Bunu şunun için söylüyorum!
Ülkelerde tıpkı canlı organizmalar gibidir. Hücrelerden ve onu koruyan sistemlerden oluşur. Tabii ki bünyesinde barındırdığı ve çevresinde bulunan zararlılara rağmen!
Eğer ki sistem güçlü ve dirençli ise sorun yoktur lakin en küçük bir zafiyette toparlanamazsa soğuk algınlığından başlayarak ağır enfeksiyonlara ve hatta kansere kadar uzanan daha üzücü felaketler zinciri devreye girer.
Nasıl ki organizmanın yapı taşı hücrelerse bir ülkenin yapı taşı da insanlardır. Hücreler sağlıklı ve fonksiyonlarına sadıksa sistem görevini layıkıyla yerine getirir ve sorun çıkmaz.
Bu nedenledir ki bir ülkede yaşayan bireylerin varlık ve yurttaşlık bilincinin geliştirilmesi sistemin sağlıklı işlemesi açısından hayati önem arz eder ve asla ihmal edilemez.
Ülke insanı, istikbale dair taşıdığı kişisel mesuliyetin farkında değilse o ülkenin kalkınması, huzura ve refaha kavuşması asla mümkün olamaz.
Her insan kendi ülkesinin sorumlu bir vatandaşı ve yaşam mimarı olmak zorundadır.
Bu ise ancak bizlerin yaş grubunda olanların ilk okulda almış olduğu “Yurttaşlık, Aile ve Hayat Bilgisi” dersleri ve bunu aktarabilecek milli bilince vakıf öğretmenlerle mümkündür.
Şartlar ve yetenekler kişiyi doktor, mühendis, öğretmen, tüccar, subay, bilim insanı, işçi, memur, çiftçi, kaymakam, vali ya da bakan yapabilir. Meslekler kişisel bir kazanımlardır.
Mesleği ne olursa olsun kişi, ilk okulda almış olduğu Yurttaşlık, Aile ve Hayat Bilgisi müfredatı ile bilinçlendirilmemişse eksik kalır. Eğer ki bu eksik tamamlanmışsa mesleği taçlanır ve şahsi menfaati ve ikbali için değil bilgisiyle, aklıyla, ruhuyla ve tüm özbenliğiyle milli servetin, toplumsal vicdanın, ahlakın kurucusu ve koruyucusu olabilmek için çaba gösterir ve tüm varlığını vatanına ve milletine adar.
Bir ülke ancak bu şekilde kalkınır ve güçlü bir devlet, eğitimli ve refah içinde bir millet yapısı tesis edilmiş olur…
Finlandiya buna en güzel örnektir.
Finlandiya’nın kalkınma sürecini anlatan ve yol göstericisi olan Rus yazar Grigoriy Petrov’un yazdığı “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı kitap Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatini çekmiştir. Kitabı okuyan ve beğenen Atatürk, o yıllarda kitabın okul müfredatına konulmasını istemiştir.
Köy Enstitüleri’nin faaliyete geçmesi bu müfredatın eseridir.
Dilerim bir gün elimize iktidar olma fırsatı geçer de tahrip edilenleri onarır, yanlışları ortadan kaldırır, yıkılanları yerine koyar ve Atatürk’ün istikbale dair kurduğu hayallerin devamını en mükemmel şekilde yerine getiririz…
Dr. Vecdet Öz
