Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

EMİNAĞAOĞLU’ndan Çerçeve Yasa değerlendirmesi: İHANET VE HIYANET YASA İLE MEŞRULAŞTIRILAMAZ!

YETMEZ AMA EVET ADIMLARINA HAYIR!

YETMEZ AMA EVET ADIMLARINA HAYIR!

Hukukçu Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU, cezaevinde tutuklu bulunan teröristbaşı Abdullah Öcalan’la görüşüldükten sonra TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa teklifinin maddelerini değerlendirdi.

Yaptığı açıklamada ihanetin ‘Yasa’ ile meşrulaştırılamayacağının altını çizen Eminağaoğlu, sunulan çerçeve yasa teklifindeki maddeleri değerlendirerek hukuki tuzaklara dikkat çekti.

İşte eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun Çerçeve Yasa teklifine ilişkin çarpıcı değerlendirmeleri!

Son dakika haberi... Ömer Faruk Eminağaoğlu CHP Genel Başkanlığı'na  adaylığını açıkladı | NTV Haber

1- YASA TEKLİFİNİN GENELİ YÖNÜNDEN KISA DEĞERLENDİRME

Böyle bir metin halkoylamasına sunulacak olsa, halkın ezici çoğunluğunun hayır diyeceği açık.

Teklifin ortaya çıkacak tepkiler nedeniyle son ana kadar gizli tutulması, TBMM’de ve kamuoyunda vb tartışılması bile söz konusu edilmeden bir an önce yasalaştırılmak istenmesi de bu durumu ayrıca doğruluyor.

TBMM’nin ancak terörbaşının uygun gördüğü bir teklifi görüşmek durumunda bırakılarak, Öcalan’ın TBMM’nin üzerinde konumlandırılması, halkın egemenliğine ve TBMM”nin manevi şahsiyetine hakarettir.

Kamuoyundaki tepkileri dindirmek için, zaman, suç ve kişi, örgüt tipleri yönünden bir takım kısıtlamalar getirilmiş ise de, geçmişte çıkarılan düzenlemelerden de bu gibi kısıtlayıcı hükümler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

Bu teklifin kabulü durumunda, Anayasa Mahkemesi tarafından kısıtlayıcı hükümleri iptal edilebilecek, dolayısıyla tüm terör örgütleri ve bu örgütlerin de tüm mensuplarını, yasa olarak kabulü öncesine yönelik bir zaman kısıtlaması olmaksızın kapsayabilecektir.

Teklif, her ne kadar aksi isimlendirmeler yapılsa da fiilen af yasası niteliğindedir.

Teklif, teklif sahipleri dışında tüm milletvekillerinin imzasına açılmış, teklif sahipleri sorumluluğu geniş bir kesime yaymak istemiştir. Adeta tüm görüşlerin uzlaştığı, bir anayasa değişikliği metni imiş gibi izlenim yaratılmasına rağmen, açıklık yerine gizlilik de düşünüldüğünde, TBMM’ye dayatılan bir metin söz konusu olmuştur.

Teklifteki kavramlar belirsiz ve maddeler arasında çelişki ve de çok açıkça anayasaya aykırılık da söz konusudur.

Nasıl ki anayasayı çiğneyen bir iktidar ile anayasa değişikliği yapılamaz, demokrasiyi araçsallaştıran, her alanda kendi iradesini ve tek adamlığı dayatan bir iktidar ile de ortak sorumluluk taşınamaz.

Demokratik yollarla seçilen belediye başkanlarının bile örgüt üyeliği ile itham edilerek adil yargılanma kurallarının yok edildiği yerde, PKK terör örgütünün meşrulaştırılmasına kayıtsız kalınamaz.

Bir terör örgütünün sonlandırılması, sırasıyla ve öncelikle diplomatik yollarla uluslararası desteklerinin ve ayrıca sınır ülkelerdeki desteklerinin sonlandırılması, örgütünün kendisini tasfiye etmesi, sonrasında ortaya çıkacak genel bir toplumsal uzlaşı üzerine, bu örgüt üyelerinin topluma kazandırılması konusunda yasa çıkarılması yoluyla olabilir.

Örneğin ABD’nin 2027 yılında PKK ve bileşenlerine kaynak ayırdığı düşünüldüğünde, ne uluslararası destekler kesilebilmiştir, ne diğer koşullar sağlanabilmiştir.

İktidarın siyasi çıkar için dayattığı AKP TİPİ bir yasa ortaya çıkmaktadır.

Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, CHP'den aday adayı - Son Dakika Siyaset  Haberleri | Cumhuriyet

(Ömer Faruk Eminağaoğlu)

Türkiye’nin çerçeve yasası, ANAYASASI’dır.

Daha önce farklı şekillerde denenen ancak sonuç alınamayan bu konu, halkın acıları ve mağduriyeti sömürülerek, şehit ve gazilerimizin kanları görmezden gelinerek, hukuk yerle bir edilerek, emperyalist isteklerle uyumlu olarak, siyasi iktidarın çıkarları için kullanılamaz.

Türkiye’nin ulus ve üniter devlet ve bağımsız Cumhuriyet olduğu görmezden gelinemez.

Teklifin yasalaşmasına neden olanlar, tarih önünde sorumluluktan kurutamayacaktır!

Partiler, programlarını uygulamak, halkın mutluluğu ve sorunların çözümü için iktidara gelir.

AKP, iktidar gücü ile bunları sağlayamıyorsa, yapacağı iktidardan ayrılmaktır.

Bu konu hakkında ne bir anayasa değişikliği ne de bir yasa değişikliğine gerek bulunmaktadır.

Demokratikleşme için çeşitli yasal düzenlemeler gerekmekte olup, anılan konu ayrı bir konudur.

Hele de demokrasi karşıtlığının odağı AKP ile görüşülebilecek bir konu değildir.

2- YASA TEKLİFİNİN MADDELERİ YÖNÜNDEN KISA DEĞERLENDİRME

Madde 1 – Bu madde kapsamına (Tom Barrack’ın ifadesiyle dört bölge/dört unsur olarak) PKK ve bileşenleri alınmıştır. NATO’nun yeni stratejisine yönelik bir BOP amaçlı yasa olduğu görülmektedir.

Yasa ile, PKK‘nin kendi fiili varlığına son verdiği ve her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tesbit edildiği durumda, MGK kararının RG’da yayınlanacağı ve bu aşamadan itibaren, yasa kapsamındaki (PKK ile ilgili terör ve terör finansmanı) suçlar konusunda, soruşturma, kovuşturma ve infazların erteleneceği düzenlenmektedir.

Dört ülkede 'kaçak delik' arayan Abdullah Öcalan nasıl yakalanmıştı? |  Gündem Haberleri

(PKK terör örgütünün kurucusu, teröristbaşı Abdullah Öcalan)

Madde ile PKK meşrulaştırılmakta, giderek daha sonra yapılacak düzenlemelerle hukuki bir örgüt haline gelmesi bile olanaklı kılınmaktadır.

Örgüt varlığıma son verdim deyince varlığı son mu bulmuş olmaktadır?

Her tülü silah ve mühimmatı teslim ettiği nasıl anlaşılmaktadır?

Her türlü silah ve mühimmatının ne olduğu, nerede olduğu zaten biliniyor ise, o zaman uçan sineği bulan/bilen iktidar neden bunları yok etmemektedir?

MGK, dördü asker, altısı iktidar mensubu olmak üzere 10 kişiden oluşmaktadır. Burada yasanın uygulanması ve yargı organlarının harekete geçmesi, tamamen ve tamamen iktidardaki partinin iki dudağı arasından çıkacak söze bırakılmaktadır.

İktidar partisi, bu sözü ne zaman, anayasa değişikliği/seçimler öncesi mi sonrası mı, ne zaman ne şekilde söyleyecektir?

Her şey iktidara bağlı ise, o zaman neden iktidar yasayı da tek başına üstlenmemektedir?

PKK konusunda yargı organlarının harekete geçmesi, tamamen iktidardan (güvenlik güçleri tesbiti ve MGK kararı yoluyla) çıkacak karara bağlanmaktadır.

Madde 2- Yasa’da geçen örgüt kavramının, PKK ve tüm bileşenlerini,

Kurul kavramının ise iktidar mensupları ile onlara hiyerarşik olarak bağlı sekiz kişinin yer aldığı bu yasanın 7 nci maddesi ile oluşturulan bir Kurulu ifade ettiği belirtilmektedir.

Bu Kurul’a yasada belirleyici yetki ve görevler yüklenmiş olup, bu durum sürecin tamamen iktidara göre işletileceğini ortaya koymaktadır.

Madde 3- Yasada belirtilen MGK kararı yayınlanınca (ki bu da kuşkusuz tamamen iktidarın uygun bulduğu bir zamanda olacaktır);

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme ve 01.06.2005 tarihi öncesi işlenen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları hariç,

Yasa (1 inci madde) kapsamındaki üst sınırı onbeş yıl veya daha az ceza gerektiren soruşturma ve kovuşturmaların beş yıl,

Onbeş yıldan fazla, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçların soruşturma ve kovuşturmalarının ise on yıl erteleneceği ifade edilmektedir.

MGK kararının RG’da yayınlanmasından önce işlenen suçlar nedeniyle yasanın yürürlüğü sonrası (1 nci maddede sayılan suçlardan) soruşturma başlatılması 7 nci maddedeki Kurul’un iznine bağlanmaktadır.

Bu madde hukuki tuzaklarla doludur.

Umut hakkı elbette insan hakkıdır. kabul edilmelidir. Bu haktan yararlanabilmek için, infaz süresince suç işlememek gerekmektedir.

Yasanın yürürlüğü sonrasında, terör suçları gibi suçlardan soruşturma açılması, iktidara bağlı bir Kurul’un iznine bağlanabilmektedir.

Bu Kurul, istediği kişiler için izin verecek, soruşturulmasını uygun görmediği(!) kişiler için de izin vermeyecektir.

Madde ile Öcalan konusunda şu durum söz konusu olabilecektir:

Öcalan, cezaevinden terör örgütü PKK’yı yönetmiş olup, 01.06.2005 tarihinden sonra bu konudaki eylemlerinin soruşturulmasına izin verilmeyecek, umut hakkından yararlanamayacak olan Öcalan için, daha sonraki bir yasa ile umut hakkı kapısı aralanacaktır.

Kısaca, Öcalan’ın cezaevinden örgüt yönettiği dönem için soruşturma açılması yolu kapatılmakta, Öcalan’ın ikinci kez soruşturulmasına izin verilmeyeceği bu şekilde ifade edilmektedir.

Öte yandan, 01.06.2005 tarihi öncesi dönem kapsam dışı bırakılarak, Öcalan vb konumundakilerin yasa kapsamı dışında kaldığı izlenimi yaratılmıştır.

Bu durum da tam bir aldatmacadır.

Türk halkı aldatılmakta, kandırılmakta, anayasa yerle bir edilmektedir.

Şöyle ki, bu gibi süre sınırlamaların hukuksal geçerli dayanağı olmadığından, bu sınırlamalar AYM tarafından iptal edilmektedir.

Süreçte burada da iptal kararı olacak, Öcalan vb konumundakiler de bu hükümden yararlanacaktır. Ancak yasa teklifi metni bu şekilde düzenlenerek, sorumluluk AYM üzerinde bırakılmaktadır.

Madde 4- Yasa kapsamındaki erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili dosyalar, istinaf ve temyiz aşamasında ise bozma kararı verileceği, tutuklama ve adli kontrol kararlarının da gözden geçirileceği ifade edilmektedir.

Bu şekilde, yasa kapsamındaki suçlarla ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma aşamasında kişilerle ilgili adli kontrol ve tutuklama kararları (koşulları varsa kaldırılır denilmektedir ki, o koşullar yasa kapsamına girip girmeme koşullarıdır) kaldırılmaktadır.

Terör suçlarından soruşturulan ve kovuşturulanlar salıverilmektedir!

Bu kararı da mahkeme değil, yasa koyucu vermektedir!

Madde 5- Yasa’nın 3 üncü maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturmalarla ilgili erteleme kararlarının ayrı bir sicile kaydedilip, ancak adli mercilerce istendiğinde verileceği belirtilmektedir.

Erteleme süresi içinde sadece terör suçu işlenirse, erteleme kararı kaldırılarak, soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacak, mahkümiyet kararı verilirse, ceza ertelenmeyip çektirilecek, aksi halde bu süre suç işlemeden geçirilirse düşme kararı verilecektir.

Madde aldatmaca içermektedir. Şöyle ki, MGK kararı öncesi işlenen suçların soruşturulmasında MGK izni aranmakta iken, burada izin koşulu aranmamaktadır. Bu durum her iki madde arasında çelişkiye de yol açmaktadır.

Madde 6- 3 üncü maddede soruşturma ve kovuşturmalar yönünden düzenleme yapılmıştır.

Bu maddede ise, MGK kararı yayınlanınca,

Terör örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenen adam öldürme suçları ve 01.06.2005 tarihinden önce  işlenen müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına mahküm olanlar hariç olmak üzere, bu yasa kapsamına giren suçlar nedeniyle,

15 yıl ve daha az hapis cezası alanların cezalarının 5 yıl,

15 yıldan fazla hapis, müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanların cezalarının ise 10 yıl süreyle infaz yargıcı kararıyla erteleneceği belirtilmektedir.

Madde, Öcalan’a umut hakkının da ötesinde özgürlük maddesi olacaktır.

İşte yasa teklifi neden mi gizli tutulmuştur?

Buradaki süre/zaman kısıtlamalarıyla Öcalan kapsam dışında gibi gösterilmiştir.

Ancak, bu zaman kısıtlamasının geçerli hiç bir yasal/hukuki dayanağı bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik nedeniyle iptal veya İHAM tarafından ayrımcılık nedeniyle hak ihlali kararı verileceği açıktır.

İktidar siyasi sorumluluğu yüklenmeyerek, Öcalan’a ikinci soruşturma veya umut hakkı da bir yana özgürlük kapılarını açmaktadır.

Erteleme süresi içinde suç işlenmesi halinde, infazın devamına karar verileceği, aksi halde erteme süresi sonunda, cezanın infaz edilmiş sayılacağı düzenlenmektedir.

Koşullu salıverme kararlarında iyi hal durumuna bakılırken, burada yasa koyucu iyi hal vb durumu öngörmeden erteleme ve infaz edilmiş sayılma durumunu kabul etmekte, terör suçlarına adeta ayrıcalık tanımaktadır.

PKK'yı kapsayan çerçeve yasa teklifi TBMM'ye sunuldu

(Üç siyasi parti milletvekillerinin Çerçeve Yasa Kanun teklifindeki imzaları)

Madde 7- Bu Yasa ile tamamen iktidar mensuplarından ve onlara hiyerarşik olarak bağlı idare mensuplarından oluşan 8 kişilik bir kurul oluşturulmaktadır.

Bu Kurul, yeni yasal, adli, idari düzenlemeler yapılması önerisinde bulunabilecektir!

MGK kararı sonrasında (yargı organlarınca) verilecek erteleme kararlarını BAĞIMSIZ OLMAYAN BU KURUL değerlendirecektir.

Kurul, soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle söz konusu olan hak yoksunlukları için sulh ceza yargıçlıklarından talepte bulunabilecektir.

Kişilere değil, başvuru hakkı, iktidara bağlı bu Kurul’a bırakılmıştır! Neden?

Kurul kimler için başvuracak, kimler için başvurmayacaktır?

Tamamen, iktidarın siyasi çıkarlarına göre işletilecek bir maddedir.

Madde ayrıca tam bir aldatmaca içermektedir.

Burada, örgüt mensuplarına hemen siyasi hakların verilmediği izlenimi yaratılmaktadır.

Anayasa’nın 76 ncı maddesi ve TCY’nin 53 üncü maddesi uyarınca, soruşturma ve kovuşturma aşamasında hak yoksunluğu zaten olamaz.

Mahkümiyet hükümleri konusunda, 5 yıllık veya 10 yıllık erteleme kararları verilmiş ise, sırasıyla erteleme kararından itibaren 2 yıl veya 3 yıl geçince, eğer bu KURUL BAŞVURMA YOLUNA GİDERSE, infaz yargıcı hak yoksunluğunun giderilmesine karar verecektir.

Bir tarafta varlığı süren, sadece infazının bir kısmı ertelenen mahkümiyet kararı, öte yandan giderilen hak yoksunluğu!

Madde tamamen Anayasa’nın 76 ncı maddesine aykırı.

Terör örgütü mensupları için anayasa tanınmayıp, anayasa delik deşik edilince…

Her ne hikmetse, TBMM’de bir de İzleme Komisyonu kurulması yoluna gidilmektedir.

Madde 8- Yasa kapsamında örgüt mensuplarının getireceği silah vb nin kayıt altına alınacağı düzenlenmektedir.

Bu silahların adli olaylarda kullanılıp kullanılmadığı konusunda bir incelemeden uzak durulmaktadır.

Madde 9- Yasada sözü edilen MGK kararının RG’da yayımlanmasından itibaren bulundukları yerdeki Cumhuriyet savcılıklarına 6 AY İÇİNDE başvurulup yasadan yararlanmak istediklerini beyan edenlere yasanın uygulanacağı belirtilmektedir.

Bu hükümden de anlaşıldığı üzere, yıllardır PKK mensupları yakalanmamakta, soruşturma açılmamakta olup, bu dönemde de onlara dokunulmayacak, serbestçe dolaşacaklar ve başvuruları beklenecektir.

Madde 10- Bu yasa ile verilen görevleri yerine getirenlerin hukuki, idari, cezai sorumluluklarının doğmayacağı ifade edilmiştir.

Bu madde ile görevlilerce yapılanların açıkça suç olduğu itiraf edilmekte, suçtan kurtulmaya yönelik düzenlemeye sığınılmaktadır.

Benzer düzenleme 2014’teki çözüm sürecinde 6551 SY md 4 ve FETÖ konusunda 668 sayılı OHAL KHK md 37’de de yer almıştır.

Af, yapılan düzenlemeden önceki eylemler için söz konusu olabilir.

Geleceğe yönelik bu tarz düzenleme ise, sorumsuzluk hükmü niteliğinde ve aftan da öte bir düzenlemedir. Açıkça anayasaya aykırıdır.

Bu hüküm, çok açıkça AKP hukukunun bir yansımasıdır.

Böyle bir hüküm olsa olsa anayasaya konulabilir ki, bu hükmün benzeri, 12 Eylül darbecilerince Anayasa’nın Geçici 15 nci maddesine konulmuş ise de, anılan hüküm söz konusu kişileri yargılanmaktan alıkoymamıştır!

TBMM'de bu hafta: "Çerçeve yasa" ile ilgili teklifin TBMM'ye sunulması, suç  işleyen çocuklarla ilgili teklifin görüşülmesi bekleniyor | Independent  Türkçe

(Türkiye Büyük Millet Meclisi – TBMM)

Madde 11-12 – Yürütme yürürlük maddeleridir.

(NOT: Osman Kavala, Can Atalay, Gezi Parkı davasından hükümlü oldukları için yasa teklifi kapsam dışındalar.

Selahattin Demirtaş ise, suç tarihi gözetilince dosyası henüz istinaf aşamasında olduğu için, MGK kararı sonrasında 3 ve 7 nci madde koşullarına göre, yasadan yararlanabilecek)

(Birde Anayasa md 128/3 var
MGK bağlayıcı karar alamaz.
Sadece tavsiye niteliğinde karar alabilir.
Madde 1 ve izleyen maddelerde MGK’ya bağlayıcı karar alna görevi verilmiş ise de, Anayasa md 118/3’e göre MGK sadece ve sadece tavsiye niteliğinde karar alabilir. MGK’ya bağlayıcı karar akma görevi yüklenmesi açıkça anayasaya aykırı.)

Ömer Faruk Eminağaoğlu

Hukukçu