İBB davasının 98’inci gününde savunmasına başlayan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Halk TV’ye yapılan operasyona tepki gösterdi.
53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasında yaklaşık 19 ay sonra ilk kez savunma yapan Ekrem İmamoğlu, Silivri’deki duruşma salonunu ve yargılama sürecini eleştirdi. Aynı gün Halk TV’nin merkezine düzenlenen polis operasyonunu da gündeme getiren İmamoğlu, izleyicilere ‘Halk TV’yi yalnız bırakmayın’ çağrısı yaptı.
Dört gün sürmesi planlanan savunmanın ilk gününde İmamoğlu; duruşmanın yapıldığı salonun düzeninden tutuklu sanıkların ailelerinin yaşadığı zorluklara, basın özgürlüğünden ekonomik sorunlara kadar birçok başlıkta açıklama yaptı.

İmamoğlu, 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasında, 98’inci günde savunmasına başladı.
Savunmasının ilk gününde Halk TV operasyonunu gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik gözaltı, tutuklama ve müdahalelerle birlikte ele aldı.
Flash TV, TELE1 ve gazeteci Merdan Yanardağ’a ilişkin süreçleri de anarak, kanalın geleceğine iktidarın değil izleyicilerin karar vermesi gerektiğini söyledi.
İmamoğlu, gazetecilerin haberleri nedeniyle hedef alındığını savunarak Lale Özan Arslan, Fatih Ergin, Tuğba Tekerek, Mustafa Balcı, Şaban Sevinç, Selahattin Günday ve Ali Tarakçı’nın adlarını sıraladı.
İsmail Saymaz ve Murat Ağırel’in ev hapsinde olduğunu söyledi. Kendi sosyal medya hesaplarının kısıtlandığını, milyonlarca takipçili hesabının tutuklanmasından sonraki hafta kapatıldığını öne sürdü ve erişim engelleriyle içeriklerin görünürlüğünü azaltan uygulamaların kimlerin kararıyla yürütüldüğünün açıklanmasını istedi.

Halk TV izleyicilerine seslenen İmamoğlu, gazetecilerin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Kanalın yayın çizgisini eleştirmenin demokratik bir hak olduğunu, ancak eleştirilerin yayınların durdurulmasına veya çalışanların işlerini yapmasının engellenmesine dönüşmemesi gerektiğini savundu.
İmamoğlu, Halk TV operasyonunu “son medya vurgunu” olarak nitelendirerek iktidarın ülkeyi “operasyon sahasına” çevirdiğini söyledi.
Kanala el konulup yayının kesilmesini eleştiren İmamoğlu, ihaleye fesat ve aklama suçlamalarını “boy boy yalanlar” ve “boy boy iftiralar” diye tanımladı.
“Ve son medya vurgunu, Halk TV operasyonu. Güzelim ülkemizi operasyon sahasına çeviren akıl, Halk TV’ye el koyup yayınlarını kesti. Neymiş? İhaleye fesatmış, aklamaymış, falan filan… Boy boy yalanlar, boy boy iftiralar! Akılları sıra milleti kandıracaklar. Operasyon bağımlısı bakan ne yazık ki bu iktidarı da bağımlı hâle getirdi. Operasyon bağımlılığı başladı. Yalancılar girdabına tüm AK Parti’yi sürükledi. Herkesi uyarıyorum. AK Parti’yi baştan aşağıya uyarıyorum. Sizi bir operasyon girdabına sokan bir süreçle iç içesiniz.”

Duruşma salonuna ve yargılama düzenine tepki
İmamoğlu, savunmasının başında Silivri’deki duruşma salonunun mimarisini ve düzenini eleştirdi. Salonun mahkeme olarak tasarlanmasının doğru olmadığını belirterek mevcut ortamı “Türk yargısı adına da üzücü” diye nitelendirdi.
Yargının herkesin güven duyacağı bir kurum olması gerektiğini söyledi ve insanların büyük bölümünün bu yargılamayı reddettiğini öne sürdü.
Tutuklu sanıklara ve ailelerine seslenen İmamoğlu, aylardır cezaevinde bulunan kişilerin yakınlarının ağır bir yük taşıdığını belirterek görüş günlerini bekleyen ailelere teşekkür etti. Birlikte yargılandığı kişileri “haksız yere tutsak edilmiş kıymetli yol arkadaşlarım” diye tanımladı ve “Bu ülkenin adaletli bir ülke olması için bir nefer gibi çalışacağım” dedi.
İmamoğlu, 8 Temmuz’daki duruşmada savunma yapmayacağını söylediği yönündeki tutanağın gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Savunma yapmak istediğini, ancak konuşmasının engellendiğini belirterek kaydın düzeltilmesini istedi.
Cezaevinde hazırladığı kitabın basımının da durdurulduğunu öne süren İmamoğlu, polislerin matbaada baskıyı karar göstermeden durdurduğunu, yasaklama kararının yaklaşık bir hafta sonra tebliğ edildiğini söyledi.

Egemenlik ve ekonomik kayıplar
Cumhuriyet ve egemenlik kavramlarına da değinen Ekrem İmamoğlu, devletin bir kişinin, ailenin ya da zümrenin mülkü olmadığını söyledi. Egemenliğin millete ait olduğunu vurgulayarak 2019 İstanbul seçimlerinin iptalini ve 19 Mart 2025’te başlatılan operasyonu aynı siyasi dönemin parçaları olarak değerlendirdi. Bu bağlantı İmamoğlu’nun savunmasında dile getirdiği yorumdu.
Yatırım fonlarındaki gelişmeleri de gündeme getiren İmamoğlu, yedi portföy şirketine ait 131 fonun tasfiyeye alındığını ve fonlarda 455 bini aşkın kişinin birikimi bulunduğunu söyledi. Borsanın bir ayda yüzde 16’dan fazla değer kaybettiğini, halka açık şirketlerin piyasa değerinden yaklaşık 90 milyar dolar silindiğini öne sürdü.
Fonlardaki gelişmelerin 15-20 günlük maliyetinin 107 milyar doları aştığını iddia ederek nihai kaybın yurttaşlara yansıyacağını savundu. Rakamlar İmamoğlu’nun duruşmada dile getirdiği hesaplamalar.
Mahiroğlu’nun “Polis Halk TV’de” paylaşımının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gün yürütülen soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı.
Başsavcılık, Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla soruşturma yürütüldüğünü; bağlantılı şirketlere sulh ceza hâkimliği kararıyla el konulduğunu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) bu şirketlere kayyum atandığını bildirdi.
Açıklamada Halk TV’nin adı ve kayyum atanan şirketler belirtilmedi.
Savcılık, Mahiroğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediyesi bağlantıları üzerinden BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri AŞ’nin kurulmasını sağladığı ve belediye ihalelerinden haksız menfaat elde edildiği yönünde bulgular bulunduğunu öne sürdü.
İhale süreçleriyle bağlantılı 14 milyon 464 bin lira kayıtsız rüşvet ödendiği, ihale bedellerinin üzerinde ödeme yapıldığı ve gelirlerin Mahiroğlu’na veya bağlantılı şirketlere aktarıldığı iddia edildi. Bunlar soruşturma makamının iddiaları; kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmuyor.
