CB Erdoğan, TBMM konuşmasında önümüzdeki yasama yılında muhalefetten iki konuda destek istedi!
Birincisi, “Karşılıklı saygı çerçevesinde ve mutabakat içinde rekabet!”
İkincisi; Yeni Anayasa için milli mutabakat!”
CB Erdoğan’ın bu isteklerinin olup olamayacağına beraberce bakalım!
“Karşılıklı Saygı ve mutabakat içinde rekabet!”
Siyasi rakiplerine ve kamuoyuna “Saygı Çerçevesinde” yaklaşmak konusunda, Erdoğan tartışmasız dünya sonuncusudur. Bırakın siyasette saygıyı, karşılıklı insan ilişkilerinde bile kullanılmayan hakaret kelimelerini
rakiplerine ve milletine karşı makineli tüfek gibi kullanmaktan çekinmez!
Burada yazmayı etik bulmadığım sözler, herkesin aklındadır.
Mutabakat içinde rekabete gelince;
Mutabakat Demokraside olur. Cumhuriyet değerlerine ve Türk Devletinin Kurucu Önderlerinde olur. Hukuk Devletinde olur. Anayasaya ve yasalara uymada olur. Adalet ve eşitlik ortamında mutabakat olur. Laiklik ve Sosyal Devlet ilkelerine saygı ile olur!
Demokrasinin bu evrensel değerlerinin AKP iktidarı döneminde olmadığı, demokrasimizin “Hibrit Demokrasi” olduğunu dünyanın tartışmasız kabul ettiğini, tüm demokratik kuruluşlardan dışlanmakta olduğumuz gerçektir.
Erdoğan’ın isteği, bugün AZERBAYCAN’DA uygulanmakta olan babadan oğula geçen rejimdir.
Erdoğan devletin başında olacak, herkes ona biat edecek, o Meclise ve halka hesap vermeyecek, seçimlerde tarafsız olması gereken devlet organlarını ve seçimle görevli kuruluşlarını istediği gibi kullanacak, muhalefet olacak ama “Uslu Muhalefet” olacak!
Bunun adı “Dikta benzeri Tek Adam rejimidir.” Bizler için tartışmaya kapalı ve demokratik yollarla mutlaka yıkılması gereken Orta Çağda kalmış despot bir rejimdir.
CB Erdoğan ikinci olarak “Yeni Anayasa” istemektedir.
Ama sadece “Yeni Anayasa” demektedir. Yeni Anayasada neler istenmektedir?
Ulus Devlet ve Üniter Yapımız korunacak mıdır?
Resmi dil olarak Türkçe’nin yanına, Kürtçe ve Arapça da olacak mı?
Anayasamızın 42. ve 66. maddeleri değişecek mi?
Adalet, gerçekten “Bağımsız ve Tarafsız” uygulanacak mı?
Kurumlarda “Liyakata ve Özerkliğe” öncelik verilecek mi?
Mevcut Anayasada olan ama iktidarın asla uygulamadığı “Basın Özgürlüğü ve Haber Alma Hakkımız” nasıl sağlanacak?
CB Erdoğan;
Ne Türk Milletini ne de kendinizi daha fazla aldatmanın hiç gereği yok!
Sizin yetişme tarzınızın, dünya görüşünüzün “Evrensel Demokrasi” ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı artık anlaşıldı. Bundan sonra da olması da mümkün değil.
“Milli Görüşle”, emperyalizme karşı olarak başladınız, gele gele ABD-İSRAİL emperyalizminin eline düştünüz.
“İhvan” ve “Siyasal İslam” dediniz, Siyonizm’in oyuncağı oldunuz.
“Dindar ve Kindar” nesil dediniz, Fon Vurgunu ile Türk Milletini soyan nesilleri yarattınız.
Başbakanınız Davutoğlu’nun ifadesine göre, çevrenizi zengin yaptınız.
Yine aynı kişiye göre, Türkiye’yi bir çeteye peşkeş çektiniz.
Kimse sizi bu çıkmaz yola yönlendirmedi. Kendi yolunuzu siz çizdiniz.
Bundan sonrasını yine siz seçeceksiniz. Umarım tercihiniz Türk Devleti ve
Türk Milletinden yana olur…
Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Ekim 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

ECDADIMIZ SOYGUNU NASIL YÖNETİRDİ?
CB Erdoğan için “Ecdat” denilince akan sular bile durur!
Osmanlı’da “Fon Vurgunu” benzeri bir soygun yaşansaydı, Ecdat nasıl yönetirdi, tarihi belgeleri araştırarak yanıt vermeye çalışalım!
Klasik dönem Osmanlı Devlet Aklı, mevzuat dışı para toplama, halkı veya nüfuzlu kişileri dolandırma, güveni kötüye kullanma ve yetki istismarı gibi durumları doğrudan “Nizam-ı Alem’in” yani (Kamu Düzeninin) ihlali olarak kabul ederdi.
Böyle bir tablo Osmanlı zamanında yaşansaydı, Padişahın ve Divanın tutumu şu aşamalardan oluşurdu;
1) Doğrudan “Müsadere” (Mallara ve Servete El konulması)
Divan-ı Hümayun, vurguncuların, ortaklarının ve 1. Derece yakınlarının tüm menkul ve gayrimenkullerine Dersaadet Kadısı eliyle derhal el koyardı.
2) “Ehl-i Hibre” ve Kadı Hesaplaması (Bilirkişi incelemesi)
Kadı Divanı toplanır ve bilirkişi kabul edilen (Ehl-i Hibre) denilen tarafsız uzmanlar, kayıp , zimmet tutarı, ana paranın tutarı hesaplanırdı.
3) Kayıp Miktarına Göre Mağduriyetin Giderilmesi.
Osmanlı’da kul hakkı ve kamu vicdanı esastı. Paralar toplanınca önce ana paralar ödenmeye çalışılırdı.
4) Müteselsil Sorumluluk ve Görevlilerin Cezalandırılması
Bu tür soygunların bürokratik nüfuz ve makam koruması olmadan yapılamayacağı için, olaya göz yuman, imza atan görevliler, esas suçlulardan DAHA AĞIR CEZALARA çarptırılırdı.
CB Erdoğan, ecdadımızın yolundan gitmiş mi? İlgisi, alakası yok!
Osmanlı döneminde “Fon Vurgunu” benzeri bir olay yaşansaydı ne olurdu tahmin edebilir misiniz?
Aynı anda iki tane Padişah olamayacağına göre Erdoğan, o dönemde olsa-olsa ancak Baş Vezir olabilirdi. (Padişah’ın Sarayının kapısının önünden bile geçemezdi ya! Mesela dedik!) Yani, Baş Vezir Erdoğan, Padişah’a karşı birinci derece sorumlu kişi olurdu!
Erdoğan’ın kendisinin ve 1. Derecede yakınlarının tüm mallarına el konur, hepsi ya Sultanahmet Zindanına ya da Tersane/Kasımpaşa Zindanına götürülürdü…
Olur mu Serdaroğlu, demeyin. Bal gibi olurdu!
Ecdadımızla iftihar ediyor, onları örnek alıyor, Cumhuriyet Rejimini, bir çeşit Padişahlık olan Azerbaycan rejimine benzetmek istiyorsak, onlar gibi davranmak zorundayız. Yok öyle, Ecdadımızın işimize gelen yöntemlerini alalım, işimize gelmeyenleri atalım, uyanıklığı!
Her zaman Osmanlı BÖREĞİ yemek olmaz, bir de Osmanlı KÜREĞİ var, ondan da tatmak gerek…
Not:
MHP Milletvekilleri, hadi Milliyetçiliğinizi, Ülkücülüğünüzü kaybettiniz. Aklınızı da mı kaybettiniz? Neyi alkışladığınızın farkında mısınız?
Bahçeli TBMM’de, DEM İmralı Heyeti ile konuşurken “İmralı’ya gittiğinizde
Sayın Öcalan’a benden selam söyleyin” diyor, sizler alkışlıyorsunuz!
Sizler neden İmralı’ya gitmiyorsunuz? Gidin, Öcalan’ın şehitlerimizin kanlarıyla yıkadığı o pis elini öpün, bağlılıklarınızı bildirin. Sizlere yakışan budur!
Sağlık ve başarı dileklerimle 03 Ekim 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
DEVLETİN İTİBARI NE OLACAK?
Sarayda bulunan herkes size saygılı davranır. İsterlerse davranmasınlar!
AKP Genel Merkezindeki toplantı salonunu dolduran parti üyeleri de size saygılı davranırlar. Konuşmanızı dinlerler ve sizi çılgınca alkışlarlar! İsterlerse alkışlamasınlar!
Tamam da, Fon Vurgunuyla çok ağır darbe yiyen Türk Devletinin itibarı ne olacak?
Bundan böyle katılacağınız uluslararası bir toplantıda size nasıl davranacaklar, hangi gözle bakacaklar? Ben söyleyeyim!
“Ülkesindeki kendi yatırımcılarının ve yabancı yatırımcıların “Finans Piyasalarında” DOLANDIRILMASINI ÖNLEYEMEYEN ÜLKE LİDERİ!”
İtibar inşa etmek on yıllar alır, ama onu yıkmak için beş dakika yeter!
Mehmet Akif Ersoy, bunu öyle güzel anlatmış ki, rahmeti bol olsun!
“Hadi gel YIKALIM şu Süleymaniye’yi desen, iki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak hadi gel yapalım şunu geri desen, bir SİNAN, bir de SÜLEYMAN gerek…”
Norveç Varlık Fonu, 2,3 Trilyon Dolar ile dünyanın en büyük fonudur.
Bu fonun (NBIM) Türkiye’deki yaklaşık 20,4 Milyar Kronluk portföyünün yaklaşık %10’una denk gelen 2 Milyar Kronluk (208 Milyon Dolar) kısmının soruşturma altındaki şirketlerde değer kaybetmesi, olayın bireysel bir zararın ötesine geçerek, piyasa mekanizmaları ve YABANCI SERMAYE üzerinde zincirleme etki yaratmasına yol açar!
Yabancı yatırımcıların, Borsa İstanbul’a veya Finans piyasalarına güvenlerinin süreceğini zannediyorsanız, size iyi uykular, derler.
CB Erdoğan’a sorulması gereken çok soru var! Birini soralım;
Sizin üniversite mezunu olduğunuzu iddia eden Prof Dr Aydın Ayaydın’ın kızını AKP İstanbul MV yaptınız. Ayaydın’ın ablasının kızı Prof Dr Erişah Arıcan’ı ise 01 Nisan 2016’da BİST (Borsa İstanbul Yönetim Kuruluna)
27 Eylül 2018’den bu yana da BİST Yönetim Kurulu Başkanı yaptınız.
Erişah Hanıma çok güvendiğiniz için Eylül 2018’de TVF (Türkiye Varlık Fonu)
yönetimine atadınız. Şimdi de TVF Başkan Vekili oldu. Yani sizin vekiliniz!
Bu kişi, 10 yıldır BİST yönetiminde, 8 yıldır da BİST Başkanı bir ekonomi Profesörü. Fon Vurgununu ve dolaylı olarak BİST’in çöküşünü görmemesi için hem KÖR hem de SAĞIR hem de HAİN olması gerekir!
Sizi hiç uyarmadı mı? Yoksa uyardı da, siz mi algılayamadınız?
CB Erdoğan;
Siz Padişah, Şah, Sultan, Diktatör değilsiniz!
Siz, Türk Milleti tarafından, Anayasada yazan bir süre için göreve getirilmiş,
yetki ve sorumluluklarınız yine Anayasada yazan bir fanisiniz! Yazılanlardan bir santim dışına çıkamazsınız. Bunu sakın bir itibar meselesi yapmayın!
Esas önemli olan sizin değil TÜRK DEVLETİNİN itibarıdır. Atadığınız görevlilerin yasalara karşı kişisel sorumlulukları olduğu kadar, sizin de bu atamalar nedeniyle Türk Milletine karşı sorumluluğunuz vardır…
Hiç kimse dokunulmaz değildir. Hiç kimse, kaynağını Anayasadan almayan bir yetki kullanamaz. Yarın size tarihten örnekler vererek ecdadımızın nasıl davrandıklarını anlatayım. İnşallah ders alınır…
Sağlık ve başarı dileklerimle 02 Ekim 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

FERDİ TAYFUR İLE ZEYBEK
Yazıya başlarken önüme bir video düştü. Güler Kömürcü göndermiş!
Fon Dolandırıcısı Fatma ile dolandırıcıların akıl hocası Emre Alkin, karşılıklı oynuyorlar! Fonda “Ferdi Tayfur’un, Bilsen Uzaklarda Kimler Ağlıyor” adlı şarkısı, iki FON’CU da ortada tepinip duruyor! Çevrelerinde ise onlarca AKP’li genç alkışlıyor?
Uzaklarda bir yerlerde, üç beş liralık yatırımı dolandırılan sahipsiz vatandaşlar ağlıyor! Başka kim ağlayacak ki? Ağlamak Türk Milletine, gülmek hırsızlara…
“Orta yaşlarını geçmiş dört arkadaş sohbet ediyorlarmış. Konu dönüp dolaşıp oğullarının ne kadar başarılı olduklarına gelmiş. Bu arada bir tanesi tuvalete gitmek için izin isteyip çıkmış. Diğer üçü sohbete devam etmişler;
Akın; Benimki öyle başarılı oldu ki, geçenlerde bir arkadaşına sıfır Mercedes hediye etti!
Bilal; Benim oğlum da çok zengin oldu, o da arkadaşına denize nazır bir daire hediye etti!
Recep; Onlar da bir şey mi? Benim ki ultra zengin oldu ve arkadaşına bir jet armağan etti!
O sırada dördüncü adam yanlarına gelmiş, ona sormuşlar; Senin oğlan ne yaptı?
Ömer; Süklüm püklüm; Benim ki meşhur bir gay-bar’da striptiz yapıyor. Utanıyorum söylemeye ama gerçek bu!
Diğerlerinden ah, vah çok üzüldük sesleri!
Ömer; Ama durumu fena sayılmaz. Fon Sahibi olan ÜÇ HOMO arkadaşı ona pahalı hediyeler veriyor. Geçen hafta yaş günüydü, biri Mercedes, biri daire, diğeri de özel bir jet armağan etti…”
Bu hırsızlar ve onlara yol açan siyasetçiler, görevlerini yapmayan kurum yöneticileri var ya, bunlara bizim köyde “MAL” derler.
Mal, satın alınabilen her şeye denir. O malın yürüyor, oynuyor, konuşuyor, nefes alıyor olması hiçbir şeyi değiştirmez.
Türk Milleti ile gurur duyan, Atatürkçü, vatansever, çağdaş bir Türk Evladına görev verirsiniz, bu malları gerektiği gibi güder. Sizler de rahat edersiniz!
Ha bunu yapmaz, kötülerin, meyve vermeyenlerin, vatandaşlarına hizmet etmesi nasip edilmemiş sapısiliklere oy verirseniz, gidin hangi kaya sertse başınızı ona vurun! Yetti artık…
Yazıyı Hayyam’ın 900 yıl önceki bir deyişiyle bağlayalım;
“Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeye,
Altınıyla, gümüşüyle övünmeye!
Tam işleri dilediği gibi düzene sokar,
Ecel çıkıverir pusudan ben, ben diye…”
Sağlık ve başarı dileklerimle 01 Ekim 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
