Avrupa Birliği (AB) kurumlarında AKIN GÜRLEK ile yürütülen süreç, Türkiye’deki “Hukukun Üstünlüğü ve Yargı Bağımsızlığı İhlallerinde” rolü olduğu gerekçesiyle, kendisine yönelik bir “AB yaptırım listesine alınmak (hesaplarının dondurulması/mal varlığı tedbiri” önerisidir.
Bu kritik sürecin takvimi ve mekanizması şu şekilde işler;
İlk aşama;
Süreci başlatan ve Akın Gürlek ismini rapora bizzat dahil eden Türkiye Raportörü Vladimir Prebilic’in hazırladığı taslak raporun oylama tarihi 17 Haziran 2026 dır. Yani 4 gün sonra! Raporun en az %60 oyla kabul edileceği ifade edilmektedir. Avrupa Parlamentosunun 17 Haziran’da alacağı karar kabul edilirse Akın Gürlek’in “Siyasi motivasyonlu yargılamaların baş aktörlerinden biri” olduğunun kanıtı olacaktır.
İkinci aşama;
Akın Gürlek’e yönelik somut bir yaptırım uygulaması konusunda son oylama ve karar AB Konseyi (üye ülkelerin Bakanlar Konseyi ve AB Komisyonu) tarafından yapılacaktır. Bunun tarihi 17 Haziran’dan sonra belirlenecektir…
Hukuk Devletlerinde bu tür iddiaların ve güven krizlerinin çözüme kavuşma biçimi nettir.
Şeffaf ve Hesap Verilebilirlik; Kamu görevlilerinin mal varlığı beyanlarının ve bu tür somut iddiaların şeffaf, denetlenebilir bir şekilde açıklığa kavuşturulması, toplumun adalete olan inancını korur. Aksi, güveni yok eder!
Yargı Bağımsızlığı; Binlerce hakim ve savcının, hiyerarşik veya idari olarak bağlı bulundukları makamların GÖLGESİNDE kalmadan, tamamen hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatlerine göre karar verebilmesi esastır.
Aziz Türk Milleti;
Bir Adalet Bakanının, kamuoyunda ŞEFFAFLIK ve HESAP VERİLEBİLİRLİK açısından ciddi tartışmaların ortasına iken, üstelik Adalet Bakanlığı koridorlarında Bakan Yardımcıları ile eski Adalet Bakanlarının danışmanlarının bu atamalar yüzünden yumruk yumruğa kavga ettikleri, halkın Adalet Kurumlarına olan güveninin yerlerde süründüğü bir ortamda, yapılan atamaların “Mesleki Ahlak ve Liyakat” yerine ne yazık ki, “Siyasi sadakat, biat ve kadrolaşma” olduğu apaçık bellidir.
Türk Adaleti üzerindeki bu kara bulutların dağıtılabilmesi için şart olan “Objektiflik ve Liyakat”, “Hesap Verilebilirlik ve Şeffaflık”, “Şaibe Altında Olmamak ve Güvenilirlik” ilkelerini yazalım ve CB Erdoğan’a soralım;
“Sizin Adalet Bakanınızda bu kriterler var mı, ve bu da sizi Zekeriya Öz gibi hüsrana uğratacak mı?”
Sağlık ve başarı dileklerimle
14 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

SİZLER CELLAT DEĞİLSİNİZ!
Cellat, asacağı kişinin kim olduğuna, suçlu olup olmadığına bakmaz.
İşini yapar, parasını alır, o kadar…
Hukuk Devletinin aşınması ve yargının siyasi iktidarlar eliyle bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürülmesi, dünya siyasi tarihinde sıkça rastlanan bir olgudur. Siyaset yoluyla ülkeyi yöneten durgun zekalı siyasetçiler, yargının emirlerinde olmasından çok hoşnut olurlar. Göremedikleri şudur; Mesleğinin onurunu taşımaktan aciz, zavallı yargıç ve savcılar bir müddet sonra kraldan fazla kralcı olurlar, yolsuzluk çukuruna düşerler ve zamanla söz dinlemez olurlar. Ama sonları hiç değişmez!
Sırbistan Örneği;
Sırbistan, 1990’lı yıllarda Slobodan Miloseviç rejimi altında yargının nasıl tamamen siyasallaşabileceğini dünyaya gösteren en net örneklerden biridir.
Miloseviç, kendine sadık olmayan tüm hakim ve savcıları tasfiye ederek, yerlerine rejim militanı gibi çalışanları atadı.
Yargı, muhalif siyasetçileri, bağımsız gazetecileri ve insan hakları savunucularını susturmak için bir silah haline geldi. Hukuk, suçluyu cezalandırmak için değil, rejim için tehlikeli görülen kişileri imha etmekte kullanıldı.
Gözaltında kayıplar, şüphelilerin aile yakınları üzerinden tehdit edilmesi ve polis nezarethanelerinde ağır işkence/ kötü muamele sıradanlaştı. Devlet koruması altındaki mafya grupları ile yargı mensupları arasında organik bir bağ kuruldu.
Sonuç;
2000 yılındaki halk ayaklanması (Buldozer Depremi) ile rejim devrildi. Miloseviç, bizzat yozlaştırdığı o devlet mekanizması tarafından Lahey’deki
Uluslararası Ceza Mahkemesine teslim edildi ve hapishanede öldü…
Filipinler Örneği; (Rodrigo Duterte Dönemi)
Duterte, uyuşturucuyla mücadele adı altında hukuku tamamen askıya aldı. Kolluk kuvvetlerine, yargıya “gerekirse önce vurun, sonra hukuka uydurun” talimatı verildi. Binlerce insan yargısız infazlarla öldürüldü. Cezaevlerinde çıplak arama, insani koşullarda olmayan cezaevi barınması ve taciz olayları cezalandırma yöntemi olarak yaygınlaştı. İktidarı eleştiren senatörler ve yargıçlar, uydurma uyuşturucu veya yolsuzluk iddialarıyla hapse atıldı.
Sonuç;
Duterte şu an Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından (İnsanlığa karşı suçlar kapsamında, dönemindeki Emniyet ve Yargı mensuplarıyla birlikte yargılanıyor…
Tarihsel ve sosyolojik analizler, “Savcı/Yargıç Devleti” kurarak, hukuku vatandaşa karşı sopa olarak kullanan rejimlerin tamamı istisnasız şu üç aşamalı sonla karşılaşır!
Devletin Meşruiyet Kaybı/Ekonomik ve Sosyal Çöküş/Hukukun Bumerang Etkisi. Biz şimdi üçüncü evredeyiz!
Hukuku siyasallaştıran, savcı ve hakimleri birer silaha dönüştüren siyasetçiler, iktidar güçlerini kaybettikleri ilk gün (Sonsuz İktidar yoktur)
kendi yarattıkları o acımasız ve hukuksuz canavarın ilk kurbanı olurlar.
Miloseviç’ten Pinochet’e, Duterte’den Sri Lanka’daki Rajapaksa Hanedanlığına kadar tarih, “Adaleti katledenlerin günün sonunda adalet arayışıyla baş başa kaldığı örneklerle doludur!
CB Erdoğan-D. Bahçeli-Butlan Kılıçdaroğlu’na saygılarımla.
Sağlık ve başarı dileklerimle 13 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

YENİDEN YENİKAPI RUHU HA!
Rahmetli O. Bölükbaşı ne güzel söylemiş; “Bizde öyle siyasetçiler var ki, bunların bakiresi bile genelevden emeklidir!”
Yeni Şafak Gazetesi, “Yeniden Yenikapı Ruhu” demiş!
Neymiş o ruh? 15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminden sonra, Türkiye’yi
“Tek Adam Yönetimine” geçirmek, halkın tepkisini azaltmak, ihaneti gizlemek için 7 Ağustos 2016 da Yenikapı’da bir miting düzenlenmişti…
Kılıçdaroğlu Başkanlığındaki CHP Heyeti bu mitinge katıldı ve Kemal Bey bir konuşma yaparak, AKP’nin planına destek verdi! O günkü resim şöyle idi;
CB Erdoğan, (Tek Yüzüklük serveti olan fakir), TBMM Başkanı İsmail Kahraman (Laiklik İlkesi Anayasadan çıkarılmalıdır diyen kişi) Başbakan 1000 Ali Yıldırım (Ömrü boyunca maaşla çalışan, fakat Hollanda’nın en zengin yabancı işadamı seçilen dolar milyarderi), Dewlet Bahçeli (Bebek Katilini, Kurucu önder ilan edip, serbest bırakılmasını isteyen, Saray Kuması)
Hulusi Akar Paşa ( Atatürk’e en ağır hakaretleri yapan hainlerin hamisi ve silah arkadaşlarını satan biri).
Bu mitingde kalabalık vardı ama bir şey eksikti. O da meşruiyet idi!
Dersimli Kemal bu mitinge katılarak, AKP’ye CANSUYU verdi. ( Son isteği, eyaletlere ayrılmış ülkede, hain Seyit Rıza’nın yanına heykelini dikmek isteyen, bu uğurda partisini satan zavallı)
10 yıl önceki resim dün yeniden sergilendi!
Her konuda farklı düşünen bu kişiler bir konuda birleşip Yenikapı Ruhunu YENİDEN oluşturdular.
Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı, Ulus Devlet, Üniter Yapı karşıtlığı-
Tam Bağımsızlık- Türk adına ve Türk Milletine DÜŞMANLIK, bu grubun birleştikleri tek noktadır…
“Hayırsever Monarşi” isteyen, demokrasiyi ve seçimi tamamen ortadan kaldıracak bu grubun ilk hedefi, Yeni Anayasa dedikleri bir çaputa
CHP’nin desteğini alıp, Karun Numan’ın Başkanlığında TBMM’de 400 MV ile kabul ettirmektir…
Bizler, milyonlarca Vatansever ve Atatürkçü, canımız pahasına bu kumpasa karşı çıkıp, yarınki nesillerimizin hakkı olan ÖZGÜR VATANI koruyacağız!
Saray tarafından düzenlenen Yargı Darbesi ile seçildiği görevinden atılan
ÖZGÜR ÖZEL ne yapmakta? Kendisini defalarca uyardığımızda, CHP’li vatandaşlar bizi hep suçladılar! Muhalefete muhalefet ediyorsunuz, diye!
Özgür Özel ve arkadaşları, Türkiye’nin geleceğinde var olmak istiyorlarsa, bu mücadelede yerleri hazır! Ama nasıl bir Özgür Özel?
DEM denen PKK Narko-Terör Örgütünün siyasi temsilcisi ile ilişkisini kesen,
Atatürk’ün yargılattığı Vatan Hainlerine “Saygı duymayan” bir Özgür Özel!
Türkçeden başka Resmi Dil kabul etmeyen fakat herkesin etnik kökenine ve inancına saygılı bir Özel!
Atatürk İlke ve Devrimlerinden milim şaşmayan bir Özel!
Böyle bir Özel’in, Mustafa Kemal’in Askerlerinin yanında yeri hazırdır. Başımıza bela olan bu emperyalist eşkıyaların köleliğini kabul etmiş sapkınlara gereken dersi, anayasa çerçevesinde vermek bizim işimizdir.
Tek başımıza kalsak da, Atatürk’ten aldığımız emir gereği görevimize hazırız.
Rifat Serdaroğlu 11 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
