Erdem Atay adlı Gazeteci-Yorumcu, bir konuşması sırasında şunu söyledi!
“Demirel, Türkiye 15 Eyalete ayrılmalıdır, dedi!”
Bunun üzerine Erdem Atay’ı aradım ve “Ben Rahmetli Demirel’in bu şekilde bir sözünü duymadım, görmedim. Kaynağın nedir” diye sordum.
Bana, “Abi ben bunu bazı kitaplardan okudum. Şimdi yoldayım. İki gün içinde sana bildiririm” dedi. Bekliyorum, dedim.
Beklerken, araştırmaya başladım. Kitaplığımdaki Demirel kitaplarını inceledim. Sosyal Medyada aradım, Fakat hiçbir yerde Demirel’in böyle bir sözünü bulamadım.
Tam aksine, Demirel’in siyasi hayatı boyunca Üniter Devlet yapısını en katı ve tavizsiz şekilde savunan bir lider olduğunu bir defa daha gördüm!
Türkiye’nin idari yapısında Eyalet/Federasyon modelini tartışmaya açan veya bu yönde açıklamalar yapanlar Turgut Özal ve Kenan Evren’dir.
Özal, Osmanlı Modeli ve federasyon tartışmalarının hep merkezinde oldu. Özellikle ABD-İsrail’in “Türkiye büyüsün, daha güçlü olsun, bölgenin tek hakimi olsun, Irak ve Suriye’den bazı parçaları da ekleyelim ve Türkiye Federasyon olsun kumpasına inandı ve federasyonu savundu.
Fakat Özal, bu fikrini gerçekleştiremedi.
Bu kumpasa düşmenin ve Türkiye’nin Irak’a girmesinin çok büyük felakete neden olacağını gören Siyasi Liderler ve Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay, Kuvvet Komutanlarıyla birlikte istifa ederek, bu tuzağı bozdular.
CB Erdoğan’ın, Demirel adını hiç anmaması, sürekli Özal’ı övmesi, Demirel’in Ulus Devlet ve Üniter Yapı savunucusu olduğundandır.
Özal, Halidi-Nakşi tarikatına mensuptu. Hatırlarsanız Özal 1977 seçimlerinde Erbakan’ın MSP (Milli Selamet Partisinin) İzmir Milletvekili Adayı idi! Özal-Erdoğan yakınlığı tarikat kardeşliğine dayanır.
CB Erdoğan’da aynı kaderi yaşıyor. AKP-FETÖ işbirliği ile yapılan Ergenekon ve Balyoz Kumpaslarına itiraz eden, bunun bir tuzak olduğunu ifade eden Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve Kuvvet Komutanları 29 07 2011’de istifa ettiler. Erdoğan bu davranışı “Askeri Vesayet” olarak niteledi.
Türk Ordusunun Komutanlarının doğru tespit ve tavsiyelerini “Vesayet” diye reddeden CB Erdoğan’ın, ABD-İSRAİL ‘in, ülkemizi çok sıkıntıya sokacak talimatlarına sımsıkı sarılması, kaderin garip bir cilvesidir.
Elbette ki, daha önceleri defalarca denenen “Cumhuriyet Saldırıları” gibi, bu deneme de Türk Milleti tarafından gömülecektir.
Sayın Torumtay, Sayın Koşaner ve Sayın Kuvvet Komutanları, Türk Milletinin gönlünde taht kurmuş vatanseverlerdir.
Kenan Evren, Hulusi Akar, Necdet Özel, Yaşar Güler de Genelkurmay Başkanlığı yaptılar. Bunlarla ilgili karar ve kanaat, yargı önünde hesap verdikten sonra, önümüzdeki dönemde Türk Milleti tarafından verilecektir!
Not; Erdem Atay’dan iddiası ile ilgili belge bekliyorum. Konuyu elbette ki sizlerle paylaşacağım…
Sağlık ve başarı dileklerimle 25 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

YÜCE DİVANDA BİR CUMHURBAŞKANI
Celal Bayar, Atatürk’ün en güvendiği ve özellikle ekonomi politikalarını emanet ettiği lider kadronun başında geliyordu.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 3’ncü Cumhurbaşkanı ve CHP’nin 2’ci Genel Başkanıdır! (Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat ettiği 10 Kasım 1938 ile
26 Aralık 1938 tarihleri arasında 46 gün Genel Başkanlığa vekalet etmiştir.)
Atatürk vefat ettiğinde, Bayar T.C. Devletinin Başbakanı idi.
Bayar, Atatürk’e sadece büyük bir sevgi beslemekle kalmaz, ona sarsılmaz bir saygı ve hayranlık duyardı. Siyasi hayatı boyunca ve sonrasında Atatürk’ün Devrimlerine ve mirasına her zaman sadık kaldı.
“Atatürk’ü sevmek bir ibadettir” sözü Bayar’ındır.
Atatürk’ü Koruma Kanunu olarak bilinen 5816 sayılı yasa 1951 yılında Bayar ve Menderes tarafından meclise getirilmiş ve kabul edilmiştir.
Bayar, “Galip Hoca” kimliğiyle, Ege dağlarında düşmanla göğüs göğüse çarpışmış bir Kuvvacıdır.
Kırmızı-Yeşil şeritli İstiklal Madalyası sahibidir. (Bu madalya, hem cephede fiilen çarpışan, hem de o dönem Mecliste Milletvekili olarak görev yapan son derece kısıtlı ve özel bir gruba nasip olmuştur.)
Bayar, Yüksek Adalet Divanı denilen mahkeme tarafından İdama mahkum edildi. O tarihte 78 yaşında olan Bayar’ın cezası, Müebbet Hapse çevrildi ve Kayseri Cezaevine gönderildi…
Bunları, hem yakın tarihimizi okumak-araştırmak zahmetinde bulunmayan gençlerimiz için, hem de görev yapan siyaset insanları için ibret olması temennisiyle yazdım. Özellikle, Türkiye üzerine oynadıkları oyunların sonuna yaklaştıklarını sanan emperyalist çetelerle işbirliği içinde olanların, nasıl bir ihanetin içine düştüklerini son bir kez daha düşünmelerini istedim.
Bayar, ABD-İSRAİL maşası olan “Silahlı bir dinci örgütü” devletin en hassas birimlerine girmesi için emir verir miydi?!
İşgalci düşman ile, kurşun kurşuna çarpışan Bayar, sizce ülkemizin Kozmik Odasına, CIA elemanlarının girmesine izin verir miydi?
Bayar ve arkadaşları, darbe yönetimi tarafından yolsuzluk-hırsızlık-rüşvet olaylarıyla suçlandı mı? Bir kuruş yolsuzluk tespit edildi mi?
CB Bayar’ın ve Başbakan Menderes’in Bakanlarından bir tanesi; “Ben ne yaptıysam, Başbakan tarafından emredildiği için yaptım” dedi mi?
Bayar’ın Türkiye dışında “Usulsüz edinilmiş para-mal varlığı” olduğu yabancı istihbarat örgütleri tarafından iddia edildi mi?
Bayar, 54 Bin insanımızın yaşamını çalan kanlı Narko Terör Örgütünün başı “Bebek Katili” bir pisliği serbest bırakır mıydı?
Bayar, Atatürk’ün talimatıyla başta İş Bankası olmak üzere, çok sayıda fabrika ve tesisin açılmasını başaran ekibin önemli bir üyesi olarak. Türk Milletinin BİR TANE TESİSİNİ sattı mı?
Bayar, Türk Devletinin sofrasına Atatürk düşmanlarını asla oturtmadı.
Gelelim sözün özüne;
26 05 1960 akşamı yatan “İzmir Mebusu Küçük Menderes” lakaplı Ecz. Kemal Serdaroğlu ertesi gün, tutuklanacağını ve yavrularına 6 yıl sonra kavuşacağını biliyor muydu!
Ya, 11 09 1980’de ülkenin en genç Belediye Başkanı olan Rifat Serdaroğlu,
ertesi gün “Siyasi Yasaklı” olacağını biliyor muydu?
Allah, kimse ile sözleşme yapmaz. Yarın ne olacağını, uyanıp uyanmayacağımızı veya nerede uyanacağımızı sadece o bilir…
Kimse kendisini “Vazgeçilmez” zannetmesin, kimse ben ölürsem ülke batar diye hayale kapılmasın. Mustafa Kemal öldü, ülkemiz battı mı?
Milyonlarca Mustafa Kemal’in Askeri olarak nasıl vatanımıza sahip çıktıysak, yarın da Cumhuriyetimize sahip çıkarız evvelallah…
Ders almak isteyen aynaya baksın ve altı delik ayakkabı ile dolaştığı günleri
hiç ama hiç unutmasın! Bizler buradayız…
Sağlık ve başarı dileklerimle 26 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Erdem Atay’a Yanıtımızdır!
Erdem Bey Merhaba.
Belge olarak 1972 yılının (54 yıl önceki) Günaydın Gazetesini gösteriyorsunuz. Aslan Bulut Bey ve Cengiz Özakıncı Bey’de aynı alıntıyı yapmışlar. Gazete haberi belge değildir. Yazanın, kendisine söyleneni nasıl anladığını yansıtır.
Sayın Demirel’in herhangi bir yerde, resmi veya siyasi toplantıda, Üniter Yapıya aykırı bir beyanını göremezsiniz.
O yılları hatırlamamanız gayet normal. Siz doğmadan 10 yıl önceden bahsediyoruz. 1965-1971 yılları arasında %5 enflasyon, %7 büyümenin yaşandığı, ülkenin bir şantiyeye döndüğü yıllardı. Maalesef bir daha o ekonomik başarıyı gösteremedik.
Demirel, ülkemizin her yerini yöresini çok iyi bilen, DSİ Genel Müdürlüğü zamanında çoğu yeri yürüyerek gezen bir devlet adamı idi. Böyle bir söz, sadece ekonomik kalkınma amacıyla söylenmiş olabilir!
Demirel’in bir sözünü, ülkenin bölünmesi içinmiş gibi, Üniter Yapıya karşıymış gibi gösterecek anlamı çıkan beyanlar doğru değildir.
Böyle bir yanlış görüşü dillendirmek, size yanıt vermek imkanı olmayan ve tarihe mal olmuş birini suçlamak etik değildir.
Beyninin bir kıvrımının, şimdiki kabinenin tamamından daha akıllı ve milli olan birini, ülkeye 250 Baraj, 1000 Büyük Gölet, binlerce sanayi tesisi kazandırmış bir devlet adamını, böyle yanlış anlamak ve tanıtmak asla kabul edilemez.
Bir gecede, ülkemizdeki 22 ABD Üssünü kullanıma kapatan ve aynı gün 5500 ABD Askerini sınır dışı edecek DEMİREL bir Devlet Adamı bulun da, başımıza taç yapalım…
Olmadı Erdem Bey olmadı, size yakışmadı…
Sağlık ve başarı dileklerimle 25 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
