İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin Yeni Duruşma Salonu’nda, 65. gününde devam edildi.
8 Temmuz’daki duruşmada yaşanan krizin ardından mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun savunma talebine “uygun yerde, makul bir sürede alabilecekleri” karşılığını verdi.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İBB davasına 40 günlük aranın ardından bugün devam edildi. Dava, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında bulunan yeni duruşma salonunda başladı.
Duruşmayı İmamoğlu ile diğer sanık ailelerinin yanı sıra Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Sekreter Yunus Emre, Grup Başkanvekili Murat Emir, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ile çok sayıda siyasetçi izliyor. Özel salona geldiği sırada izleyiciler alkışlayarak “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganı attı.
Tutuklu sanıklar saat 11.45 itibarıyla salona getirildiği sırada “Türkiye burada, tutsakların yanında” sloganı atılırken İmamoğlu geldiğinde de salondan “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sesi yükseldi.
9 Mart’ta 107 tutuklu sanıkla başlayan yargılama sürecinde 64 duruşma yapıldı. Şimdiye kadar sanıkların yarısı tahliye edilirken tutuklu sayısı 53’e düştü. Davadaki toplam sanık sayısı ise 414.
8 Temmuz’da görülen son duruşmada Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in arasında bulunduğu 6 tutuklu tahliye edilmişti.
Son duruşmada mahkeme başkanı ile tututlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında da savunma krizi yaşanmıştı. Mahkemenin duruşmayı 9 Temmuz’da bitirme kararı alması üzerine İmamoğlu, 1,5 günlük savunma süresine itiraz etmişti.
Bunun üzerine mahkeme, salondan çıkarılmasına karar verdiği İmamoğlu’nun “susma hakkını kullandığına” hükmetti. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da İmamoğlu’nun duruşmadaki bazı sözleri nedeniyle “kamu görevlisini tehdit” iddiasıyla soruşturma başlattı.
65’inci gününde devam eden duruşmada İmamoğlu’nun savunma talebi değerlendirildi. “Sanık, susma hakkından her zaman feragat edebilir” diyen mahkeme başkanı, 40 gün önceki oturumda savunma yapılmadığı için susma hakkı olarak değerlendirdiklerini dile getirdi. Savunma sırasının bu aşamada belirlendiğini belirten mahkeme başkanı, İmamoğlu için “uygun yerde, makul bir süre içinde savunmayı alacaklarını” bildirdi.
Duruşmada daha sonra tutuksuz sanıkların savunmalarına geçildi. AKP’li olduğuna yönelik beyanı bulunan iş insanı Mehmet Şahin, itirafçı Adem Soytekin’i 2008’den beri tanıdığını belirterek “Abat Tıp Hastanesi’nin sahibiyim ben. Hastaneme yakın bir proje. Oradan 4 tane daire satın aldık. Dosyaya avukatlarım belgeleri sunmuşlardı, tamamen lojman amaçlı kullanmak için aldık. Bunları da aslında daireleri çok önceden satın aldım satış vaadi sözleşmeyle. Elimde müşteri çekleri vardı. Müşteri çeklerini vererek ve üstüne de bir-iki eksik kalan şeyi de kendi şirketimin çekini yazarak dairelerin satın alımını yaptım” dedi.
İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan’ın ortağı ve arkadaşı Ayşe Hitchins de savunmasında, “Ben gerçekten niye buradayım, bilmiyorum. Ne eylem olduğunu da bilmiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim. Biz Türkiye’ye gidip gelirken yurt dışında kalıyoruz normalde. Burada hep eşte dostta kaldığımız için kendimize bir ev olsun istedik ve benim çok yakından sevdiğim lise arkadaşımın eşinin vasıtasıyla dedik ki ‘Güzel bir yer bulursanız bize de haber verin. Çok pahalı olmamak kaydıyla bir yere kendi evimize gelip gidelim’. Bir tane ev satın aldık. Bütün istediğiniz şeyler herhalde dosyada size sunulmuştur. Onun haricinde de ne diyeceğimi de bilmiyorum. Sadece bir ev satın aldım Beylikdüzü’nde” ifadelerini kullandı.
Ercan Saatçi beraatini istedi
Gözaltına alınıp serbest bırakılan sanatçı Ercan Saatçi de savunmasını yaptı. Saatçi, “Ben ihale nedir bilmem, neden yapılır onu da bilmem, biz sanatçılar ticaretten anlamayız” dedi.
Saatçi şöyle devam etti:
“Örgüte üyelik diye bir şey okudum hakkımda ama ben hayatımda hiç bir örgüte üye olmadım. Toplum da bilir ki ben gayet milliyetçi bir insanım, 1996 yılında PKK beni tehdit etmişti devlet de bana koruma vermişti. Beraatimi, onun da öncesinde işim gereği yurt dışı çıkış yasağımın kaldırılmasını talep ediyorum.”
