1. Haberler
  2. Öne Çıkan
  3. Kayseri’de Sığınmacılarla ilgili başlayan olaylar Hatay, Adana, Konya ve Gaziantep’e sıçradı

Kayseri’de Sığınmacılarla ilgili başlayan olaylar Hatay, Adana, Konya ve Gaziantep’e sıçradı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

Türkiye’nin Kayseri ilinde bir Suriyelinin, amcasının 7 yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu haberinin yayılmasıyla başlayan gerilim, kentte Suriyeli sığınmacılara yönelik protesto eylemlerine dönüştü.

Melikgazi ilçesinde yaşanan olayda gözaltına alınan Suriye uyruklu İ.A. (26) tutuklanmış, çocuk koruma altına alınmıştı. İstismar iddiasının ardından kentte çıkan olaylarda Danişment Mahallesi başta olmak üzere birçok mahallede Suriyeli sığınmacılara ait araçlara, evlere ve işyerlerine saldırılar düzenlenirken, olaylarda 14 emniyet mensubu ile bir itfaiye erinin yaralandığı açıklanmıştı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olaylarla ilgili 67 kişinin gözaltına alındığını açıklamıştı.

Kayseri’de 30 Haziran’da başlayan olaylarla ilgili gerilim sürerken Suriyeli sığınmacıların ev, işyeri ve araçlarına yönelik saldırılara ilişkin farklı illerden görüntüler sosyal medyadan paylaşıldı.

ÖSO

Suriye ile Türkiye arasında normalleşme görüşmelerinin başlayacağına yönelik haberler sonrası bugün Suriye’nin kuzeyinde TSK ve ÖSO kontrolündeki bölgelerde de cihatçı gruplar tarafından Türkiye’den giden araçlar, bölgede Türkiye’nin kurduğu PTT, valilik gibi kurumlar hedef alındı.

ÖSO’nun daha önce de Suriye-Türkiye normalleşme görüşmeleri gündeme geldiğinde bu tür eylemlerde bulunduğu biliniyor. Ancak Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin de aralarında bulunduğu kimi kesimler Azez ve Afrin’de çıkan olayların Kayseri’de gelişen olaylara bir yanıt olduğunu öne sürüyor.

Cihatçı grupların Suriye’de TSK kontrolündeki bölgelerde Türk bayraklarını indirdiği görüntüler sonrası Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılara yönelik saldırı dalgası da tetiklenmiş görünüyor.

Kayseri’deki olayları takip eden gazeteci Hazar Dost X hesabından yaptığı paylaşımda dün akşam da binlerce kişinin Suriyelilerin yoğun yaşadığı mahallelerde “Ne mutlu Türk’üm diyene”, “Ülkemden mülteci istemiyorum” sloganıyla yürüdüğünü aktarırken “Yürüyüşe katılan birçok kişi Suriye’de ÖSO’cuların Türk bayrağını yakmasına karşı yürüyüşe katıldıklarını söyledi” ifadesini kullandı.

Hazar Dost’un aktardığına göre polis kalabalığı dağıtmak için birçok kez girişimde bulunsa da grup, ara sokaklarda tekrar birleşip yürüyüşe devam etti. En az 10 kişi gözaltına alınırken ilçeye çıkan birçok yol trafiğe kapatıldı. Danişment Mahallesi’nde Suriyelilere ait neredeyse tüm dükkanların yakılıp, yıkılmış durumda olduğunu aktarırken, mahallede yaşayanların çoğunun işçi olduğunu belirterek “Yaşanan olayda suçlunun tek olduğunu biliyorlar ama savunuları, iş olanaklarının Suriyeliler yüzünden azaldığı” diye belirtti. Dün istifa eden Çevre Bakanı Mehmet Özhaseki’nin Kayseri milletvekili olduğu 2021’de “Suriyeliler giderse sanayi batar. Sanayimizi onlar ayakta tutuyor” dediğini hatırlatan Dost yürüyüşte “Tayyip istifa” sloganının da atıldığını aktardı.

Dün Suriye’nin kuzeyinde ÖSO’cu grupların Türk bayraklarının indirmeleri, Türkiye’den giden araçlara saldırı görüntülerinin ardından Hatay, Gaziantep, Konya, Adana ve İstanbul’da sokağa çıkan bazı grupların Suriyelilere ait işyerlerine ve araçlara zarar verdiğine ilişkin görüntüler kaydedildi.

HATAY

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde “Ülkede mülteci istemiyoruz” sloganıyla kalabalık bir grup bir araya geldi, Türk bayraklı araçlarla konvoylar oluşturuldu. Bozkurt işareti yapan grupların tekbir getirdiği görüntüler sosyal medyaya yansıdı.

Kırıkhan ilçesindeyse Suriyelilere ait bir manav dükkanının tekbir sesleri eşliğinde ateşe verildiği görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

İstanbul Sultanbeyli’de bir grubun, Suriyelilere ait işyerlerine saldırdığına yönelik videolar sosyal medyada paylaşıldı.

GAZİANTEP

Gaziantep’te de bir grup “Ölürüm Türkiyem” şarkısı eşliğinde yürüyüşe geçti. Kentte sığınmacılara ait araçlar ve işyerlerine zarar verildiğine ilişkin görüntüler sonrası Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Sözcüsü Hasan Şencan, “Sevgili Gaziantepliler, lütfen çocuklarımızı evlerimize çağıralım. Provoke edilecek eylemler içerisindeler. Gençler, evlerinize dönün” şeklinde bir mesaj yayımladı.

Gaziantep Valiliği’nden yapılan açıklamadaysa bazı sosyal medya platformlarında bir yabancı uyruklu şahsın “Savaş başlasın” şeklinde ifadelerinin yer aldığı ve Gaziantep’te çekildiği düşünülen bir video servis edilerek vatandaşların kin ve nefrete sevk edilmeye çalışıldığı belirtildi.

Valilik “Söz konusu videonun eski olduğu ve 2021 yılında çekildiği emniyet güçlerimiz tarafından tespit edilmiştir. Konuşmayı yapan M.M isimli yabancı uyruklu şahsın ise o dönem ilimizde çalıştığı anlaşılmış ve emniyet güçleri tarafından 2021 yılında göz altına alınarak sınır dışı edilmiştir. Vatandaşlarımızın yetkili kaynaklardan açıklanmayan hiçbir bilgiye itibar etmemeleri gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

ADANA, KONYA

Adana’da sığınmacıların yoğun yaşadığı Mirzaçelebi Mahallesi’nin girişi polis tarafından kapatıldı. Kentte Türk bayraklı konvoyların düzenlendiği görüldü. Konya’da da Suriyeli sığınmacıların işyerlerine yönelik saldırılara ilişkin sosyal medya hesaplarından görüntüler paylaşıldı.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Sol Haber’e yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmelerde bulundu

(2/7/2024)

Kayseri’de Suriyelilerin yoğun yaşadığı mahallelere saldırılarla başlayan ve diğer kentlere yayılan olaylar, iki gündür Türkiye’nin temel gündemi. Mesele ekonomiden dış politikaya, güvenlikten göç olgusuna kadar çok fazla boyuta sahip, karmaşık bir mesele. 

Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı. Okuyan’a göre yalnızca Kayseri’de başlayan olaylara bakmak yanıltıcı. Suriye’deki muhalif gruplar arasındaki çatışmalar, Türkiye’ye yönelik protestolar ve TIR’ların yakılması gibi olgularla birlikte değerlendirildiğinde, Okuyan, Erdoğan’la Putin arasında yapılacak görüşmeyi hesaba katmak gerektiğini söylüyor. Türkiye’nin güvenliğinin Şam’dan başlayacağı tezine karşı çıkan Okuyan, “Türkiye Suriye’nin içinden elini derhal çekmelidir” görüşünde.

Kayseri’de ve başka kentlerde göçmenlere saldırılması, işyerlerinin yakılması daha önce benzerlerini yaşadığımız olayların bir uzantısı mıdır yoksa son hareketliliğin başka nedenleri de var mı? Yaşananlar Suriyeli bir göçmenin akrabası olan bir kız çocuğunu taciz ettiği iddiasının arkasından geldi. Her şeyi buna duyulan öfke ile açıklayabilir miyiz?

Çocuklara dönük taciz, sağlıklı bir toplumu öfkelendirmelidir. Ancak sağlıklı bir toplum öfke ve tepkisini böyle yansıtmaz. Çünkü sağlıklı bir toplum her şeyden önce örgütlüdür. Irkçılıktan, dinsel fanatizmden, kadın-bilim-sanat düşmanlığından arındırılmıştır. Sağlıklı bir toplum göçmen düşmanlığından da arındırılmıştır. Emperyalizme düşman olursunuz, yobazlığa düşman olursunuz, sömürüye düşman olursunuz ama bir göçmene sırf göçmen olduğu için düşman olmazsınız.

Soruya yanıt vermeden önce özellikle bu girişi yapmak istedim çünkü hepimiz meselenin çocukları, kadınları korumak olmadığını biliyoruz. Şu son birkaç yılda kaç tarikat yurdunda çocuklara karşı kolektif suç işlendiği ortaya çıktı… Ülkemizde yakın akrabaların istismarına uğrayan çocukların sayısını kimse tam olarak bilmiyor. Bunlara karşı kılını kıpırdatmayan, hatta bu suçlara ortak olanların şimdi aniden “çocuklarımız elden gidiyor” diye etrafı ateşe vermesi “haklı tepki ama eylem yanlış”la geçiştirilemez. Çünkü ne öfke ne tepki hakiki. Zaten “linç kültürü”nün devreye girmesi için bir olay, bir mazeret gerekmiyor. Bir rivayet, bir fısıltı fazlasıyla yeterli. 

Şimdi sorunuza geliyorum. Kayseri ve diğer kentlerde yaşananları ve Suriye’nin kuzeyinde TSK ile Türkiye’nin yıllardır desteklediği silahlı gruplar arasında meydana gelen çatışmaları, TIR’ların yakılmasını, protesto gösterilerini yarın ya da birkaç gün içinde gerçekleşmesi beklenen Putin-Erdoğan görüşmesiyle ilişkilendirmek zorundayız. Bu görüşmenin en önemli başlıklarından biri Suriye olacak. Konu Erdoğan’ın “Esad ile görüşebiliriz, yeniden dost olabiliriz” açıklamasındaki benzersiz pragmatik yaklaşımın çok ötesinde bir karmaşıklığa sahip. Ve bu karmaşanın müsebbiplerinin başında AKP iktidarı geliyor. Öyle “görüşürüz, sorunları çözeriz” türünden bir durum yok.

Buna biraz açabilir miyiz? Kayseri ve diğer yerlerdeki olayları Erdoğan-Putin görüşmesine bağladınız. Ve Suriye başlığında Esad ile Erdoğan arasındaki olası görüşmelerin sonuç vermesinin sanıldığından çok daha zor olacağını söylediniz. Neden?

Bakın, Türkiye’nin hamiliğini yaptığı Suriye Milli Ordusu’nun mevcudu neredeyse 100 bine dayanıyor. Daha bir ay önce bu ordu bünyesinde bir Harp Okulu açıldı Afrin’de. AKP medyası gururla servis etti bu haberi. Bu ordunun subayları var, ağır silahları var. Dahası Türkiye’nin Suriye’de devlet kurumları var, okulları var. Burada bir ekonomi dönüyor. Esad’ın “ben buna göz yumacağım” deme olasılığı yok. 

Ancak AKP, Suriye Milli Ordusu’nun Türkiye’nin terörle mücadelesine destek verdiğini ve istikrarı sağladığını iddia ediyor.

Bu doğru değil. Suriye Milli Ordusu’nun öncülü Özgür Suriye Ordusu’dur. Bire bir aynıdır demiyorum ama ÖSO da himaye gördü, Türkiye’de eğitildi. Başlangıç noktasında terörle mücadele diye bir gündem yoktu. Suriye’de, Şam’da namaz kılacaklardı, Esad’ı düşüreceklerdi. Şimdiki Dışişleri Bakanı Fidan o dönem de bu politikalarda birinci dereceden sorumluydu. Özgür ordu oldu milli ordu. Her şeyin başına “milli” sözcüğünü ekleyince dokunulmazlık elde edeceklerini, bütün sorunları çözeceklerini sanıyorlar. Bir noktaya kadar, Suriye’deki meşru yönetime karşı yürütülen mücadelede PYD de AKP’nin yakın müttefikiydi. Şimdi AKP’nin bir kez daha gerildiği İsrail’in Suriyeli muhaliflere verdiği desteği unutmayalım. Hepiniz oradaydınız ve aslında orda olmaya devam ediyorsunuz. Dolayısıyla Türk dış politikasının Suriye’de “güvenlik” temelli şekillendiği iddiası doğru değildir. Türk dış politikası, Suriye’deki kriz ve iç savaşın başından itibaren Yeni Osmanlıcıdır ve bu politika güvenliği değil ekonomik, siyasal ve ideolojik etkiyi artırma derdindedir.

Erdoğan bu aşamada Suriye’nin kuzeyinde elinde tuttuğu bölgeden vazgeçemez mi? Örneğin Esad ile PYD’ye karşı işbirliğine gidemez mi?

Tekrar altını çiziyorum, AKP’nin politikalarının “güvenlik” merkezli olduğu tezi gerçeklerle çelişiyor. Ancak dış politika öznel kararlarla hayata geçmez çünkü çok taraflıdır dış politika. Dolayısıyla geri adımlar, pazarlıklar, çatışma ve anlaşmalar bu işin doğasında var. Ama bir sabah yandaş medyada “sözde Suriye Milli Ordusu” denmeye başladığında mesele hallolmayacak. Dediğim gibi kurumsallaşmış, kendine ait bir ekonomisi olan bir bölgeden söz ediyoruz. Üstelik bu “sözde ordu” kendi içinde bir sürü hizip barındırdığı gibi, bu ordunun çatısı altında olmayan epey bir cihatçı örgüt var bölgede. Sonra Esad ile işbirliği yaparak PYD’nin üzerine gitmek de iddia edildiği gibi kolay değil. ABD’nin varlığını bir kenara koyalım. Suriye’de merkezi iktidarın karmaşık ve uzun süren savaşta birbirinin kanını dökmüş etnik ve mezhep gruplarını bir arada tutmak gibi bir yükümlülüğü olacak. Türkiye’de güvenlikçi uzmanlar ellerinde değnek, harita başında döktürüyorlar. Ama hayat jeo-stratejiden ibaret değil. Özetle, Suriye’de sağlıklı bir çözümün çok uzağındayız ve korkarım bir tıkanma söz konusu.

Yine de bugün için bir şeyler söylenemez mi? Ya da Erdoğan’ın Esad ile görüşmesi kötü mü olur?

Türkiye Suriye’nin içinden elini derhal çekmelidir. Türkiye’nin güvenliği Kudüs’ten, Şam’dan, Üsküp’ten ya da ne bileyim Nahcivan’dan başlar söylemi son derece tehlikeli. Hep söylüyoruz, siz bunu derseniz, başkaları da benzerini söyler, iddia eder. Erdoğan’ın Esad ile görüşmesi ise her durumda iyi bir şeydir. Çünkü bu söylediğimize biraz olsun yardımcı olabilir. Ancak kısa sürede bir çözüm çok zor. Çünkü yalnız AKP değil, emperyalistler ve bölgenin gerici güçleri Suriye’de işleri içinden çıkılamaz hale getirdi. Çözüm için bölge gericiliğinin, emperyalizmin geriletilmesi gerek. 

Göçmen konusuna dönecek olursak, Kayseri’deki olayın Erdoğan-Putin görüşmesi ile ilişkisini nasıl kurabiliriz? 

Göçmen karşıtı eylemler için Türkiye’de yeterli birikim var. Bu birikimi siyasal alanda yalnızca birkaç ırkçı örgüte mal edemeyiz. Unutmayalım CHP’li bazı belediyelerin göçmen karşıtlığında hangi noktalara geldiklerini. Ancak bu ölçek ve yaygınlıkta olaylar Türkiye’de şimdiye kadar hiç kendiliğinden yaşanmadı. Putin-Erdoğan görüşmesi öncesinde Suriye başlığında farklı bir mesaj vermek isteyecek bir düzine ülke ya da aktör sayabilirim. Bunların her biri, bu türden olaylar çıkarabilme kabiliyetine sahip. Bakın Suriye’deki protestoların Kayseri’deki saldırılara tepki olduğu söyleniyor. İyi ama Kayseri’den önce de Suriye’de protestolar gündemdeydi. Neye karşı? Erdoğan ile Esad’ın görüşebileceği haberlerine karşı. Ayrıca başka örgüt ve yapılanmaları bir kenara koyuyorum, sadece Suriye Milli Ordusu mensupları ile Türkiye’deki Suriyeli göçmenler arasındaki ilişkileri ve hatta geçişkenliği hesaba katmak gerekiyor. Dolayısıyla rastlantı ya da değil, Türkiye’nin Suriye politikasına yön vermek için herkesin harekete geçtiğini söyleyebiliriz.

Göçmen sorununa ilişkin ne diyebilirsiniz? Sadece göçmen düşmanlığına karşı olmak yetiyor mu?

Olur mu öyle şey. Göçmen meselesinin insani boyutu var ama evet güvenlik boyutu da var. Türkiye’ye Suriye, Afganistan, Libya gibi ülkelerden gelenlerin bir bölümü cihatçı, bir bölümü uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapıyor. AKP’nin anladığını anlamıyoruz biz güvenlikten. Türkiye’de halkın güvenliğinden söz ediyorum. Sonra konunun ekonomik düzlemde birçok boyutu var. Türkiye işçi sınıfı açısından değerlendirmemiz gereken konular var. TKP’nin sürmekte olan 14. Kongresi’nde bunları değerlendiriyor ve çözüm önerilerimizi güncelliyoruz. TKP konuyu göçmen romantizmiyle ele almamak konusunda kararlı. “Hepimiz kardeşiz” sözü bir anlam ifade etmiyor. Ancak göçmen sorunundan göçmenlere düşmanlık üretilmesine ve ırkçılığın meşrulaşmasına asla geçit veremeyiz.

“Bakan”lar tıkır tıkır değiştirilse de sömürücü düzen sermaye-siyaset-tarikat üçgeninde tıkır tıkır işliyor. Hukuk da destek olarak kullanılıyor.

(Sol Haber)

Suriye sınırı karıştı

Kayseri’de Suriye uyruklu olduğu devlet yetkililerince bildirilen şahsın gerçekleştirdiği taciz olayının ardından ortalık karıştı. Kayseri’de sokağa inen kişiler Suriyelilere ait dükkan ve araçları ateşe verdi. Suriye topraklarındaki Türk bayrakları indirildi, TIR’lar taşlandı, zırhı araçlara saldırı düzenlendi.

Cumhuriyet’in yerel kaynaklardan aktardığına göre, Halep kırsalında ndaki el-Bab, Azez ve el-Rai şehirlerinde onlarca kişi, Türk kamyonlarını durdurarak sürücülerden Türkiye’ye dönmelerini talep etti. Bazı protestocular, kamyonların camlarını kırdı.

Türk bayrakları indirildi, ÖSO bayrakları asıldı

Göstericiler, ayrıca bölgedeki tüm sokaklardan ve kamu hizmeti binalarından Türk bayraklarının indirilmesini ve Suriye Arap Cumhuriyeti’ne karşı kendilerini temsil eden üç yıldızlı bayraklarının asılmasını talep etti.

Bununla birlikte bazı saldırganların Türk bayrağına saldırıları da görüntülere yansırken, yine emniyete ait zırhlı araçlara da saldırı düzenlendi.

Ortalık Karıştı (2)

Gaziantep plakalı bir araca da bölgedeki gruplarca saldırı düzenlendiği anbean kameralara yansıdı.

Haber Kaynakları

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Kayseri’de Sığınmacılarla ilgili başlayan olaylar Hatay, Adana, Konya ve Gaziantep’e sıçradı

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sonsöz Gazetesi | İlkeli Gazeteciliğin Yerel Öncüsü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin