Silivri’de görülen davaların ilki casusluk davası oldu. Davaları takip etmek için Hollanda, Fransa, Belçika, Danimarka, İsveç, İsviçre ve ABD konsolosluğu temsilcileri de Silivri’ye geldi.

Saat 09.30’da Zafer Arapkirli, Hilmi Hacaloğlu ve çok sayıda basın mensubu ile Tele1 ekibi, gazeteci Merdan Yanardağ’a destek vermek amacıyla 4 numaralı duruşma salonundaki yerini aldı. Saat 10’da Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ duruşma salonuna geldi. Saat 10.20’de Aileler, avukatlar ve basın duruşma salonuna alındı. Casusluk davasının görüleceği salon İBB davasının görüldüğü duruşma salonuna göre daha küçük. Bu sebeple duruşma takip etmek isteyen çok sayıda kişi salon dışında kaldı.

Duruşmayı takip etmek için salona gelen CHP Milletvekili Mahmut Tanal gazeteci Merdan Yanardağ’a seslendi.

Mahmut Tanal: Merdan Bey okul arkadaşlarından 40 tanesi burada dışarda bekliyor.

Merdan Yanardağ: Neden almadılar?

diye seslendi. İkili arasında diyalog devam etti.

Mahmut Tanal: Dosyada MİT raporunun casuslukla ilgili bir raporu yok.

Merdan Yanardağ: Biliyoruz. dosyaları okuyoruz.

diyerek seslendi. Salonda gülüşmeler yaşandı.

Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde uzun uzun alkışlandı. İmamoğlu seyircileri selamladı.

Söze ilk Ekrem İmamoğlu’nun müdafi avukatı Hasan Fehmi Demir aldı. Demir, “Bugün 3 dava var. 59. Asliye cezada diploma davası görülecek. Saatler çakıştığı için müvekkilimin orada söyleyeceği önemli şeyler olacak. Önce diploma davası savunmasını yapıp tekrar buraya gelmek istiyor” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun casusluk davasının duruşmasından ayrılması ve diploma davasından çıktıktan sonra yeniden gelmesi talebi kabul edildi.

Ekrem İmamoğlu davadan ayrıldıktan sonra İmamoğlu avukatı hakime, “Kovuşturma sırasında heyetlerin değiştirilmesi olağan sayılamaz. Yargılanan kişilerin bundan kaygı duymasını doğal karşılıyoruz. Şimdi karşımızda siz varsınız. Heyeti reddetmiyoruz. Etkili bir sonuç alamadığımızı sizden önceki yargıçlarım değişmesinde de sonuç alınamadığını görmüştük. Yeni atanan yargıcın sanıkları yeniden yüz yüze sorguya çekmesi gerekir. Bunu mahkemenize arz ediyoruz” dedi.

Ardından konuşan Tanık Lale Uğuzay, “Sanıklardan Merdan Yanardağ’ı tanıyorum. Merdan Yanardağ’ın asistanlığını yaptığım için tanık gösterildim. Merdan Bey, sürekli tehdit aldığı için biz çok dikkatlidir. Güvenlik görevlimiz var. Asansörden yabancı biri olduğu zaman o yukarı çıkartıyor. Biri gelirse önce bana gelmek zorunda. Kimse benim bilgim dışında Merdan Yanardağ’ a ulaşamaz” dedi.

Cümlelerine, Maaş işlemleri şirketin iban numarası var oradan oluyor. Kitap almak imzalatmak isteyen var. Biz de onları muhasebeye yönlendiriyorduk. Merdan Bey zaten öğleden sonra gelir iş yerine. Geldikten sonra haber toplantısı başlar. Konuklar falan geliyor yoğun bir günümüz oluyor. Konuk ve konukların haricinde misafir alamıyoruz.” devam etti.

Merdan Yanardağ söz aldı

Merdan Yanardağ: Elden bana 2 kere zarfla para verildiği iddia ediliyor. Böyle bir şey mümkün mü? Bana kitap getiren doğrudan bana verilmiyor. Dolayısıyla danışmayı, güvenliği ve asistanı aşarak bana gelmesi mümkün değil. Merdan Yanardağ’dan Lale Uğuzay’a: bana zarf geldi mi doğrudan?

Uğuzay: Hayır. Asansörden sonra 2 tane güvenlik ve resepsiyonist var. Benim haberim olmadan kimse binaya giriş yapamaz. Benim odamdan Merdan Yanardağ’ın odasına geçiliyor. Benim odamdan geçmeden Yanardağ’ın odasına geçiş olmuyor.

Merdan Yanardağ: Ben bir soru sormak istiyorum. Daha önceki ifadelerimizi okumuş olmalısınız. Kaçınılmaz olarak bazı tekrarlar yapmak durumundayız. Yarın Türkiye’de NATO Zirvesi yapılacak. Fatih Sultan Mehmet Köprüsüne Amerika deseni işleyenler. Gazze deki suça övgüler dizilen bu iktidarın yönetiminde siyasi suçla yargılanıyoruz. Gazze de siyonist israil in yaptığı soykırımın suçunun arkasındaki suç kimin? Trump’ın… İran’a neden saldırdı? Kim saldırdı İran’a? NATO neden var? NATO’yu Avrupa da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. NATO Çin’i İran’ı Rusya’yı kuşatmak için yeniden tanımlanacak…

Ekrem İmamoğlu casusluk davasından ayrıldı ve 5’ncisi kez katılacağı diploma davası için salona getirildi.

Buradan siz milletime sesleniyorum. Her şeyden önce demokrasi ve adalet ve cumhuriyet mücadelesi verdiğimin altını çiziyorum. Bugün burada, bu ortamda bu binada ilginç bir gün yaşıyoruz. Sabah başka duruşma salonuna uğradım oradan buraya geldim. Bir avuç insanın eline teslim edilen adalet sistemini anlatmak üzere buradayım. Benim 4 bin sayfalık İBB davasında binlerce kez duymuştum dendi.

Bir insan nasıl böyle bir şeye maruz kalabilir? Dünyada bir örneği yoktur. Ama nasılsın Ekrem iyi misin deseler valllahi çok iyiyim. Sağlığım da çok iyi moralim de çok iyi. Her davaya daha güçlü çıkıyorum.

15 ceza davasının içinde çok ilginç davalar var. Mesela ahmak davası, casusluk davası. Diploma davası… bunları kimseye anlatamayız. Kurultay davasını hiç anlatamayız.

Sosyal Demokrasi Derneği'nden Ekrem İmamoğlu'na ödül - Medyascope

Kızıyorum, öfkeleniyorum ama 1 gün sonra inanılmaz bir motivasyona dönüyor bu öfke…

Şimdi bir de Beylikdüzü makam aracı davası var bu da ilginç. Ben 12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım ve yargılanıyorum Makam aracımın benzinini de ben aldım lastiğini de ben aldım.

Şimdi hakkımda dava açıldı Niye? Arabama 2 defa benzin almışlar, 1 defa da lastik almışlar. 2022 de dönemin İçişleri bakanı çok uğraştı. Ekrem’in bir şeyini bul diye Ailemin firmasının mühendisini tutukladılar. Niye biliyor musunuz? Yandaş terbiyesiz medya rant falan dedi. Raporu görseniz ağlarsınız. binada kat fazlalığı yok, usulsüzlük yok. Neymiş binaya gölgelik yapmişsınız Ağlarsınız bu raporu görseniz. Bu raporla 12 insan tutuklu rezalet. Yargı bağımsızlığı diye bir şey kalmamıştır. Bir bakan değişti, adalet mekanizması bambaşka yere evrildi. Şimdi bir bakan geldi, a dan z ye bütün kadrolar değişti, bu nasıl bir örgütlenme?

Mahkemeler artık sipariş usulü oluşturuluyor. Hakkımda iddianame düzenleyen savcıların hepsi ödüllendirildi. Benim mahkemelerimde 18 hakim değişti. Bu sürgün yer değiştirmedir. Acayip bir durum. Bunlar da beni motive ediyor bu arada… Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu’nun mahkum etme iradesi. Bir tek bu değişmedi. Umarım İBB davası hakim 9 temmuzda duruşma bitirme kararından vazgeçer. Savunma hakkı için vazgeçer.

Bu milleti tarih boyunca kimse anlatamamıştır. Bu nedenle milletime konuşuyorum. Hukuk devleti yalnızca siyasetçiyi korumaz, gücü olmayanı korur. Adalet gücü olana uygulanıyorsa, adalet değil güç konuşuluyor demektir Ben bugün yalnızca kendim için değil kuzeyden güneye doğudan batıya, 7 den 70 e her bir vatandaşım adına yapıyorum. Devlet ve hükümet başkanları Avrupa’nın güvenliğini yeni güvenlik mimarisini konuşacaklar. Bu ülkenin 15,5 milyon kişinin oy verdiği cumhurbaşkanı adayıyım ben. 21.1 Milyon insanın destek verdiği cumhurbaşkanı adayıyım.

Ve ben burada yargılanıyorum. Ne anlatacak Erdoğan? Bak rakibimi hapse attım 20 dava açtım mi diyecek?

Kendi aldatan bir garip… yazık…

Neyi anlatacak Erdoğan? İstanbul Üniversitesi’nin başındaki zavallıyı mi anlatacak?

Koca İstanbul Üniversitesi’nin rektörü kafayı yemiş. Bu çarpıcı tablo, bu NATO günlerinde ben buradayım. Umarım bu söylediklerim NATO mermer NATO kafa minvalinde birilerine çarpıp dönmüyordur.

Kimi İBB davası diyor, ben ona Erdoğan’ı niye 4 kere yendin davası diyorum.

Avrupa’nın en büyük duruşma salonunu yaptık diye hava atıyorlar. 1.5 milyar lira harcadılar.

Utanç verici insan bunla övünülür mü?

Sayın hakim. 18 yasındaki Ekrem’i yargılıyorsunuz burada. Devletin kendi verdiği belgeyi 36 yıl sonra yok sayabilecek kadar hukuku nasıl eğip bükebileceğini ortaya seriyor.

Savcılığın talimatlarıyla operasyondan bir gün önce Kıbrıs’taki Üniversitesi’ne genel sekreterinin evine jandarma yollamışlar.

Benim gibi 28 arkadaşımın diplomasi iptal edildi, ama ceza davası sadece bana acildi. Neden? Ekrem ile ilgili aceleleri var. Ben bu anlattıklarımı size anlatıyorum sayın hakim, Hakkari’deki Balıkesir’deki Trabzon’daki insanlarıma anlatıyorum. Bu mücadelem şahsi mücadelem değil, toplumun hak ve özgürlük mücadelesidir.

Benim hapiste unutulan bir kayınbiraderim var biliyor musunuz?

Unuttular adamı…Uyuşturucu diye aldılar. Testleri negatif çıktı. Şimdi uyuşturucu tüccarı diyorlar.

Adamı yargılayacak mahkeme bulamadılar. Oradan oraya gidiyor dosya.
Utanç verici, aileye saldırılıyor aileye…

24 mart 2020 de İstanbul Üniversitesi’ne Cimer’den başvuru yapılıyor . İstanbul Üniversitesi bu başvuruyu “usulsüzlük” yok cevabı veriyor. Peki ben diye burada yargılanıyorum… İmamoğlu neden sanık sandalyesinde?

17 Şubat 2025. YÖK yönetim raporu. İmamoğlu yürürlükteki tüm koşulları sağlamış ve yerine getirmiştir yazıyor.
İstanbul Üniversitesi usulsüzlük yok diyor. Rektör usulsüzlük yok diyor.

Diplomamı iptal eden İstanbul Üniversitesi rektörü bana telefonda ‘Çok zor durumdayım başkanım’ dedi.

Biz niye buradayız?

Makam, mevki, menfaat ve talimatla devreye giriyor ve bu olayları yaşıyoruz.

Daha önce söylemiştim. Bugün benim diplomama çöken akıl, yarın sizin şirketinize, evinize, topunuza çöker dedim. Nitekim öyle de oldu. Şimdi devlet eliyle şirketlere çöküyorlar, kayyum atıyorlar.
Mizaha bile tahammülleri kalmadı. Bana da hicivler yapmış. Güldüm okurken. Adam döneceğim dedi döndü. Adamcağızı 4-5 kere indirip, ter kelepçeyle çıkardılar.

Bu ülkenin yargısı ne zaman bu hale geldi? Ama neşemizi çalamayacaklar.
Bu ülkeyi korku salmak istiyorlar ey halkım. Komedyene güldürme akademisyene öğretme, gazeteciye yazma diyorlar. Millete korkuyu salıyorlar. Bizim İstiklal Marşımız korkma diye başlıyor. Ben korkmuyorum.

Bu ülkenin sonraki cumhurbaşkanına milletin değil, kendi kuruduğu düzenin karar vermesini istiyor. Bir siyasetçi başsavcı oldu, görevini yerine getirdi Terfi aldı adalet bakanı oldu. Benimle ilgili tutuklama kararı veren hakimin eşi, bugün bakan yardımcısı oldu.

Asıl büyük kötülüğü bu millete yapıyorlar. Adaleti çökertiyorlar. Adalet çökerse devlet çöker.

