31 Mart 2024 tarihindeki yerel seçimler öncesinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel adayların önseçimle belirleneceğini söylemiş, bunu namus borcu olarak tanımlamıştı. Ancak vakit darlığının ve teknik gerekçelerin arkasına sığınılarak, yerel seçimlerde adayları partide yetkili birkaç kişi belirledi. Böylece İzmir’de Cemil Tugay aday gösterilip, belediye başkanı seçildi. Cemil Tugay, 29 Ocak 2026 tarihinde AKP’ye geçiş iddialarıyla ilgili olarak annesinin evlatlıktan red edeceğini, eşinin “boşarım” dediğini ve AKP’nin dünya görüşüne uymadığını söyledi ama 7 Ekim 2026 tarihinde AKP’ye geçti.
Mehmet Cengiz’in isteğiyle Karşıyaka’nın başarısız belediye başkanı İzmir’e belediye başkanı yapılırken, 15 Şubat 2024 tarihinde İzmir’de aday tanıtım toplantısında Özgür Özel şöyle demişti: “sütte leke var, Cemil Tugay’da yok; kendi geleceği ve makam peşinde koşmayan güvenilir insan, yol arkadaşım.” 6 Ekim 2026 tarihinde yol arkadaşı Cemil Tugay için “partisini satan haindir, partisini bırakıp giden hain oğlu haindir” demesi, siyasetteki çürümüşlüğü her yönüyle ortaya koymaktadır. Özgür Özel, kendisinin CHP’de kalıp mücadele etmek yerine partiyi bırakıp gittiğini de unutmuş olmalı.
CHP’den seçilen birçok belediye başkanı ve belediye meclis üyesi, partiden istifa ederek AKP’ye geçmektedir. Genel başkanın belirlediği adaylar, seçmenler tarafından sadece onaylatılmaktadır. Parti üyelerine sorulmadan, genel merkez tarafından atanan yöneticilerin parti örgütüne bağlılıklarının olmayacağını bilmeyenlerin, partide üst görevlerde bulunmaları parti içi demokrasiyi zayıflatmakta ve çürümüşlüğe yol açmaktadır. Cemil Tugay’ı aday yapan Özgür Özel ve bu kararı onaylayan parti yöneticileri aday belirleme süreçlerinin siyasi sorumluluğunu taşımaktadır. Ama işi bağırarak hakarete götürmek, ‘sütü bozuk’ demek, kendi suçluluklarının dışa vurumudur.
Cemil Tugay’ın parti değiştirmesiyle İzmir seçmeninin iradesi değişmez. İzmir seçmeni, Cemil Tugay’ın ne olduğunu bile bile oylarını CHP için vermiştir. Bugün belediyelerde iktidarın baskı ve tehdidi ile çıkar karşılığı gerçekleşen transferlerin nedenleri arasında karakter zayıflığı, aç gözlülük, siyasi bilinç yoksunluğu ve örgüt disiplinsizliği sayılabilir. Ama tüm bunlardan başka parti yöneticilerinin örgütün sesine kulak vermeden adayları kendilerinin belirlemesi, maddi ilişkiler ve adam kayırmacılık olduğu da bir gerçektir. Vatan ve millet yerine kişisel yarar sağlamak amacıyla yapılan siyaset toplumu çürümeye, ülkeyi de felakete götürür.
Birçok il ve ilçe belediye başkanının AKP’ye geçmesi tesadüf değildir. Yolsuzlukları ve ahlaksızlıkları bilinen böylelerinin, hangi pazarlıklar sonucu ve kimlerin isteğiyle aday yapıldıkları sorgulanmalıdır. Uşak belediyesi tarafından 170 bin Euro verilerek genel başkanın kullandığı CHP’nin minibüsü yenilenirken sessiz kalanlar, çürümüşlüğün temsilcileridir. 24 yıldır böyle bir iktidarın değiştirilememesi, muhalefetin başarısızlığıdır. Ülkemiz böyle siyasetçilerle çıkış yolunu bulamaz. Mevcut siyasilerden umut beklemek, boşuna bir çabadır.
Yeni Parti grup başkan vekili Ali Mahir Başarır’ın Cemil Tugay için söylediği sözü alıntılamak gerekir: “Ona tek önerim var. Biliyorsunuz estetik cerrah. Önce kendine bir işlem yapsın, yüzünü değiştirsin. Çünkü o yüzle İzmir sokaklarında gezemez.” Yeni Parti yöneticilerinin de bu kadar yanlış aday seçimlerine, CHP’yi bırakıp gitmelerine, Antalya ve Uşak gibi belediyelerdeki çürümüşlüklere karşın sokakta gezmeleri de ilginçtir.
Cemil Tugay’ın AKP’ye katıldığı gün, AKP İstanbul milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları’nın TBMM’de İzmir Marşı’yla dalga geçmesi ve cumhuriyete sahip çıktığını söyleyen milletvekillerinin cılız tepkileri de unutulmayacaktır. Cumhuriyete sahip çıkanların TBMM’de İzmir Marşı’nı bağıra bağıra gururla söylemeleri gerekirdi.
Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesi konusunun kamuoyunda çok konuşulması gereksiz ve yersizdir. Çünkü bu tip olaylarla oyalanan kamuoyunun gözünden birçok olay kaçırılmaktadır. Fon vurgunu ve talanı soğutulmaktadır, eğitimin bitirildiği okullarda kanlı olaylar birkaç sözcükle geçiştirilmektedir. Futbol federasyonundaki yolsuzlukların üzeri örtülmektedir. Çerçeve Yasanın iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine götürülmesi için süre 19 Ekim’de dolacaktır; bu konudan hiç söz edilmemektedir. Bunun ardından yeni anayasa yapımı gündeme getirilerek, bölünmeye doğru adım atılacaktır. TBMM tarafından onaylanmamış ve içeriği tam olarak bilinmeyen Mekke Anlaşması ile Suudi Arabistan’a asker, savaş araçları ve gereçleri gönderilmesi gündemdedir. Zaten emperyalizmin, bizi İran’la savaştırmak için her yolu denediği bilinmektedir.
Siyaset tıkanmıştır ve yetersiz siyasetçilerle büyük sorunları bulunan ülkemizin aydınlığa çıkamayacağı bellidir. Sütte leke var mı bilinmez ama tüm siyasetçilerde leke olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bu nedenle yeni bir Müdafayi Hukuk hareketi başlatılarak, Kuvayi Milliye örgütlenmesi yapılması gerekmektedir. Her geçen gün karanlığa daha da saplanan ülkemiz için Kemalist ilke ve devrimleri özümseyen, tam bağımsızlık ve emperyalizm karşıtlığında bulunan tüm vatan sevenlerin örgütlenmesi kaçınılmazdır.
Suay Karaman, 12 Ekim 2026
