Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Avrupa Parlamentosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in AB yaptırım listesine alınmasını önerecek!

Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda 17 Haziran’da

Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda 17 Haziran’da oylanacak Türkiye raporunun taslak metninde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “yaptırım listesi”ne konulması önerisi olduğunu belirtti.

Prebilic, T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtladı. Önerdikleri yaptırım biçiminin “AB sınırları içindeki mallarının ve hesaplarının dondurulması, finansal işlemler yapmasının engellenmesi” olduğunu söyleyen Prebilic, şöyle konuştu:

“Neyi önerdiğimizi biz açık biçimde Türk hükümeti ile yaptığımız görüşmelerde kendilerine önden haber verdik. Ankara’dan bazı iktidar partisi milletvekilleri ile yaptığımız görüşmelerde açık açık bize ‘Bu isim kararda olmasın’ talebinde bulunuldu. ‘Akın Gürlek’in isminin metinden çıkartılması için ne yapabiliriz?’ diye soruldu. Kendilerine yanıtım çok basitti. ‘Yanlış soruyu soruyorsunuz çünkü bu ismin metinden çıkartılması için bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Bu ismi oradan çıkartacak şey sizin Türkiye’de yapacaklarınızdır’ dedim.”

Prebilic, “Türkiye’deki muhalif toplum kesimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriterleşmesinde Avrupa Birliği’nin umursamazlığının, pragmatizminin, demokrasi konusunda bilinçli biçimde kafayı öteki tarafa çevirip görmezliğe gelmesinin çok büyük etkisi olduğu izlenimi var. Bu algının farkında mısınız? Avrupa Birliği gelinen noktada bu konuda bir özeleştiri verebiliyor mu?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Evet haklısınız, Avrupa Birliği belli bir noktaya kadar bu oyunu Erdoğan’la siyasi oportünizm nedeniyle oynadı. Çünkü Türkiye’ye ihtiyaç vardı. Bir mülteci akını vardı, Suriye’de istikrarsızlık vardı, IŞİD ile mücadele vardı. Avrupa Birliği açısından Erdoğan ve Türkiye Ortadoğu’da bir çeşit “istikrar” unsuru olarak görüldü. “Demokrasinin bazı unsurları zedeleniyor olsa da istikrar önemli” diye bakıldı. Bana kalırsa kesinlikle yanlış bir yaklaşımdı.

İkincisi, Trump öncesinde Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin benzersiz bir ilişkisi vardı. Biz Avrupa tarafı olarak güvenlik konusunda biraz bedavacıydık. Amerikalılar güvenliği sağlardı, biz de onların güvenlik şemsiyesi altında olacağımızı bilirdik. Türkiye de NATO üyesi olarak bu şemsiyenin önemli bir üyesiydi. Bu yüzden de “demokratik sorunlara rağmen Türkiye’nin içerde olması gerekiyor” diye bakıldı. “Hoş olmayan dosyaları açmayalım” denildi. Yine bir tür pragmatizm işte. Üçüncü ise şuydu; Türkiye’ye her zaman doğuya açılan kapı olarak bakıldığı için “iyi komşuluk” ilişkileri önemsendi.

Ama Trump’ın özellikle ikinci döneminde ABD- Avrupa Birliği ilişkisi dramatik olarak değişti. Biliyorsunuz son NATO zirvesinde Trump bize resmen “Siz bana benim sizi korumam için ödeme yapacaksınız” dedi. Bu Avrupalı liderler için tam bir şoktu. Ama Trump’ın bir sürprizi daha vardı; “Ukrayna sizin arka bahçeniz, benim değil. Kendiniz halledin” dedi. Bir de üstüne Grönland’ı almaktan bahsetti. Sonra da AB’ye gümrük vergilerini yükseltti. Ben Avrupa Parlamentosu’na tam bu şoklar yaşanmaya başladığında seçildim. İlk dönemlerde parlamenter arkadaşlarımla sohbetlerimde “Böyle dostluk mu olur? Bence biz de ABD’ye karşı yaklaşımımızı değiştirmeliyiz” dediğimde çoğunluktan “Deli misin? Asla böyle konuşmamalısın” şeklinde tepkiler alıyordum. Ama bugün geldiğimiz noktada Avrupa Parlamentosu üyelerinin yüzde 70’i Trump’ın başkanlık görevinde olmasından gerçekten rahatsızlık duyuyor.

Trump ve Erdoğan arasında bir köprü var ve bu gerçeklik bugüne kadar Erdoğan’a belli bir pragmatizm çerçevesinde bakan Avrupalı parlamenterlerin düşüncelerini değiştirmeye başladı. Şimdi biz bu yeni dönemde Avrupa olarak ABD’siz bir savunma ve güvenlik postürüne yöneleceksek, NATO’nun yeniden düşünülmesi gerekecek.”

Prebilic, Türkiye’nin değişen Avrupa savunma ve güvenlik postürüne katılmasının Erdoğan iktidardayken olmayacağına dikkat çekti.

Taslak raporda neler var?

Avrupa Parlamentosu 2026 Türkiye Taslak Raporu’nda şunlar yer alıyor:

“-Türkiye’de, başkanlık sisteminin derinden yerleşmiş otoriter yorumu çerçevesinde, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının ciddi şekilde aşınmasından duyduğumuz büyük endişeyi dile getiriyoruz.

-CHP’nin mevcut cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, onlarca soruşturma, üst üste binen adli davalar ve keyfi idari kararlar da dahil olmak üzere, uzun süredir hedef alınmasını kınıyoruz. Son olarak “siyasi casusluk” suçlamasıyla açılan bir başka iddianame ve Türkiye Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için gerekli olan üniversite diplomasının hukuka aykırı ve siyasi amaçlı olarak iptal edilmesini kınıyoruz.

-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin İmamoğlu’nun iddia edilen hukuka aykırı gözaltına ilişkin başvurusunu ‘öncelikli dava’ prosedürü kapsamında kabul etme yönündeki önemli kararını memnuniyetle karşılıyoruz.European Parliament to urge EU sanctions on Turkey's justice minister: MEP - Turkish Minute

Gizli Tanıklar

-Türk yargısını, özellikle yüksek profilli davalarda sıkça tekrarlanan ve delillerin doğrulanmadan kabul edildiği, adil yargılanma hakkının açık bir ihlalini oluşturan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına aykırı olan gizli tanıklardan elde edilen delillerin kullanımına son vermeye çağırıyoruz. Bu tür kötüye kullanılan hukuki süreçler, uluslararası hukuki sorumluluklara ve Türk iç hukukuna aykırı olarak, masumiyet karinesinin ciddi ihlallerine yol açıyor.

-Türkiye’de yargı süreçlerinin kalitesinde, özellikle de iddianamelerin kalitesinde hem ulusal hem de uluslararası hukuk standartlarını ihlal eden ciddi bir bozulma olduğuna dair raporlardan endişe duyuyoruz.

-Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun hakim ve savcıların seçimi, atanması ve terfi ettirilmesinde hükümetten bağımsızlığının bulunmamasının, muhalefeti bastırmak için yargının kasıtlı olarak bir silah olarak kullanılmasına olanak sağlayan temel bir faktör olduğuna işaret ediyoruz.

-TBMM’deki büyük çoğunluğu muhalefet partisi üyelerini etkileyen, mevcut milletvekillerinin parlamenter dokunulmazlığının kaldırılmasını talep eden fezlekelerden derin endişe duyuyoruz. Türkiye’deki tüm siyasi aktörleri, TBMM’yi çoğulcu bir meclis olarak güçlendirmek, Türk toplumunun karşı karşıya olduğu zorlukları ele almak ve demokratik bir geleceğin temellerini atmak için çaba göstermeye davet ediyoruz.”

Akın GürlekAvrupa Parlamentosu raporunda kendisi için yaptırım önerilmesine tepki gösteren Akın Gürlek, “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik hukuk devleti ilkesine bağlı, köklü devlet geleneğine sahip, bağımsız ve egemen bir ülkedir” dedi.

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 17 Haziran’da oylanacak Türkiye raporunun taslak metnine Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptırım listesine alınması önerisi girdi.

Raporun hazırlanmasında kilit rol oynayan Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic, T24’ten Cansu Çamlıbel’e yaptığı açıklamada, öneri konusunda Ankara’yı da bilgilendirdiklerini ve, “Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı?” yanıtını aldıklarını söyledi.

Söz konusu taslak metin kabul edilse bile tavsiye niteliğinde olacak. Metnin tek başına yasal bir bağlayıcılığı yok.

Akın Gürlek’ten tepki

Gürlek ise X’teki sosyal medya hesabından cumartesi günü yaptığı açıklamada AP’nin bu adımına tepki gösterdi.Erdoğan'dan Akın Gürlek'e ilk talimat

“Türkiye Cumhuriyeti, demokratik hukuk devleti ilkesine bağlı, köklü devlet geleneğine sahip, bağımsız ve egemen bir ülkedir. Türk yargısı, kararlarını anayasa, kanunlar ve milletimiz adına sahip olduğu yargı yetkisi çerçevesinde verir,” diyen Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de devam eden yargı süreçlerini çarpıtarak, henüz kovuşturması devam eden dosyalar üzerinden siyasi kampanya yürütmek; Türk yargısına ve şahsıma yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmak, ancak ideolojik ön yargılarla izah edilebilir bir tutumdur.”

“Avrupa Parlamentosu’nun bazı çevrelerince körüklenen bu siyasi içerikli yaklaşım, bu kişilerin temsil ettiği kurumların güvenilirliğini zedelemektedir. Bizim için asıl olan, Aziz Milletimizin vicdanı ve bağımsız Türk mahkemelerinin kararlarıdır.”

Gürlek ayrıca, “Avrupa Parlamentosu raporlarının tavsiye niteliğinde siyasi metinler olduğunu” ifade etti. “Bu metinler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı kurumlarını hedef almak, milli iradeye ve devletimizin egemenlik haklarına yönelmiş beyhude bir çabadır,” diyen bakan, şöyle devam etti:

“Belediyecilik döneminden seçim kampanya süreçlerine kadar farklı başlıklarda tartışma konusu olmuş bir Avrupa Parlementosu üyesinin, kendi siyasi kariyerine ilişkin kamuoyuna yansıyan şeffaflık, etik ve hesap verebilirlik tartışmalarına bakması da yerinde olacaktır.

“Türkiye; terörle, organize suç örgütleriyle, yolsuzlukla ve her türlü hukuksuzlukla mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu mücadele ne içeriden ne de dışarıdan yürütülen siyasi baskı kampanyalarıyla sekteye uğratılamaz.”

“Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti yargısını baskı veya vesayet altına alabileceği zehabına kapılmasın. Milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve hukuk düzenimizin korunması için görevimizi yapmaya devam edeceğiz.”Members of the European Parliament, 2024-2029 | Epthinktank | European  Parliament

AP’nin gerekçesi 

Tartışmaya konu olan AP raporunun taslak metnindeki 21. paragrafta, “insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin”, AB’deki varlıkların dondurulmasını da içeren yaptırımların uygulanması talep ediliyor.

Gürlek’in adının açıkça zikredildiği bu ifadeler şu şekilde:

“Ciddi demokratik gerileme göz önüne alındığında, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyonu Başkan Yardımcısı’na (Kaja Kallas) çağrımızı yineliyoruz. İnsan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında, AB’deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere kısıtlayıcı tedbirlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yetkililer arasında, kayyım rolünü üstlenenler ve onları atayanlar veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek de yer almaktadır. Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyulan dehşeti dile getirirken, yaşanan durumun kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu ortaya koyduğunu belirtiriz.”

İmamoğlu

Akın Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) tutuklanarak görevden alınan başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma yürüten başsavcıydı. Gürlek bu soruşturmaların başlamasından sonra Adalet Bakanı olarak görevlendirilmişti.

Gürlek aynı zamanda İmamoğlu’na yönelik bir davanın da doğrudan “müştekisi” konumunda. İmamoğlu hakkında, Gürlek’e yönelik “tehdit” suçundan 2 ay 15 gün, “kamu görevlisine hakaret” suçundan ise 1 yıl 5 ay hapis cezası verilmişti.

AP raporunda İmamoğlu’na dair ifadeler de yer alıyor. “Türkiye’de, başkanlık sisteminin derinden yerleşmiş otoriter yorumu çerçevesinde, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının ciddi şekilde aşınmasından duyduğumuz büyük endişeyi dile getiriyoruz,” ifadelerinin yer aldığı raporda şöyle deniyor:

“CHP’nin mevcut cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, onlarca soruşturma, üst üste binen adli davalar ve keyfi idari kararlar da dahil olmak üzere, uzun süredir hedef alınmasını kınıyoruz. Son olarak “siyasi casusluk” suçlamasıyla açılan bir başka iddianame ve Türkiye Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için gerekli olan üniversite diplomasının hukuka aykırı ve siyasi amaçlı olarak iptal edilmesini kınıyoruz.”

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin İmamoğlu’nun iddia edilen hukuka aykırı gözaltına ilişkin başvurusunu ‘öncelikli dava’ prosedürü kapsamında kabul etme yönündeki önemli kararını memnuniyetle karşılıyoruz.”

Raporda ayrıca, “Türk yargısını, özellikle yüksek profilli davalarda sıkça tekrarlanan ve delillerin doğrulanmadan kabul edildiği, adil yargılanma hakkının açık bir ihlalini oluşturan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına aykırı olan gizli tanıklardan elde edilen delillerin kullanımına son vermeye çağırıyoruz,” ifadelerine de yer veriliyor.

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nun 17 Haziran’da Türkiye raporunu oylaması bekleniyor

Raporun taslak metninde ise Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “yaptırım listesi”ne konulması önerisi bulunuyor.

T24’e konuşan Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Vladimir Prebilic, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerin AB’deki varlıklarının dondurulması da dahil olmak üzere yaptırım uygulanması çağrısı yaptıklarını belirtmişti.

Prebilic, bu konuda bilgilendirilen Ankara’nın “Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı” diye ısrarda bulunulduğunu bildirmişti.