Türkiye, Suudi Arabistan’la 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında, Riyad yönetimine askeri destek sağlanmasını öngören tezkere Dışişleri Bakanlığı tarafından Meclis Başkanlığına gönderildi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, anlaşmayı 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalamıştı.
Mekke Savunma İttifakı kapsamında Türkiye tarafından Suudi Arabistan’a sağlanabilecek askeri kuvvet ve yeteneklere ilişkin sürecin detaylarını paylaşan Tuğamiral Zeki Aktürk, “Anayasamız ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yürütülecektir. Bu kapsamda, anlaşmanın TBMM tarafından uygun bulunması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesine ilişkin gerekli yetkilendirme süreçlerinin tamamlanması gerekmektedir” demişti.
Mekke Anlaşması muhalefet tarafından reddediliyor. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin geçen haftaki grup toplantısında “Türk askerini Yemen’e göndermek Türkiye’nin hesabı değildir. Düne kadar böyle bir konumuz var mıydı? Türk askerini Yemen’e göndermek, Türkiye’nin planı, programı değildir. Türk askerini Yemen’e göndermek Trump’ın planıdır. İsrail ve Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmektir. Türkiye bu savaşın tarafı haline getirilmemelidir. Böyle bir durumda herkes şunu bilsin ki kendine ait bir planı olmayan başkasının planının parçasıdır. Yemen çöllerine ilişkin Türkiye’nin bir planı, bir programı yoktur. Trump’ın figüranı olmaya, İsrail’in koruyucusu olmaya, Mehmetçik’i burada kullanmaya kimsenin hakkı yoktur. Sonuna kadar karşı çıkacağız” ifadeleri kullanmıştı.
Sisi söz verdi ama Tezkere Meclis’te takıldı!

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfetteh es-Sisi, Suudi Arabistan’ı savunmak için “her türlü adımı atacaklarını” ilan etmişti.
Mısır’ı Suudi Arabistan-Yemen cephesinin eşiğine getiren hareketlilik, 17 Ekim Cumartesi günü Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin Askeri Akademi öğrencilerinin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmayla başladı.
Mısır ve Suudi Arabistan’ı “Arap ve İslam dünyasının kalbi” olarak tanımlayan Sisi, Kahire yönetiminin Suudi Arabistan’ın sınırlarına ve güvenliğine yönelik hiçbir tehdidi kabul etmeyeceğini söyledi. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın “direktifleri doğrultusunda” Riyad yönetiminin talep edeceği her türlü adımı atmaya ve Suudi Arabistan’ı savunmaya hazır olduklarını belirten Sisi, “Suudi Arabistan’ı korumak için her türlü adımı atacağız ve bizden talep edilmesi halinde yetki vermesi için Meclisi acil oturuma davet edeceğim” dedi.

Konuşmasında, AKP’nin bölgedeki en büyük müttefiki ve dönemin Mısır Devlet Başkanı olan Muhammed Mursi’yi askeri darbeyle devirdiği 2013 yılına işaret eden Sisi, o dönem Suudi Arabistan’ın kendisine verdiği desteğe işaret ederek “Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin ulusal güvenliğinin birbiriyle bağlantılı olduğu doğrudur” dedi. Böylece Sisi, askeri hazırlığın arkasındaki borcu açıkça dile getirmiş oldu.

Mısır Ulusal Savunma Konseyi ‘evet’ dedi…

Sisi’nin bu açıklamalarının ardından Kahire’de devlet çarkları hızla dönmeye başladı.
Mısır resmi ajansı MENA’nın duyurduğuna göre, Sisi’nin Suudi Arabistan’a destek vermek amacıyla yetki talebinde bulunması üzerine Mısır Meclisi Genel Sekreterliği yazılı bir açıklama yayımlayarak Meclis Genel Kurulu’nun ertesi gün (18 Ekim Pazar) acil şekilde toplanacağını bildirdi.
Pazar günü Meclis oturumu öncesinde de Kahire’deki İttihadiye Sarayı’nda Sisi başkanlığında Mısır Ulusal Savunma Konseyi toplandı. Meclis Başkanı, Başbakan, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı ve Savunma ve Askeri Üretim Bakanı, Genelkurmay Başkanı, Genel İstihbarat Servisi Başkanı ile içişleri, maliye, dışişleri ve uluslararası işbirliği ve yurt dışındaki Mısırlılardan sorumlu bakanların yanı sıra üst düzey askeri ve güvenlik yetkililerinin katıldığı toplantıda Suudi Arabistan ve Ensarullah arasında devam eden savaş değerlendirildi.
Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Konsey; “Yemen’deki Ensarullah’ın saldırılarına maruz kalan Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını savunması, ülkenin kazanımlarını, toprak bütünlüğünü ve İslam’ın kutsal mekanlarını koruması amacıyla Riyad’a gerekli ve mümkün olan her türlü desteğin sağlanmasına” karar verdi.
Meclis iki oturumda karar vermedi, görüşmeleri bir hafta sonrasına erteledi
Ne var ki sarayda alınan bu karar, birkaç saat sonra toplanan Mısır Temsilciler Meclisi’nden aynı hızla geçmedi.
Sisi’nin “acil toplanma” çağrısı üzerine pazar günü bir araya gelen Temsilciler Meclisi, Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır silahlı kuvvetlerine savunma tedbirleri alma yetkisi verilmesini görüştü ancak herhangi bir karara varamadı.
Mısır’ın El-Kahire el-İhbariyye televizyonunun aktardığına göre Meclis, görüşmelerin sonucuna veya detaylara ilişkin hiçbir açıklama yapmadan oturumu sonlandırdı ve görüşmeleri pazartesi gününe bıraktı.
Fakat dün yeniden toplanan Meclis’ten bir kez daha onay çıkmadı.
Mısır’da devlete ait Ahbar el-Yevm gazetesinin haberine göre, Sisi’nin askeri destek yetkisi talebinin ele alındığı ikinci oturumda da nihai karara ulaşılamadı. Meclis Başkanı Hişam Bedevi, “Suudi Arabistan’a destek ve yardım için gerekli tedbirlerin alınması konusunda yetki verilmesi” görüşmelerinde ikinci oturumun gerçekleştirildiğini ve görüşmelere 26 Ekim’de devam edilmesine karar verildiğini açıkladı.

Mısır Anayasası’nın 152. maddesi uyarınca, Mısır ordusunun cumhurbaşkanı tarafından başka bir ülkede muharebe amacıyla görevlendirilmesi için yalnızca cumhurbaşkanının talebi ve Ulusal Savunma Konseyi’nin onayı yetmiyor; aynı zamanda Mısır Meclisi’nin 3’te 2 çoğunluğunun onayı şart koşuluyor.
Mısır Anayasası’ın 152. Maddesi uyarınca, Mısır ordusunun başka bir ülkeye muhabere amacıyla görevlendirilmesi için 3 aşamalı bir onay süreci gerekiyor.
Bunlardan ilki Cumhurbaşkanının talebi, ikincisi de Ulusal Savunma Konseyi’nin onayı. üçüncü adım ise Mısır Meclisi’nin üçte iki çoğunluğunun onayı.
Kahire’de Meclis mesaisini kilitleyen, Ankara ve İslamabad’ı ise Suudi Arabistan topraklarına asker sevkiyatına hazırlayan sürecin arkasında, Riyad yönetiminin 12 yıldır Yemen’de sürdürdüğü yıkım ve kuşatma politikasının kendilerini vurması yatıyor.
Hürmüz’de ve Kızıldeniz’de ekonomik açmaza sürüklenen Suudi Arabistan, ABD onayıyla oluşturduğu bölgesel ittifaklarla çıkış arıyor. Temmuz sonundaki 14 devletlik deniz görev gücünün ardından, 7 Ağustos’ta Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında NATO’nun 5. maddesinde olduğu şekliyle “birine yapılan saldırıyı hepsine yapılmış sayan” Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Ekim başında ise Riyad’da yapılan olağanüstü toplantı uyarınca Türkiye ve Pakistan birliklerinin hızla Suudi topraklarına konuşlandırılması kararlaştırıldı.
Mısır Mekke Anlaşması’nda yer almamıştı…
Kahire, Suudi liderliğindeki bir bloğun askeri yükümlülüğü altına girmekten, milyarlarca dolarlık yatırım aldığı Birleşik Arap Emirlikleri ile Riyad arasındaki rekabette taraf olmaktan ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile Kıbrıs hattıyla kurduğu ortaklıkları riske atmaktan kaçındı.
Ne var ki Ensarullah füzelerinin Suudi şehirlerini sarsmasıyla birlikte, 13 yıl önce Sisi yönetimine açılan milyarlarca dolarlık Körfez kredisinin senedi masaya kondu… Böylece resmi olarak pakta imza atmayan Kahire, çıkarları için Türkiye ve Pakistan ile aynı cephede fiilen hizalanmaya yöneldi.

Mısır yönetiminin siyasi irade beyanına ve Ulusal Savunma Konseyi’nin kararına rağmen yetki tezkeresi Temsilciler Meclisi’nde iki gün üst üste takıldı ve görüşmeler 26 Ekim’e ertelendi.
Türkiye hükümeti tarafından 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM’den onay bekleniyor.
Türkiye’de Anayasa’nın 90. maddesi uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girmesini TBMM’nin onayına bağlarken, 92. maddesi ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesine izin verme yetkisini de doğrudan Meclis’e bırakıyor.

Haber Ajansları
