Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Akın GÜRLEK’e yaptırım kararı Avrupa Parlamentosu’nda 381 oyla kabul edildi

Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye’de muhalefetten gelen kimi çağrılara rağmen, Ankara

Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye’de muhalefetten gelen kimi çağrılara rağmen, Ankara ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki katılım müzakerelerinin mevcut koşullarda yeniden başlatılamayacağını düşünüyor. AP tarafından hazırlanıp dün Strasbourg’daki genel kurul oturumunda tartışılan Türkiye raporunda üyelik perspektifi yerine jeopolitik konjonktür dikkate alınarak fonksiyonel ve pragmatik bir ilişki fikri ön plana çıkarıldı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yaptırım istenen maddenin de yer aldığı AP’nin Türkiye raporu 381 evet, 107 hayır ve 171 çekimser oyla kabul edildi. Demokratik gerileme gerekçesiyle Akın GÜRLEK’e kısıtlayıcı tedbirler talep eden ve yasal bağlayıcılığı olmayan rapora ilişkin Dışişleri Bakanlığından açıklama geldi. Açıklamada ‘kararın Türkiye-AB ilişkilerindeki olumlu gündemi gölgeleme amacı taşıdığı ve suçlamaların mesnetsiz olduğu’ öne sürüldü.

Raporda, son yıllarda olduğu gibi, katılım sürecinin “demokrasi ve hukuk devleti alanlarında adım atılmadığı” için 2018 yılından bu yana donmuş olduğu not ediliyor. Türkiye’de toplumun büyük bölümünün demokrasi ve Avrupa yanlısı tutumuna rağmen, sürecin mevcut koşullarda yeniden başlayamayacağı, bu durumun sorumlusunun “Kopenhag kriterleri yönünde adım atmayan Türk hükümeti olduğu” savunuluyor.

AP, AB ile katılım müzakerelerinin yeniden başlatılması yönünde son dönemde Türkiye’de kimi muhalefet liderlerinden gelen çağrıları “cesur ve yenilikçi yaklaşım” olarak değerlendirse de, “yeniden AB yolunda angaje olacağına dair Türk hükümeti net sinyal vermedikçe” muhalefetin bu çağrısını destekleyemeyeceğini söylüyor.

Katılım sürecinin Kopenhag kriterlerine “tam uyuma” bağlı olduğunu hatırlatan AP, Türkiye ile AB arasında daha sıkı iş birliği için Ankara’dan, “başta Kıbrıs sorunu olmak üzere”, daha yapıcı bir tutum sergilemesini ve “Türkiye’nin savunma ve güvenlik kapasitelerinden ziyade ülkedeki demokrasinin kritik durumunu iyileştirmesini” istiyor.

Katılım sürecinin “Türk otoritelerinin ve Türk sivil toplumunun tam anlamıyla demokrasiye dönüşme konusundaki kararlı siyasi iradesine bağlı olduğunu” kaydeden AP, bu iradenin “AB tarafından dayatılamayacağı” vurgusunda bulunuyor.

Akın Gürlek’e yaptırım detayı

Raporda Türkiye’deki demokratik gerileme gerekçe gösterilerek Adalet Bakanı Akın Gürlek ile kayyım atayan ve kayyım atananlara yaptırım uygulanmasının istendiği bir madde de bulunuyordu.

AP kimi Türk yetkililere yaptırım tehdidini ilk kez gündeme getirmiyor.

Parlamento, yaptırım tehdidini, görevden alınıp tutuklanan ve yerlerine kayyum atanan belediye başkanları hakkında 13 Şubat 2025 tarihinde oyladığı bir kararda da gündeme getirmiş, kayyum atayan ve kayyum olarak görevlendirilen şahıslara yaptırım seçeneğinin değerlendirilmesini istemişti. AP’nin bu çağrısı AB içinde destek bulmamıştı.

AB’nin, ABD’deki Küresel Magnitsky Yasası’ndan esinlenilerek hazırlayıp Aralık 2020’de kabul ettiği “Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi” adlı bir mekanizması  bulunuyor. Bu mekanizmanın işletilmesinde AP’nin hiçbir yetkisi bulunmuyor. Bu konuda tek yetki AB devlet ve hükümet liderlerine ait. AB liderlerinin mevcut konjonktürde bu silahı Türkiye’ye karşı kullanma olasılıklarının ise çok az olduğu söyleniyor.

Karşılıklı çıkar ilişkisi

AP; demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında son yıllarda defalarca tekrarladığı eleştirilere paralel olarak, Türkiye ile AB’nin müşterek çıkarlarını gözeten, pragmatik ve fonksiyonel bir ilişki modelini de gündeme getiriyor. Donmuş vaziyetteki katılım sürecinin ötesinde, Türkiye-AB ortaklığının “mevcut ortaklık anlaşmasını iyileştirilip modernleştirilerek kuvvetlendirilmesi gerektiği” savunuluyor.

Türkiye raporda , “stratejik açıdan önemli, NATO müttefiki ve AB’nin ticaret, ekonomi, göç, dış ve savunma politikaları gibi bir çok düzeyde ilişki sahibi olduğu bir ülke” olarak tanımlanıyor.

Türkiye’nin AB dış politikasıyla uyum oranının yüzde 4’lere gerilemiş olduğu not edilse de, “AB’nin stratejik çıkarları ve uluslararası güvenlik için Karadeniz, Ukrayna, Güney Kafkasya ve Ortadoğu gibi kritik bölgelerdeki nüfuzu ve arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık rollerine” işaret ediliyor. Güvenlik ve savunma alanlarında, karşılıklı stratejik çıkarlar temelinde pragmatik iş birliğinin yoğunlaştırılabileceği belirtiliyor.

Avrupa Komisyonu da destekliyor

Bu yaklaşım Genel Kurul oturumunda konuşan Avrupa Komisyonu Genişleme Komiseri Marta Kos tarafından da dile getirildi. Kos, Türkiye’de demokrasiyle ilgili gelişmeleri “kaygı verici” bulduklarını, temel özgürlüklerde gerileme gözlemlediklerini ve CHP hakkındaki son mahkeme kararının hukukun üstünlüğü ve adaletin bağımsızlığı konusunda soru işaretleri uyandırdığını dile getirse de, jeopolitik dengeler dikkate alınarak Türkiye ile ortak çıkar alanlarında daha fazla çalışılması gerektiğini savundu.

Kos bu bağlamda Türkiye’nin 2,5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptığını, AB’nin en önemli 5’inci ticari ortağı olduğunu, AB ile Orta Asya arasındaki ticaret yolunda merkezi konumunu ve Doğu Akdeniz’de istikrar için önemini örnek gösterdi.

Raporda buna karşılık, Türk makamlarının “giderek artan Batı karşıtı tutumu ve Batı Balkanlar, Karadeniz, Akdeniz ve Ortadoğu’da AB çıkarlarıyla uyuşmayan olası tutumlarına” dikkat çekiliyor. Türkiye’nin Gazze’de ateşkes için olumlu arabuluculuk rolü oynadığı not edilmekle birlikte, AB terör örgütleri listesinde olan Hamas’la ilişkisi eleştiriliyor.

Türkiye’den AB’nin Rusya’yı hedef alan yaptırımlarına katılmasını isteyen AP, Ankara’nın İran ile diplomasi, ekonomi ve enerji alanlarındaki “sıkı ilişkilerinden kaygı duyduğunu” da dile getiriyor. Raporda Kıbrıs sorununa ilişkin ise her zaman olduğu gibi büyük ölçüde Kıbrıslı Rumların tezlerine yer veriliyor. Ankara ile Erivan arasındaki normalleşme sürecine destek verilen raporda, Türkiye’ye bir kez daha “Ermeni soykırımını tanıması” çağrısında bulunuluyor.

Çok sayıda Yunan ve Kıbrıslı Rum parlamenterlerin söz aldığı oturumda konuşan AP Türkiye raportörü İspanyol parlamenter Nacho Sanchez Amor ise önümüzdeki günlerde AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile birlikte Türkiye’yi ziyaret edeceğini söylediği Marta Kos’a Türkiye’de sivil toplumla daha fazla diyalog çağrısında bulundu.

Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye’ye ilişkin yıllık raporunu bugün oyladı. Rapor 381 oyla kabul edildi. Raporda Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik yaptırım çağrısı yer alıyor.

  • Avrupa Parlamentosu, Türkiye’ye ilişkin yıllık raporunu oyladı.
  • Raporda Adalet Bakanı Akın Gürlek’in adının geçtiği yaptırım çağrısı yer aldı.
  • CHP’nin “mutlak butlan” sürecine ilişkin sert ifadelerin rapora eklenmesi bekleniyor.
  • Rapor, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin mevcut koşullarda yeniden başlayamayacağını savunuyor.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlanan Türkiye Raporu bugün Strazburg’da oylandı. Rapor, 381 oyla kabul edildi. Raporun ardından yapılan açıklamada “Türkiye, tamamen otoriter bir modele doğru hızla ilerlemeyi sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Avrupa Parlamentosu’nun internet sitesinde yayımlanan açıklamada “Avrupa Parlamentosu üyeleri, AB’nin genişleme politikasının yeniden ivme kazandığı bir dönemde Türkiye’nin demokratik reform eksikliği nedeniyle bu fırsat penceresini kaçırdığı sonucuna vardı. Çarşamba günü kabul edilen kararda 381 lehte, 107 aleyhte oy kullanılırken, 171 üye çekimser kaldı” ifadeleri yer aldı.

Raporun merkezinde demokrasi, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu, kayyum uygulamaları ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecindeki durgunluk yer alıyor. Ancak kamuoyunda en çok tartışılan bölüm, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in adının açık biçimde geçtiği yaptırım çağrısı oldu.

Akın Gürlek faili meçhul

Raporda, Türkiye’deki “demokratik gerileme” gerekçe gösterilerek insan hakları ve temel özgürlüklerin ihlalinden sorumlu olduğu düşünülen Türk yetkililere karşı AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi’nin uygulanması isteniyor.

Metinde, “devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayan isimler” arasında eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek’in adı da açıkça anılıyor. AP ayrıca Gürlek’in bakan olarak atanmasından “dehşet duyduğunu” belirten ifadelere yer veriyor:

“AP, Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasından duyduğu dehşeti dile getirir ve bu durumun, kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu gösterdiğini belirtir.”

Bu durum, Avrupa Parlamentosu raporlarında ilk kez bir Türk bakanın isminin doğrudan yaptırım çağrısıyla birlikte anılması nedeniyle dikkat çekiyor.

Yaptırım uygulaması nedir?

AP’nin işaret ettiği mekanizma, Avrupa Birliği’nin 7 Aralık 2020’de kabul ettiği Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi.

Bu sistem, AB’nin dünyanın herhangi bir yerinde ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu gördüğü kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulayabilmesini sağlıyor.

Rejim kapsamında şu yaptırımlar gündeme gelebiliyor:

  • AB ülkelerine seyahat yasağı,
  • AB’deki mal varlıklarının dondurulması,
  • İlgili kişi ya da kuruluşlara fon veya ekonomik kaynak sağlanmasının yasaklanması.

Ancak bu kararları Avrupa Parlamentosu alamıyor. AP’nin çağrısı siyasi baskı ve tavsiye niteliğinde. Yaptırım kararı için AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ya da üye ülkelerin önerisi, ardından da AB üyesi ülkelerin tamamının onayı gerekiyor.

Daha önce hangi ülkelere uygulandı?

AB, Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi’ni daha önce Belarus, İran, Myanmar, Rusya, Sudan, Suriye ve Venezuela gibi ülkeler için devreye soktu.

Söz konusu rejim kapsamında şu anda 136 kişi ve 46 kuruluşa kısıtlayıcı tedbir uygulanıyor.

Yaptırımlar genellikle ağır insan hakları ihlalleri, keyfi tutuklamalar, işkence, yargısız infazlar, siyasi baskı mekanizmaları ve güvenlik aygıtları üzerinden yürütülen ihlaller gerekçesiyle gündeme geliyor.

nacho sanchez amor
Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor

AP’nin Türkiye için yaptırım çağrısı ilk mi?

Hayır.

Avrupa Parlamentosu daha önce de Türkiye’deki demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğündeki gerileme gerekçesiyle yaptırım çağrısı yapmıştı.

AP, 7 Mayıs 2025’te kabul ettiği Türkiye raporunda da benzer bir çağrıya yer verdi ancak 2025 metninde belirli bir isim zikredilmemişti.

Parlamento ayrıca 13 Şubat 2025’te görevden alınan ve yerlerine kayyum atanan belediye başkanlarıyla ilgili kararında, kayyum atayan ve kayyum olarak görevlendirilen kişilere yaptırım seçeneğinin değerlendirilmesini istemişti.

Bu çağrılar AB Konseyi’nde karşılık bulmadı. Bu nedenle Akın Gürlek maddesi kabul edilse bile, bunun kısa vadede yaptırıma dönüşmesi beklenmiyor.

Akın Gürlek’e yaptırım uygulanacak mı?

Hayır. Raporun kabul edilmesi, Akın Gürlek hakkında otomatik yaptırım uygulanacağı anlamına gelmiyor.

AP raporları bağlayıcı değil. Rapor kabul edilirse Avrupa Parlamentosu’nun siyasi pozisyonu haline gelecek. Bu da Brüksel’in Türkiye’deki yargı ve demokrasi tartışmalarını daha sert bir dille gündeme taşıması anlamına gelecek.

Yaptırımın hayata geçebilmesi için AB üyesi 27 ülkenin oybirliği gerekiyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, Ukrayna savaşı, Karadeniz güvenliği, göç yönetimi ve bölgesel dosyalardaki rolü nedeniyle AB içinde böyle bir adımın atılması düşük olasılık olarak değerlendiriliyor.

Akın Gürlek’ten Amor’a: “Marjinal örgütlerle irtibatlı”

Adalet Bakanı Akın Gürlek, rapordaki ifadeler için AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’u hedef aldı.

Gürlek, raporun bağlayıcılığı olmadığını belirterek, “Biz görevimizi yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Zaten o şahsın ideolojik yaklaşımı farklı. Marjinal örgütlerle irtibatları da biliniyor. Hazırlanan rapor da tavsiye kararı” dedi.

Gürlek daha önce de raporu “ideolojik ön yargılarla” hazırlanmış siyasi içerikli bir metin olarak nitelendirmiş, Türk yargısının kararlarını anayasa ve kanunlar çerçevesinde verdiğini söylemişti.

CHP ve “mutlak butlan” süreci rapora girecek mi?

Bugünkü oylamanın bir diğer kritik başlığı CHP.

CHP kurultayına ilişkin “mutlak butlan” davası, raporun ilk taslağında yer almıyordu çünkü bu süreç, taslak raporun kabul edilmesinden sonra gündeme geldi. Bu nedenle raportör Nacho Sanchez Amor, CHP’ye ilişkin gelişmelerin rapora eklenmesi için değişiklik önergesi sundu.

Özgür Özel en kalabalık

Önergede, CHP’ye yönelik sürecin muhalefete karşı daha geniş bir baskı eğiliminin son örneği olduğu savunuluyor. Yargının gelecekteki seçimlerde potansiyel rakipleri ortadan kaldırmak için araçsallaştırıldığı belirtiliyor.

Metinde ayrıca seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile parti yönetiminin “siyasi entrikalarla” görevden alınmasına dönük girişimlerin kınandığı ifade ediliyor. Bu önergenin rapora girip girmeyeceği bugünkü oylamada belli olacak.

Türkiye’nin AB üyelik süreci 

Raporun ana mesajlarından biri, Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin mevcut koşullarda yeniden başlatılamayacağı.

AP, Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanında somut ilerleme kaydedilmediğini savunuyor. Bu nedenle 2018’den bu yana fiilen donmuş olan katılım sürecinin mevcut şartlarda canlandırılamayacağı belirtiliyor.

Raporda, Türkiye’de toplumun önemli bir kesiminin Avrupa yanlısı tutumuna rağmen, bu sürecin yeniden başlamamasının sorumluluğunun “Kopenhag kriterleri yönünde adım atmayan Türk hükümetinde” olduğu savunuluyor.

AP ayrıca AB genişleme politikasının yeniden ivme kazandığı bir dönemde Türkiye’nin demokratik reform eksiklikleri nedeniyle “fırsat penceresini kaçırdığını” belirtiyor.

Vize konusu

Raporda Türk vatandaşlarının Schengen vizesi başvurularında yaşadığı sorunlara da geniş yer veriliyor.

AP, Türk vatandaşlarının vize başvurularında artan ret oranları, uzun bekleme süreleri ve randevu sorunlarıyla karşı karşıya kalmasından üzüntü duyulduğunu belirtiyor.

Belgede Türkiye’ye, vize serbestisi için kalan altı kriteri yerine getirme çağrısı yapılıyor. AB Konseyi’ne de Türkiye bu adımları atarsa kendi payına düşeni yapması gerektiği hatırlatılıyor.

AP ayrıca üye ülkelere vize işlemlerini kolaylaştırmak için kaynak artırma çağrısı yapıyor. Bununla birlikte hizmet pasaportlarının kötüye kullanıldığına ilişkin eleştiriler de raporda yer alıyor.

Rapordaki başlıklar

AP’nin 36 sayfalık Türkiye Raporu’nda şu başlıklar da öne çıkıyor:

  • Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu ve dava süreci eleştiriliyor.
  • Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması isteniyor.
  • Yargı bağımsızlığının bulunmadığı ve yargıda çifte standart uygulandığı savunuluyor.
  • Beş yıl aradan sonra laiklik vurgusu yapılıyor. Türkiye’de laikliğin ve temel özgürlüklerin aşındığı belirtiliyor.
  • “Terörsüz Türkiye” süreci destekleniyor ancak zamanında ve kararlı adımlar atılmamasının süreci kırılgan hale getirdiği ifade ediliyor.
  • Türkiye’nin yaklaşık 2,7 milyon mülteciye ev sahipliği yapması takdir ediliyor.
  • Gümrük Birliği’nin güncellenmesine şartlı destek veriliyor.
  • Türkiye’nin NATO müttefiki olarak stratejik önemi vurgulanıyor.
  • Karadeniz, Ukrayna, Güney Kafkasya, Ortadoğu, göç, enerji ve güvenlik alanlarında Türkiye ile pragmatik iş birliği yapılabileceği belirtiliyor.
  • Türkiye’nin Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarına katılmaması eleştiriliyor.
  • Ankara’nın İran ile diplomasi, ekonomi ve enerji alanlarındaki yakın ilişkilerinden kaygı duyulduğu ifade ediliyor.
  • Gazze’de ateşkes için Türkiye’nin arabuluculuk rolü not ediliyor ancak Hamas ile ilişkileri eleştiriliyor.
  • Kıbrıs sorunu konusunda iki devletli çözümden vazgeçilmesi isteniyor.
  • Ankara-Erivan normalleşme sürecine destek veriliyor.

Kaynaklar: BBC, DW