Emperyalizmin yeni sömürgecilik anlayışında kullandığı pratik ve radikal yöntem artık budur.
Bunun için öncelikle ülkelerin siyasi ve medya yapılanmalarına müdahale ederler ve bu şekilde gerek iktidar, gerek muhalefet ve gerekse toplumsal algı üzerinde hakimiyet kurarlar…
Vesayet altındaki iktidar yapılanması kendisine verilen görevi harfiyen uygular ve bireyleri sahipsiz, eğitimsiz, güvensiz, huzursuz, adaletsiz ve parasız bırakarak toplumsal dönüşümü başlatır…
Tüm bunlardan yoksun bırakılan toplumsal yapı zamanla çürümeye başlar, senkronize bir şekilde dönüşür ve yıllar sonra her türlü vicdansızlığı, ahlaksızlığı, şiddeti, bencilliği ve oportünizmi yaşam şekli haline getirir…
Meşru ve nizami yapı yerini fırsatçı terör, organize mafya, gettolaşma, çeteleşme ve korku düzenine bırakır; hak, hukuk ve adalet mum ışığında aranır hale gelir…
Gayrı meşru gelir kapıları sonuna kadar açılır ve kaçakçılık, uyuşturucu, rant, rüşvet ve kara para trafiği meşru ticaretin yerini alır…
Devlet kadrolarına yapılan atamalarda liyakat ortadan kalkar, sadakat ön plana çıkar, ülke yönetimine mafya/siyaset/devlet yapılanması hakim olur. Bundan devleti ayakta tutan kurumlar da etkilenir ve başta ordu, emniyet, istihbarat olmak üzere koruyucu ve taşıyıcı sistem büyük yara alır…
Devlet içine çöreklenen bu yapılanmalar yüzünden milli sermaye hortumlanır ve önlenemez bir ekonomik kriz baş gösterir. Paraya sıkışan devlet yüksek faizle borç almak zorunda kalır, vergileri artırır. Bu yüzden enflasyon, faiz, altın, döviz alır başını gider ve artan üretim maliyetleri yüzünden hiper pahalılık ortaya çıkar. Arz talep dengesi bir anda bozulur ve üretim durur. Toplu iflaslar ve işsizler ordusu oluşmaya başlar. Bireylerin büyük bir bölümü yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamaya mahkum olur. Toplumun ruh sağlığı profili bozulur ve ne yapacağı kestirilemez travmatik bir yapı ortaya çıkar. Boşanma, intihar ve kriminal vakalarda artış meydana gelir…
Bir müddet sonra yetişmiş insan gücünün ülkesindeki yaşama azmi kırılır ve zamanla istikbal kaygısı ortaya çıkar. Bu kaygı dayanılmaz hale geldiğinde ise bir anda toplu beyin ve sermaye göçleri yaşanır…
