullarda ucuz iş gücü haline getiriyorlar. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852’ye ulaştı. Bu ülkede birileri güvende, birileri güvende değil. 24 yıldır tek parti ile yönetilen ülkemizde maalesef çocuklar güvende değil. Çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil, makamları güvende tutmak için dönüyor. İşte biz bu çark artık milletin lehine, yoksulların lehine, çocukların lehine dönsün diye siyaset yapıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz.”

“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ilk bayramımız Ulusal Egemenlik Bayramı. Bakın elimde 1921 yılından Meclis tutanakları var. O esnada Teşkilat-ı Esasiye Kanunu görüşülüyor. Görüşmelerde Nahiye Müdürü’ne yani bir bucağın yerel siyasi amirine 24 saat ile bir hafta arasında tutuklama yetkisi verilmek isteniyor. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey buna şiddetle itiraz ediyor. Diyor ki ‘Eğer tutuklama yetkisi bağımsız ve tarafsız birine değil de Nahiye Müdürüne verilirse siyasi rakiplerini tutuklar’ diyor. Tunalı Hilmi Bey örneğin benim gibi birinin 1 hafta değil, 1 saat bile hapsi bile benim haysiyetimi kesmek için yeterli olur. Yalancı şahitler yaratırlar ve beni içeriye atarlar’ diyor. Yani mesele şudur. Bir vatandaşı ya da bir siyasetçiyi gözaltına alıp tutuklama yetkisi başka bir siyasetçinin eline bırakılamaz.”

“Tunalı Hilmi Bey’in bu kürsüde anlattıkları, 105 yıl sonra 19 Mart darbesiyle bu ülkenin gerçeği haline gelmiştir. Öncesinde hakim olan, verdiği tüm kararlar Anayasa Mahkemesi’nden dönmesine rağmen Bakan Yardımcısı yapılarak siyasete sokulan birisi, Anayasa’ya aykırı olarak bu kez başsavcı olarak atanıyor ve partisine rakip olanları hapse attırıyor. Görevi tamamlanınca da yine muvafakat alıp, ödül alıp, ‘aferin’ alıp bu kez Adalet ve Kalkınma Partisi’nden, Adalet Bakanı oluyor. Bir gün önce savcı, bir gün sonra bakan olan kişi, ilk açıklamasını, il başkanları toplantısında yapıyor ve ‘Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim’ diyebiliyor. Tunalı Hilmi Bey’in tarif ettiği gibi gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve onlarca seçilmiş belediye başkanımız, siyaset arkadaşımız ve bürokratımız bir yıldan fazladır hapiste yatıyor. Bu darbe ortadayken, darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken şimdi burada hangi hukuktan, hangi demokrasiden bahsedeceğiz?”

“Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis Komisyon Raporu’na kayyımların son bulmasını yazdığı halde buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerine kayyımlar oturabilmektedir. Bu Meclis Komisyon Raporuna, ‘Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ yazdığı halde halen daha bu kararlara uyulmamaktadır. Canı Atalay’ı, Hatay halkı seçtiği halde Meclise gelememektedir. Sayın Bahçeli o gün Meclis Başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı. Ama bir yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ni de Meclis’i de yok sayıp Can Atalay‘ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul il Başkanlığımızı 5 bin polis bastı, milletvekillerimiz darp edildi, Bursa’da, Ankara’da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekilinin, Meclisin hangi itibarını konuşacağız? Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ne kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız.

“Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Çünkü biz sussak, evlatlarımız susmayacak. Biz unutsak, tarih unutmayacak, tarih affetmeyecek. Ama şunu da bilin, Türkiye’de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır.

“Yarın günü gelir, bir gözü dönmüş savcı bir gizli tanık bulan her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir, bir Asliye Hukuk hakimini şeytana uyduran her siyasi partinin il Başkanlığı’nı ele geçirebilir. Yarın günü gelir bölge adliye mahkemelerine bastıran bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir. Ateşle oynuyorlar değerli arkadaşlar. Ateşle oynayan elini yakar, ateşle oynayan evini yakar. Yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. İşte bu yüzden biz 19 Mart 2025 tarihinden beri bir mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokrasiyi savunuyoruz. Kimseden de partimizi savunmasını beklemiyoruz. Hepinizden temsil ettiğiniz milletin iradesini savunmanızı bekliyoruz. Birileri siyaseti topyekûn tasfiye etmek istiyor. Biz ayrı partileriz. Ekonomide, ulaştırmada, sağlık hizmetlerinde rekabet edebiliriz. Ama adalet ve demokrasinin yokluğunda rekabet edemeyiz. Biz sizden her birinizin eşit ve özgür yarışabileceği demokratik ortamı savunmanızı bekliyoruz. Unutmayın ki bu milletten isteyin; canını verir, evladını verir ama Atatürk’ün emaneti sandığı kimseye vermez. Bu millet vesayetçinin postal giyenine de kravat takanına da cübbelisine de geçit vermedi, vermeyecek. Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek. Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasanın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekilleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur. Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Aziz Türk milletini ve onun verdiği yetkinin kıymetini bilen tüm temsilcilerini saygıyla selamlıyorum.”

Özgür Özel’den Bahçeli’ye: “55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir.”

MHP lideri Bahçeli’nin ‘ara seçim’ çıkışına yanıt veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin, 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir” ifadeleriyle yanıt verdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çıkışına CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den yanıt geldi.

Bahçeli önceki gün grup toplantısında gerçekleştirdiği konuşmada ara seçim tartışmalarıyla ilgili “Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz budur; Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

Özel ara seçim turunu Kurtulmuş ile tamamladı: ‘Siyasi partilerin uzlaşması gerekiyor’

Özgür Özel ve Numan Kurtulmuş birer sandalyede oturuyorlar
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 22 Nisan’da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ziyaret etti

Parlamentoda boş bulunan sekiz sandalye için ara seçimin zorunlu olduğunu savunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu talebini bugün yaklaşık iki saat görüştüğü TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a iletti.

Özel, Kurtulmuş’tan ara seçim talebinin yerine getirilmesi için devreye girmesini istedi.

Özgür Özel, iktidara “İster 8 milletvekilli dar kapsamlı bir ara seçim, ister 30 milletvekilli daha geniş bir ara seçim, isterse Haziran ayında erken seçim olsun; gücünüz ve niyetiniz varsa her türlü seçime hazırız” çağrısında bulundu.

Meclis Başkanı Kurtulmuş ise seçim kararının siyasi partilerin uzlaşmasıyla alınabileceği yanıtını verdi.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
CHP’nin “ara seçim” talebi iktidar kanadından beklenen karşılığı görmedi…
+ -

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin