Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DEVLETİN ASALAKLARI

Devleti bir kurumlar ve kurallar bütünü, toplumsal sözleşmenin (Anayasa) özü

Devleti bir kurumlar ve kurallar bütünü, toplumsal sözleşmenin (Anayasa)
özü olarak görenler, kamu malını “Ortak Miras” olarak tanımlar, dokunmazlar bile! Bu anlayıştakilere göre devlet olanaklarını kişisel-zümresel veya dar grup çıkarları için kullanmak en büyük ahlaksızlıktır.

Liyakat yerine etnik, mezhepsel, ideolojik veya akrabalık temelli partiler ve topluluklar ise; şeffaflık, denetlenebilirlik ve hukuk kurallarının eşit uygulanmasından nefret ederler.
Kurumsal denetimin zayıfladığı, liyakatin gözetilmediği ve “bizden olanlar” korumacılığının hakim olduğu dönemlerde usulsüzlük, rüşvet, hırsızlık ve kamu olanaklarının suistimal edilmesi çok kolay zemin bulur.

Hesap verebilmeyi zorlaştırmak için, çoğu zaman “Kimlik Siyaseti” teşvik edilir. Ve bu tehlikeli silah, soygunları gizlemek için “perde” olarak kullanılır.

CB Erdoğan, “İzmirli estetik Cerrahını ve 3’ncü eşini AKP’ye” kayıt toplantısında şunları söyledi;
“Bizim bir planımız var. Adım adım sabırla o planı uyguluyoruz!”

O planı ve uygulamasını organize eden güçleri bizler çok iyi biliyoruz.
Zaten ne CB Erdoğan’da, ne Bakanlarında, ne parti kadrolarında ne de ikinci nesil “Pudracı-Foncu- Gay Barcı” Ak Gençlikte, böyle bir planı yapacak birikim ve zeka yoktur. Plan, ABD-İSRAİL İstihbarat Örgütleri ve onların seçtikleri “Ekonomik ve Yıkımcı Tetikçiler” tarafından yapıldı ve maalesef uygulanıyor!
Bu aşağılık planın uygulanmasında en büyük etken, özellikle Ana Muhalefet Partisinin ve diğer muhalefet Partilerinin de, bilerek veya aptallıklarından, Erdoğan tarafından yönetilmeye razı olmalarındandır…

Emperyalist Eşkıyalar, bölerek yönetecekleri ülkede, yönetime getirdikleri elemanlarından öncelikle şunları isterler;
“Ordunu zayıflat ve kontrol altına al-Tarımı bitir-Ekonomiyi çökert”

Ordu ve Tarım yıkımını daha sonra yazacağız. Bugün ekonomiyi yazalım!

İlk kural; “Taşları bağla, köpekleri serbest bırak” emridir.
Bunun için ülkenin en liyakatli denetim ve planlama kuruluşları devre dışı bırakılır. Hangileri mesela?

-Devlet Planlama Teşkilatı (DPT); 1960’ta kuruldu. Devletin 5 yıllık kalkınma planlarını ve kamu yatırımlarının verimliliğini denetleyip yönlendiren özerk teşkilat idi. 2011’de kapatıldı.
-Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü; Kırsal kalkınma, su ve arazi denetimini sağlayan bu köklü kurum 2005 yılında kapatıldı.
-Hesap Uzmanları Kurulu; 1945’te kuruldu. Ülkemizin en nitelikli ve özerk bu kurulu, en büyük vergi kaçaklarını ve kara para incelemelerini yapardı!
-Maliye Teftiş Kurulu; 1879’dan beri devlet maliyesini denetleyen bu güzide kurum 2011’de tamamen kapatıldı.
-Gelirler Kontrolörleri; Maliye bünyesinde vergi incelemesi yapan özerk bu kurum AKP tarafından kapatıldı.
-Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu; KİT’leri, Devlet Bankalarını, Kamu Şirketlerini denetleyen, doğrudan Başbakanlığa bağlı BAĞIMSIZ kuruldu. Ve AKP tarafından 2010’da kapatıldı.
-Başbakanlık Teftiş Kurulu; Tüm Bakanlıklar ve devlet kurumları üzerinde en üst teftiş yetkisine sahip kurumdu. 2018’de kapatıldı. (Devlet Bakanı iken, bir şikayet üzerine bu kurul tarafından denetlendim. Şimdi bir Bakanı denetleyecek bir kurum var mı?)
-Mülkiye Teftiş Kurulu/Bakanlık Teftiş Kurulları; 2018’de bir KHK ile bu kurullar birer “Rehberlik ve Denetim” personeline dönüştürüldü…

Bir İktidar, bir Bakan, bir Genel Müdür, denetlenmekten niçin korkar? Yanlış bir iş yapmıştır da ondan!
AKP, RAHATÇA ÇALMAK için devletin köklü denetim kurullarını kapattı. Cumhuriyetin bu denetim kurulları kapatılmasaydı, yıllık kişi başına gelirimiz 30 Bin Dolar seviyelerinde olurdu! Yazık değil mi bu millete?
Türk Milleti hala bu hırsız takımına oy vermeye devam edecek mi?
Bana bu soygun düzenini durduracak bilgi, görgü ve deneyime sahip bir tane Muhalefet Genel Başkanı gösterir misiniz?

Sağlık ve başarı dileklerimle

12 Ekim 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Eski Bakan ve Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu'na Erdoğan ve  Bahçeli'ye hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezası

ÇOK KORKTUK ÇOK

Adana’nın yiğit evladı, AKP Sözcüsü Ömer Çelik geçen gün çok sert bir konuşma yaptı. O, lüks restoranların, sosyete barlarının zarif ve yumuşak delikanlısı gitmiş, “Polat Alemdar” tipli biri gelmişti sanki!

Muhalefetin, FON VURGUNU soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini hedef aldığını belirten Çelik, “Cumhurbaşkanımıza ve Cumhurbaşkanımızın ailesine yönelik bu tür saldırılara en sert ve en net cevabı veririz. Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir” ifadelerini kullanarak, konunun siyasi linç kampanyasına dönüştürülmesine karşı duracaklarını vurguladı…

Gördünüz mü sert delikanlının dediklerini! Çok korktuk, çok!
Durduk yerde bu sert delikanlı neden böyle konuştu diye Halkın Filozofu Bergamus’a sorduk; Hocam bu ne iş? Dedi ki;

Bilimsel olarak yanıt vereyim; Siyasi Partilerde, lideri öne çıkararak konuşmak, kişisel konumlarını sağlamlaştırmak ve doğrudan gelecek eleştirileri “lidere yapılmış bir saldırı” gibi çerçevelemek için kullanılan yaygın bir iletişim yöntemidir. Bu durum, kişinin kendi sorumluluğunu veya üzerindeki iddiaları liderin karizması ve otoritesi arkasına saklanmasına ve liderden fırça yemesini engellemeye olanak tanır.

Disiplin, hukuk devleti veya devlet otoritesi söylemlerini araçsallaştırarak muhalefete gözdağı vermek, karşı tarafı savunma pozisyonuna çekmeyi amaçlar.

Lider veya parti adına konuşarak savunma yapmak, olası eleştirileri bireysel düzlemden çıkarıp, partinin tabanındaki sadakat duygusuna havale eder. Böylece kişi, kendine yönelen oku doğrudan lidere yönelmiş gibi göstererek bir “Koruma Kalkanı” elde eder.

Ayrıca, Çelik’in bu tavrı, psikolojide zayıflık veya sıkışmışlık hisseden kişilerin dışarıya karşı asgari esneklik ve azami sertlik gösterme eğilimi ve çözülmeyi engellemek için kullanılan basit bir araçtır.

Ömer Çelik, hukuku kendisine bir “Koruma Zırhı” veya rakipleri “ Hizaya getirme sopası” olarak kullanmaya kalktıkça, alay konusu olmaya devam eder. Siyasette bu tür söylemler ve sadakat odaklı hamleler, krizleri ve suçlamaları geçici olarak bastırsa bile, iddianın özünü ortadan kaldırmaz!

Sert delikanlı Ömer Çelik;
Efes Antik Tiyatroda defalarca bulunmuş biri olarak, oturduğunuz bölümde ancak Bakanlar-Valiler-Üst düzey Komutanlar oturabilir.
FON VURGUNCUSU Osman Arıkan Nacar, sizin için çok önemli biri olabilir ama o bölümde oturamaz. Onu sizin o bölüme aldırdığınız iddia ediliyor.

Size sorulan soru ve istenen yanıt son derece basit!
“Fon Vurguncusu Nacar ile beraber otelde tatil yaptınız mı? Beraber, iki erkek baş başa tatil yapacak kadar yakın mısınız?”
Bizi ilgilendiren kısmı budur. Gerisi bizi ilgilendirmez. İlgilendirse ilgilendirse Ali Yeşildağ’ı ve videolarını ilgilendirir…

Sağlık ve başarı dileklerimle

13 Ekim 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Rifat Serdaroğlu (@rifatserdaroglu) / X

DOĞUM YAKLAŞTI ARTIK SAKLAYAMAZSINIZ

Bekar kız, gizlice hamile kalır. Durumu ailesinden ve çevresinden saklamak için, sürekli bol giysiler giyer. Aylar geçip karnı iyice büyüyünce annesi sorar;
“Kızım bu ne hal? Karnın davul gibi olmuş!”
kız; “Büyütme anne, soğuk su içtim midemi üşüttüm, gaz yaptı!”
Dokuzuncu ayın sonunda, doğum başlayınca, zorunlu olarak ebeyi çağırmışlar. Çocuk doğmuş, ebe bebek kucağında çıkıp komşulara; “Müjdeler olsun! Kızımızın gazı çıktı, nur topu gibi bir oğlan!”

Piyasadaki milyonlarca dolar buharlaşmış, fon çökmüş, sistem patlamış, yani çocuk doğmuş ve ağlıyor. Yetkililer hala “Soruşturma GİZLİ, süreç HASSAS, kurumlar YIPRANMASIN” diyerek vurguncuları açıklamıyorlar.
İst. Cum. Başsavcılığı olarak siz açıkladınız;
“TERA ve PUSULA fonlarından 1-16 Eylül arasında, 440 Yatırımcının hesapları incelemeye alındı ve toplam 401 MİLYAR 266 MİLYON TL’yi aşan para çıkışı yapılmıştır” dediniz.

Sakın bize, “Soruşturmanın Gizliliği”, “Masumiyet Karinesi”, “Finansal Bulaşıcılık Riski” gibi masalları anlatmayın. Hiç merak etmediniz mi?
Böyle bir durumla karşılaşınca AB (Avrupa Birliği)- Almanya (Wirecard Skandalı, 2020)- İngiltere (Woodford Fund Skandalı, 2019)-Fransa (AMF’nin Manipülasyon Cezaları) nasıl davrandılar?

Avrupa Birliği genelinde piyasa manipülasyonu ve finansal usulsüzlükler,
AB Piyasa Suistimali Yönetmeliği (MAR- Market Abuse Regulation) ve ulusal denetim organlarının KATI ŞEFFAFLIK kuralları çerçevesinde yürütülür.

Bunların başlıcaları şöyledir;
AÇIK İSİMLE TEŞHİR (Name and Shame İlkesi)
AB Mevzuatına (MAR-Madde 34) göre, finansal piyasa düzenleyicileri verdikleri idari yaptırımları ve cezaları, kural olarak ihlalde bulunan kişinin/kurumun kimliğini ve ihlal niteliğini açıkça belirterek kamuoyuna ilan etmek ZORUNDADIR. Gizlilik ancak piyasayı veya soruşturmayı ÇOK CİDDİ şekilde tehlikeye atacak istisnai durumlarda uygulanır.

Siyasi/Kurumsal Sorumluluk;
Skandal durumunda denetleyici kurum başkanları ve yetkililer derhal istifa ederler veya derhal görevden alınırlar.

Parlamento Denetimi;
Meclis Araştırma Komisyonları derhal kurulur, Bakanlar ve Bürokratlar ifade verirler.

Kamuoyu Bilgilendirme;
Şeffaf basın toplantıları, canlı yayınlanacak meclis oturumları ve detaylı raporlar yayımlanır.

Sizler, Saray ve AKP yönetimleri ve ortakları;
Neyi, niçin ve neden saklıyorsunuz ki? Herşey ortada. Kızın karnı burnunda!
Doğum çok yakında. Nereye kadar saklayacaksınız ki?

Sağlık ve Başarı Dileklerimle

14 Ekim 2026,

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı