1. Haberler
  2. Dünya
  3.  YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

 YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

Sana düşman

Bana düşman 

Düşünen insana düşman

Vatan ki bu insanların evidir 

Sevgilim onlar vatana düşman. 

Yıllara yayılan kent yağması, rant hırsı ve inşaat histerisi ile davet ettiğimiz deprem ülkemize sadece doğal bir felaket olarak değil, toplumsal ve ekonomik bir yıkım olarak geldi. Şehirlerle birlikte yalan ve yağma rejimini,  karşı devrimi de süpürürken binlerce canımızı ve hatıralarımızı alıp götürdü.

Bu büyük felaketi kamu kurumlarının büyük bir kısmının tasfiye edildiği, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine ihanet edildiği, devlet kurumlarının işlevine son verildiği, plansızlığın ve kuralsızlığın kutsandığı, yalanın ve sahtekarlığın üzerinde temellenen aşırı ‘serbest’ vahşi bir piyasa rejimi ile karşıladık.

Depremle birlikte insan hayatının ne kadar önemsizleştiğini, insani değerlerin paranın hakimiyetiyle nasıl yer değiştirdiğini ve ne kadar kimsesiz olduğumuzu yaşayarak tecrübe ettik. Gözümüzün önündeki perde kalktı.

 Felaketin asıl nedeni olan liberal ekonomi, beceriksiz, cahil ve kibirli oyuncuları ve palavralarıyla birlikte enkazın altında kaldı. Devlet ve ordu düşmanlığı milletimize yıkım ve ölüm olarak döndü.

Binlerce vatandaşımız enkaz altında umutsuzca kurtarılmayı beklerken, iktidar, sahaya inmek üzere hazırlık yapan askerlerimizi durdurarak, devletin en hızlı, tecrübeli ve teçhizatlı kurumunu kışlalara göndermiş, en kritik saatlerde milletin yardımına koşmasını engelleyerek büyük bir katliama imza atmıştır. İktidar bu katliamla anılmaktan kurtulamayacak Türk adaleti önünde er ya da geç hesap verecektir.

 Deprem anında ve sonrasında kimsesiz kalan insanlarımız, kendi çözümünü üreterek yardım seferberliği başlatmış, birbirinin yarasını sarmış büyük bir millet olduğunu göstermiştir. 

Enkaz altındaki canların kurtarılması için de cansız bedenlerin çıkarılıp insan onuruna yakışır bir şekilde defnedilmesi için de gereken yapılmamıştır. İlk günden ‘sela’ okutulmuş, betonun altında kalan binlerce vatandaşımızı kurtarma çalışmalarının devam etmesi gerekirken telaşla enkaz kaldırma çalışmaları başlatılmıştır. 

Devletimiz aciz ve zavallı bir duruma düşürülmüş, ordumuz en kritik saatlerde felaketi  izlemek zorunda bırakılmış, milletimiz üzüntüden kahrolmuştur.

Cehalet, krallığını ilan etmiş, yasalar, yönetmelikler ve uyarılara gülüp geçilmiş bilim, düşman ilan edilmiştir.

 Yapıların yıkılmasının en önemli nedenlerinden birinin zeminin özelliği olduğu bilinmesine rağmen, depremden birkaç hafta önce zemin etütlerinin denetimiyle ilgili mevzuat değiştirilerek, jeoloji ve jeofizik mühendislerinin denetim zorunluluğu kaldırılmış, inşaatların sağlam zemine yapılıp yapılmadığını gösteren zemin etüdü de engellenmiştir. Cehalet ve yağma hiçbir engel  tanımamış felaket her yönüyle davet edilmiştir.

Nüfusumuzun % 71’i deprem coğrafyasında yaşarken dokuz kez imar affı çıkararak 6 milyon konutun bundan yararlanmasını sağlayan, çıkardığı her afla felakete yeni bir katkıda bulunan AKP, 2018’de çıkardığı müteahhit affı olarak da bilinen 7143 sayılı yasa ile kaçak ve riskli yapılar meşru gayri menkule dönüştürdü.

 AKP hükümeti plansızlık, kuralsızlık ve açgözlülük, tarım alanlarının, ovaların ve meraların imara açılması ve 1999 depreminin tecrübelerinin bir kenara atılması ile  ülkemizi adım adım içinde bulunduğumuz büyük yıkıma taşıdı. Milletimiz cehalet, ahlaksızlık ve vicdansızlık tarafından oluşturulan ittifaka kurban edildi. 

Yaşadığımız büyük felaket kamuculuğun, planlamanın, örgütlenmenin, kamu yönetiminin, denetimin, disiplinin ve afet öncesi gereken hazırlıkları yapmanın hayati derecede önemli olduğunu, palavra, hile hurda ve yalanla devlet yönetmenin on binlerce cana ve telafisi imkansız kayıplara yol açtığını gösterdi.

 Enkaz da kalan sadece ihanet ve beceriksizlik değil, hiçbir ahlaki ve insani kaygısı olmayan çürümüş bir rant ve yağma düzeni oldu. Felaketin nedeni İmar planlarının rant politikalarıyla el ele gitmesi, kaçak yapıların teşvik edilerek ruhsatlandırılması ve sayısız imar affıdır. Rant düzenine teslim edilen şehirlerimiz iktidarla birlikte çökmüş, iktidar meşruiyetini kaybetmiştir.

71 yıllık ‘küçük Amerika maceramızdan geriye kalan beceriksizlik, çaresizlik, sosyal ve siyasal bir enkaz olurken, deprem küçük Amerika hayallerinin ve serbest piyasa ekonomisinin sonunu getirmiştir.

 Yalan dolandan oluşan yağma ve vurgun rejiminin sahte zenginliği enkaz altında kalmıştır. Atatürk’ün vasiyetinden, Cumhuriyetin kurucu değerlerinden ve Kemalist devrimden uzaklaşmanın ağır sonuçları ile yüz yüze gelinmiştir.  

 Büyük bir siyasi felaket olan AKP’nin tarikatlarla paylaştığı 20 yıllık iktidar dönemi  karşı devrim sürecinin ve ahlaki kirlenmenin tepe noktası olmuştur. Bilimden, kamucu politikalardan, insani değer ve kaygıdan uzak acımasız bir güruhun hayatımıza hükmetmesinin sonuçları karşımıza çürümüşlük ve kuralsızlıkla, azılı bir Cumhuriyet düşmanlığının acı sonuçları ile çıkmıştır. 

Kriminal ve cahil politikacıların işbirliği ve iş bitiriciliği ile çok katlı binalar tarafından kuşatılarak soluksuz bırakılan şehirlerimiz felaket sırasını beklemektedir. Deprem pusuda beklerken, yer bilimcilerin deprem bölgesinde artçılar bitmeden, zemin oturmadan inşaat yapılmaz uyarılarına rağmen Tayyip Erdoğan bu felaketten hiç ders çıkarmayarak ’Cenazelerimizi defnettikten sonra deprem bölgesinde hayatı yeniden kuracak, inşa ve ihya faaliyetlerine geçeceğiz’ diyebilmiş,200 bin konut yapımı için sözleşmelerin imzalandığını söylemiştir.

İhale kanunlarını değiştiren, ÇED raporlarını iptal ettiren, imar aflarını çıkaran kendisi değilmiş gibi bir depremzede ’ye, ’Bunlar kader planının içinde olan şeyler’ diyerek sorumluluğu   ‘kader’ e havale etmiştir.

 Türk milletini sevmeyen, Türk ordusundan korkan, Türk adından nefret eden, Andımıza tahammül edemeyen, Cumhuriyet değerlerini ve Türklüğü ‘ayaklar altına alan’ iktidar bu felaketin merkezinde bulunmaktadır.

Zihnimize yerleşen felaket görüntülerinden biri olan AKP’li yetkililerin yıkıntıların önünde neşeyle gülen fotoğrafının Türk Adaleti önünde hesap verir fotoğrafla yer değiştirmesini, tüm sorumluların vatana ihanetten yargılanmasını, ’imar barışıyla 1 milyon 700 bin kişinin sorununu çözdük’ diyen Tayyip Erdoğan’ın daha fazla felakete neden olmadan istifa ettiğini görmek istiyoruz.

Canımıza, malımıza ve ülkemizin bekasına kastı olan yalancı-talancı iktidardan kurtulup ruhumuzda ve toplumsal hayatımızda bıraktığı izleri temizlemeden, kamucu, laik, planlı ve devletçi tam bağımsız Türkiye’yi hedefleyen bir iktidar kurmadan, aklın ve bilimin, Mustafa Kemal Atatürk’ün rotasına girmeden, onurlu bir yaşam sürmemizin ve varlığımızı devam ettirmemizin yolu bulunmamaktadır.

Memleketimizin tam ortasına düşen ateş içimizden çıkmayacak. İhanetin ve cinayetin hesabının verileceği, temiz bir sayfanın açılacağı, Cumhuriyetimizi ve devletimizi geri alacağımız günleri göreceğiz.Çocuklarımıza söz veriyoruz.

 

Mehtap Kaynak

 

                

 

.

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
 YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sonsöz Gazetesi | İlkeli Gazeteciliğin Yerel Öncüsü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin