Bakanlar Kurulu, Girne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin Girne açıklarında alabora olması sonucu yaşanan can kayıpları nedeniyle 31 Ağustos-2 Eylül 2026 tarihleri arasında 3 günlük ulusal yas ilan edilmesine karar verdi.
Bakanlar Kurulu, Girne-Taşucu seferini yapan yolcu gemisinin Girne açıklarında meydana gelen deniz felaketi sonucu yaşanan can kayıpları nedeniyle 3 günlük ulusal yas ilan edilmesine karar verdi.
Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda, 31 Ağustos 2026 tarihinden 2 Eylül 2026 günü gün batımına kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ulusal yas ilan edildi.
Kazaya ilişkin son verilere göre gemide toplam 267 yolcu bulunuyordu. Şu ana kadar 249 yolcuya ulaşıldı. 241 yolcu sağ olarak kurtarılırken, 8 yolcu hayatını kaybetti. Kayıp 18 kişiye ulaşılması için arama kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor.
Arama kurtarma çalışmalarına Türkiye’den 3 uçak, 4 İHA, 6 helikopter, 4 Sahil Güvenlik botu, 1 hücumbot, 1 fırkateyn ve 1 karakol gemisi katıldı.
KKTC’den ise çalışmalarda 4 Sahil Güvenlik botu, 2 helikopter, 1 hücumbot ve 1 karakol gemisinin yanı sıra Sivil Savunma ve Polis ekipleri görev aldı.
Arama kurtarma faaliyetleri gece boyunca da kesintisiz devam edecek. Özel gece görüş imkanına sahip 4 gemi ve 2 helikopter, kayıp 19 kişiye ulaşmak amacıyla gece boyunca bölgede aramalarını sürdürecek.
Türkiye’den görevlendirilen İHA’lar da 24 saat esasına göre arama kurtarma çalışmalarına destek vermeye devam edecek.
Başbakan Ünal Üstel, Girne açıklarında meydana gelen Filo Jet faciasına ilişkin arama-kurtarma çalışmalarının 15 gemi, 8 helikopter ve İHA’larla 7 gün 24 saat sürdürüldüğünü açıkladı. Üstel, gemi kaptanı ve şirket yetkilisinin de aralarında bulunduğu 9 kişinin gözaltına alındığını, geminin sefere çıkışına izin veren liman yetkililerinin ise görevden uzaklaştırılarak haklarında soruşturma başlatıldığını duyurdu.
.jpg)
Başbakan Ünal Üstel, Girne açıklarında meydana gelen ve 8 kişinin hayatını kaybettiği deniz faciasına ilişkin son durumu kamuoyuyla paylaştı. Yaşanan olayın KKTC tarihinin en acı deniz felaketlerinden biri olduğunu belirten Üstel, en büyük önceliklerinin halen kayıp olan kişilere ulaşmak olduğunu vurguladı. Devletin tüm imkanlarının Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle ilk andan itibaren seferber edildiğini kaydeden Üstel, kriz ekibiyle birlikte Girne Limanı’nda çalışmaları yerinden takip etmeye ve koordine etmeye devam ettiklerini bildirdi. Arama çalışmalarına 15 gemi ve 8 helikopter katılıyor Arama-kurtarma çalışmalarının havadan, denizden ve karadan kesintisiz sürdürüldüğünü açıklayan Üstel, denizde 15 geminin görev yaptığını belirtti.
Deniz akıntıları ile muhtemel sürüklenme alanlarının dikkate alınarak görev bölgelerinin belirlendiğini ifade eden Üstel, havadan ise 8 helikopterin dönüşümlü olarak çalışmalara katıldığını söyledi. Helikopterlerin 4’erli gruplar halinde görev yaptığını, İHA’ların da bölgeyi taramayı sürdürdüğünü belirten Üstel, çalışmaların 7 gün 24 saat esasına göre devam edeceğini kaydetti. Polis Genel Müdürlüğü ekiplerinin de Girne’nin doğu ve batısındaki kıyı şeridinde karadan arama faaliyetlerini sürdürdüğünü açıklayan Üstel, Türkiye’den gelen SAT komandolarının da çalışmalara dahil olduğunu bildirdi. Üstel, bölgeye ulaşacak ek arama-kurtarma gemisiyle birlikte SAT komandolarının deniz altındaki çalışmalara da katkı sağlayacağını ifade etti. “Hızlı müdahale daha ağır bir tablonun önüne geçti” Faciada şu ana kadar 8 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Üstel, kazanın Girne açıklarında meydana gelmesinin ekiplerin bölgeye kısa sürede ulaşmasına imkan sağladığını söyledi. Sahil Güvenlik, güvenlik güçleri, Sivil Savunma ve diğer arama-kurtarma ekiplerinin hızlı müdahalesi sayesinde çok sayıda kişinin sağ olarak kurtarıldığını belirten Üstel, kazanın kıyıdan daha uzak bir noktada yaşanması halinde müdahale süresinin uzayabileceğini ve çok daha ağır sonuçların ortaya çıkabileceğini ifade etti. 9 kişi gözaltına alındı Kazanın nasıl ve neden meydana geldiğinin ortaya çıkarılması amacıyla adli ve idari süreçlerin sürdürüldüğünü belirten Üstel, soruşturma kapsamında gemi kaptanı ile aralarında şirket yetkilisinin de bulunduğu toplam 9 çalışanın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltına alınan kişilerin bugün mahkemeye çıkarıldığını ve adli sürecin devam ettiğini kaydetti. Liman yetkilileri görevden uzaklaştırıldı Üstel, geminin sefere çıkışına izin veren ilgili liman yetkililerinin de görevden uzaklaştırıldığını, haklarında soruşturma başlatıldığını ve yerlerine yeni sorumlular görevlendirildiğini duyurdu. Başbakan Üstel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu faciada kimin ihmali, kusuru veya sorumluluğu varsa ortaya çıkarılacaktır. Soruşturma sonucunda sorumluluğu tespit edilenler, kim olursa olsun adalet önünde hesap verecek, bu facia cezasız kalmayacaktır.” Devletin tüm kurumlarının sahada olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içerisinde çalışmaların sürdüğünü belirten Üstel, hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diledi. Üstel, kayıp kişilere ulaşmak için arama-kurtarma çalışmalarının gece gündüz devam edeceğini, adli ve idari süreçlerin de aynı kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Gemi kazası zanlılarına “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması: 9 zanlı 3 gün tutuklu kalacak
Girne açıklarında alabora olan Filo Jet’e ilişkin soruşturmada mahkeme, şirket direktörü, kaptan, ikinci kaptan, baş ve ikinci makinist ile 4 mürettebattan oluşan 9 zanlı hakkında 3 gün tutukluluk kararı verdi. Duruşmada geminin yaklaşık 12 yıl önce Türkiye’de kaza geçirerek hasar gördüğü, 2024’te Filo Denizcilik tarafından satın alındığı ve Haziran 2026’da Türk Loydu tarafından onaylandığı bilgileri paylaşılırken, şirket hissedarları ve Liman Başkanlığı görevlilerinin sorumluluğunun da araştırılmasına karar verildi.

Girne Kaza Mahkemesi’nde Yargıç Hazal Hacımulla huzurunda görülen duruşmada, dün mahkeme tarafından haklarında derdest emri çıkarılan 16 kişiden 14’ünün bugün mahkemeye getirildiği belirtildi. Mahkemeye çıkarılanlar arasında 9 zanlının yanı sıra şirket hissedarları ve Liman Başkanlığı görevlilerinin de bulunduğu 5 kişi yer aldı.
Yargıç Hacımulla, şirket yetkilisi, kaptan ve 7 mürettebattan oluşan 9 zanlı hakkında üçer gün tutukluluk kararı verirken, diğer 5 kişi hakkında da derhal tahkikat başlatılması emrini verdi.
Polis müfettiş muavini Mehmet Mannaş, mahkemede verdiği şahadette, Filo Denizcilik’e ait Filo Jet’in dün Girne Limanı’ndan Girne-Taşucu seferini gerçekleştirmek üzere ayrıldığını ve limandan yaklaşık 4 mil açıkta ilerlediği sırada sol ön kızak uç kısmının kırılması sonucu su alarak alabora olduğunu aktardı.
Mannaş, gemide 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişinin bulunduğunu belirterek, arama-kurtarma çalışmaları sonucunda 239 kişinin sağ olarak kurtarıldığını, 8 kişinin hayatını kaybettiğini ve diğer kişiler için arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Mannaş, şirket direktörü A.Ö., gemi kaptanı M.Ö., ikinci kaptan M.S., baş makinist Z.Ö., ikinci makinist M.G. ile mürettebat S.E., K.K., V.H. ve R.İ. hakkında “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması getirildiğini belirtti.
Geminin geçmişte de kaza yaptığı ortaya çıktı!
Mahkemede geminin geçmişine ilişkin de önemli bilgiler paylaşıldı.
Yargıcın geminin daha önce hasar alıp almadığını sorması üzerine Mannaş, Filo Jet’in yaklaşık 12 yıl önce Türkiye’de bir kaza geçirerek hasar gördüğünü, daha sonra tamir edildiğini ve 2024 yılında Filo Denizcilik tarafından satın alınarak yeniden sefer izni çıkarıldığını söyledi.
Mannaş, geminin geçmişteki kazası ve onarım sürecine ilişkin konunun Türkiye’de de araştırılacağını belirtti.
Geminin Haziran 2026’da Türk Loydu tarafından onaylandığını ifade eden Mannaş, geminin bu onayın ardından KKTC’deki seferlerini sürdürdüğünü kaydetti.
“TÜRK LOYDU ONAYI VE LİMAN BAŞKANLIĞI İZNİ VAR”
Mahkemede geminin uluslararası sularda seyretmek için gerekli teknik kapasite ve izinlere sahip olup olmadığı da soruldu.
Mannaş, geminin Türk Loydu tarafından onayının ve Liman Başkanlığı tarafından verilen izinlerinin bulunduğunu belirtti.
Gemide bulunan yolcu sayısı ile yükün geminin kapasitesini aşmadığını aktaran Mannaş, geminin sefere çıkmasından önce Meteoroloji Dairesi’nden de hava koşullarının uygun olduğuna ilişkin rapor alındığını ifade etti.
Mannaş ayrıca gemide yeterli sayıda can yeleği ve filika bulunduğuna ilişkin KKTC’deki yetkili kurumların onayının bulunduğunu söyledi.
MÜRETTEBATIN MÜDAHALESİ SORUŞTURULUYOR
Soruşturma kapsamında geminin olay sırasında nasıl yönetildiği ve mürettebatın yolculara müdahale edip etmediği de araştırılıyor.
Mannaş, ilk dört zanlının geminin sevk ve idaresinden sorumlu olduğunu belirterek, alınan ifadelerde geminin altından su geldiği ve bu konuda mürettebata bilgi verildiği halde tüm uyarılara rağmen sefere devam edildiği yönünde beyanlar bulunduğunu aktardı.
Mannaş ayrıca, gemi su almaya başladığında panik yaşandığı ve mürettebatın yolculara can yeleklerini göstermediği ve geminin tahliyesi konusunda yardımcı olmadığı yönünde ifadeler alındığını söyledi.
Polisin soruşturma kapsamında şu ana kadar 100’ün üzerinde ifade aldığı da mahkemede belirtildi.
Öte yandan mürettebat arasında bulunan S.E.’nin kaptana geminin uç kısmının kırıldığını söylediği yönünde de bilgi aktarıldı. S.E.’nin avukatı ise müvekkilinin basit bir işçi olduğunu, geminin teknik yapısı konusunda bilgi sahibi bulunmadığını ve söz konusu hasarı görmesinin mümkün olmadığını savundu.
ZANLILARIN AVUKATI: MÜRETTEBAT YOLCULARA YARDIM ETTİ
Tutuklanan zanlıların avukatı, mahkemede üç günlük tutukluluk talebine itiraz etmedi.
Avukat, gemide her biri 100 kişi taşıma kapasitesine sahip 4 can salı bulunduğunu ve bu sallarla 400 kişinin kurtarılabileceğini ileri sürdü.
Zanlıların üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, geminin tüm izinlerinin bulunduğunu savunan avukat, mürettebatın da yolculara yardım ettiğini gösteren görüntülerin bulunduğunu iddia etti.
Avukat ayrıca geminin sol ön kızağının kırıldığı yönünde polise bilgi veren kişinin, böyle bir tespitte bulunabilecek yeterli teknik bilgiye sahip olmadığını savundu.
“GEMİNİN 3 METRE DALGADA SEFERİNE ENGEL YOKTU”
Mahkemede geminin teknik durumu ve denize elverişliliğiyle ilgili de bilgi verildi.
Geminin 3 metreye kadar dalga yüksekliğinde denize açılmasına engel bulunmadığının tespit edildiği aktarıldı.
Meteoroloji Dairesi’nden alınan belgeler, Türk Loydu onayları ve gemiye ait evrakların tam olduğu belirtilirken, denetim belgelerinde E.Ü.’nün imzasının bulunduğu ifade edildi.
Savcının sorusu üzerine geminin son denetiminin 2 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirildiği ve uluslararası sularda sefere uygun olduğunun belirtildiği öğrenildi.
ŞİRKET HİSSEDARLARI VE LİMAN GÖREVLİLERİ DE ARAŞTIRILIYOR!
Soruşturmanın yalnızca gemi kaptanı ve mürettebatla sınırlı olmadığı da mahkemede ortaya çıktı.
Şirket hissedarları ile Liman Başkanlığı görevlilerinin olayda sorumluluğunun bulunup bulunmadığının araştırıldığı belirtildi.
Mahkemeye getirilen ve haklarında tutukluluk talep edilmeyen isimler arasında Liman Başkanlığı görevlileri S.A., R.A., H.E., B.H., M.O. ve M.B.’nin bulunduğu aktarıldı.
Duruşmada, şirket hissedarları ve Liman Başkanlığı görevlilerinin de aralarında bulunduğu diğer kişiler hakkında derhal tahkikat başlatılması emredildi.
Muhaceret kayıtları ve yolcu listelerinin incelenmesi sonucunda gemide kapasite aşımı olmadığı bilgisi de mahkemeye aktarıldı.
Geminin limandan ayrıldığı sırada denizde elverişsiz hava koşullarının bulunmadığı yönünde tespit yapıldığı belirtildi.
Yedek filikalar ve can yeleklerinin onaylarının KKTC makamlarınca verildiği ifade edilirken, ilgili dönemde müdürlük görevinde bulunan bir kişinin de ifadesinde, izin belgeleri tam olduğu sürece geminin sefere çıkmasında sakınca bulunmadığını söylediği öğrenildi.
KAZAZEDELERİN ÇEKTİĞİ GÖRÜNTÜLER İNCELENECEK
Soruşturmanın önemli delilleri arasında kazazedelerin olay sırasında çektiği görüntüler de bulunuyor.
Polis, söz konusu görüntülerin inceleneceğini belirtirken, yolcuların ifadeleri ve geminin olay sırasında yaşadığı sürece ilişkin diğer delillerin de soruşturma kapsamında değerlendirildiği kaydedildi.
HASARLI BÖLGE TÜRKİYE’DEN GELECEK EKİPLE İNCELENECEK
Geminin hasar almasına rağmen seyrine devam ettiği yönündeki iddialar da soruşturma kapsamında inceleniyor.
Geminin kırıldığı iddia edilen bölümünde, Türkiye’den gelecek ekibin katılımıyla teknik inceleme yapılacağı belirtildi.
Polis, geminin geçmişteki kazası, onarım süreci, teknik durumu, kaptanlık belgeleri, denetim ve sefer izinleri, mürettebatın olay sırasındaki müdahalesi, yolcu ifadeleri ve kazazedelerin çektiği görüntüler üzerinden soruşturmayı çok yönlü sürdürüyor.
Mahkeme, şirket yetkilisi, kaptan ve 7 mürettebattan oluşan 9 zanlının üç gün tutuklu kalmasına karar verirken, şirket hissedarları ve Liman Başkanlığı görevlilerinin de aralarında bulunduğu diğer kişiler hakkındaki araştırmanın sürdürülmesine hükmetti.
Sıla Usar İncirli: Facianın siyasi sorumluluğu da var, herkes hesap vermeli
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Girne açıklarında yaşanan gemi faciasının ardından arama-kurtarma çalışmalarının kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Kamuoyunun zamanında ve yeterli bilgilendirilmediğini savunan İncirli, olayın siyasi sorumluluğunun da bulunduğunu ifade ederek tüm sorumluların hızlı, şeffaf ve güvenilir şekilde soruşturulması ve hukuk önünde hesap vermesi çağrısında bulundu.

Açıklamasında, dün yaşanan gemi faciası sonrasında çok boyutlu bir krizin içine girildiğini ve olayın en sarsıcı ve en önemli boyutu insani yönü olduğuna dikkat çeken Sıla Usar İncirli, “Can kayıpları, kurtulanların yaşadığı travmalar ve ailelerin acıları, telafisi mümkün olmayan ağır sonuçlardır. Henüz konuşmaya başlamamış bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar, yakınlarını kaybedenler ve umutla kayıplarını bekleyenlerin yüreğinde onulmaz yaralar açılmıştır. Hayatlarını kaybedenler için çok üzgünüm. En içten başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum” dedi.
İncirli, bu süreçte arama-kurtarma çalışmalarının kurumlarımız, askerimiz ve Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ile kesintisiz sürmesi hayati önem taşıdığını ifade ederek özel teknelerin katkısı da çok büyük olduğunu, gösterilen insan üstü gayreti takdirle karşıladıklarını belirtti.
“KAMUOYU ZAMANINDA VE YERERLİ DERECEDE BİLGİLENDİRİLEMEDİ”
Kriz durumlarında devletin tüm kurumları ile insanların yanında olmasının, ihtiyaçları karşılamasının ve kamuoyuna doğru bilgiler vermesinin büyük önem taşıdığını belirten İncirli, belediyeler aracılıyla insani yardımlar, psikologlar ve psikiyatristler tarafından çalışmalar yapılmasına rağmen psiko-sosyal desteğin ağı arzu edilen hızda, kapsamda ve koordinasyon içinde oluşturulamadığını ifade etti. İncirli, “Kamuoyu zamanında ve yeterli derecede bilgilendirilmedi. Sorulan sorular cevapsız kaldı. Sonuçta insanlar isyan etti. Bir yanda kayıplarını endişe içinde bekleyen, diğer yanda evlerine nasıl döneceğini bilmeyen insanlar var” dedi.
“OLAYIN SİYASİ SORUMLULUĞU DA VARDIR; HÜKÜMETİN CİDDİYETLE HAREKET ETMESİ GEREK”
Sıla Usar İncirli, yaşadığımız bu felaketin ve benzeri olayların kendiliğinden meydana gelmediğine de dikkat çekerek sürecin arkasında mutlaka buna neden olan kişiler ve kurumlar olduğunu söyledi. İncirli, “Olayın siyasi bir sorumluluğu da bulunmaktadır. Her bir sorumlunun hızlı, şeffaf ve güvenilir bir şekilde soruşturulması, hukuk önünde hesap vermesi bundan sonrası için kritik öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.
Olayın aynı zamanda tüm dünyanın yakından takip ettiği uluslararası bir güvenlik boyutu da olduğunu unutmamak gerektiğini belirten İncirli, devlet ciddiyeti içinde davranılmasının bu açıdan da çok önemli olduğunu vurguladı. İncirli, hükümetin, dünyanın gözünün üzerimizde olduğu bilinciyle ve ciddiyetiyle hareket etmesi gerektiğinin, bir an önce dağınık, çelişkili, eksik bilgilendirme halinden çıkmasının öneminin altını çizdi.
“ÖNCELİKLERİMİZDEN BİR TANESİ DE LİMANLAR VE DENİZCİLİK ALTYAPILARININ DÖNÜŞTÜRÜLMESİ OLACAKTIR”
İncirli açıklamasını, “Bu acı olay, denizcilik politikalarını yönetecek, tüm faaliyetleri sıkı bir şekilde denetleyecek güçlü bir kurumsal yapıya ve üst otoriteye olan ihtiyacımızı bir kez daha gözler önüne sermiştir. Önümüzdeki dönemde önceliklerimizden bir tanesi de limanlar ve denizcilik altyapılarının dönüştürülmesi olacaktır” ifadeleriyle tamamladı.
Erhürman: Türkiye’den gelecek gemi ile batığa ulaşılması hedefleniyor
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından Girne Turizm Limanı’nda bekleyen kayıp yakınlarını ziyaret etti. Erhürman, Türkiye’den bölgeye gelecek geminin ulaşmasının ardından batığa erişilmesinin hedeflendiğini belirterek, arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından Girne Turizm Limanı’nda bekleyen kayıp yakınlarıyla bir araya gelerek arama-kurtarma çalışmaları ve soruşturma süreci hakkında açıklamalarda bulundu.
Erhürman, arama-kurtarma çalışmalarının gece gündüz kesintisiz sürdüğünü belirterek, Türkiye’den yarın iki geminin bölgeye geleceğini ve gemilerden birinin yaklaşık 1000 metre derinliğe kadar müdahale edebilen robotik teknolojiye sahip olduğunu söyledi. Geminin 514 metre derinlikte bulunduğunun değerlendirildiğini ifade eden Erhürman, mevcut imkanlarla batığa dalgıçlarla müdahale edilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.
ARAMA-KURTARMA ÇALIŞMALARI KESİNTİSİZ SÜRÜYOR
Erhürman, denizden ve havadan yürütülen arama-kurtarma çalışmalarının dün olduğu gibi bugün de aynı yoğunlukta devam ettiğini belirtti.
Gece saatlerinde de çalışmaların sürdüğünü ve herhangi bir kesinti yapılmayacağını vurgulayan Erhürman, Türkiye’den yarın iki geminin arama-kurtarma çalışmalarına katılacağını açıkladı.
Erhürman, söz konusu gemilerden birinin yaklaşık 1000 metre derinliğe kadar müdahale kapasitesine sahip olduğunu ve robotik teknolojiyle çalışabildiğini belirterek, bunun 514 metre derinlikte olduğu değerlendirilen batığa ulaşılması açısından önemli olduğunu söyledi.
“Buraya dalgıçlarla inmek mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye’den iki gemi bekliyoruz. Geminin önemi şu; bin metreye kadar inebiliyor. Bin metre aşağıya inebilecek robotik teknolojisi olan bir gemi.” diyen Erhürman, çalışmaların kesintisiz sürdürüleceğini kaydetti.
Erhürman, geminin kara kutusuna ise henüz ulaşılamadığını belirtti.
“BÜTÜN İDDİALAR ARAŞTIRILACAK”
Gemi faciasına ilişkin adli soruşturmanın devam ettiğini belirten Erhürman, olayın idari boyutuyla ilgili de soruşturma başlatıldığını söyledi.
Ortaya atılan çeşitli iddiaların bulunduğunu ifade eden Erhürman, bunların şu aşamada yalnızca iddia niteliğinde olduğunu vurguladı.
“İddialar var. Hepsi şu an iddia aşamasında. Spekülasyon doğru değil. Tüm iddialar araştırılacak. Basın bilgilendirilecek.” diyen Erhürman, soruşturmanın sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından kamuoyuna gerekli bilgilendirmenin yapılacağını belirtti.
Erhürman, kaptan ve gemiyle ilgili ortaya atılan iddiaların da soruşturma kapsamında dosyalanarak araştırıldığını ifade ederek, spekülasyonlar üzerinden hareket edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Spekülasyonlar üzerinden konuşmak ciddiyetle bağdaşmaz ama bunların hepsi dikkate alınıyor. Bunlarla ilgili sonuca ulaşıldıktan sonra basın bilgilendirilecek.” ifadelerini kullandı.
“SON ANA KADAR TÜM İNSANLARIMIZA ULAŞMAYA ÇALIŞACAĞIZ”
Erhürman, kayıp kişilere ulaşılması için çalışmaların son ana kadar sürdürüleceğini belirtti.
“Umudumuzu yitirmek istemiyoruz. Bütün çabamız, mümkün olan son ana kadar tüm insanlarımıza ulaşmaya çalışmak.” diyen Erhürman, devlet olarak kayıp kişilere ulaşmayı sorumluluk olarak gördüklerini kaydetti.
Kayıp sayısının 18 olduğunu belirten Erhürman, sayı ve durumla ilgili daha net bilgilerin yarın paylaşılacağını söyledi.
AİLELER BİLGİLENDİRİLİYOR
Girne Turizm Limanı’nda bekleyen kayıp yakınlarıyla bir araya gelen Erhürman, ailelerin bilgi alma talebinin haklı olduğunu belirtti.
Bazı ailelerin bilgi alma sürecinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçiliği ile Polis Genel Müdürlüğü’nün devreye girdiğini aktaran Erhürman, “İnsanlarımız haklı olarak daha sık bilgi istiyorlar. Ben de bu amaçla gelip aileleri görmek istedim.” dedi.
Erhürman, kayıp kişilerin isimlerinin kamuoyuna toplu şekilde açıklanması yerine kriz masasının ailelere tek tek bilgi verme yöntemini tercih ettiğini ifade etti.
HAYATINI KAYBEDEN 8 KİŞİNİN KİMLİĞİ BELİRLENDİ
Erhürman, hayatını kaybeden 8 kişinin ailelerine ulaşılarak gerekli bilginin verildiğini açıkladı.
Daha önce 4 kişinin kimliğinin belirlendiğinin açıklanmasının ardından, yapılan çalışmalar sonucunda faciada hayatını kaybeden 8 kişinin tamamının kimliklerinin tespit edildiğini bildiren Erhürman, ailelerin tamamına ulaşıldığını kaydetti.
Erhürman, hayatını kaybedenlerin ailelerine bilgi verildiğini belirterek, arama-kurtarma çalışmalarının ise kayıp kişilere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini söyledi.
Arıklı, kaptanlık ve klas belgelerini paylaştı: sorumluluk varsa ben dahil gerekirse istifa ederim

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Girne açıklarındaki Filo Jet faciasına ilişkin siyasi sorumluluk tartışmalarında, kazanın nedeninin ortaya çıkmasının ardından sorumluluk üstlenmeye hazır olduğunu söyledi. Arıklı, “Sorumlular varsa ben dahil gerekirse istifa ederim” derken, geminin denize elverişlilik, klas, kaptanlık ve uygunluk belgeleri ile Yüksek Hızlı Tekne İşletme İzni ve diğer ilgili belgeleri kamuoyuyla paylaştı.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Girne-Taşucu seferini gerçekleştirmek üzere Girne Limanı’ndan ayrılan Filo Jet’in Girne açıklarında alabora olmasıyla ilgili kazanın tüm yönleriyle araştırıldığını belirterek, soruşturma tamamlanmadan kazanın nedeni konusunda kesin bir hüküm verilmeyeceğini söyledi.
Arıklı, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır dileyerek, kayıp kişilerin bir an önce bulunması, yaralıların tedavilerinin tamamlanması ve kazazedelerin ailelerine ulaştırılmasının devletin önceliği olduğunu ifade etti.
“ARAMA-KURTARMA ÇALIŞMALARI TÜM İMKÂNLARLA SÜRDÜRÜLÜYOR”
Kaza ihbarının alınmasının ardından KKTC Sahil Güvenlik unsurlarının bölgeye sevk edildiğini belirten Arıklı, helikopterlerin ve bölgede bulunan sivil gemilerin de arama-kurtarma çalışmalarına dahil edildiğini kaydetti.
Türkiye Cumhuriyeti makamlarının da olayın ilk anından itibaren tüm imkânlarıyla KKTC’nin yanında olduğunu belirten Arıklı, Türk Sahil Güvenlik ve Deniz Kuvvetleri unsurlarının çalışmalara katıldığını söyledi.
Arıklı, arama-kurtarma çalışmalarına katılan kurumlara ve sivil denizcilere teşekkür etti.
“KAZANIN NEDENİ KONUSUNDA KESİN HÜKÜM VERMEYECEĞİZ”
Kazanın nedenine ilişkin kamuoyunda çeşitli iddiaların bulunduğunu belirten Arıklı, geminin baş bölümünden su aldığı, kısa süre içerisinde ciddi şekilde su almaya başladığı ve ardından alabora olduğu yönündeki bilgilerin bulunduğunu söyledi.
Ancak soruşturma tamamlanmadan kazanın nedeni konusunda kesin bir hüküm verilmeyeceğini vurgulayan Arıklı; teknik arıza, yapısal problem, stabilite sorunu, yük veya balast kaynaklı problem, insan hatası, deniz koşulları ya da başka bir gemi veya cisimle temas gibi ihtimallerin bilimsel ve teknik olarak araştırıldığını ifade etti.
Arıklı, devletin görevinin herhangi bir kişiyi korumak veya peşinen suçlamak değil, gerçeği ortaya çıkarmak olduğunu kaydetti.
“DENETİM SÜRECİ DE ARAŞTIRILACAK”
Geminin denetim ve sefer izinlerine ilişkin belgelerin de incelendiğini belirten Arıklı, Filo Jet’in denize elverişlilik belgesi, klas kayıtları ve kaptanın ehliyetinin bulunduğunu söyledi.
Geminin yüzde 60 kapasiteyle sefere çıktığını ve tüm yolculara yetecek sayıda can yeleğinin bulunduğunu belirten Arıklı, geminin güzergâhındaki deniz durumuna ilişkin Meteoroloji Dairesi raporunun yanı sıra Yüksek Hızlı Tekne İşletme İzni, Klas Sertifikası, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından yapılan kontroller sonrasında verilen belgeler ile kaptanın Uygunluk Sertifikası gibi belgelerin de mevcut olduğunu ifade etti.
Arıklı, geminin son teknik muayeneleri, yükleme ve ağırlık dağılımı, stabilite hesapları, balast durumu, limandan çıkış işlemleri ve ilgili kurumlar tarafından yapılan denetimlerin tek tek incelendiğini kaydetti.
Herhangi bir kamu görevlisinin, kurumun veya özel şirketin görevini ihmal ettiğinin ortaya çıkması halinde gereğinin yapılacağını belirten Arıklı, hiç kimsenin makamına, görevine veya konumuna bakılmaksızın soruşturmanın dışında tutulmayacağını söyledi.
AIS, GPS VE RADAR KAYITLARI İNCELENİYOR
Arıklı, olayın yalnızca adli soruşturma kapsamında değerlendirilmemesi, kazanın teknik ve idari boyutunun da bağımsız biçimde araştırılması gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda AIS ve GPS kayıtları, radar kayıtları, VHF telsiz görüşmeleri, gemi içi kamera kayıtları, makine ve alarm kayıtları, bakım ve klas belgeleri, yükleme ve yolcu kayıtları ile meteorolojik verilerin incelendiğini ifade etti.
Gerekmesi halinde Türkiye’den ve uluslararası denizcilik kuruluşlarından bağımsız uzmanların da çalışmalara dahil edileceğini belirten Arıklı, incelemelerde uluslararası kabul gören bilimsel yöntemlerin esas alınacağını kaydetti.
BATIK DA İNCELENECEK
Geminin 500 metrenin üzerindeki derinlikte bulunduğunun değerlendirildiğini belirten Arıklı, batığın incelenmesinin teknik açıdan zor olacağını ancak bunun soruşturmanın önünde engel oluşturmayacağını söyledi.
Arıklı, gelecek gemiyle birlikte uzaktan kumandalı sualtı araçları, sonar sistemleri ve diğer teknolojiler kullanılarak geminin özellikle su alma ihtimali bulunan bölümlerinin inceleneceğini ifade etti.
Kazanın nedeninin ortaya çıkarılması açısından “Gemi tam olarak nereden ve nasıl su aldı?” sorusunun önem taşıdığını belirten Arıklı, bu sorunun yanıtının teknik incelemeler sonucunda ortaya çıkacağını kaydetti.
CAN KAYIPLARININ NEDENİ DE ARAŞTIRILACAK
Arıklı, soruşturmanın yalnızca geminin neden alabora olduğuyla sınırlı kalmayacağını belirterek, gemi su almaya başladığında alarm sisteminin çalışıp çalışmadığı, yolcuların zamanında bilgilendirilip bilgilendirilmediği, can yeleklerinin yeterli olup olmadığı ve tahliye prosedürünün doğru uygulanıp uygulanmadığı gibi soruların da araştırılacağını söyledi.
Mürettebatın görevlerini gereği gibi yerine getirip getirmediği, yolcuların gemiden nasıl tahliye edildiği, ilk ihbarın ne zaman yapıldığı ve kurtarma ekiplerinin bölgeye ne kadar sürede ulaştığı gibi hususların da inceleneceğini belirten Arıklı, kaybedilen canların bir kısmının kurtarılmasının mümkün olup olmadığının da araştırılacağını ifade etti.
“SİYASİ SORUMLULUĞUMUN FARKINDAYIM”
Siyasi sorumluluk konusuna da değinen Arıklı, Ulaştırma Bakanı olarak denizcilik ve ulaştırma sisteminin güvenliğinin sağlanması konusunda siyasi sorumluluğunun farkında olduğunu söyledi.
Ancak siyasi sorumluluk ile henüz nedeni belirlenmemiş bir kazanın failini ilan etmenin aynı şey olmadığını belirten Arıklı, soruşturma tamamlanmadan herhangi bir kişi veya kurum hakkında hüküm vermeyeceğini kaydetti.
Bakanlığının veya Bakanlığına bağlı herhangi bir kurumun açık bir ihmali, kusuru veya görevini yerine getirmemesi tespit edilirse bunun gereğini yapmak konusunda tereddüt etmeyeceğini belirten Arıklı, “Kamu görevi makamı koruma makamı değildir; hesap verme makamıdır” dedi.
Arıklı, soruşturma tamamlandığında herkesin sorumluluğunun herhangi bir makam gözetilmeksizin ortaya konulacağını ifade etti.
“BUGÜN ÖNCELİĞİMİZ İSTİFA TARTIŞMASI DEĞİL”
Kayıp kişilerin arandığı, yaralıların hastanelerde tedavi edildiği ve ailelerin yakınlarından haber beklediği bir süreçte siyasi tartışmalara odaklanmanın doğru olmadığını belirten Arıklı, önceliğin can kurtarmak, kayıpları bulmak, kazanın nedenini ortaya çıkarmak ve sorumlular varsa tespit etmek olduğunu söyledi.
Arıklı, aynı tür bir facianın tekrar yaşanmaması için gerekli tüm tedbirlerin alınacağını kaydetti.
ARIKLI, BRT’DE DE KONUŞTU: GEREKİRSE İSTİFA EDERİM
Öte yandan Arıklı, BRT canlı yayınında soruları da yanıtladı. Girne-Taşucu seferlerinin ne zaman başlayacağına yönelik soruya karşılık Arıklı, hassas bir süreçten geçildiğini, herkesin anlayışlı olması gerektiğini belirterek,
Gazimağusa-Mersin seferlerinin dün itibarı ile başladığını ancak Girne-Taşucu’na şu anda izin vermelerinin mümkün olmadığını kaydetti.
Geminin VDR denilen kara kutusunu da aradıklarına dikkat çeken Arıklı, bu hassas aramalar yapılırken, bölgede normal hayatın devam etmesine izin veremeyeceklerini vurguladı, “Birazcık daha sabırlı olunması lazım.” dedi.
Geminin neden battığının teknik olarak açıklanmasının sonrasında sağduyulu tartışmaya geçilmesi gerektiğini de ifade eden Arıklı, “Sorumlular varsa ben dahil gerekirse istifa ederim. Ancak şu anda sıcağı sıcağına birilerine dövmeye çalışmak etik ölçülere sığmayan bir davranış.” dedi. Sağduyu çağrısı yapan Arıklı, “Ortada bir ihmal varsa bunun siyasi sorumluluğunu ben dahil herkes üstlenir ama bunun ortaya çıkması gerekiyor.” diye konuştu.
Geminin neden battığına dair birtakım tezlerin ortaya atıldığına işaret eden Arıklı, hem mahkeme sürecinin hem de teknik incelemelerin devam ettiğini dile getirerek, “Asıl sorulara cevabı, VDR cihazını bulduktan sonra verebileceğiz. Ondan sonra gereken neyse siyasi sorumluluk da gerekiyorsa onu da yerine getiririz.” dedi.
“GEMİ YARIN SABAH BURADA OLACAK”
Türk Deniz Kuvvetleri envanterinde yer alan Işın sınıfı bir kurtarma ve yedekleme gemisi olan TCG Işın adlı geminin Girne’ye doğru seyir halinde olduğunun hatırlatılması üzerine Bakan Arıklı, geminin yarın sabah itibarı ile Girne’de olacağını kaydetti. Geminin 1400 metreye kadar tetkik yapabilen bir gemi olduğunu ifade eden Arıklı, 514 metrede olan batığa ulaşabilecek kapasiteye, teknik donanıma sahip olduğunu söyledi.
Arıklı, “Hem kayıp yolcularımıza bakabileceğiz hem de VDR cihazına ulaşmaya çalışıp, aynı zamanda da geminin ilgili bölümlerindeki hasarları tespit etmeye çalışacağız. Ondan sonra da batığı yukarıya çıkartabilme imkanımız var mı onlara bakacağız. Bunların hepsi bir süreç istiyor.” dedi.
Hava ulaşımında yükselişte olan bilet fiyatlarıyla ilgili ise Pegasus, Türk Hava Yolları ve Anadolu Jet’ten ek sefer talep ettiklerini belirterek,bunun değerlendirildiğini söyledi.
(https://www.kibrispostasi.com/c35-KIBRIS_HABERLERI/n612354-arikli-kaptanlik-ve-klas-belgelerini-paylasti-sorumluluk-varsa-ben-dahil-gerekirse-istifa-ederim)
Kaynaklar: Kıbrıs Postası, haber ajansları
