Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Tepkilere neden olan12. Yargı Paketi, Yargıtay’la ilgili tartışmaların gölgesinde TBMM Adalet Komisyonuna geldi!

Meclis Başkanlığına sunulan 30 maddelik 12. Yargı Paketi; duruşma sürelerine

Meclis Başkanlığına sunulan 30 maddelik 12. Yargı Paketi; duruşma sürelerine sınır getirilmesi, yasal faiz sisteminin değiştirilmesi, dijital delillerin saklanma usulleri ve AYM kararları doğrultusunda Danıştay ile Yargıtay’da yeni temyiz yollarının açılması gibi usul düzenlemelerini içeriyor.

Meclis Başkanlığına sunulan 30 maddelik 12. Yargı Paketi,  Türkiye’nin hukuk sisteminde, yargılama usullerinde ve ekonomik alacak dengelerinde çok köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor. Kanun teklifi, yargılamaların hızlandırılmasından dijital delillerin korunmasına kadar birçok alanı yeniden düzenliyor.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan 12. Yargı Paketi, AKP tarafından Meclis’e sunuldu.  AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 30 maddelik ‘Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin detaylarını açıkladı.

Teklifle yargılamaların hızlandırılması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılacak değişikliğe göre hukuk yargılamalarında duruşmalar arası süre 3 aydan fazla olamayacak. Yargıda ön inceleme duruşmaları e-Duruşma ile yapılacak.

Bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay bozma kararı veremeyecek.

Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecek.

İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilecek, gereksiz bilirkişi kullanan hâkime disiplin cezası gelecek. 

Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve beklenti yaratılan bazı kritik başlıklar bu pakete dahil edilmedi. İnfaz düzenlemesi, IBAN mağdurları düzenlemesi, LGBTİ+ ile ilgili hükümler ve “suça sürüklenen çocuklar” ile ilgili düzenlemeler 12. Yargı Paketi’nin kapsamında yer almadı.

DURUŞMALAR ARASI SÜREYE 3 AY SINIRI VE E-DURUŞMA GENİŞLEMESİ

Yargılamaların makul sürede tamamlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda çok radikal bir değişikliğe gidiliyor. Yeni dönemde hukuk mahkemelerinde iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacak. Sadece bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim, somut gerekçesini tutanağa yazarak bu süreyi aşabilecek. Ayrıca bilişim teknolojilerinden daha fazla yararlanmak amacıyla e-Duruşma sisteminin kapsamı genişletiliyor ve artık ön inceleme duruşmaları da sesli ve görüntülü nakil yoluyla uzaktan yapılabilecek.

BELİRSİZ ALACAK DAVASI SİSTEMDEN TAMAMEN KALDIRILIYOR

Hukuk sisteminde ciddi tereddütlere ve yargılamaların uzamasına neden olan belirsiz alacak davası uygulamasına tamamen son veriliyor. Bu davanın sağladığı zamanaşımını kesme gibi hukuki yararlar ise kısmi dava kurumuna aktarılıyor. Davacılara, ıslah hakkını kullanmak zorunda kalmaksızın tahkikat sona erene kadar dava değerini artırma hakkı tanınıyor. Bu durumda zamanaşımı, sonradan artırılan miktar için de ilk dava açılan tarihten itibaren kesilmiş sayılacak.

Miras yoluyla intikal eden taşınmazların satış suretiyle ortaklığının giderilmesi ihalelerinde yaşanan suistimallerin önüne geçiliyor. Yeni düzenlemeyle, tüm maliklerin mirasçı olduğu taşınmaz satışlarında birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında ve bir defaya mahsus yapılacak. Bu özel artırmada teklifler muhammen kıymetin yüzde yüzü üzerinden başlayacak. Eğer mirasçılar arasında alıcı çıkmazsa, ikinci artırma genel hükümlere göre herkese açık şekilde icra edilecek.

Paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesini önlemek amacıyla sabit yasal faiz oranı uygulaması tamamen değiştiriliyor. Yeni sisteme göre yasal faiz oranı, Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenine endeksleniyor. Yıl ortasında bu oranda 5 puan veya daha fazla değişiklik olursa, yılın ikinci yarısı için yeni oran geçerli sayılacak. Ayrıca bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, bilinen dönem için haksız fiil tarihinden, geleceğe yönelik bilinmeyen dönem için ise karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi esası getiriliyor.

Noterlik Kanunu’nda yapılan değişiklikle adli mercilerin belge inceleme süreçleri dijitalleştiriliyor. Mahkeme veya başsavcılıklar evrakın aslını istediğinde noter, belgenin onaylı örneğini yerinde saklayıp aslını gönderecek. Onaylı örnek istendiğinde ise evrak elektronik ortamda taranıp güvenli elektronik imza ile saniyeler içinde gönderilecek. Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanma şartları ile dört yıllık görev süreleri de kanun seviyesine çıkarılarak netleştiriliyor. Atama için tıpta/diş hekimliğinde uzmanlık veya doktora derecesi şartı aranacak.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) müessesesine net sınırlar çiziliyor. HAGB artık işkence, eziyet ve kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele suçlarında hiçbir şekilde uygulanamayacak. Bir diğer kritik düzenlemeyle, teknik bilgi gerektirmeyen ve münhasıran hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvuran hakim ve savcılar hakkında disiplin yaptırımı olarak uyarma cezası verilmesi hükme bağlanıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda kişisel verilerin korunması için moleküler genetik inceleme sonuçları ile bilgisayarlarda yapılan aramalarda elde edilen dijital delillerin saklanma ve imha usulleri yasal güvenceye kavuşturuluyor. Genetik inceleme sonuçları beraat durumunda derhal, mahkumiyet halinde ise 20 yıl sonra savcı huzurunda imha edilecek. Bilgisayar kütüklerinden elde edilen dijital veriler adli emanette saklanacak ve karar kesinleştikten 15 yıl sonra tutanakla yok edilecek.

Adli yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen para alacakları için doğrudan icra takibi başlatılması usulü değiştiriliyor. Artık icra takibine geçilmeden önce idareye yazılı başvuruda bulunulması ve bir ay beklenmesi zorunlu oluyor. Danıştay’ın daire sayısının on daireye indirilmesi süresi mevcut iş yükü nedeniyle 4 yıl daha uzatılarak 14 yıl yapılıyor. Yargıtay ise ilk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik olduğu gerekçesiyle artık bozma kararı veremeyecek.

DANIŞTAY VE YARGITAY’DA TEMYİZ YOLU AÇILIYOR

Paketin temel omurgasını oluşturan en önemli bölümlerinden biri de Anayasa Mahkemesi’nin daha önce iptal ettiği kararlar doğrultusunda ortaya çıkan hukuki boşlukların doldurulması oldu. Bölge idare mahkemelerinin ve bölge adliye mahkemelerinin istinaf incelemelerinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden verdiği kararlara karşı Danıştay ve Yargıtay’da temyiz yolu açılıyor.

Hak arama hürriyetini genişleten bu uyum maddeleriyle birlikte, kaçak sanıkların bizzat hazır bulunması kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı ve davaların birleştirilmesi usulleri de yüksek mahkemenin iptal gerekçelerine göre yeniden formüle ediliyor. Son olarak, getirilen bu yeni dönem değişikliklerinin yargısal süreçlerde bir karmaşaya yol açmaması için zaman bakımından uygulanma esaslarını içeren geçiş hükümleri yürürlüğe alınıyor.

12. Yargı Paketi kapsamında, Yargıtay Ceza Daire kararlarına Başsavcının itiraz hakkı getiriliyor, kaçak sanık yargılaması düzenleniyor, belirsiz alacak davası kaldırılıyor ve tazminat faizi hesaplaması değiştiriliyor.

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen kanun teklifine göre, Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecek

Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’yle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda değişikle gidiliyor. Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilecek ancak daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecek. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek bizzat hazır bulunmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilecek.

Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecek. Sanığın lehine itirazda süre aranmayacak. İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılacak.

Teklifle, Türk Borçlar Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Buna göre, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek.

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecek.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na yönelik değişiklikler

Teklif, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki “Belirsiz alacak davası” başlıklı hükmü yürürlükten kaldırıyor.

Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecek. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, duruşmalar arasındaki süre 3 aydan daha uzun olamayacak. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde, hakim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilecek.

Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma halleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacak. Bu hüküm, düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren 3 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Kanun’un “Davaların birleştirilmesi” başlıklı hükmünde yapılan değişikliğe göre, ilk davanın açıldığı mahkeme birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlı olacak.

Teklife göre, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilecek. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilecek. Bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme, Yargıtay’da ise bozma sebebi teşkil etmeyecek.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Kanun’da yapılan değişiklikle, bölge adliye mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabul edilerek yeniden esas hakkında verilen karar, miktar veya değeri itibarıyla ilgili hükümde belirtilen parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilecek. Bu kararın, miktar veya değerinin belirtilen parasal sınırı geçmemesi halinde temyiz yoluna başvurulamayacak.

Teklifle Kanun’da yapılan değişikliğe göre, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilemeyecek.

Geçiş hükümleri

Kanun teklifiyle geçiş hükümleri de düzenleniyor. Buna göre, İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan ve düzenlemeyle belirtilen taşınmazlara yönelik hükümdeki değişiklikler, teklifin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmayacak, değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’daki idare mahkemeleri hakimlerine yönelik hüküm, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar bakımından uygulanacak.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda değişikliğe gidilen Danıştay’a temyiz başvurusuna ilişkin hüküm, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında, bu düzenlemeyle yapılan değişikliklerden önceki hükümler geçerli olacak.

Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’daki değişiklikle adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için gereken şartların düzenlenmesine ilişkin hükümde, görev süresi belirlenen adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarından kanun teklifinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 4 yıl veya daha fazla süreyle görev yapmış olanların görevleri sona erecek, 4 yıldan daha az süreyle görev yapmış olanlar kalan süreyi tamamlayacak. Bu hüküm kapsamında görev süresi sona erenler, yerlerine atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevine devam edecek.

Türk Medeni Kanunu’nda vasinin görevleri arasında yer alan taşınırların ve taşınmazların satışına yönelik hükümler, açık artırma suretiyle satışına karar verilip de bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar hakkında uygulanmayacak. Bu açık artırmalar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın itiraz yetkisine yönelik düzenleme, hükmün yürürlüğe girdiği tarihten sonra teslim edilen dosyalar hakkında uygulanacak, yürürlüğe girdiği tarihten önce teslim edilmiş olan dosyalar hakkında önceki hükümlerin uygulanması sürdürülecek.

Türk Borçlar Kanunu’nda tazminata yönelik düzenleme, söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacak. Bu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından değişiklikten önceki hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.

Anayasa Mahkemesi kararı sonrası, bazı bölge idare mahkemesi kararları için Danıştay denetimi genişletilecek. Bilgisayar ve telefonlardan alınan veriler 15 yıl; DNA verileri 20 yıl saklanabilecek. Miras kalan taşınmazların satışında getirilen sistemle ihaleye önce mirasçılar katılacak.

12. Yargı Paketi’nde, IBAN hesaplarını farkında olmadan dolandırıcılara kullandıran ve bu nedenle nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla karşı karşıya kalanlara yönelik düzenleme ise yer almadı. 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi yarın açıklanıyor: Erdoğan ilan edecek -  Son Dakika Türkiye Haberleri | Cumhuriyet

Erdoğan, 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni açıklamıştı

AKP milletvekilleri, Grup Başkanı Abdullah Güler başkanlığında, kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifinin çalışmalarını tamamladı. Kanun teklifiyle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi’ndeki hedef ve faaliyetlere yönelik düzenlemelere gidilecek.

AA’da yer alan habere göre, teklifle yargılamaların hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve makul sürede yargılanma hakkının daha etkin biçimde temini amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılacak değişikliğe göre hukuk yargılamalarında duruşmalar arası süre 3 aydan fazla olamayacak.

İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun süre belirleyebilecek.

e-Duruşma, AYM kararları

Yargıda, bilişim teknolojilerinin sağladığı faydalardan daha fazla yararlanılması amacıyla e-Duruşma sisteminin kapsamı genişletilecek, ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma ile yapılacak.

Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması amacıyla bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay’ın bozma kararı veremeyeceğine yönelik düzenleme yapılacak.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda, hukuki boşlukların doldurulması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılacak.

AKP’li Akbaşoğlu, detayları açıkladı

AKP Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu da Meclis’e sunulan 12. Yargı Paketi ile ilgili konuştu.Akbaşoğlu, Ankara Milletvekili Murat Alparslan ve İstanbul Milletvekili Nurettin Alan‘la Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 30 maddeden oluştuğunu belirtti.

Hak arama hürriyetinin etkin şekilde kullanılmasının, güçlü devletin en sarsılmaz yapı taşları arasında yer aldığını ifade eden Akbaşoğlu, 2002’den itibaren reform iradesini sürdürdüklerini vurguladı. Akbaşoğlu, teklifin, yargılamaların makul sürede tamamlanmasını, yargıya güvenin üst seviyeye çıkarılmasını hedeflediğini belirtti.

Akbaşoğlu, vatandaşların alacağına daha zahmetsiz ulaşması amacıyla icra takibi başlatılmadan önce idareye yazılı başvuru yapılmasının ve hesap numarasının bildirilmesinin zorunlu hale getirileceğini söyledi.

Mirasçılar arası öncelikle satışta düzenlemeye gidileceğini bildiren Akbaşoğlu, şöyle konuştu:

“Ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında suistimalleri ortadan kaldırıyoruz. Miras yoluyla intikal eden taşınmazların satış sürecinde birinci açık artırmanın malik olan mirasçılar arasında yapılmasını hüküm altına alıyoruz. İdari yargıda yargılamaların gecikmemesi ve mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi için önemli adım atıyoruz: İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamını genişletiyoruz. Öğrenciler ve kamu görevlilerine ilişkin belirli uyuşmazlıklar artık tek hakim tarafından süratle karara bağlanacak. Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulmasını açıkça disiplin yaptırımına bağlıyoruz.”

Akbaşoğlu, idari yargıda dosyaların usul nedenlerle mahkemeler arasında gidip gelerek davaların uzaması sorunu çözecek yeni düzenlemeler getirileceğini dile getirdi.

İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlarda sadece görevsiz ve yetkisiz olunduğu gerekçesiyle Yargıtay’ın bozma kararı veremeyeceğinin hüküm altına alınacağını, belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılacağını belirten Akbaşoğlu, “Duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak 3 aydan fazla olamayacağını yeni bir düzenleme olarak getiriyoruz. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmalara katılımın kapsamını genişletiyor, ön inceleme duruşmalarının da ses ve görüntü nakli yoluyla icra edilmesini teklif ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Maddelerin tamamı

MADDE 1: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na eklenen 34/a maddesiyle, adli yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen bir miktar para alacağı, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamlar için doğrudan icra takibi başlatılması usulü değiştirilmektedir. Yeni düzenleme uyarınca, alacaklı veya vekili tarafından icra takibine geçilmeden önce idareye yazılı başvuruda bulunulması ve ödeme için banka hesap numarası bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. İdareye tanınan bir aylık yasal ödeme süresi içinde ilamda belirtilen tüm alacak kalemlerinin faiz ve fer’ileriyle birlikte ödenmemesi halinde cebri icra yoluna başvurulabilecektir.

MADDE 2: 2004 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikle, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesi (izale-i şuyu) ihalelerinde yaşanan suistimallerin önlenmesi ve mirasçıların mülkiyet haklarının korunması amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, tüm maliklerin mirasçı olduğu taşınmaz satışlarında birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında ve bir defaya mahsus olmak üzere uygulanacaktır. Bu özel artırmada teklif verme bedeli malın muhammen kıymetinin yüzde yüzü ve satış masrafları üzerinden başlayacak; mirasçılar arasında alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık icra edilecektir.

MADDE 3: 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55 inci maddesinde yapılan değişiklikle, noterlik evrak ve defterlerinin gizliliği korunarak adli mercilerin ve soruşturmaya yetkili resmi dairelerin doğrudan belge talep etme ve inceleme süreçleri kolaylaştırılmaktadır. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslının istenmesi halinde noter, belgenin onaylı bir örneğini yerinde saklayarak aslını talep eden mercie gönderecektir. Evrakın onaylı örneğinin istendiği durumlarda ise noter evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile imzalayarak ilgili mercie elektronik ortamda iletecektir; teknolojik imkânsızlık halinde fiziki aslına uygun onaylı örnek gönderilecektir.

MADDE 4: 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun geçici 27 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle, Danıştayın daire sayısının on yediden, on daireye indirilmesine yönelik daha önce öngörülen on yıllık yasal süre, Danıştayın mevcut iş yükü dikkate alınarak dört yıl daha uzatılmakta ve azami süre on dört yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca daire sayısının dört yıl daha azalmayacak olması sebebiyle, üye sayısının kademeli olarak düşürülmesine yönelik her boşalan kadro için seçim yapılmaması uygulamasından da 23/7/2030 tarihine kadar vazgeçilmektedir. Böylece meslek mensubu kadro sayısında azalma yaşanmaması ve boşalan her üye kadrosu için aynı sayıda seçim yapılması sağlanarak yüksek mahkemenin verimliliği korunmaktadır.

MADDE 5: 2576 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, idare mahkemelerinde heyet yerine tek hâkim tarafından çözümlenecek dava türlerinin kapsamı genişletilmektedir. Uygulamada içtihadın yerleştiği ve niteliği itibarıyla heyetçe tartışılması zaruri görülmeyen uyuşmazlıklar bu kapsama alınmıştır. Buna göre; konusu 2026 yılı için 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davalarının yanı sıra; öğrencilerin ilişik kesme/uzaklaştırma hariç disiplin, sınıf geçme, not tespiti, yurt, burs işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezası işlemleri; mesleki faaliyeti engellemeyen meslek kuruluşu disiplin cezaları ile 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan muhtaçlık aylıklarına ilişkin davalar tek hâkim tarafından karara bağlanacaktır.

MADDE 6: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinde yapılan değişiklikle, ilk derece mahkemesi kararının sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçesinin eksik veya hatalı bulunması hâlinde, bölge idare mahkemesine kararın gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilme imkânı tanınmaktadır. Ayrıca, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderebileceği hâllerin sayısı artırılmakta; bu hâller dışında dosyanın geri gönderilemeyeceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Bununla birlikte; keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma yapılmamasından kaynaklanan usul eksikliklerinin uygun görülmesi hâlinde bölge idare mahkemesince giderilebilmesine imkân tanınarak, uyuşmazlığın mümkün olduğunca istinaf aşamasında sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.

MADDE 7: 2577 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda Bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden verdiği kararlara karşı, kural olarak tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açılmaktadır. Böylece hükmün yüksek mahkemece denetlenmesini talep etme hakkı güvenceye kavuşturulmaktadır. Ancak makul sürede yargılanma ve Danıştay’’ın iş yükünün dengelenmesi ilkeleri gözetilerek bir istisna getirilmekte; idare ve vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar ile Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu, Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu uygulamasından doğan davalar ve sadece vekalet ücreti/yargılama giderine ilişkin kararlar, kaldırma üzerine yeniden hüküm kurulmuş olsa dahi temyiz incelemesi dışında tutulmaktadır. Bu düzenleme, yürürlükten sonra bölge idare mahkemelerince verilecek kararlara uygulanacaktır.

MADDE 8: 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, daha önce Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen atama şartları ve görev süreleri idarenin kanuniliği ilkesine uygun olarak kanun seviyesinde düzenlenmektedir. Buna göre, adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şartı aranacaktır. İhtisas kurulu başkan ve üyeleri, adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir.

MADDE 9: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav esasları kanun seviyesinde netleştirilmektedir.

MADDE 10: 2802 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesine eklenen bent ile yargılama faaliyetinde teknik veya özel bilgi gerektirmeyen, münhasıran mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında disiplin yaptırımı olarak uyarma cezası verilebilmesi açıkça hükme bağlanmaktadır. Bu sayede bilirkişilik müessesesinin amacına uygun kullanılması ve yargılamaların daha hızlı, ekonomik yürütülmesi hedeflenmektedir.

MADDE 11: 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı gerekçelerini karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmektedir. Paranın enflasyon karşısında değer kaybını önlemek ve alacaklı-borçlu dengesini adil bir zemine oturtmak amacıyla sabit yasal faiz oranı usulünden vazgeçilmektedir. Yeni sisteme göre faiz ödenmesi gereken ve miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş hallerde yasal faiz oranı yıllık; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran günü belirlenen reeskont oranının, önceki yıl sonu oranından 5 puan veya daha fazla farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için bu yeni oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.

MADDE 12 – 13: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 440 ve 444 üncü maddelerinde yapılan düzenlemeyle, vesayet altındaki kısıtlı kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satış usulü UYAP sistemine entegre edilmektedir. Söz konusu malların satışı, fiziki yer kısıtlamalarına maruz kalmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile entegre çalışan elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla gerçekleştirilecektir. Böylelikle, daha rekabetçi bir ortamda çok daha fazla kişinin pey sürmesi sağlanarak kısıtlının menfaatleri azami düzeyde korunacaktır.

MADDE 14: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80 inci maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nin kişisel verilerin korunması hakkı bağlamında verdiği iptal kararı doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır. Moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, kullanılması ve imha süreçlerine ilişkin yasal çerçeve çizilmektedir. İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak mahsus bir sisteme kaydedilecek ve delil olarak dosyasına gönderilecektir. Bu bilgiler; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi halinde derhâl imha edilecektir. Mahkûmiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi diğer hallerde ise kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla yok edilecektir. Ayrıca veri sahibine, verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması halinde silinmesini talep etme hakkı tanınmaktadır.

MADDE 15: 5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda veri güvenliği güvenceleri eklenerek yeniden düzenlenmektedir. Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma tedbirlerinin temel şartları korunurken, elde edilen dijital deliller ve kişisel verilerin korunması için yeni bir fıkra eklenmektedir. Bu tedbirle elde edilen veriler adli emanette saklanacak; kovuşturmaya yer olmadığı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren on beş yıl sonuna kadar muhafaza edildikten sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla imha edilecektir. İlgililere bu süre zarfında, amacın ortadan kalkması halinde verilerin silinmesini mahkemeden talep edebilme imkânı getirilmektedir.

MADDE 16: 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde yapılan değişiklikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun uygulanma sınırları Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda netleştirilmektedir. HAGB müessesesi, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17 nci maddesi kapsamında “kötü muamele” kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır. Ayrıca kurumun usul yönünden iptal edilen diğer bağlantılı fıkraları da belirlilik ilkesine uygun olarak yeniden formüle edilmektedir.

MADDE 17: 5271 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanığa, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek mahkemede bizzat hazır bulunması kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır.

MADDE 18: 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinde yapılan değişiklikle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın ceza daireleri kararlarına karşı Ceza Genel Kurulu’na itiraz yetkisinin kapsamı ve süreleri hak arama hürriyetini genişletecek şekilde yeniden belirlenmektedir.

MADDE 19: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesine eklenen fıkrayla, bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasında ve faiz işletilmesinde yeknesaklığın sağlanması ile uygulamadaki duraksamaların giderilmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme uyarınca; çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında, kişinin kazancının belirli olduğu döneme ait (bilinen dönem) kısma haksız fiil tarihinden itibaren; geleceğe yönelik varsayımsal döneme ait (bilinmeyen dönem) kısma ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi esası getirilmektedir. Ayrıca, peşin sermaye değerinin tazminattan mahsubunda “oransal mahsup” yönteminin uygulanacağı netleştirilmektedir.

MADDE 20- 21: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılarak uygulamada hangi alacaklar için açılacağı hususunda ciddi tereddütlere ve yargılamaların uzamasına neden olan belirsiz alacak davası hukuk sistemimizden çıkarılmaktadır.Belirsiz alacak davasının alacağın tamamı yönünden zamanaşımını kesme ve hak kaybını önleme gibi sağladığı hukuki yararlar, eklenen fıkra ile kısmi dava kurumuna aktarılmaktadır. Düzenlemeyle, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda davacıya, ıslah hakkını kullanmak zorunda kalmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar alacağın geri kalan kısmını talep ederek dava değerini artırma hakkı verilmektedir. Bu durumda zamanaşımı, sonradan artırılan miktar veya kısım yönünden de dava açılan ilk tarihten itibaren kesilmiş sayılacaktır.

MADDE 22: 6100 sayılı Kanun’un 147 nci maddesine eklenen fıkrayla, makul sürede yargılanma hakkının temini ve usul ekonomi ilkesinin hayata geçirilmesi amacıyla hukuk mahkemelerinde yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç aydan daha uzun olamayacaktır. Ancak bilirkişi incelemesinin niteliği gereği uzaması veya istinabe yoluyla başka yerlerde tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu ve kaçınılmaz hallerde hâkim, somut ve olaya uygun gerekçesini duruşma tutanağına açıkça yazmak şartıyla üç aydan daha uzun bir süre için de duruşma günü belirleyebilecektir.

MADDE 23: 6100 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesine eklenen fıkra ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasının kapsamı teknolojik imkânlardan üst düzeyde yararlanılması amacıyla genişletilmektedir. Yapılan düzenlemeyle, hukuk yargılamalarındaki ön inceleme duruşmaları da ses ve görüntü nakli yoluyla gerçekleştirilebilecektir. Uzaktan duruşmaya katılan taraf ve vekilleri hakkında; Kanun’un 154/3-ç maddesinde düzenlenen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ve sulh olma beyanlarına ilişkin ıslak imza atma zorunluluğu hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

MADDE 24- 25: 6100 sayılı Kanun’un 166 ve 168 inci maddelerinde yapılan değişikliklerle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda davaların birleştirilmesi usulü yeniden düzenlenmektedir. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerince verilen birleştirme kararlarının, ilk davanın açıldığı mahkemeyi doğrudan bağlaması esası değiştirilmektedir. Düzenleme doğrultusunda ikinci davanın açıldığı mahkemece verilen birleştirme kararı ancak kesinleşmesiyle birlikte ilk mahkemeyi bağlayacaktır. Bu kesinleşmeyi sağlamak üzere; taraflara esas hükmün verilmesini beklemek zorunda kalmaksızın, birleştirme kararlarına karşı doğrudan ve müstakilen istinaf kanun yoluna başvurabilme hakkı tanınmaktadır. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararları ile bölge adliye mahkemelerinin birleştirme/ayırma kararlarına karşı ise ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilecektir.

MADDE 26: 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesine eklenen fıkrayla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği ve miktar veya değeri itibarıyla ilk derece mahkemesi parasal sınırının üzerinde olan kararları bakımından temyiz yolu açılmaktadır.

MADDE 27: 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine eklenen fıkra ile yargılamaların sırf usuli yetki uyuşmazlıkları nedeniyle öngörülemez şekilde uzamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. İlk derece mahkemelerinin görev ve yetki durumları istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemelerince zaten esastan incelenip denetlendiğinden, istinaf aşamasını geçmiş dosyaların temyiz incelemesinde Yargıtay tarafından sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği esası getirilmektedir. Ancak bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı ve karara bağladığı özel davalar bu yasağın dışında tutulmaktadır.

GEÇİCİ MADDE 1: Teklifle getirilen değişikliklerin yargısal süreçlerde karmaşaya yol açmaması amacıyla zaman bakımından uygulanma esasları, geçiş hükümleri düzenlenmektedir.

MADDE 28: Yürürlük maddesidir.

MADDE 29: Yürütme maddesidir.

TEPKİLER

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 12. Yargı Paketi’nde yer alan “Yargıtay” düzenlemesine tepki göstererek, “Hiç işi uzatmayın. Anayasa’yı kaldırın. Yasaları iptal edin. Kafanıza uygun bir kaç savcı ve hakim ile yola devam edin” dedi.Anka Haber | Ümit Özdağ'dan, iktidara 12. Yargı Paketi tepkisi: Hiç işi  uzatmayın. Anayasa'yı kaldırın, yasaları iptal edin

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 12. Yargı Paketi’nde yer alan “Yargıtay” düzenlemesine sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.

Özdağ, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, “Yargıtay, ‘görevsizlik ve yetkisizlik’ gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin verdiği kararı bozamayacak” ifadelerinin yer aldığı haberi alıntılayarak şu ifadeleri kullandı:

“Hiç işi uzatmayın. Anayasayı kaldırın. Yasaları iptal edin. Kafanıza uygun bir kaç savcı ve hakim ile yola devam edin.”

AİHM, eski YARSAV Başkanı Eminağaoğlu'nun başvurusunda Türkiye'yi haksız  buldu | Euronews

Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ise sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamalarda AKP’nin Devrim Yasalarından rahatsızlığına vurgu yaptı.

Eminağaoğlu şu ifadeleri kullandı:

AKP’DEN, DEVRİM YASALARI ALEYHİNE BİR DÜZENLEME DE 12 NCİ YARGI REFORMU PAKETİNDE…

AKP, DEVRİM YASALARINDAN NEDEN RAHATSIZ…

5271 SY’nın 231/14 üncü maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kuralı Anayasa’nın 174 üncü maddesi kapsamında koruma gören devrim yasaları konusunda uygulanamaz iken,
AKP, 12 nci yargı reformu adı altında TBMM’ye sunduğu teklifin 16 ncı maddesinde, devrim yasalarını koruma kapsamı dışına çıkarmış…
Teklif böyle yasalaşırsa, Devrim Yasalarına aykırı eylemlerde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecek!!!
YOK DAHA NELER…
ÖYLE BİR YARGI REFORMU Kİ…
HUKUKA AYKIRLIKLARI GÖRMEZDEN GELEREK DAVAYI SONUÇLANDIRMANIN ADI, OLMUŞ MAKUL SÜREDE YARGILAMA!..
1- Görevsiz veya yetkisiz hukuk mahkemelerince verilen kararlar, esas yönünden uygun bulunursa, böyle kararlar GÖREVSİZ VEYA YETKİSİZ MAHKEMELERCE verilmiş olmasına rağmen Yargıtay tarafından onanabilecek!
El yordamıyla alınan, özel mahkemelerce verilen özel kararlara, yetkili mi görevli mi diye asla dokunmayın mı deniliyor…
2- Görevsiz veya yetkisiz hukuk mahkemelerince verilen kararlar, esas yönünden hukuka aykırı bulunur ise, bu kararlar Yargıtay tarafından bozulup, dosya davaya bakacak mahkemeye gönderilecek.
Yargıtay o mahkemenin esastan ne karar vereceğini de belirtecek…
Dosyanın daha kapağını açmamış, yüz yüze yargılama yapmamış mahkemeye, esastan ne karar vereceğinin dayatılması!..
***
Gösterilen gerekçeler, makül sürede yargılama imiş…
Makul sürede yargılama, hukuka aykırılıkları görmezden gelerek değil, hukuka aykırılıkları yok ederek, adil yargılanmayı sağlayarak olabilir…
AKP usulü yargı reformu!..
Arka planında neler olduğu uygulamada görülecek!

12. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonunda

TBMM Adalet Komisyonunda, kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlandı.

Content media

Komisyon, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplandı.

Yüksel, vatandaşların hakkına daha hızlı kavuşması, yargı süreçlerinin daha iyi işlemesi ve adaletin hızla yerini bulması için reform niteliğindeki çalışmalara devam ettiklerini belirtti.

Yargı Reformu Strateji Belgeleri ve İnsan Hakları Eylem Planlarının, adalet alanındaki çalışmaların güncel yol haritasını belirlediğini ifade eden Yüksel, yargı reformunun, tek bir düzenlemeyle tamamlanan değil, sürekli, aşamalı ve ihtiyaçlara göre gelişen dinamik bir süreci kapsadığını vurguladı.

Yüksel, sahadan gelen talepleri, uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçları ve vatandaşların beklentilerini dikkate alarak yargı paketleri hazırladıklarını söyledi.

12. Yargı Paketi’nin, ihtiyaçlara cevap veren, vatandaşın beklentilerini merkeze koyan reform iradesinin somut göstergeleri arasında yer aldığını vurgulayan Yüksel, kanun teklifinin 12 farklı kanunda değişiklik öngördüğünü hatırlattı.

Cüneyt Yüksel, teklifteki düzenlemeleri anlatarak, şöyle devam etti:

“Miras yoluyla intikal eden ve sadece yasal mirasçıların hissedar oldukları taşınmazlar yönünden ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin ilk artırıma dair ihalenin, sadece mirasçı olan malikler arasında yapılabilmesi esası kabul edilmektedir. Böylelikle mirasçıların mülkiyet hakkı, ilk açık artırmada malın kıymetinin tamamı üzerinden yapılması suretiyle korunmakta, diğer taraftan ilk açık artırmada mirasçılar dışındaki üçüncü kişi alıcıların ihaleye girmesi engellenerek, malın öncelikle mirasçılar arasında kalması amaçlanmaktadır. Hukuki bilgiyle çözülmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hakim ve cumhuriyet savcılarının, disiplin incelemesine muhatap olabileceklerine dair düzenleme önerilmektedir. Böylelikle gereksiz bilirkişi incelemelerinin önüne geçilip, yargılama sürelerinin kısaltılması amaçlanmaktadır.”

Teklifte idari yargı alanında düzenlemelere de yer verildiğini belirten Yüksel, Danıştay’ın idari kapasitesini güçlendirecek değişiklikler yapılacağını kaydetti.

“12. Yargı Paketi, üç sacayağı üzerinde yükselmektedir”

Teklifin ilk imza sahibi AK Parti İstanbul Milletvekili Nurettin Alan, bugüne kadar İnsan Hakları Eylem Planları ve Yargı Reformu Strateji Belgeleri kapsamında çok sayıda yargı paketinin yasalaştırıldığını ifade etti.

Kanun teklifinin, sadece bugünün ihtiyaçlarını değil, geleceğin hukuk sistemini de inşa etme anlayışıyla hazırlandığını dile getiren Alan, şöyle konuştu:

“12. Yargı Paketi, üç sacayağı üzerinde yükselmektedir. Bunlardan birincisi özel hukuk alanına ilişkin düzenlemeleri, ikincisi idari yargı alanına ilişkin düzenlemeleri ve son olarak üçüncüsü de Anayasa Mahkemesinin değişik tarihlerde vermiş olduğu iptal kararları sonrasında ihtiyaç duyulan alanlardaki hukuki boşluğu gideren düzenlemeler olarak dikkati çekmektedir. Vatandaşlarımızın adalete erişiminin kolaylaştırılması, yargılama faaliyetinin daha da hızlı, kolay ve usul ekonomisine uygun şekilde yürütülmesi, hak arama hürriyetinin korunması ve makul sürede yargılama ilkelerinden yola çıkarak, yargılama sürelerini kısaltan, bürokrasiyi azaltan ve adalet mekanizmasını dijitalleştiren adımları kararlılıkla atıyoruz.”

Alan, teklifteki düzenlemeleri anlatarak, miras yoluyla intikal eden ve yasal mirasçılar dışında üçüncü kişilerin hissedar olmadıkları taşınmazlar yönünden ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin ilk artırıma dair ihalenin, sadece mirasçı malikler arasında yapılacağını belirtti.

Hukuki bilgiyle çözülmesi mümkün konularda bilirkişiye başvuran hakim ve cumhuriyet savcılarının, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından disiplin incelemesine muhatap olabileceğine yönelik düzenlemeye gidileceğini ifade eden Alan, teklifle, vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satışının, UYAP e-Satış üzerinden de gerçekleştirileceğini aktardı.

Nurettin Alan, şunları kaydetti:

“Yargılama sürelerini daha da kısaltmak amacıyla, hukuk mahkemelerinde iki duruşma arasındaki sürenin kural olarak en fazla 3 ay olacak şekilde sınırlandırılmasına dair düzenleme yapılmaktadır. Böylelikle, hakimin dosyadan uzaklaşmadan daha çabuk inceleme yapıp, sağlıklı bir karar vermesi mümkün olabilecektir. Zaman ve maliyet kaybını önlemek adına, ön inceleme duruşmalarının da e-Duruşma yoluyla yapılabilmesine imkan sağlanmaktadır. Böylelikle fiziksel engeller veya coğrafi uzaklık nedeniyle mahkemeye erişimde zorluk yaşayan kişilerin yargılamaya etkin katılımı sağlanarak adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan mahkemeye erişim hakkı güçlendirilmektedir.”

Danıştay’ın mevcut iş yükü göz önünde tutularak daire sayısının 12’den 10’a düşürülmesine yönelik hükmün süresinin 4 yıl daha uzatılacağını söyleyen Alan, öğrenciler hakkında tesis edilen bazı işlemlerin, kamu görevlilerine ilişkin belirli uyuşmazlıklar ve bazı sosyal yardım davalarının tek hakim tarafından görüleceğini ifade etti.

Alan, teklifle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda düzenlemelere de gidileceğini söyledi.

Kanuni faiz oranının Merkez Bankasınca belirlenen reeskont faiz oranının yüzde 80’i üzerinden hesap edilerek belirleneceğini kaydeden Alan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, işkence ve eziyet suçları ile kötü muamele kabul edilebilecek suçları işleyen kamu görevlileri hakkında uygulanmayacağını dile getirdi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Alan, şöyle konuştu:

“Teklif, vatandaşlarımızın doğrudan yaşadığı bazı mağduriyetlerin çözümüne yönelik hazırlanmış kapsamlı bir çalışmadır. Teklifimiz yürürlük, yürütme ve geçici maddeleriyle birlikte tam bir uyum, hız ve reform iradesinin ürünüdür. Bu paket, söz verdiğimiz gibi Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı yapma kararlılığımızın en somut nişanesidir.”

“Turan Taşkın Özer’in Adalet Komisyonu üyeliği düşürüldü”

Komisyon Başkanı Yüksel, muhalefet milletvekillerinin talebi üzerine usul tartışması açtı.

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer’in, Adalet Komisyonu üyeliğinin düşürülmesinin İçtüzük’e aykırılık taşıdığını dile getirdi. Bülbül, Turan Taşkın Özer’in, partiyle üyelik bağının sona ermediğini söyledi.

Bunun üzerine Komisyon Başkanı Yüksel, TBMM Başkanlığınca Özer’in Adalet Komisyonu üyeliğinin 12 Haziran’da düşürüldüğünü bildirdi. İçtüzük uyarınca Özer’in toplantıya katılıp söz alabileceğini aktaran Yüksel, ancak Turan Taşkın Özer’in değişiklik önergesi veremeyeceğini, oy kullanamayacağını belirtti.

Konuşmaların ardından teklifin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.

Haber Ajansları, X