Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi Ankara Bildirisi yayımlandı. “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla düzenlenen TDT Devlet Başkanları Konseyi 13. Zirvesi’nin ardından dün “Ankara Bildirisi” imzalandı.
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 13. Zirvesi’nin ardından yayımlanan Ankara Bildirisi’nde, TDT’nin Türk dünyasının ortak vizyonunu ortaya koyan, bölgesel ve uluslararası barış, istikrar ve refaha katkı sağlayan, “giderek daha etkili ve nüfuzlu bir platform” olarak güçlendirilmesine yönelik kararlılık vurgulandı.
Beştepe Millet Sergi Salonu’nda “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla düzenlenen TDT Devlet Başkanları Konseyi 13. Zirvesi’nin ardından “Ankara Bildirisi” imzalandı.
![]()
Bildiride, Türk dünyasında giderek güçlenen dayanışmanın kalıcı stratejik işbirliğine dönüştürülmesi ve gelecek yüzyılın daha büyük birlik ve refah çağı haline getirilmesine yönelik ortak iradenin teyit edildiği belirtildi.
Uluslararası işbirliğine güvenin azaldığı bir dönemde Türk dünyasının birlik, dayanışma ve ortak direncinin stratejik öneminin arttığına işaret edilen bildiride, daha dayanıklı, birbirine bağlı ve küresel ölçekte etkili bir Türk dünyası inşa etme kararlılığı yinelendi.
TDT’yi Türk dünyasının ortak vizyonunu ortaya koyan, bölgesel ve uluslararası barış, istikrar ve refaha yapıcı bir şekilde katkıda bulunan, giderek daha etkili ve nüfuzlu bir platform olarak daha da güçlendirme konusundaki kararlılığın vurgulandığı bildiride, Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olarak, gözlemci sıfatıyla TDT çalışmalarına yaptıkları değerli katkılar takdir edildi.
“Türk Dünyası 2040 Vizyonu”nun bir sonraki aşaması olarak TDT 2027-2031 Stratejisi’nin sonuçlandırılmasının teşvik edildiği, “Türk Devletleri Arasında Stratejik Ortaklık, Ebedi Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması” taslağında kaydedilen ilerlemenin memnuniyetle karşılandığı belirtildi.
Üye devletler arasında uluslararası kuruluşlardaki adaylıklara karşılıklı destek verilmesi, ortak karar ve girişimlerde eş güdümün güçlendirilmesi çağrısında bulunulan bildiride, Aksakallılar Konseyinin düzenli toplantılarının desteklendiği ve UNESCO nezdinde Türk Devletleri Grubu’nun kurulmasının memnuniyetle karşılandığı aktarıldı.
Bildiride, ortak ilgi alanına giren bölgesel ve küresel gelişmeler karşısında zamanında istişarede bulunulmasını, daha yakın eş güdüm sağlanmasını ve ortak hareket edilmesini teminen, üye devletlerin dışişleri bakanları arasındaki sık temasların sürdürülmesi çağrısında bulunuldu.
KKTC, Gazze, Suriye ve Afganistan mesajları
Bildiride, Kıbrıs meselesinin Ada’daki mevcut gerçekler temelinde “müzakere edilmiş, karşılıklı olarak kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir çözüme” ulaştırılması gerektiği ihtiyacı vurgulanarak, “Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan” Kıbrıs Türk halkının özden gelen eşit haklarını güvence altına alma çabalarına destek verildiği belirtildi.
Gazze’deki ağır insani durumun ele alınması, güvenlik ve istikrarın sağlanması ile yeniden toparlanma yolunun açılması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2803 (2025) sayılı kararının ve Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Planı’nın tam uygulanması gerekliliğine işaret edilen bildiride, “İsrail-Filistin çatışmasına adil ve kalıcı bir çözüm bulunması ve ilgili BM kararları uyarınca iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ihtiyacının” altı çizildi.
Bildiride, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğine, ülkenin güvenliği, istikrarı ve yeniden inşasına desteğin yeniden teyit edildiği, Afganistan’da barış, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlanması amacıyla TDT Afganistan Çalışma Grubu dahil ortak çabaların kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.
Güvenlik ve savunma işbirliği
Bildiride, TDT Üye Devletleri Güvenlik Konseyi Sekreterleri ile Savunma Sanayisi Kurumları Başkanları toplantılarının sonuçlarının memnuniyetle karşılandığı aktarılarak, ilgili makamlar, karşılıklı çıkar alanına giren bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında düzenli siyasi ve güvenlik istişareleri düzenlemeye devam etmeye çağrıldı.
Öte yandan bildiride, savunma sanayi alanında çok taraflı işbirliğinin geliştirilmesine yönelik iradenin yeniden teyit edildiği aktarıldı.
Bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmek, nitelikli personel yetiştirmek, savunma sanayii sektöründe teorik ve pratik uzmanlığı geliştirmek ve teknolojik gelişmelere ayak uydurmak amacıyla Türkiye’nin ev sahipliğinde bir TDT Savunma Sanayisi Koleji programı kurulması imkanının araştırılmasının teşvik edildiği bildiride, terörizm, aşırıcılık, ayrılıkçılık, organize suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı ve siber suçlarla mücadelede işbirliği ve eş güdümün sürdürülmesi kararlılığı vurgulandı.
Bildiride ayrıca, “TDT Üye Devletleri ve Gözlemcileri Arasında Suçla Mücadele Konseyi Kurulmasına İlişkin Anlaşma”nın imzalanmasının teşvik edildiği, siber güvenlik alanındaki mutabakat zaptının imzalanmasının hızlandırılması ve TDT Siber Güvenlik Konseyinin kurulmasına ilişkin istişarelerin hızlandırılması çağrısı yapıldığı ifade edildi.
Irkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı, nefret söylemi ve dezenformasyonla mücadelede işbirliği taahhüdünün de yinelendiği bildiride, uluslararası biyolojik güvenliğin güçlendirilmesi amacıyla Biyolojik Silahlar Sözleşmesi temelinde bir Uluslararası Biyolojik Güvenlik Ajansı kurulması ihtimalinin değerlendirildiği kaydedildi.
Ekonomik ve sektörel işbirliği
Bildiride, bölge içi ticaretin artışından duyulan memnuniyet ifade edilerek, ekonomik bütünleşmeyi derinleştirmeyi amaçlayan “Sürdürülebilir Kalkınma için Hizmetler ve Yatırımların Kolaylaştırılması Anlaşması” taslağına yönelik müzakerelerin sürdürülmesi teşvik edilerek, bu kapsamda gümrük süreçlerinin optimize edilmesi, teknik engellerin kaldırılması ve ticaret maliyetlerinin düşürülmesinde TDT Ticaretin Kolaylaştırılması Komitesinin kritik rolüne dikkat çekildi.
Ekonomi, rekabet, vergi, sanayi, finansal istihbarat ve gümrük alanlarında ilgili kurum başkanlarının gerçekleştirdiği toplantıların sonuçlarının memnuniyetle karşılandığı bildiride, dijital platformların kurulmasının ve standardizasyon alanında işbirliğinin geliştirilmesinin altı çizildi.
Bildiride, sürdürülebilir dağ kalkınması ve “Bişkek+25” İkinci Küresel Dağ Zirvesi’ne yönelik beklentilerin dile getirildiği aktarılarak, tarım ve gıda ürünlerinin sevkiyatında hızlı gümrük mekanizmaları ile elektronik belge paylaşımının önemi vurgulandı.
Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru, Zengezur Koridoru, Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demir Yolu ve Trans-Afgan Demir Yolu projelerinin bölgesel bağlantısallık ve ticaret açısından taşıdığı stratejik değere işaret edilen bildiride, “TDT Ulaşım Koridorları Stratejisi”nin hazırlanması teşvik edildi.
Bildiride, ulaştırma, dijital altyapı ve enerji alanlarında; Orta Koridor’un geliştirilmesine ilişkin işbirliği anlaşmaları, havalimanlarında özel yolcu şeritleri oluşturulması, Azerbaycan-Kazakistan fiber optik kablo hattını içeren “Dijital İpek Yolu” girişimi ve e-CMR Mutabakat Zaptı’nın hayata geçirilmesi desteklenerek, enerji güvenliğini artırmak amacıyla boru hatları, yeşil enerji koridorları, kritik mineraller, enerji verimliliği ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı konularında işbirliğinin derinleştirileceği belirtildi.
Uzay teknolojileri ve dijitalleşme alanlarında uzay ajansları toplantılarının takdir edildiği bildiride, 12U “TDT-SAT” Küp Uydusu’nun üretiminin tamamlanması ile “TDT Bünyesinde Uzay Sanayii Alanında İşbirliği Kapasitesinin Geliştirilmesine Yönelik İlk Çerçeve Sözleşmesi”nin imzalanması memnuniyetle karşılandı ve Kırgızistan’ın ilk ulusal uydusunu fırlatması tebrik edildi.
Bildiride, “Dijital Türk Dünyası” konsepti, TEKNOFEST, yapay zeka yönetişimi ve fikri mülkiyet haklarının korunmasına yönelik çalışmaların önemine değinilerek, Azerbaycan’ın COP29 Başkanlığının sonuçlarının memnuniyetle karşılandığı kaydedildi.
Çevre, iklim değişikliği ve şehircilik konularında Türkiye’nin COP31 ev sahipliği ve belirlenen önceliklerin desteklendiği bildiride, BM’de ilan edilen “Gezegeni Yeşillendirme Uluslararası Günü” ve TDT ile İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı ortaklığı memnuniyetle karşılandı.
Bildiride, sürdürülebilir şehircilik, uygun fiyatlı konutlar ve Azerbaycan’daki 13. Dünya Kent Forumu kapsamında imzalanan Kentsel ve Mekansal Planlama Mutabakat Zaptı’nın pratik adımlarla uygulanması teşvik edildi.
Kültür turizmi, sosyal koruma ve hukuki işbirliği alanlarında; Ortak Müze Kart projesi, “Tabarruk Ziyorat” turizm rotaları ve Ankara ile Taşkent’in Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmelerinin desteklendiği bildiride, çalışma, istihdam, göç yönetimi, sağlık turizmi, adli bilimler ağı, yargı etiği, yüksek mahkemeler ve başsavcılıklar gibi alanlarda imzalanan mutabakat zaptları ile kurulan işbirliği mekanizmaları takdirle karşılandı.
Bildiride, TDT çerçevesinde Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri arasında Türk Devletleri Kızılay ve Kızılhaç Ağı tarafından yürütülen bölgesel insani işbirliği faaliyetlerine de değinildi.
Halklar arası işbirliği
Bildiride, kadının güçlendirilmesine destek verilmesi, aile kurumunun güçlendirilmesi, geleneksel aile ve kültür değerlerinin genç nesiller arasında teşvik edilmesi ile kültürel mirasın korunması ve aktarılmasında yaşlı nesillerin rolünün takdir edilmesinin önemi vurgulanırken, sağlıklı ve dinamik bir nüfusun toplumların kalkınması ve sürdürülebilirliği için temel öneme sahip olduğunun kabul edildiği ve bu amaçla aile ve nüfus politikaları alanında üye devletler arasında işbirliğinin teşvik edildiği kaydedildi.
Aile ve kadın konularındaki işbirliğinin artırılmasını sağlamak amacıyla gönüllülük esasına dayalı olarak, devlet başkanlarının eşlerinden ve TDT Üye Devletlerinin Başkanları tarafından belirlenen temsilcilerden oluşan Yüksek Onur Konseyinin kurulmasına yönelik görüşmelerin teşvik edildiği belirtilen bildiride, TDT Ankara Zirvesi çerçevesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış toplantısının memnuniyetle karşılandığı ve müteakip toplantıların gelecekteki TDT zirvelerinin marjında düzenlenmeye devam edilmesinin desteklendiği aktarıldı.
Bildiride, Türk devletleri ile küresel topluluklar arasındaki kültürel, dilsel ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesinin önemi yeniden teyit edilirken, TDT’nin Diaspora İşlerinden Sorumlu Bakanları ile Kurum Başkanları, “Türk Dili Konuşan Diasporalar Ortak Faaliyet Stratejisi”, yıllık “Türk Diaspora Ortak Eylem Planları” ve “Türk Dünyası 2040 Vizyonu” doğrultusunda işbirliği ve eş güdümlerini artırmaya çağrıldı.
Türk devletleri ve diasporaları arasındaki bağların güçlendirilmesine katkı sağlayan, Türkiye Bursları Programı çerçevesindeki “TDT Diaspora Ortak Burs Programları”nın hayata geçirilmesinin takdirle karşılandığı bildiride, 8 Haziran’da Türkistan’da düzenlenen TDT 9. Eğitim Bakanları Toplantısı’nın sonuçları memnuniyetle karşılandı.
Bildiride, üye devletlerin vatandaşı olan futbolcuların “yabancı olmayan futbolcu” statüsünde karşılıklı olarak muamele edilmesi ve üye devletlerin milli takımları arasında çeşitli düzeylerde bir “Türk Kupası” turnuvası düzenlenmesi yönündeki istişareler memnuniyetle karşılanırken, bu girişimlerin somutlaştırılması için daha fazla çaba gösterilmesinin teşvik edildiği belirtildi.
Stratejik iletişim, dezenformasyonla mücadele ve medya sektöründe yeni ortaya çıkan teknolojilerin kullanımı alanlarında işbirliğinin daha da güçlendirilmesinin öneminin vurgulandığı bildiride, 16 Ekim’de Astana’da düzenlenen TDT Medya ve Enformasyondan Sorumlu Bakanlar ve Üst Düzey Yetkililer 8. Toplantısı’nın sonuçlarının da memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.
Ortak Türk alfabesi
Bildiride, TÜRKSOY’un 2026’yı “Ziya Gökalp’i Anma Yılı” ilan etmesinin takdir edildiği ve Gökalp’in entelektüel mirası ile Türk kültürü ve düşüncesine katkılarını onurlandırmak amacıyla yıl boyunca düzenlenen anma faaliyetlerinin memnuniyetle karşılandığı bildirildi.
Bilge Tonyukuk Anıtı’nın korunmasına yönelik özverili çalışmalarından ötürü Türkiye’nin takdir edildiği bildiride, Türk dünyası genelinde yürütülen son arkeolojik kazılardan memnuniyet duyulduğu açıklandı.
Bildiride, Aktau’nun 2025 Türk Dünyası Kültür Başkentliği takdir edilirken, Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak ilan edilmesi memnuniyetle karşılandı.
Bakü’de düzenlenen TDT Müslüman Dini Kurul Başkanları Konseyi 7. Toplantısı’nın sonuçlarının memnuniyetle karşılandığı bildiride, TDT Fetva Komitesi çerçevesinde kabul edilen tavsiyelerin ve ortak fetvaların dikkate alındığı aktarıldı.
Ortak Türk alfabesinin yaygınlaştırılması, bu alfabenin kullanımına ilişkin önerilen kılavuz ilkelerinin benimsenmesi ve bu alfabeyle yazılmış edebi ve bilimsel eserlerin yayımlanması konusunda Türk Akademisinin gösterdiği çabaların takdir edildiği bildiride, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliğinin Türk devletleri arasında ekonomik işbirliğini, ticareti, yatırımı ve işletmeler arası ilişkileri güçlendirmek amacıyla tüm Türk Devletleri Ulusal Ticaret Odalarını bir araya getiren önemli bir mekanizma olarak tanındığı kaydedildi.
Bildiride, üçüncü ülkelerin ve uluslararası kuruluşların TDT ile kurumsal işbirliği kurmaya yönelik artan ilgisinden memnuniyet duyulduğuna işaret edilirken, üye devletlerin ilgili makamları, TDT’nin BM Genel Kurulu ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) nezdinde gözlemci statüsü elde etmesine yönelik ortak çabaları hızlandırmaya çağrıldı.
Sekretaryaya, uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla kurumsal ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çabalarını hızlandırması talimatının verildiği aktarılan bildiride, “TDT+” formatı aracılığıyla ilgili harici taraflarla işbirliğini geliştirmeye özel önem atfedildiği bildirildi.
Bildiride, Sekretaryanın büyüyen görevlerini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için kapasitesinin daha da güçlendirilmesinin desteklendiği ve bir sonraki Genel Sekreter Mirvahid Azimov’a başarı dilekleri iletildi.
TDT 14. Zirvesi’nin 2027’de Özbekistan’da gerçekleştirilmesine karar verildiği bilgisi paylaşılan bildiride, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un 2027 TDT Gayriresmi Zirvesi’nin ülkesinde düzenlenmesine ilişkin teklifinin büyük takdirle karşılandığı belirtildi.
Devlet başkanlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’a TDT 13. Zirvesi müzakerelerini başarılı bir şekilde sonuçlandırdığı için derin teşekkürlerini sunduğu aktarılan bildiride, Türkiye hükümeti ve halkının gösterdiği sıcak misafirperverlik takdir edildi.
Bildiride, son olarak bir sonraki zirveye kadar TDT Dönem Başkanlığının Türkiye tarafından üstlenilmesinin memnuniyetle karşılandığı vurgulandı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Ankara’da düzenlenen zirvesine katılmaması, Bakü-Ankara ilişkilerinin mevcut durumuna ilişkin tartışmalara yol açtı.
Resmi açıklamaya göre Aliyev, önceden belirlenmiş programı kapsamında Azerbaycan’da düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası’nın kapanış ve ödül törenine katılacak.
Azerbaycan’ı zirvede Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor.
Ancak hükümete yakın APA ajansı ve diğer iktidar yanlısı medya kuruluşları, Aliyev’in kararını, son haftalarda Türkiye’de Azerbaycan yönetimine yönelik eleştiriler, Ankara’nın bunlara verdiği tepki ve diplomatik karşılıklılık ilkesiyle ilişkilendiriyor.
Aliyev neden Ankara’daki zirveye katılmadı?
Hükümet yanlısı medya, bunu Cumhurbaşkanı Aliyev’in önceden belirlenmiş programı ile açıklıyor. Aliyev, Azerbaycan’da düzenlenen FIFA U-15 Dünya Şampiyonası’nın kapanış ve ödül törenine katılacak.
Azerbaycan yetkilileri, Aliyev’in Türkiye’ye gitmemesi konusunda başka bir gerekçe açıklamadı.
Ancak hükümete yakın medyada yayımlanan birbirine oldukça benzer analizler, bu kararın aynı zamanda siyasi bir tepki niteliği taşıdığına işaret ediyor.
Türkiye tarafından resmi bir açıklama yapılmasa da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvede isim vermeden “Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur” dedi.
Kaynak, Anadolu via Getty Images / Fotoğraf altı yazısı, Zirvede Azerbaycan’ı, fotoğrafta Erdoğan ile görüşürken görülen Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti.
Hükümete yakın medya bunu nasıl açıklıyor?
APA ajansı, Aliyev’in Ankara’ya gitmemesini daha geniş kapsamlı bir siyasi bağlam içinde değerlendirdi.
Ajansa göre son haftalarda Türkiye medyasında ve sosyal medyada, şu konular üzerinden Azerbaycan ve ülke yönetimine karşı bir kampanya yürütüldü:
- Azerbaycan-İsrail ilişkileri
- Azerbaycan’daki okul forması ve başörtüsü tartışması
- Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için olası adaylar
APA, bunların münferit eleştiriler değil, Azerbaycan’a karşı yürütülen “sistemli, yönlendirilen ve amaçlı” bir kampanya olduğunu öne sürüyor.
Ajansa göre Ankara’nın bu sürece geç müdahale etmesi Bakü’de rahatsızlık yarattı.
Bu değerlendirmeler resmi devlet açıklaması niteliğinde değil. Ancak iktidara yakın medyanın Aliyev’in Ankara’daki zirveye katılmama kararını böylesine geniş siyasi çerçevede açıklaması, Bakü’nün hoşnutsuzluğunu gayrıresmi yollarla iletmesi olarak yorumlanabilir.
Türkiye ile yaşanan rahatsızlığın temel nedenleri neler?
Azerbaycan yönetimine yakın medyada yer alan yorumlara göre rahatsızlığın başlıca sebepleri şunlar:
- Türkiye’de Azerbaycan’ın İsrail ile ilişkileri nedeniyle hedef alınması
- Azerbaycan’daki okul forması ve başörtüsü tartışmasının Türk medyasında çarpıtılarak sunulduğu iddiası
- Azerbaycan’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için Türkiye’nin olası adayı Feridun Sinirlioğlu yerine Birleşik Arap Emirlikleri’nin adayını desteklediği yönündeki suçlamalar
APA, Türkiye’nin Sinirlioğlu’nun adaylığını henüz resmen açıklamadığını belirterek Azerbaycan’ın destek vermemekle suçlanmasının temelsiz olduğunu savunuyor.
Ajans ayrıca Türkiye’de Azerbaycan büyükelçilikleri önünde düzenlenen protestoları, Azerbaycan yönetimine yönelik sert suçlamaları ve Ankara’nın bunlara geç tepki vermesini de Bakü’nün rahatsızlığının nedenleri arasında gösteriyor.
Kaynak, Anadolu via Getty Images /Fotoğraf altı yazısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ekim’de Ankara’daki Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 13. zirvesinde
Yönetimin görüşü neden iktidara yakın medya aracılığıyla aktarılıyor?
Türkiye ile ilişkiler Azerbaycan’da resmi düzeyde “stratejik ortaklık” ve “bir millet, iki devlet” anlayışı üzerinden tanımlanıyor.
Bu nedenle Ankara’ya yönelik sert bir resmi açıklama, iki ülke arasında açık bir diplomatik kriz görüntüsü yaratabilir.
Hükümete yakın medya üzerinden verilen mesaj ise Bakü’ye hem rahatsızlığını gösterme hem de bunu resmi devlet politikası seviyesine çıkarmama imkanı veriyor.
Bu yaklaşımın üç olası amacı olduğu değerlendiriliyor:
- Türkiye’deki Azerbaycan karşıtı söylemlerin Bakü tarafından dikkatle takip edildiğini Ankara’ya göstermek,
- İlham Aliyev’in Azerbaycan açısından önemli bir kuruluş olan TDT Zirvesi’ne katılmamasını iç kamuoyuna açıklamak,
- İleride ilişkilerin yumuşatılabilmesi için diplomatik manevra alanını korumak.
Benzer kırgınlık ve rahatsızlık mesajları geçmişte Türkiye ve eski müttefik Rusya ile yaşanan gerginlik dönemlerinde de görülmüştü.
Aliyev’in Ankara’ya gitmemesi Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde kriz anlamına mı geliyor?
Şimdilik bunu bir kriz olarak değerlendirmek için yeterli resmi dayanak yok.
APA da Azerbaycan’ın TDT’den uzaklaşmadığını ve teşkilatın kurucu üyelerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü vurguluyor.
Ajans ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce Azerbaycan’da düzenlenen bazı etkinliklere katılmadığını hatırlatarak diplomatik ilişkilerde karşılıklılık ilkesine dikkat çekiyor. Örnek olarak Erdoğan’ın 2024 yılında Şuşa’da düzenlenen TDT Gayriresmi Zirvesi’ne katılmaması gösteriliyor.
Bununla birlikte, APA ve diğer hükümete yakın medya kuruluşlarının kararı geniş kapsamlı bir siyasi bağlam içinde değerlendirmesi, Bakü’nün Türkiye’deki son gelişmelerden duyduğu rahatsızlığın gayriresmi mesajı olarak görülebilir.
Bu mesajın özü şu şekilde özetlenebilir:
Azerbaycan, Türkiye ile yakın ilişkilerini sürdürmek istiyor ancak bu ilişkinin Bakü’nün dış politikasını Ankara’nın siyasi veya ideolojik beklentilerine göre şekillendirmesi anlamına gelmesini kabul etmiyor.
Azerbaycanlı siyaset bilimci Şahin Caferli’ye göre, 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı sonrası Azerbaycan artık kendisini dış desteğe ihtiyaç duyan küçük bir devlet olarak değil, bölgesel ve küresel düzeyde “orta güç” statüsüne sahip bir aktör olarak görüyor.
BBC Azerbaycanca Servisi’ne konuşan Caferli, “Zaferden sonra Azerbaycan artık kendisini eski Azerbaycan olarak görmüyor ve İlham Aliyev de kendisini eski İlham Aliyev olarak görmüyor” dedi.
“Azerbaycan hem bölgesel jeopolitikte hem de küresel ilişkilerde kendisini farklı şekilde konumlandırıyor ve yeni bir oyuncu olarak sunuyor.”
