Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MADENCİ KENTİNDE ÖLÜM!..

Son yıllarda maden kazalarının, madenci cinayetinin yaşandığı Çayırhan, modern bir
Son yıllarda maden kazalarının, madenci cinayetinin yaşandığı Çayırhan, modern bir Cumhuriyet kentidir aslında.
Planlı bir şehir mimarisi vardır.
Bahçeli, bir ya da iki katlıdır evleri.
Sokaklar temizdir.
Sokak isimleri kentte nasıl bir huzur ve sevgi olduğunu adeta tabelalara çakmıştır; “Atatürk Bulvarı”, “Çocuklara Sevgi” gibi cadde ve sokakları vardır.
Kentin sakinleri, santral ve madende çalışan işçi ve memurlardır.
Bu nedenle işçi ve memur kültürü her yerdedir.
Kömür madeni çıkmaktadır burada.
Orta Anadolu’nun en büyük termik santrali buradadır.
Çayırhan ovasına hakim bir tepede, işçi ve memurlar için sosyal tesis, misafirhane ve otel vardır.
Bu sosyal tesiste çalışan bir işçi arkadaşım anlatmıştı;
2000 yılında madeni ve santrali Turgay Ciner’e sattıklarında, Ciner bu tesisin tepesindeki lokantadan Çayırhan Ovasına hayranlıkla bakarak, “bütün buralar şimdi benim mi oldu” der.
Alıcısının, Ciner’ın ağzını açıkta bırakan yerdir Çayırhan.

ÜRETİM

Çayırhan Termik Santrali 1976’de üretime başlıyor.
Halen 4 üniteden oluşan toplam 620 MWe kurulu gücü bulunmaktadır.
Kömür madeni ise, 1953 yılında tespit ediliyor. 1984 yılında üretime açılıyor.
Bölgedeki saptanan kömür rezervi 460 milyon tondur.
1 milyar ton kadar potansiyeli söz konusu.
9 metreden 37 metreye kadar kömür damarları olduğu kayıtlardadır.

ÖZELLEŞTİRME YILLARI

2000 yılında DSP-MHP-ANAP Hükümeti, santrali ve madeni 20 yıllığına Turgay Ciner’in Park Holding’ine satacaktı.
İşçi Partisi’nin dışında özelleştirmeye karşı çıkan parti yok.
Hiçbir partinin genel merkezinden ve bölgedeki örgütlerinden, “bu özelleştirmenin yanlış olduğuna” dair bir kelime bile söz yok. Yöneticilerinden, kadrolarından bir tavır yok.

Bir tek İşçi Partisi…

“Özelleştirme vatana ihanettir” diyor. Bu kurumların stratejik olduğunu, milli güvenlik, bağımsızlık, milli ekonomi, bölge çıkarları ve işçinin kazanılmış hakları gereği, satılmasının geri dönülemez zararlar vereceğini anlatıyor.
O yıllarda İşçi Partisi’nin Ankara örgütünün yöneticileri arasındaydım. Parti görev verdi. Kalabalık bir heyetle bölgeye gittik.
Maden ve santral işçisi sadece Çayırhan’da değil, komşu ilçeler olan Nallıhan ve Beypazarı’nda da ikamet ediyorlardı.
O halde geniş bir alanda çalışma yapılacaktı.
Çayırhan, Beypazarı, Nallıhan, köyler…
Sokak sokak, kahve kahve, ev ev çalışıldı.
Bildiriler, afişler, el ilanları her yerdeydi.
Binlerce işçiyle konuşuldu.
Kahvelerde, evlerde toplantılar yapıldı.
Bölgede MHP güçlü.
Ne var ki, Beypazarı’nda da,Nallıhan ve Çayırhan’da da belediyeler MHP’nin elinde.
Diğer partilere olduğu gibi MHP örgütleri de, belediyeler de dut yemiş bülbül adeta.
Kitle örgütleri, meslek odaları, partiler, Belediye yöneticileri, hepsiyle görüşmeler yapıldı.
Kıpırdayamadık hiçbirini.
Sessizce dinlediler sadece.
Ama halk, neler olduğunu anlamaya başlamıştı.
Bütün partilerin tabanlarında huzursuzluk…
İşçi Partisi’nin o yıllarda bölgede taraftarı da fazla olmamasına rağmen, gerçeği gören her partinin tabanında, İşçi Partisi fırtınası esmeye başladı.
Kuvvetli bir yöneliş gördük.
MHP, DYP, SHP, ANAP ve diğerlerinden, yüzlerce işçi katıldı partiye.
Beypazarı, Nallıhan ve Beypazarı’nda, yöneticileri sadece işçiler olan örgütler kuruldu.
Parti binaları tutuldu, dolup taşıyordu hepsi;
“Bu özelleştirmeler durdurulmalıydı. Başka çare yok”.
Genel Başkan gelmişti. Kahve toplantıları düzenlendi. Komşu kahvelerden sandalyeler geldi, yetmedi, bahçeleri doldu.
Kahve sohbeti değil, mitingdi her biri.
Ancak, bütün çabalar yetmedi…
Öncesinde mücadele yaşamamış bir işçi vardı.
Bölge halkı mücadele görmemişti öncesinde.
Çabalar satışı önlemeye yetmedi.
Maden ve santral satıldı Turgay Ciner’e.
Ciner, satıştan sonra ilk defa gördüğü Çayırhan tesislerine ve Çayırhan ovasına sosyal tesislerin tepesinden bakarken ağzı açık kalmış, “Bütün buralar benim mi şimdi” diyordu.
Özelleştirmeci iktidarın Ciner’e ikram ettiği, böyle bir şeydi işte…

ÇAYIRHAN BELEDİYESİ MAHALLE OLDU

Satıştan sonra işten atılanlar oldu, istifa edenler oldu. Bunalım geçirip başka kuruma geçen oldu.
O cıvıl cıvıl cumhuriyetin işçi kentine kâbus çöktü.
İnsanlar gülmez oldu.
Beypazarı’nda belediye atılımlarının çektiği turistler de olmasa, kararmıştı bütün bölgenin geleceği.
Özelleştirme yılında, yani 2000’de Çayırhan, 9.000 nüfusu olan belediyelik bir belde idi.
Aradan 26 yıl geçti.
Nüfus artmamış, tersine 1.000 kişi de azalmış.
Emekli olan kaçmış, madende, santralde iş bulamayan kaçmış.
Bölgeye vurulan bir darbe bu idi…
Ama bununla kalmadı.
2012 yılında AKP, Bütünşehir Yasası’nı çıkardı.
9.000 nüfuslu Belediyelik beldeyi, mahalle yaptı AKP.
İkinci darbe bu oldu.
Bölgenin kişiliğini, kendini idare edebilme yeteneğini de elinden aldılar.
Şu anda 8.000 nüfusu olan Çayırhan, birkaç yıl içinde 6.000’e, hatta 4.000’e düşerse şaşırmayalım.

İKİNCİ ÖZELLEŞTİRME

2000 yılında Turgay Ciner’in şirketi olan Park Holding’in 20 yıllık işletme süresi bitti. Maden ve Santral kamuya iade edildi.
Türkiye Maden-İş ve Tes-İş Sendikaları, hazır kamuya iade edilmişken kurumlar kamuda kalsın, yeni bir özelleştirme yapılmasın diye çok çabaladılar.
Toplantılar, mitingler, yürüyüşler yaptılar.
Türk-İş taleplerine sahip çıktı, birlikte çabaladılar.
500 madenci maden ocağına indi, açlık grevi yaptılar.
Ama fıtratında özelleştirmeden başka bir şey olmayan AKP iktidarı, işçiye de, sendikalara da, bölge halkına da kulaklarını tıkadı.
Yeniden 20 yıllığına sattı devasa kurumları.
4 üniteden oluşan toplam 620 MWe elektrik üreten santrali ve 1 milyar ton rezervi olan kömür madenini, sattı Akçadağ İnşaat Enerji Madencilik şirketine.

İKİNCİ SATIŞ, İKİNCİ FACİA

Çayırhan’ın yaşadığı facialar bunlarla da kalmadı.
2025 yılı Nisan ayında ocakta göçük oldu. 14 madenci yaralandı.
“Hele ki bu çan kaybı olmadan atlatıldı” derken, geçtiğimiz günlerde, 20 Ağustos’da yeni bir göçük oldu. 33 yaşındaki 2 çocuk babası Erdi Kahveci can verdi. 2’si ağır 12 madenci yaralandı.
Özelleştirilen madenler işçi cehennemi olmuştu artık.
Dün Soma, Ermenek, Kozlu, Amasra, bugün Çayırhan…
Türkiye, ölümlü maden kazalarında Avrupa birincisiydi artık.
Türkiye ölümlü maden kazalarında dünya üçüncüsüydü artık.
Galiba sendikaların, şu özeleştirime belasına artık son vermeyi, satılanların geri alınmasını sağlamayı yeniden düşünmeleri gerek.
Madenler, santraller yeniden kamu işletmesi olmazsa, teknolojik yatırımlar yapılmaz, iş güvenliği tedbirleri alınmazsa, üretimde kapitalistin kazancı yerine toplum yararı ve insan sağlığı öncelik haline getirilmezse, ne iş kazaları biter, ne de iş cinayetleri.

Mehmet Akkaya

24 Ağustos 2026