Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜRK DEVLETİ GÜNEYDOĞUDAN ÇEKİLEBİLİR Mİ?

Güneydoğu Bölgemizin her biri ayrı güzellikte ve değerde olan bazı

Güneydoğu Bölgemizin her biri ayrı güzellikte ve değerde olan bazı İL ve İlçelerimiz, PKK artığı pislikler tarafından (DEM) kirletilmeye başladı!

Devlet anlayışımız gereği, bu kirletmeye izin veren, sorumlu iki makam var!
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve İçişleri Bakanı!

Sizler, Anayasa’nın 3’ncü maddesinin, “Türkiye Devletinin Resmi Dili Türkçedir” emrine uymuyor musunuz?
Yer-Semt-Mahalle adlarının, ilgili devlet kurumunun onayı alınarak, Belediye Meclislerinde veya İl Genel Meclislerinde “Değiştirilme Teklifi” yapılabileceğini, Vali’nin onayı ile yürürlüğe gireceğini, bilmiyor musunuz?

Türkiye’nin nüfus yapısı tarih boyunca farklı coğrafyalardan gelen göçlerle ve iç göç hareketleriyle biçimlenmiştir.
Ne oldu da Tuncay Bakırhan ve Tülay Hatimoğlu gibi “Küresel Çete” elemanları aniden bu oyunu tekrar önümüze getirdiler?

“Bölgede Kürtçe levhaların yeniden asılmasına karşı çıkanlar, neden Kürtçenin özgürleştirilmesine de karşı çıkıyorlar” diyen PKK militanı Hatimoğulları gibi şapşikleri, T.C Cumhurbaşkanı neden kabul ediyor?
Bu şapşikler bizim bilmediğimiz neyi biliyorlar ki, hepsi aynı anda “Erdoğansever” oldular?

Artık herkesin kafasına dank etmeli, herkes net olarak bilmelidir ki;
“Eğer her bölge veya her yerleşim yeri, kendi demografik yoğunluğuna ya da tarihsel göç geçmişine göre farklı resmi semboller ve diller geliştirmeye kalkarsa, Balkan göçmenlerinin yoğun olduğu Trakya-Ege-Bursa’da,
Kafkas kökenli vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu Karadeniz’de veya farklı etnik unsurların yaşadığı coğrafyalarda idari ve dile bağlı bir karmaşa doğar. Bu durum, hizmette birliği zedeleyeceği gibi, vatandaşlar arasında “biz ve onlar” ayrımını derinleştirir. Bölünmeye veya ayrışmaya kapı aralayan adımlara karşı durmak, bir etnik gruba karşı çıkmak değil, ortak vatanın ve hukukun üstünlüğünün hakkını savunmaktır…

Gelelim size, İçişleri Bakanı; Bir an için kafanızı İskilipli Atıf’tan-Mustafa Sabri’den-Dürrizade Abdullah’tan kaldırıp, bu meseleye eğilmek istemez misiniz? Güneydoğu Anadolu Bölgemizin tarihi geçmişini kısaca yazayım, isterseniz, beraberce (Korumasız) ikimiz Diyarbakır’a gidelim ve birer konuşma yapalım. Bakalım Diyarbakır en büyük Kürt kenti mi, yoksa tarihteki en büyük Türk kenti mi imiş?

Son BİN SENEDE Diyarbakır’ı ve çevresini yöneten devletler-beylikler;
-Büyük Selçuklu Devleti (Sultan Melikşah)1085-1095)
-İnaloğulları Beyliği (Türkmen Emiri Sadr) 1095-1183)
-Artuklar (S. Eyyubi şehri aldı ve Artuklu Emiri Nureddin Muhammed’e devretti. 1183-1232)
-Anadolu Selçuklu Devleti (Alaeddin Keykubat ve Gıyaseddin Keyhüsrev)
(1232-1240)
-Moğol/ İlhanlı ve Celayir Dönemi; 1394 yılına kadar, Moğol-Türk devleti olan Celayir’iler yönetti.
-Timur İmparatorluğu; 1394-1404) Timur, sonra yönetimi Akkoyunlu Kara Yülük (Aksaçlı Yağız anlamına) Osman Bey’e bırakmıştır.
-Akkoyunlu Devleti; (1404-1507) Oğuzların Bayındır boyundan)
-Safevi Devleti; (1507-1515) Türkmen Kökenli Şah İsmail, 8 yıl yönetti.
-Osmanlı İmparatorluğu (1515-1922)
-Türkiye Cumhuriyeti (1923-Günümüz)

Yaa, İskilipli! Eğer Diyarbakır’a benimle gelirsen sana iki sözüm olsun!
Birincisi, ülkemizin birliğine inanmış, PKK’yı reddeden öyle güzel Kürt dostlarım var ki, seni tanıştırayım. Tarihi bir de onlardan dinle!
İkincisi; Diyarbakır savunmasında, düşman yöneticileriyle birlikte kendilerini de patlatan 7 kardeşi anlatayım! İsimleri; Şehmus/Mahmur/Kadir/Yusuf/Ali/Hasan. Mekanları cennet olsun…

Haa birde şu var İskilipli; Levhaları, Kürtçenin tek lehçesinden yazdırma! Diğerleri okuyamıyor!. Kürtçe tabeladan her biri farklı lehçeden 4’er tane yazdır. Farklı inanışlar için de (Süryani-Arami-Ermeni vs) yaptır.

Not; Bugün, Bergama’nın düşman işgalinde kurtuluşunun yıldönümü. Kutluyorum…

Sağlık ve başarı dileklerimle

14 Eylül 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Serdaroğlu: Bakanlığı tarikatlar yüzünden bıraktım | Independent Türkçe

12 EYLÜL 1980/ 46 YIL ÖNCE

Askeri Darbe nedir, nasıl gelir, ne zararlar verir, gençlere anlatmak isterim.
Dün yani bir gün önce, eşimle keyifli bir akşam yemeğinden sonra, Bergama’nın serin bir gecesinde “Bergama Belediye Başkanı ve eşi” olarak yattık. Gece, Belediye’nin dahili santral telefonundan “DARBE” olduğunu haber verdiler. Sadece siyah-beyaz TRT TV var. Açtık, “Kenen Evren ve o günün Beşleri” Menemen testisi gibi sıralanmışlar, Milli Güvenlik Konseyi bildirisini okuyorlar, ve Türk Milletine diyorlardı ki; “TSK idareye el koymuştur!” Belediyeler halkı ekmeksiz bırakmamak için çalışacaklardır….”

Telefonlar kesik, yalnızca dahili santral belediye içi çalışıyor.
Rahmetli Işılay Saygın ile 15 gün önce açılışını yaptığımız “Modern Ekmek Fabrikasının” telefonunu çevirdim. Bir ses, buyrun dedi!

“Evladım kimsin sen, sesini tanıyamadım” dedim. Sert bir sesle “Sen Kimsin” dedi. Ya sabır diyerek; Ben Belediye Başkanı” dedim!
Cevap; “Haa o iş bitti kardeşim. Sen Belediye Başkanı filan değilsin.
Ben “Fırından Sorumlu Asteğmen
” dedi! Haydaaa, ne işin var çayda!

4-5 saat sonra onlarca Polis, Asker geldi. Sanki onlar beni değil de, ben onları görevden almışım ve düşmanları imişim gibi, beni alıp götürdüler.
Nereye mi? Doğru Alay Komutanlığına! Alay Komutanı Karşıyakalı Selçuk Albaydı! Birlikte yeyip içtiğimiz, insani ilişkileri çok iyi olan bir subaydı. Masasında oturuyor ve elinde bir kağıt tutuyordu.

Beni getirenler omuzlarımdan içeri doğru ittirdiler. Albay “Çıkın” diye emir verdi. Elindeki kağıdı (Darbecilerin TV’de okuduklarının, yazılısı!)
Selçuk Albay, orada yokmuşum gibi, okumaya devam ediyordu. Ne oturun, ne buyur etme!

Ben de, masasının önündeki konuk koltuğuna oturup, bir sigara yaktım.
Albay bozulmuştu, sinirden çenesi titriyordu.
“Ne yapıyorsun sen? Bu ne laubalilik?”

“Selçuk, kendine gel. Tamam darbe olmuş anladık, silah sende yetki sende. Onu da anladık! Ne yapacaksan yap, ama bana numara yapma” dedim.

Başkan, Gözaltındasınız. Belediye Başkanlığınız da bitti. Yeni bir Başkan atamam lazım. Kim layıktır diye sormak için seni getirttim” dedi.

Belediye Meclis Üyeleri içinde iki partiden de (AP-CHP) daha önce Başkanlık yapmış kişiler var. Birini Belediye Başkanı yap, dedim.

Selçuk Albay; Oooo, sen darbeyi henüz anlamamışsın! Tüm seçilmişlerin görevleri sonlandırıldı, dedi.

Ben ayağa kalktım ve; “Kimi istersen onu Belediye Başkanı yap. Şimdi beni ya tutuklat ya da bırak evime gideyim” dedim.
“Evinizde, ikinci bir emre kadar Polis-Asker nezaretinde gözaltındasınız. Her türlü ziyaret, görüşme yasak” dedi.
Kaç gün gözaltında kalacağımıza kim karar verecek, diye sordum?
Edremit Tugay Komutanımız Tuğgeneral Orhan Kilercioğlu, dedi.

11 yıl sonra, darbeye muhatap olan biz vatan evlatları Doğru Yol Partisini kurduk. 1991 seçimleri için dağ bayır dolaşıyoruz. Haydaa bir de ne görelim? Orhan Kilercioğlu Paşa emekli olup bizim partiden Ankara MV olmuş! Bakanlar Kurulu açıklanınca “Yolsuzluklardan Sorumlu Devlet Bakanı” diye onu gördük.!

Darbe yap, seçimle gelenleri görevden al, adamların hayatlarını çal, sonra da demokratik düzene geçtik diye, adamları tepesine çık…

BU darbe işinden en çok Erdoğan korkar! Çünkü darbeler felç gibidir. Nerenizden vuracağı hiç belli olmaz. 15 Temmuz’da başkaları darbe yapacağına “Hulusi*Hakan-Davutoğlu-Sinirlioğlu” gibiler yapsın daha iyi olur der…

Sağlık ve başarı dileklerimle 12 Eylül 2026 (46 Yıl sonra)

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı