23 Mart 2025’te tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilen ve İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu bugün yargılandığı üç ayrı davada hakim karşısına çıktı.
6 Temmuz’da İBB davasının 62’nci günü; “casusluk” davasının ikinci günü ve ‘sahte diploma’ davasının beşinci günündeki duruşmalar görüldü. İmamoğlu, “casusluk” davasında savunma yaptı. Savcılık tutukluluğun devamını talep etti.
Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, mahkeme tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Bir sonraki celse 29 Eylül’e ertelendi.
Diploma davası 25 Aralık’a ertelenirken, İmamoğlu’nun İBB davasında Çarşamba ve Perşembe günlerinde savunma yapması bekleniyor.
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor ve yanındaki heyet Silivri’de duruşmaları takip etti.
İmamoğlu’nun hazır bulunduğu ilk duruşma olan “casusluk” davasından diploma davası duruşmasına geçme talebi kabul edildi.
İmamoğlu burada yaptığı savunmada, “…Bir insanı üç ayrı mahkemede savunma yapmaya zorlamanın hukukta da vicdanda da insaniyetle açıklanacak bir tarafı yok. Yaklaşık dört aydır süren bir davanın sonuna gelmişken bu acele ve bu ısrarın da anlamı yok” dedi.
Nacho Sanchez Amor, duruşma sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Aynı kişinin üç ayrı davada aynı gün savunma yapmak zorunda bırakılması tesadüf değil. İstatistiksel olarak bunun bağımsız bir yargı sisteminde gerçekleşmesi mümkün değil” dedi.

Durumun daha kötüye gidebileceğini düşünmek istemediklerini belirten Amor, “Ancak iktidarın hayal gücü her defasında sınırları aşmayı başarıyor” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, 5 Temmuz’da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Üç dava tek cümle: Demokrasiyi savunuyorum” dedi.
İmamoğlu geçen hafta, yargılandığı üç ayrı dava için kendisinden 6 Temmuz’da savunma istenmesine tepki göstermişti.
Açıklamasında, “Mahkeme Başkanı’nın 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür. Neden 9 Temmuz ısrarı?” diye sormuştu.
Savunmasının “kısıtlandığını” savunan İmamoğlu, 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?” demişti.
İmamoğlu hakkında bugün görülen davalarda son durum şöyle:
Casusluk davasında savcı tutukluluğun devamını istedi
İmamoğlu kamuoyunda “Casusluk Davası “diye bilinen davanın duruşmasında savunma yaptı.
Davada Ekrem İmamoğlu ile birlikte gazeteci Merdan Yanardağ, siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılanıyor.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi; Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Hüseyin Gün‘ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, tüm sanıkların tutukluluklarının devamına karar verdi. Bir sonraki celse 29 Eylül’e ertelendi.

6 Temmuz’da İmamoğlu’nun hazır bulunduğu ilk duruşmada avukatı aynı saate denk gelen diploma davasına katılabilmesi için salondan ayrılmasına izin verilmesini talep etti.
Mahkeme bu talebi kabul ederek diğer duruşma sona erdiğinde yeniden salona getirilmesine karar verdi.
İmamoğlu, diploma davasının ardından bu duruşmaya yeniden katıldı.
Duruşmayı CHP Grup Başkanı Özgür Özel, CHP’nin eski genel başkanı Murat Karayalçın, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ve Özgür Çelik de duruşmaya katıldı.
AP Türkiye Raportörü Sanchez Amor ve yanındaki heyet de bu duruşmayı takip etti.

Sanıklara yöneltilen temel suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 328/1 maddesi uyarınca “siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek”.
Haklarında 20 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklar suçlamaları kesin dille reddediyor; iddianamenin somut delillere dayanmadığını ve davanın tamamen siyasi saiklerle açıldığını savunuyor.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 12 Haziran tarihli yaz kararnamesiyle davanın mahkeme heyeti değiştirilmişti.
Avukatı 6 Temmuz’daki duruşmada, İmamoğlu hakkında son bir yılda açılan çeşitli davalarda yargıç ve heyet değişiklikleri yaşandığını, bunun farklı kaygılar doğurduğunu savundu.
Ancak geçmişte yaptıkları benzer başvurulardan sonuç alamadıkları ve yargılamanın uzamasını istemedikleri için bu celsede reddi hakim talebinde bulunmayacaklarını belirtti.
Avukat Hasan Fehmi Demir, yeni atanan mahkeme başkanının sanıkları yeniden dinlemesinin uygun olacağını belirtirken, iki tanığın SEGBİS üzerinden değil, yüz yüze ve mahkeme salonunda dinlenmeleri gerektiğini savundu.
Mütalaasını açıklayan savcı sanıkların tutukluluk hallerinin devam etmesini istedi.
Mahkeme, bir önceki duruşmada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiş; dosyadaki kritik dijital delillerin incelenmesi amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) ek rapor talep etmişti.
İmamoğlu’nun “Casusluk” davasındaki savunması
Silviri’de 6 Temmuz’daki yoğun duruşma takvimine sert sözlerle tepki gösteren ve “triatlon” benzetmesi yapan İmamoğlu, “Bugün burada hukuk cinayeti işleniyor. Ben de hukuksuzluk triatlonuyla bu cinayet kurşunlarından kendimi korumaya çalışıyorum. Bir hukuksuzluk triatlonu içerisinde mücadelemi sürdürüyorum” dedi.
Duruşmaların cezaevi kampüsü içerisinde yapılmasını da eleştiren İmamoğlu, yargılamaların adliyelerde görülmesi gerektiğini söyledi.
Savunmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da isim vermeden eleştiren İmamoğlu, siyasi rakiplerin mahkemeler yoluyla etkisiz hale getirilmeye çalışıldığını iddia etti.
Dünyada güçlü devletlerin bağımsız yargı, hukuk güvenliği ve demokratik standartlarla itibar kazandığını söyleyen İmamoğlu, Türkiye’de ise siyasi rekabetin mahkeme salonlarına taşındığını öne sürdü.
İmamoğlu, Türkiye’nin uluslararası itibarının da hukuk devleti ilkelerinden uzaklaşılması nedeniyle zarar gördüğünü savundu.
İddianamede, kendisini kısa süreliğine ziyaret eden merhum bir kadın ile iş insanı Hüseyin Gün’e ilişkin fotoğrafların yer aldığını belirten İmamoğlu, bu ziyaretin casusluk suçlamasına dayanak yapılmasını eleştirdi.
Hüseyin Gün’ü tanımadığını söyleyen İmamoğlu, aynı kişinin başka bir davada “örgüt yöneticisi” olarak gösterildiğini hatırlatarak iki dosya arasında kurulan bağlantının hukuki olmadığını öne sürdü.
Diploma davası 25 Aralık’a ertelendi
Ekrem İmamoğlu, iptal edilen üniversite diplomasına ilişkin “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşmasında savunmasını sundu.
Son 1,5 yılda açılan çok sayıdaki davayı bir bütün olarak değerlendirerek bunların “İmamoğlu davaları” ya da “demokrasi mücadelesi davaları” olarak görülebileceğini söyledi.
“Adım adım çökertilen bir hukuk düzeninin olduğunu” ve “teslim alınan yargıyı” milletin vicdanına anlatmak için mahkemede bulunduğunu savundu.
Hakkında “20’nin üzerinde dava” bulunduğunu belirten İmamoğlu, buna rağmen moralinin yüksek olduğunu, mücadelenin kendisini güçlendirdiğini belirtti.
İmamoğlu hakkındaki bazı “ilginç” ceza davaların dünyanın başka herhangi bir ülkesinde izahının güç olduğunu savunarak “Ahmak davasını, casusluk davasını anlatamayız. Diploma davasını da anlatamayız” dedi.
Makam aracı davasına da değinen İmamoğlu, “12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım ve yargılanıyorum” diyerek belediyeden araç tahsis etmediğini, aracının masraflarını da kendisinin karşıladığını söyledi.
Aile şirketine yönelik soruşturmaları eleştiren İmamoğlu, şirket çalışanları ve belediye personelinin tutuklanmasına tepki göstererek, söz konusu suçlamaların küçük imar farklılıklarına dayandığını öne sürdü:
“Efendim, üç sene önce yapıldığında çatı arasındaki oda 3.90 yerine 4.40’a çıkartılmış ölçüsü çatı içinde. Balkona kapı buradanmış da bir de buradan açılmış. Binanın cephesinde gölgelik yapılmış. Raporu görseniz ağlarsınız.”
Sözlerinin devamında diploma davasını ve hakkında açılan diğer davaları sert sözlerle eleştirerek, “Hakimler değişti, heyetler değişti, mahkemeler değişti. Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu’nu mutlaka mahkum etme iradesi” dedi.
Yargı bağımsızlığının ortadan kalktığını savunan İmamoğlu, savcıların ödüllendirildiğini, çok sayıda hakimin ise görev yerinin değiştirildiğini öne sürdü.
Ankara’da yapılacak NATO zirvesine de değinen İmamoğlu, “İstanbul’un rekor oyla, tarihin en yüksek oyuyla seçtiği Belediye Başkanı olarak burada, NATO ülkeleri Ankara’ya geldiği gün yargılanıyorum” dedi.
“Ne anlatacak bu ülkenin başındaki? ‘Çok güçlüyüm’ mü diyecek? ‘Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım.’ Onlar da ‘Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!’ mi diyecek? Kendini aldatan bir garip” ifadelerini kullandı.
Sözlerinin devamında “18 yaşındaki Ekrem’i burada yargılıyorsunuz Sayın Hakim” diyen İmamoğlu, “Dört yıl boyunca ders çalışarak hakkımla kazandığım diplomamın yok sayılıp iptal edilmesiyle” karşı karşıya olduğunu belirtti.
Diploması iptal edilen 28 kişi arasında ceza davası açılan tek kişinin kendisi olduğuna dikkat çekerek, bu durumu “utanç verici” olarak nitelendirdi ve kendisini hedef alan özel bir süreç yürütüldüğünü savundu.
Devletin kendi verdiği bir diplomayı 36 yıl sonra geçersiz saymasının hukuk açısından tehlikeli bir anlayış olduğunu öne sürdü.
İmamoğlu savunmasında İstanbul Üniversitesi’nin 2020 yılında CİMER’e verdiği yanıtta kayıt işlemlerinin usulüne uygun olduğunu belirttiğini, üniversitenin kendi bilgi notlarında ve YÖK Denetleme Kurulu raporlarında da yatay geçiş şartlarını sağladığının kayda geçirildiğini söyledi.
Bu nedenle “İstanbul Üniversitesi CİMER’de ‘Usulsüzlük yok’ diyor, Rektör ‘Hukuka uygun’ diyor, YÖK Denetleme Kurulu ‘Bütün şartları taşıyor’ diyor; biz burada neyi yargılıyoruz?” diye sordu.
“Hapiste unutulan kayınbiraderim var benim” diyerek eşi Dilek İmamoğlu’nun uyuşturucu testi negatif çıkan ağabeyinin tutuklanmasına da değindi.
“Ailesine saldırı” olarak nitelendirdiği olayların “utanç verici” olduğunu belirtti.
İmamoğlu savunmasında Türkiye’de son dönemde şirketlere kayyum atanması, yöneticilerin tutuklanması ve bazı medya kuruluşları ile üniversitelere yönelik müdahaleleri eleştirdi.
Ekrem İmamoğlu, “Bugün benim diplomamı yok sayan akıl, yarın sizin tapunuza, şirketinize, malınıza, mülkünüze göz koyar” sözlerini yineleyerek, “Nitekim öyle oluyor” dedi.
Komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasını eleştiren İmamoğlu, kendisiyle ilgili hicivlerine güldüğünü belirtti.
“Milletin iradesini bir çırpıda çalanlar şimdi kahkahadan korkup neşesini çalmaya çalışıyorlar. Böyle bir hırsızlık olur mu ya? Ama neşemizi çalamayacaklar” diye ekledi.
Davaların siyasi olduğu savını yineleyen İmamoğlu, iktidarın, “rekabetten korktuğunu”; “demokratik rekabetten uzaklaşmaktan başka bir çıkarı kalmadığını” savundu.
İmamoğlu mahkeme salonundan çıkışta, “Ben, Özgür Özel Başkan’ımın yolunda yürümekten onur duyuyorum” dedi.
Mahkeme, Danıştay’a yapılan başvurunun sonuçlanmasını da göz önüne alarak duruşmayı 25 Aralık’a erteledi.
Savcılık bu dosyada İmamoğlu hakkında 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası istiyor.
İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, önceki celsede İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde görülen diploma iptaline ilişkin davanın sonucunun beklenmesine karar vermişti.
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 18 Mart 2025’te aldığı kararla, 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi’nden yapılan yatay geçişin usulsüz olduğu gerekçesiyle İmamoğlu’nun lisans diplomasını iptal etmişti.
Suçlamaları reddeden İmamoğlu bu karardan bir gün sonra gözaltına alınmış ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği 23 Mart 2025’te “yolsuzluk” suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Türkiye’de cumhurbaşkanı adayı olmak için en az lisans düzeyinde yükseköğrenim yapmış (üniversite mezunu) olmak gerekiyor.
İBB davası
İstanbul Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi duruşma salonunda yoğun tartışmalar ve gerginliklerle devam eden İBB davasında, 59’u tutuklu toplam 414 sanık yargılanıyor.
2 Temmuz’daki 61’inci celsede, mahkeme başkanı ile İmamoğlu arasında savunma sırası ve takvimi nedeniyle sert bir tartışma yaşandı.
Mahkeme heyeti, yaşanan gerginliğin ardından İmamoğlu’nun salondan çıkarılmasına karar verdi.
İmamoğlu, mahkemenin savunmaları 9 Temmuz’a kadar tamamlama planına itiraz ederek, üst üste farklı davalarının bulunduğunu söyledi ve “Burada insanüstü bir gayretle hakkımızı savunuyoruz. Savunmaların 9 Temmuz’a yetişmesi mümkün değil” dedi.
İmamoğlu’nun bu davada Çarşamba ve Perşembe günü ifade vermesi bekleniyor.
Gerginlik sırasında izleyici sıralarında bulunan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ile mahkeme başkanı arasında da tartışma çıkmış ve duruşmaya bir süre ara verilmişti.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, sanık savunmalarının 9 Temmuz’da tamamlanmasını hedefliyor.
Yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianamede İmamoğlu, “Suç örgütü kurmak ve yönetmek” başta olmak üzere çok sayıda suçla itham ediliyor.
Savcılık, 142 ayrı eylemden sorumlu olduğunu sürdüğü İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.
İmamoğlu ise davayı “siyasi” olarak nitelendiriyor ve kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddediyor.



