Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

KURTULMUŞ KURTULAMAYACAK

Küçük ve çabuk adımlarla, o Genel Başkandan diğerine koşuşturan Kurtulmuş

Küçük ve çabuk adımlarla, o Genel Başkandan diğerine koşuşturan Kurtulmuş Numan’ı görünce, Halkın Filozofu Bergamus omuzuma dokundu ve dedi ki; “İyi bak, her zaman böylesini göremezsin. Tarih boyunca, ben bile çok az gördüm. Bu görüntü Türk Milletine ihanetin iki ayaklı halidir.”

Ne için koşuşturuyor, işlevsiz meclisin emireri Başkanı?
DEM Partililer tarafından İmralı’daki Bebek Katilinden gelen talimatlara karşı çıkılmaması için Genel Başkanlar arası tur atıp duruyor!

Öcalan’ın çağrısının temeli şu cümlede net olarak görülmektedir!
Karşılıklı hassasiyetlerin gözetildiği yasal bir zeminin oluşturulması!”
Öcalan’a ve TBMM Başkanına göre eşit İKİ TARAF var! Türk Devleti ve PKK!

Bu bakış, Türkiye’deki “Çözüm” veya “Müzakere” tartışmalarında öne sürülen temel modellerin, Cumhuriyetin kurucu mantığı ve toplumsal bütünlük anlayışıyla bağdaşmaz. Aksine hukuki ve sosyal açıdan sorunlu sonuçlar doğurur.

Bir yanda meşru T. C. Devleti ve onun tüm unsurlarıyla tek bir bütün olan vatandaşları, diğer yanda ise “Silahlı Narko Terör örgütü” varken, meseleyi “İki tarafın karşılıklı hassasiyetleri ve protokolü” olarak ele almak, “Ortak Millet” anlayışını inşa etmekten çok, ayrıştırır.

Meclisteki komisyona üye veren partiler ve TBMM Başkanı dikkatli olmalıdır.
Bir devleti ve silahlı bir örgütü iki eşit veya muhatap taraf olarak masaya oturtan yaklaşım, devletin kurumsal varlığını ve hukuki meşruiyetini bir örgüt seviyesine indirir.

Eğer süreç “İki ayrı tarafın mutabakatı” üzerinden tanımlanıyorsa, burada iki ayrı siyasi irade veya iki ayrı toplumsal yapı kabul ediliyor demektir.
Ayrı parçalar olarak edilen iki unsurun, süreç sonunda tek bir “Türk Milleti” veya ortak bir yurttaşlık kimliği etrafında kenetlenmesini beklemek mantıksal bir çelişkidir.

Kürt kökenli vatandaşlarımızın tamamını veya ezici çoğunluğunu tek bir örgütün ya da siyasi yapının temsil ettiğini varsaymak, gerçeklikle bağdaşmaz.

Türkiye’de toplumsal doku evlilikler, iç göç, ekonomik ortaklıklar ve yüz yıllara ortak yaşam tecrübesiyle son derece iç içe geçmiştir. Meseleyi iki tarafın diplomatik anlaşması gibi kurgulamak, sosyolojik bütünlüğü güçlendirmek yerine yapay bir kompartılaşma (Ayrışma) duygusu yaratır.

Bak Harun olmaya gelmiş ama AKP’de KARUN olmuş Kurtulmuş!
Anayasal düzenlerde egemenlik kayıtsız şartsız MİLLETE aittir. Ve bu egemenlik yasal kurumlar eli ile kullanılır. Hukuki ve siyasi süreçlerin meşruiyetini anayasal sistemin dışındaki aktörlerde aramak, toplumsal rızayı ve milli mutabakatı zedeler.

Ya Kurtulmuş, dikkatli ol ama piyon olma. Senin sonun, bakmasını bilenler için çok belli. Kurtulamayacaksın…

Sağlık ve başarı dileklerimle 22 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Serdaroğlu: Bakanlığı tarikatlar yüzünden bıraktım | Independent Türkçe

YENİ BİR İNSAN TÜRÜ

2002 yılından bu yana ülkemiz yeni bir insan türü tanıdı.
Baktığınızda kelle-kulak yerinde, kravat boyunda insana benzer tipler bunlar.
Konuştuklarında ise Müslüman-Demokrat-Muhafazakâr, ülke bütünlüğünden yana, Cumhuriyete bağlı, namuslu insanlar olduklarını söylüyorlar.

Ama gerçek nedir?
-Bu tür insanlar Müslüman olduklarını, inançlarına göre yaşadıklarını söyler mi?
Her fırsatta, her mikrofon gördüklerinde bunu ifade ederler ve bununla övünürler!

-Bu tür insanlar yalan söylerler mi?
Bu konuda o kadar ustadırlar ki, yalanı urganın üstünde bağdaş kurdurup, oturturlar! Söyleyecek yalan bulamadıkları an doğruyu söyleyebilirler!

-Bu tür insanlar haram yer mi?
Deveyi havuduyla yutarlar. Gariban Müslümanların verdiği sadaka paralarını pavyonlarda yerler, metreslerini beslerler.
Bir kısım sapısilik kişilere önce devletten hile ile ihale verirler ve devleti bu çakallara soydururlar. Sonra bu çakallardan aldıkları avantalarla
“Haram Havuzu” oluştururlar. Bu paralarla gazete-televizyon satın alırlar ve onları da hırsızlıkta kullanırlar.
Milletin ödediği vergileri, kendilerine saray yapmak için harcarlar.
Devlet gücünü kullanıp, devleti soyarlar ve paraları ayakkabı kutularında saklarlar. En önemlisi ise bu tür insanlar çocuklarını da haram yemeye alıştırırlar ve beraber çalışırlar!

-Bu tür insanlar hırsızlık yaparlar mı?
Üüüfff, fırsatını buldukları an Allah’ın yanından Peygamber’i bile çalarlar.
Kupon arazilere bayılırlar! Bu tarz arazileri önce “Yeşil Alan” ilan ederler.
Ucuza kapatırlar, sonra imar çıkartıp, milletin havasını-suyunu çalarlar.
Vakıf kurarlar ve bu vakıflara baskı ile mal bağışlatırlar. Vakfa yapılacak yüz milyonlarca dolar avanta para karşılığında, “İmar Rantı” yaratıp, paylaşırlar.

-Bu tür insanlar demokrasiye inanırlar mı?
Her ağızları açtıklarında bunu söylerler, hatta İleri Demokrasi derler.
Demokrasinin yanından bile geçmemişlerdir. Biat kültürü yani şartsız-şurtsuz itaat isterler. Tartışma-Danışma kültürleri yoktur. Hepsi birer kara-kapkara faşisttirler. Demokrasinin nimetlerini kullanarak, demokrasi katletmek bunların en mahir olduğu konudur.

-Bu insanlar Türk Milletini severler mi?
“Türk Milleti” diyemezler. Sadece millet derler. Bir adım sonra ümmet demeye başlarlar. Tamamı Arap Milliyetçisidir. Türklüğü bir alt kimlik olarak görürler.
Türk Milletini birbirine düşman edip parçalamak için küresel çetelerin taşeronluğunu yapmak bunların en önemli görevleri arasındadır.
Bunlar Türk Milletinin tarlasından yerler, ama düşmanın tarlasına yumurtlarlar,
Bunlar Milli değildirler. Bunlar için Vatan mefhumu yoktur. Seccadelerini koyabildikleri her yer bunlar için vatandır!

-Bu tür insanlar, toplumu Allah ile aldatırlar mı?
Bunu dahi yaparlar. Kur’an-ı Kerim’i çarpıtırlar. Yalan-uydurma hadisler türetip, insanları kandırırlar. Kendilerini “Allah’ın Vekili-Tarikat Önderi-Cemaat Lideri” gösterip, devlete tek kuruş vergi vermeden milyarlarca liralık kirli paranın üstüne otururlar!

Beyinleri bacak arasında, namusları doymak bilmeyen midelerinde, hırsları o kıt akıllarının çok üstünde, iki ayaklı belalardır…

Kim bunlar diye merak mı ettiniz?
Televizyonu açın, birinden birine rastlarsınız. Gazete sütunlarına bakın, mutlaka görürsünüz.
Çevrenizde birdenbire çok zengin olan, son model arabaya binen, korumasıyla dolaşan, metres tutanlar var ya, hah işte onları iyi belleyin. Devir değiştiğinde bunların hepsini toplayıp, onarmamız gerekecek. Herkes kaydını iyi tutsun…

Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Eski Bakan ve Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu'na Erdoğan ve  Bahçeli'ye hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezası

DEVLET Mİ / MAFYA MI?

Gizli Tanık” veya “Etkin Pişmanlıktan yararlanmak” kurumlarının bir adalet aracından ziyade, hedef alınan kişi veya kurumları yıpratma mekanizmasına dönüştürülmesi ve sonrasında bu tanıkların baskı altında olduklarını itiraf ederek ifadelerini geri çekmeleri, davanın hukuki meşruiyetini tamamen ortadan kaldırır.

Ülkemizin yakın siyasi tarihindeki büyük “Kumpas” davalarında (Ergenekon- Balyoz vb) gizli tanıkların, FETÖ Adliye elemanları tarafından nasıl birer piyon olarak kullanıldığını ve o davaların nasıl çöktüğünü çok yakından görmüştük.

Aynı yöntemin bugün İBB Davasında da sahneye konulması, geçmişteki hatalardan hiç ders alınmadığını göstermez mi?
Hükümet aynı hükümetse, anlayış aynı anlayışsa, bugünkü yargıyı temsil edenlerin de, adalet sistemimize sızmış, dünün FETÖ’cu yargıçlarının temsilcileri “Kripto FETÖ’cular” olduğunu söyleyemez miyiz?

Eğer, gizli tanıklar ve etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyenler, eşleri veya çocuklarıyla (Ya bu ifadeyi kabul et, yoksa karını ve çocuklarını da alırız) tehdit ediliyor ve buna rağmen Adalet Bakanlığı kamuoyunu aydınlatacak bir açıklamayı esirgiyorsa, bu durum “İHMAL” sınırını aşmış, örtülü bir kabule dönüşmüş demektir.

“Mafyanın bile bir raconu vardır” söyleminden yola çıkarak, devlet aygıtını kontrol edenlerin, kuralların dışına çıkmasının, devlete olan güveni kökünden sarstığını hiçbir zaman unutmamalıdır.

Adalet Bakanının sessiz kaldığı her gün, adalete olan inanca vurulan yeni bir darbe olduğunu ve hesabının mutlaka sorulacağının bilinmesi gerekir.

Bu vahim tablo, hukuk devletinin tabutuna çakılan çivilerden biridir ve bunun üzerine en sert, en net cümlelerle gidilmelidir.

Not;
Bisiklet taytı giydi diye sporcu bir Vali’yi görevden alan siyasi irade ve adalet mekanizması, iş 183 kişinin katili Hizbullah liderlerini tahliye etmeye ya da devletin otobüsünü Menzil tarikatına tahsis etmeye geldiğinde son derece cömert, esnek ve korumacı davranıyorsa, bu durum Türkiye’nin çağdaş dünyadan koparılıp, tarikatların ve radikal yapıların gölgesinde bir Ortadoğu vizyonuna hapsedilmesi demektir.

Kamu kaynaklarının halk için değil, tarikat yapıları için kullanımına karşı yükselen toplumsal tepkiler sürekli diri tutulmalı ve arttırılmalıdır…

Sağlık ve başarı dileklerimle 20 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı