1991 Genel Seçimlerinde İzmir Milletvekili seçildiğimde, Rahmetli Demirel, “İlmi Siyaset %80 sohbetle kazanılır. Tabii ki kiminle sohbet ettiğine bağlı” demişti. Parlamento hayatım boyunca, “Devlet Adamı” vasfını yakıştırdığım siyasetçilerin konuşmalarını izlemeye çalıştım. Hangi partiden olurlarsa olsunlar, onlar TBMM’nin parlayan yıldızları idiler.
Sayın Bakan, siz kimi devlet adamı görürsünüz, kimi izlersiniz bilmiyorum.
Siz şu an Adalet Bakanısınız. Yarın nerede olursunuz, onu da bilmiyorum.
Zaten haysiyet sahibi insanlar için önemli olan bir makama gelmek değil, o makamdan kirlenmeden ayrılabilmek ve saygınlığını korumaktır.
Size bazı örnekler vereceğim. Bu kişiler geldiler ve Adalet Bakan oldular. Hatta bazıları oğlunu AKP’den MV bile yaptırdılar, ama üzerinde öyle ağır şaibeler var ki, bunlar yarın mutlaka yargılanacaklar! (Yeldana Kaharman Cinayeti)
Bir diğeri, Hatay’da “Ali Dibo” dolandırıcılık olayını icat eden biri idi.
Bu zavallı, Bakanlığı sırasında, Tüm Yargıtay Üyelerinin FETÖ listesinden seçilmesini sağladı. Sonra da Kılıçdaroğlu tarafından ÇANKAYA MV seçildi.
Siz de, Başsavcılık -Adalet Bakanlığı makamları arasında gidip geldiniz ve Bakan oldunuz!
Lütfen, sizi suçlayan, tapu kayıtları gösterilen 16 adet Villa sahibi olmanızı, açıkça yanıtlayın. CB Erdoğan’ın “Boş ver yanıt verme, konuşur konuşur unuturlar” öğüdüne sakın uymayın. Hiçbir şey unutulmaz!
Sayın Bakan; İmparatorluklar bakiyesi bu coğrafyada, biz insanlar beraberce yaşayabiliriz. Bunun için ADALET gerekli. Adaletin tesisi için de DEVLET gerekli. Devleti zedelerseniz, kendi reklamınız için hangi dosyayı açarsanız açın, adaleti ve birliği sağlayamazsınız.
Adalet Bakanlığı bünyesinde “Kendi Ekibinizi kurma” gibi bir yanlışa girdiniz.
Bunu yapmayın. Eğer bu konu kamuoyunda duyulur ve karşılık bulursa, sizin için hiç iyi olmaz.
Öyle Savcılarınız var ki, daha çok toylar. Onlara Türklüğü, İslam’ı, Ahmet Yesevi’yi, Hacı Bektaş-ı Veliyi, Yunus Emre’yi, Anadolu’nun gönlü mayalı insanların yurdu olduğunu bilmiyorlar ki!
Okuduğunu anlamaktan aciz, gönlünü iktidara kaptırmış, “Bağımsızlığı” partiden gelen emirle bir tutan bu arkadaşlarınızı frenleyin. Ömrünü ülke hizmetine adamış insanların gönlünü kırarsanız, döner size sorarlar; “Bu devlet sizinle başlamadı, sizinle de bitmeyecek. Bir devlete hizmet için, daha kaç idam gerek!
Sorumluluğunuzu bir daha gözden geçirin. Geçirin de bizler de size şunu öğretelim; “Aşk olsun bu topraklardaki maya ’ya, aşk olsun bu toprağı mayalayanlara. Aşk olsun ve de selam olsun mayalananlara. Aşk olsun ve de selam olsun ülke sevdası için can pazarına çıkanlara ve can verenlere ve vereceklere…
Sağlık ve başarı dileklerimle
11 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

UĞUR OLA MANSUR BEY
Mansur kelimesinin anlamı; “Allah’ın yardımıyla zafer kazanan ve galip gelen” demekmiş! Torpilli adam ne olsa!
Mansur Bey, siz CHP’den Ankara Belediye Başkanı seçildiniz, değil mi?
Sizin gibi CHP’den seçilen kaç Belediye Başkanı arkadaşınız tutuklandı?
Yoksa siz de, Butlancı Genel Başkanınız gibi, onları “Siyasi Tutuklu” olarak değil, yolsuzluk yaptıkları için adi suçlu olarak mı tutuklandıklarını söylüyorsunuz?
Siz sözde hukukçusunuz! Zindandaki arkadaşlarınızdan biri için bile “Bu kişi suçludur” diye kesinleşmiş bir yargı kararı gösterebilir misiniz? Ne oldu size okulda okutulan masumiyet karinesine?
Mansur Bey, ömrü hayatımda sizinle iki kez görüştüm. O da makamınıza olan saygımdan dolayı, görüşmeyi ben istedim. Sizi dikkatle izledim.
Bir büyüğünüz olarak (Abi, dediğiniz için) kesin kanım şudur ki, siz Haysiyetli, namuslu, Anayasa ve Demokratik kurallara uyan Türk Siyasetinde, okyanusta bir damla bile olamazsınız.
Türkiye’deki TEK ADAM yönetiminde, Hukuk Devleti kaldı mı?
Cumhuriyet değerleri yerli yerinde duruyor mu?
Türk Devletinin kurucusu Büyük Atatürk’ün İlke ve Devrimleri yerinde mi?
Türk Devletinin temeli olan “Ulus Devlet ve Üniter Yapı” ayakta mı?
ABD-İSRAİL kumpası ile, binlerce PKK’lı katilin affedilmesi sizce doğru mu?
25 yıllık AKP ve çetesinin yönetiminde, bugün Türk Milleti rahat mı?
Emekliler geçinebiliyorlar mı? Çiftçiler, İşçiler, Gençler, Yaşlılar yani Türk Milleti huzur-refah-güven içinde mi? Çocuklar yatağına TOK girebiliyor mu?
Laiklik İlkesi, ayakta mı?
Şimdi size soruyorum Mansur Bey;
Bu yazılanlara “DOĞRU DEĞİL, YALAN BUNLAR” diyebilir misiniz?
Peki tüm bunları kim yaptı? Ben mi yaptım ki, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Avukat ve Noter Suçları ile Özel Soruşturma Bürosu) her yazım içim soruşturma açıyor? Yazdıklarımı anlama kapasitesi bile bulunmayan, bu çocuklar mı bize “Vatan Müdafaasını” öğretecek.
Tüm bunların tek sorumlusu var;
25 yıldır ülkeyi TEK BAŞINA yöneten CB Recep Tayyip Erdoğan.
Keşke Saray’a çıkmadan evvel, CB Erdoğan’ın “Eski Genel Başkanı-Başbakanı Davutoğlu-Ali Babacan-İngiliz Şimşek için TV’lerden söyledikleri dinleseydiniz. Bir de DAVUTOĞLU’NUN, CB Erdoğan için söylediklerini dinleseydiniz. Adres doğru mu, değil mi karar verirdiniz.
Siz, haksız yere hapse atılmış, sağlıklarını, işlerini, evlatlarını ve gelecek ümitlerini kaybetmiş, CHP’li Belediye Başkanı arkadaşlarınızın üzerlerine basarak, onları çiğneyerek, CB Erdoğan’dan Ankara’nın metro sorunu için yardım mı istiyorsunuz?
Uğur ola Mansur Bey!
Siz CHP’li değilsiniz, Yeni Partili de değilsiniz, siz Türk Milliyetçisi hiç değilsiniz. Sahi siz kimsiniz?
Atatürkçülerin, vatanseverlerin, Kuvvacıların nezdinde siz Mansur Yavaş değilsiniz. Türk Milletinin size yakıştırdığı ismi, halka açık bir yerde, yüzünüze karşı söyleyeceğim! Hazır olun, şaşırmayın…
Sağlık ve başarı dileklerimle
11 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

BU TOPRAKLARDA DEVLETİN VARLIĞI ESASTIR
Devlet yoksa, Din de olmaz, Aile de olmaz, İnsan da olmaz…
Vatan mücadelesini bilmeyen, doğrusunu öğrenmeyen sahtekâr ve hırsız siyasetçiler, kendilerine hesap sorulmasın diye, önce Türk Devletini felç ettiler!
Devlet dediğiniz aygıt, Anayasal ve Yasal çerçevede görev yapan Ulusal Kurumlardan oluşur. Kurum yöneticilerinin öncelikli görevi devleti korumaktır. Seçimle gelmiş İKTİDAR Türk Milletinin zararına sonuç doğuran politikaları yürürlüğe koyuyor ve sonucundan kendini sorumlu tutmuyor ve arsızca koltuğunda oturmaya devam ediyorsa, orada devlet yok demektir…
Örnek verelim;
Siz iktidar olarak “Kendi pisliğinizin” ortaya çıkmaması için, küresel çetenin baskısına boyun eğiyor, milletin ve devletin hiçbir kurumunun yazılı görüşünü almadan, bir gecede milyonlarca Sığınmacıyı (Güvenlik ve Sağlık denetimi yapmadan) yurda alıyorsanız, bu kararınızın sorumluluğunu da alacaksınız. İktidar denen aygıt, Türk Milleti tarafından belli bir dönem için size emanet edilen, yetki ve sorumlulukları Anayasa ve Yasalarda yazan bir kurumdur.
Bir sabah kalktınız ve “Ben böyle istedim” deyip, binlerce yıllık bir devletin ve milletin tüm geleceğini riske atacak bir kararı alamazsınız. Böyle bir karar alırsanız ve aldığınız karar sonucu Devlet ve Millet ZARAR görürse, sonucuna da paşa-paşa katlanırsınız! Karınıza yaptıramayacağınız bir işi Devlete ve Millete yaptıracaksınız, sonra hiç utanmadan “Milletin ve Devletim beni affetsin” diyeceksiniz… Yok öyle bir dünya, yok…
Gelelim sana, Aziz Türk Milleti;
2002 yılından bu yana, çok çile çektin. Çok partili demokratik yaşamın boyunca hiç görmediğin çirkinlikler yaşadın. Türk Devletinin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e küfreden pisliklerin saraylarda konuk edildiklerini gördün. Cumhuriyetin İlke ve Devrimlerinin sürekli örselendiğini gördün. Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının iyice azıttıklarını gördün.
Devleti emanet ettiklerinin, en büyük hırsızlar olduğunu gördün. Sana Türk Milliyetçisi-Ülkücü olarak gösterilen hainlerin, 54 Bin vatandaşımızın katilinin, Türk Devletinin muhatabı yapıldığını gördün. Satıldığını, aldatıldığını gördün.
Bu kadar zulme rağmen hep sesiz kaldın!
Seni harekete geçirmeyen, binlerce yıldır genlerine işlemiş imanının ve aklının, seni sırat köprüsünden geçireceğini mi sanıyorsun?
Artık ayağa kalkmanın zamanı gelmedi mi?
Sağlık ve başarı dileklerimle
10 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

ANLIŞ ANLADINIZ SİZ ONU
Davutoğlu ne demişti;
-Haram yediler! Çevresini zengin ettiler. Damadını Bakan yaptı. Koskoca ülkeyi beş tane müteahhide peşkeş çekti! (Üff, iddialara bak, her biri gülle gibi!)
Bağımsız ve Tarafsız Hakim mahkemede sordu;
Bunlar sizin beyanlarınız mı? Bakın Beyefendi, bu iddialar çok ciddi! Ülkenin CB’nını açıkça hırsızlıkla suçluyorsunuz. Lütfen bir daha düşünün!
Davutoğlu; Ben ne dediğimi çok iyi biliyorum. Ben epilepsi hastası mıyım ki, hayal görüp, uydurayım? Ben Başbakanlık yaptım. Ne dediğimi biliyorum ve ısrar ediyorum. Söylediklerimden vaz geçmiyorum. Susmayacağım ve söylemeye devam edeceğim…
Bağımsız ve Tarafsız Hakim; Bir müddet düşündü ve kararını açıkladı;
Ben yine de sizin bunları, bir kızgınlık anında, şakacıktan söylediğiniz kanısındayım. Siz şimdi gidin, dinlenin, kendinize gelin, zaten sizi bir daha çağırıp, terbiyesizlik yapmayız!
Davutoğlu, Devacı Babacan ve Saadetçi Mahmut’un kollarında dışarı doğru zorla sürüklenirken, bas bas bağırıyordu;
Siz nasıl Hakimlersiniz be! Şimdi dışarda daha ağırını konuşacağım, bu sefer de soruşturma açmayın da göreyim…
Diğer salonda, ömrü boyu maaşla çalışan İ. Melih Gökçek’in oğlunun ve damadının yargılanmasına başlanmıştı;
Bağımsız ve Tarafsız Hakim, Oğul Gökçek’e ve eşine sordu;
Siz ikiniz ne iş yaparsınız?
Oğul Gökçek;
Valla Hakim Amca, önce size babamın çok selamı var. Söyleyeyim de üzerime kalmasın. Gelelim sorunuza; Efendim ben hiçbir zaman, hiç bir iş yapmadım, çalışmadım, efendim!
Bağımsız ve Tarafsız Hakim; Ne demek hiç çalışmadım? Oğlum, son ALTI ayda Almanya’ya RESMİ TRANSFER yoluyla yaklaşık 200 MİLYON AVRO göndermişsin! Oğlum ben kıdemli hakimim, yıllardır çalışıyorum, ayda 2 Bin Avro maaşım var. Sen 200 Milyon AVRO göndermişsin! Ne iş bu?
Oğul Gökçek; Valla, Babamın arkadaşı Hakim Amca! Niye çalışalım ki? Bizim eve hemen her gün balya-balya para getirirler! İçinden ne kadar istersek alırız. Babam öyle dedi!
Bağımsız ve Tarafsız Hakim;
Oğlum sen geri zekalı mısın? Baban sana ne söyleyeceğini ezberletmedi mi?
Neyse, ben toparlayayım bari! Sayın Savcı sizin söylediklerinizi yanlış anlamış. Sizin aile olarak ne verimli bir para havuzunuz varmış ki, bunu görememiş. Şimdi gidin, size yurtdışı çıkış yasağı koydum, sonra kaldırırız. Hadi babana selam söyle…
Oğul Gökçek; Ver elini öpeyim Hakim Amca. Adaletinizle bin yaşayın e mi?
Vatandaş Rifat;
Allah hepsinin belasını verecek. Çaldığınız paraları yiyemeyeceksiniz. Yazıklar olsun…
Not; 9 Eylül’de biz yanlış insanları mı denize döktük, yoksa herkes mi hırsız olmuş?
Sağlık ve başarı dileklerimle
09 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