Bizi aldatmaya çalışan bir kişiye karşı aldanmayan 86 milyon olmalıyız. Hiçbir vesayet millet iradesinden büyük olmadı, olmayacak. Korkuyu değil güveni, umutsuzluğu değil kardeşliği büyüteceğiz. Bu büyük demokrasi ve adalet için ya bir yol bulunur ya bir yol açılır. Bu çağrı ve yürüyüş bütün muhalefetin bu büyük riske karşı bir bütün olma bilincidir. Bu yol halkın tertemiz yoludur. Bu millet kazanacaktır.

İstanbul 5. İdare Mahkemesi müzekkere yazılarak dosyanın kesinleşip kesinleşmediği konusunda mahkeme bilgi verilmesine. Duruşmanın 25 Aralık 2026 ayına bırakılmasına karar verildi.

Duruşmanın Aralık 2026 ertelemenin ardından Ekrem İmamoğlu hakime “O kadar uzayacağını düşünüyorsanız beraat verin kurutulun sayın hakim” dedi.

Salondan çıkarıldığı esnada İmamoğlu, kendisine destek veren Özgür Özel’e dönerek “Özgür Özel genel başkanım yolunda yolunda yürümekte onur duyuyorum” dedi.

Davanın ikinci celsesi tamamlandı.

Diploma davasının ertelenme kararının ardından Ekrem İmamoğlu Casusluk davasında savunma yapmak üzere 12.55’de 4’nolu mahkeme salonuna getirildi. İmamoğlu salona getirildiğinde Özgür Özel ve Ahmet Özer’de destek için seyirci kısmında yerini aldı.

Ekrem İmamoğlu salona getirildiği esnada gazeteci Merdan Yanardağ savunmasını tamamlamıştı. Savunma için davanın sanıklarından Necati Özkan saat 13’de kürsüye geldi.

Necati Özkan savunmasına “Tarihi, gayri hukuki ve gayri ciddi bir davadayız.” cümlesiyle başladı.

CHP’nin seçim başarısı, iktidarı çare aramaya itti. Hüseyin Gün’ün tutuklanmasıyla bizim bir ilgimiz yok. Gün, tutuklandıktan sonra telefonunda İmamoğlu ile fotoğrafını buluyorlar. Buradan İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında bir fotoğraf karesiyle casusluk davası uyduruluyor.

Bu davada casusluğun adı var ama casusluk yok. Devletin güvenliği sebebiyle gizli kalması gereken bir bilginin yabancılara satılması öyle bir şey yok. Somut kanıt yok. Hangi bilgi? Biz bu vatana ihanet ettiyse söyleyin o somut bilgiyi biz de sucumuzu bilelim Kim, hangi bilgiyi nereden temin etmiş kime vermiş, hangi ülkeye vermiş yok.

Tek bir iz yok. Hiçbir şey yok ortada casusluk adına hukuk akli ve devlet ciddiyetinin tümüyle kaybedildiği davadır bu… Adliye harbiye ve mülkiye. Siz bu 3 ayaktan birinin temsilcisisiniz. Aldığınız her karar bu devletin geleceğini belirler.

Bu ülkeye hizmet etmenin karşılığında varlıklarımızı, ailemizi kaybediyoruz, itibarimizi kaybediyoruz.Hani devlet vardı? Hani savcılar, adalet için delil topluyordu?

Hani, neredeyiz biz? Afrika mı burası? Bu nasıl bir dava?

Kanunlar bakidir, insanlar fanidir.

Tek suçum Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyalarını yürütmek mi? Gürcistan, Macaristan başta olmak üzere birçok ülkede seçim kampanyaları yürüttüm. Bir yabancı olarak orada casuslukla suçlanmadım. Ama kendi ülkemde yasal bir siyasi partinin seçim kampanyalarını yürüttüğüm için casuslukla suçlanıyorum.

Bir tane müptezel deli, bir kuyuya taş attı, onu çıkaracağız diye uğraşıyoruz

Sayın savcım; nasıl bu kadar eğilip bükülebiliyor yargı?

Mazlumlar nasıl içeriye tıkılıyor?

Siz Türkiye Cumhuriyeti milletini aptal mı sanıyorsunuz? İki tane maille seçim stratejisi yapıp casusluk yapacağız. Buna kim inanır?

Ben bir kurbanım. Yüzlerce marka ve şirket ile çalışmış iyi bir profesyonelim. 42 yılda birçok ülkede kampanya yürüttüm.

Mahkeme heyeti, davaya bir saat ara verdi. O sırada Ekrem İmamoğlu davayı takip eden eşi Dilek Kaya İmamoğlu’na sarıldı. O sırada salonda alkış sesleri yükseldi. Ardından Ekrem İmamoğlu duruşmayı takip eden gazetecilere dönerek ‘iyi ki varsınız’ dedi.

Necati Özkan savunmasını tamamladıktan sonra mahkeme duruşmaya bir saat ara vermişti. Saat 13’de ara bitti. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan yeniden duruşma salonuna getirildi.

Aradan sonra söze ilk Necati Özkan’ın avukatı başladı. “Siz şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye başkanına casus diyorsunuz. Bu adam 6 yıl bu şehri yönetmiş. O zaman 6 yıl boyunca jandarma istibarati uyumuş, emniyet uyumuş, İçişleri Bakanlığı ve MİT uyumuş… Ama bir tane uyuşturucu düşkünü, müptezel uyumamış her şeyi o çıkarmış ortaya. Bu bizim aklımızla alay etmek değil mi?” dedi.

Sözlerine İBB’nin 17 mail şifresinin hacklendiği iddianamede yazıyor. Ancak İBB de şifreler 17 karakterden oluşuyor. İddianamede verilen şifreler 6 haneli. Yani mümkün değil, o mail şifresinin olması. Ortada mail de yok şifre de yok.

Yargının İmamoğlu’nu eş zamanlı olarak diploma sahteciliği, casusluk, yolsuzluk ve rüşvet gibi suçlamalarla karşı karşıya bıraktığını söyleyen Özel, mahkemenin savunma dayatmasına karşı İmamoğlu’nun alacağı aksiyonu açıkladı. Özel, İmamoğlu’nun fiziken yetişemeyeceği bu takvimi reddederek savunmasını ağustos ayındaki ikinci celseye bıraktığını duyurdu.

İmamoğlu “casusluk davasında” savunma yaptı

Bugün ilginç bir gün. Yargıçların bu Şekilde değiştiği bir ortamda yargıçlara haksızlık yapılıyor. Adil yargılanma ilkesinin ihlaliyle siz benim, ben de sizin karşınızdayım. Benim davalarımda değişen herhalde 20. hakimsiniz. Bu sabah yine dünyanın en saçma davalarından birinde diploma davasının 5. duruşmasında yine başka bir hakimle geçirdik.

Yine bugün burada ayrı salonlarda hukuk cinayetleri işleniyor. Ben de bu hukuksuzluk triatlonu içerisinde adaletsizlikten kendimi korumaya çalışıyorum.

Bu dava tımarhanelik bir iş. Yargının bu şekilde bir davayla meşgul edilmesini sağlayanlar, tımarhanelik bir is yaptılar Casusluk ağır bir itham. Bu itham sadece bana değil hukuk devleti ilkesine büyük bir haksızlıktır. Beş dakikalık bir görüntü ve makam ziyareti gerekçe gösterilerek casusluk gibi ağır bir ithamla karşı karşıyayız. Bizim neşemizi çalmak istiyorlar. Beni de eleştiren Deniz Göktaş’ın esprilerini dinledim. Onu kuyu tipi bir cezaevine gönderen aklın amacını anlamak mümkün değil.

Bana İBB davasında nasıl eziyet çektirildiğini, insanların nasıl nezaretlere tıkıldığını biliyoruz. Millet öyle ya da böyle bir yol bulur, o yolu açar. Bu millet kurtulur ve vesayeti yakasından atar. Millet iradesine rağmen kurulan hiçbir hesap başarıya ulaşmamıştır, ulaşamayacaktır.

Bir ülkede adalet sistemi muhalifleri tasfiye etme anlamına gelirse millet bunun hesabını sorar

Hiç tanımadığım bir insan, Hüseyin Gün’ün rahmetli annesini benim örgüt yöneticim olarak gözüküyor. Turbun büyüğü buradan çıkacak sandılar ama aslında bir safsatayla karşı karşıyayız.

Ben Hüseyin Gün’ü tanımam etmem o da beni tanımaz. Ama örgüt yöneticisi. Bu iddianameye imza atanlardan 2 si başsavcı vekili oluyor, birisi bakan yardımcısı oluyor

Ne ala memleket. Böyle mi yargılayacaksınız siz bu insanları. Ahlaksızlar, ahlaksız bir yargılama bu.

Millet bunları yemiyor. Yemez, Ekrem’i de yedirmez.

Biz böyle bir düzenin içerisinde yargılanıyoruz ey halkım! 20 hakimim değişti benim. İmamoğlu’na karşı her türlü hukuksuzluğa imza atan savcılar makamlara yükseldi.

Ya tavuğa bile kayyum atadılar ya, böyle bir şey olabilir mi…

MİT’e müzekkere yazıldı cevap yok. Neden konuşmuyor İbrahim Kalın? Mıt niye konuşmuyor? Utanmıyorlar mı ya? İbrahim kalın ne için cevap vermiyorsun? Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün Necati Özkan, Merdan Yanardağ casus mu değil mi?

Bir kişi Ankara’dan parmak şıklatmadan bunlar ağzını açamazlar…

Siyasette akran zorbalığı dönemi bitti. Artık yeni nesil siyaset var. Yeni nesil siyasette adalet var. İktidar değişse Erdoğan da rahatlar.

Beni içeri atmak için 250 milyar dolar yaktılar, Milletin parasıyla rakibine darbe yapan bir anlayış. Halk yargılamasını yaptı, biz aklandık. Halk bizi ibra etmiştir. Bugünkü halk desteği, tutuklandığımdaki halk desteğinden fazladır.

İmamoğlu’nun savunmasının sona ermesinin ardından casusluk davasının duruşmasına ara verildi…

Casusluk davası, ikinci aradan sonra Hüseyin Gün’ün savunmasıyla devam ediyor.

Duruşma salonuna getirilen 4 isim, mahkeme heyeti gelene kadar gazeteciler, avukatlar ve izleyiciler ile uzaktan da olsa kısa bir iletişim kurdu.

Merdan Yanardağ kimdir, nereli, kaç yaşında? Gazeteci Merdan Yanardağ neden  gözaltına alındı? - Son Dakika Türkiye Haberleri | Cumhuriyet

Mahkeme kararı ile CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisi ile görüşmek istediğini anlatan Merdan Yanardağ, “Pek niyetim yok ama değerlendiriyorum. Görüşmeyi kabul etmem için biri aracı oldu, rica etti” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun ilk icraatı belli oldu: 3 isim görevden alındı

Duruşmada dördüncü ve son savunma yapan isim Hüseyin Gün oldu.

Hüseyin Gün'ün ifadesi ortaya çıktı | Son dakika haberleriGün, savunmasında casusluk suçlamalarını kesin bir dille reddederek, bugüne kadar toplanan deliller ile beklenen MİT raporunun da suçsuzluğunu ortaya koyacağını savundu. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından devlet adına FETÖ’ye karşı görev yaptığını, bu kapsamda yetkilendirildiğini belirten Gün, yargılanmasının nedeninin FETÖ’yle mücadelesi nedeniyle hedef haline gelmesi ve muhbir Ümit Deniz Alaçam’ın “asılsız iftiraları” olduğunu öne sürdü. Gün, “Hiçbirimiz casus değiliz”, “Devletime olan bağlılığımı defalarca teyit ettim” ifadelerini kullandı.

Gün, Alaçam’ın geçmişte kendisinin maddi desteğiyle eğitim gördüğünü ve yaşamını sürdürdüğünü, daha sonra ise kendisinden 2,5 milyon Sterlin talep ettiğini, bu isteği reddedilince şantaja başladığını iddia etti. Alaçam’ın daha önce de kendisi hakkında çeşitli şikâyetlerde bulunduğunu, bunların tamamında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini belirten Gün, casusluk suçlamasının da aynı husumetin devamı olduğunu savundu.

İddianamede yer alan seçim manipülasyonu ve siyasi casusluk iddialarının da gerçeği yansıtmadığını ileri süren Gün, İBB seçimlerinin ardından yalnızca açık kaynaklardan elde edilen veriler üzerinde ücretsiz sosyal medya analizi yaptığını, devlet sırrı niteliğinde herhangi bir bilgiyi paylaşmadığını söyledi. Gün, iddianamede delil olarak gösterilen bazı belgelerin devlet tarafından kendisine verilen görev kapsamında hazırlandığını belirterek, “Seçimleri yazılım değil, aday kazanır. Kimin casusuyum? Hangi devlet sırrını verdim? Devletime hizmetimin bedeli bu olmamalıydı” sözleriyle beraatini talep etti.

Hüseyin Gün’ün avukatının da savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı, ara karar kurmak için duruşmaya ara verdi.