Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TERÖRSÜZ TÜRKİYE’DEN / HUKUKSUZ TÜRKİYE’YE

GeminiN dümeni kırıksa, birde kaptanın diploması sahte ise, hangi kayaya

GeminiN dümeni kırıksa, birde kaptanın diploması sahte ise, hangi kayaya ve ne zaman çarpacağını bilemezsiniz. İşiniz çok zor demektir!

Bir Adalet Bakanı ya da yürütmenin başındakiler, yargı görevlileri arasından yürütmeye veya şahsa bağlı “Özel Ekip” kuramaz.
Kurarsa ne olur?
Doğal Hakim (Kanuni Hakim) İlkesine aykırı davranmış olur. Kişiye veya olaya özel Savcı/Hakim atamış olur. Ayrıca Hukuk Devleti İlkesini ihlal etmiş olur. Adalet Bakanlığı, idari ve bürokratik bir makamdır, yargısal yetkililere emir ve talimat veremez. (Anayasa Md. 138/2)

Bu durum, mesleğini tarafsızlıkla yürütmeye çalışan binlerce Yargıç ve Savcının mesleki onurunu, vicdani bağımsızlığını zedeleyen, kamuoyunda da yargıya olan güveni sarsan bir durum ortaya çıkarır.

Dün Türkiye Barolar Birliği Başkanı R. Erinç Sağkan verdiği beyanla;
“Bu ülke artık bir Hukuk Devleti değildir” dedi. Maalesef Başkanın dediği doğru! Bir Adalet Bakanı, tutuklu olan biri için “O kişi yakında itirafçı olacak” demesi, kendisi için “16 adet tapusu, yatı var” iddialarına karşı açıklama yapmaması, saygınlığına büyük zarar verdi!

Anlamakta zorlandığım olay şudur;
Gerek Adalet Bakanını, gerekse geleceklerini Bakana bağlayan ekibini yetiştiren, bunlara diploma veren Hukuk Fakültelerindeki Profesörler neden susuyorlar? Ben, Bakan Gürlek’in hocası olsaydım, Bakanlığın önünde bekler ve basının önünde kulağını çekerdim.

Bakan Gürlek “Faili Meçhul” dosyaların üzerine gitmekte çok kararlı. Böylelikle, çizdirdiği karizmasını düzeltmeye çalışıyor.

Sinan Ateş davası, bu konuda çok önemli bir olay! Olay, birkaç tane “torbacının” ve Milletvekili olmuş birkaç çakalın yapacağı bir iş değildir. Rahmetli Sinan Ateş, iyi yetişmiş bir akademisyen, güzel bir eş ve baba, yiğit bir Türk Milliyetçisi idi.
Sinan Ateş öldürülmese idi, MHP’nin Genel Başkanı olacak ve darmadağın edilmiş Türk Milliyetçilerini bir araya getirebilecek kapasiteye sahipti.

Bu cinayet, basit bir olay değildir. Cumhur İttifakının geleceğini çok yakından ilgilendiren ve önemli bir olaydır.
Hele gerçek azmettiricinin belirlenmesi, ülkede çok şeyi değiştirecektir.
Türkiye değişmese bari!

Yarın bir başka “Planlı, tasarlamış, üstü örtülmeye çalışılmış” ama acısı bitmemiş, Türkiye için yüzkarası bir olayı daha Bakan Gürlek’e vereceğiz.
Sinan Ateş ve Muhsin Yazıcıoğlu cinayetleri ve azmettiricileri, gerçekten aydınlanırsa, işte o zaman her şey değişir, Türkiye de değişir…
Hadi Bakan Gürlek!

Sağlık ve başarı dileklerimle 31 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

 

Eski Bakan ve Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu'na Erdoğan ve  Bahçeli'ye hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezası

TEFLON TAVA GİBİ

Bazı siyasetçilerin üzerine “Suç-Kir” yapışmaz. Literatürde bunlara
“Teflon Siyasetçi” denir. Ronald Reagan’ın ABD’de lakabı budur!

Bizde, teflon siyasetçi var mı?
AKP ve CIA elemanı FETÖ, 11 yıl ortaklık yaptılar. Yüksek Yargıyı ele geçirdiler, Ordumuzun Komuta Kademesindeki subaylarını FETÖ’cularla değiştirdiler. Türk Emniyetinin stratejik makamlarına geçtiler. insanlar, haklarında bir yargı kararı olmadan işinden, aşından oldular, on binlercesi tutuklandı.
Erdoğan, suçunu kabul edip, “Rabbim ve Milletim beni affetsin” dedi!
Adalet Bakanlığı verilerine göre 10 yıl sonunda FETÖ Silahlı Terör Örgütü üyesi olduğu iddiasıyla 720.580 kişi hakkında adli işlem yapıldı.
720.580 KİŞİ HAKKINDA ADLİ İŞLEM YAPILDI ama dönemin her şeyden sorumlu Başbakanına hiç soru sorulmadı?

Almanya’da “Deniz Feneri denen “Asrın Yolsuzluğu” olayından tutun, liyakatsizlik ve yandaşlarını zengin edilmesine, ihalelerdeki yolsuzluklardan, tarımın perişan edilmesine kadar her olayda Türk Milleti bedel ödedi, servetlerini kaybetti, ama bizim “Teflon Tavalar” çok ama çok zenginleştiler.

Bizim Devlet sistemimizde ve geleneğimizde BAKANLAR ve BAŞBAKAN karşılıklı olarak “Müteselsilen” sorumludurlar.
4 AKP’li Bakan ve veletleri, rüşvet alırken “sesli ve görüntülü” olarak suçüstü yakalandılar. ABD ve İran’daki mahkemelerde, Türkiye’de 8,5 Milyar Dolar RÜŞVET dağıtıldığı belgelendi. 500 Milyon Doların 4 Bakana dağıtıldığı, kalan 8 Milyar Doların ise, “Buhar” olduğu için nereye gittiği bilinemedi!
(Bir Başsavcının “Hırsızlar İmparatoru” dediği kişiye verildiği söylendi!)

24 yıllık dönemde, Üst düzey siyasetçiler ve aileleri, Genelkurmay Başkanlığı, Yüksek Yargıçlar, Üst düzey Bürokratlar, Valiler, mal varlıklarını arttırdılar. Uluslararası raporlara göre ülkemiz , uyuşturucu kaçakçılığının merkezi yapıldı. Kaçak IŞİD Petrolünün (Irak Devletinin Petrolü), Üst düzey Siyasetçiler (Makamları üst, ama kendileri en alt olanlar) tarafından hırsızlık yapılarak satıldığı “Uluslararası Tahkim Mahkemesi” tarafından karara bağlandı! Binlerce yıllık Türk Tarihinde, devleti yönetenlerin, başka bir devletin malının çalınmasına göz yummaları hiç görülmedi.
Bu siyasi kadro, bu siyasal ümmetçiler, bu yobazlar, kendi alınlarına “Hırsız”
damgasının vurulmasına sebep oldular.

Gelelim Teflon Tavaya!
Teflon Tava o kadar çok ateşte bırakıldı ki, dibi delindi!
Tıpkı Merkez Bankasının kasasının dibinin delindiği gibi…

Sağlık ve başarı dileklerimle 30 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı