1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3.   KAN BANYOSU 

  KAN BANYOSU 

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

Tarih ihtiyatsızlar için merhametsizdir

 ATATÜRK                                                                                                           

Emperyalizmin sözcüsü Foreign Policy dergisi,1 Ocak 2023 tarihinde ki yazısında seçim sürecinde Türkiye’yi ‘kan banyosu’ nun beklediğini ifade ederek son yıllarda sık aralıklarla hedefi olduğumuz tehditlerden birini yöneltmişti. ’Kan banyosu’ ifadesi 71 yıldır NATO şemsiyesinde devam eden Türkiye ABD ilişkilerini en iyi ifade eden sözdür. Buraya nasıl geldiğimizi, kaderimizi değiştiren hatayı nerede yaptığımızı ve ne yapmamız gerektiğini düşünmemizi gerektiren bir sözdür.

Bağımsızlığını antiemperyalist bir savaşla kazanmış olan ülkemiz, NATO’ya üye olarak Lozan’ı tanımayan ABD’yi ve kısa bir süre önce ülkemizi işgal etmiş batı ülkelerini ‘müttefik’ kabul ederek emperyalizme teslim olmuş ve cehenneme giden yolun taşları döşenmeye başlanmıştır.

 NATO üyeliği yalnız bağımsızlığımız ve egemenliğimizin değil ekonomik, siyasi ve kültürel gelişimimizin önündeki en büyük engel olmuştur.1952 yılında makas değiştirerek girdiğimiz karşı devrim süreci Türkiye’nin Türkiye’den yönetilememesi, hırpalanan ve yarını meçhul bir ülke haline gelmesiyle sonuçlanmıştır.

Büyük mücadeleler sonucunda, binlerce şehidin kanıyla elde edilen bağımsızlığımız gönüllü ve gözü dönmüş bir şekilde Kore’ye asker gönderilerek NATO’ya teslim edilmiştir. Amerikan komutasındaki Türk Birlikleri ön saflarda bilerek harcanmış, 721 Türk askeri ABD çıkarları için canını vermiştir. Bu, ilişkilerimizde hiç eksik olmayacak kan banyosunun ilk adımı olmuştur. 

Devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti için ulusal savunma kaygılarının yerini NATO taahhütleri almış, Atatürk’ün vasiyetinden ve Kemalist devrimin sürdürülmesinden vaz geçilmiştir.

 71 yıl süren NATO hizmetimiz ve karakolluk görevimiz bize darbeler, on binlerce cana mal olan PKK terörü, kumpaslar, ordumuzdan Atatürkçü kadroların tasfiyesi, laiklik düşmanı sağcı dinci iktidarlar, FETÖ yapılanması, terör ve milli değerlere yabancılaşma olarak dönmüş, Türkiye yönetilemez hale getirilmiştir. Son 70 yılın bütün faili meçhullerinin arkasında ABD olmuştur.

Bağımsızlığımız, ekonomik ve jeopolitik çıkarlarımız yerini NATO’ya bağımlılığa bırakmış, süreç içinde milli olan ne varsa tasfiye edilmiştir. ABD yörüngesinde kesintisiz devam eden teslimiyet süreci Cumhuriyete son noktayı koyacak eğitimsiz, diline, ırkına ve tarihine düşman işbirlikçi AKP iktidarının doğumuna neden olmuştur.

  12 Mart,12 Eylül ve Ergenekon operasyonlarıyla Türk ordusu esir alınırken, Cumhuriyetin kurumlarının içi boşaltılmış, milli varlıklarımız ‘özelleştirme’ adı altında insafsızca yağmalanmış, meclis işlevsizleştirilmiştir.                                              

71 yıllık NATO üyeliği çaresizliğin ve yenilginin öğrenilmesi ve ülkemizin yavaş yavaş elimizden çıkması ve karşı devrimin zamana yayılarak gerçekleşmesi sürecidir. Bu ilişkinin tek kaybedeni Türkiye olmuştur. 

Gözü dönmüş bir şekilde bölgemizde ikinci bir İsrail kurma mücadelesine giren, PKK’nın yanı sıra FETÖ, İŞİD, El KAİDE gibi İslamcı terör örgütlerini destekleyen ABD, Irak ve Suriye’yi kan gölüne çevirmiş ve kaynaklarını yağmalamış ve sonraki hamlesi için gözünü Türkiye’ye dikmiştir.   

Gelinen nokta Yunanistan’ın Türkiye sınırındaki Dedeağaç, Kavala, Selanik, Larissa, Stefanoviç üslerine tanklar uçaklar ve personel yerleştirilerek namluların Türkiye’ye doğrultulması olmuştur. Ülkemiz Kıbrıs’ın güneyinden, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinden müdahale hazırlığında olan Amerikan üsleriyle çevrelenmiştir. 

TÜRKİYE’Yİ TÜRKİYE YÖNETMİYOR

AKP iktidarının beceriksizlik, ihanet, yağma, talan ve palavradan ibaret olan 20 yıllık iktidarı ülkemizi  ekonomik iflas, siyasi kriz, ahlaki çürüme ve ciddi bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya getirmiştir. Deprem AKP’nin Türkiye’yi yönetme becerisinin ve ehliyetinin olmadığını, ülkeyi zavallı bir üçüncü dünya ülkesine dönüştürdüğünü göstermiştir.

Sınır kentlerimizde ve Hatay’da demografik yapı hızla değişir, süreç Akdeniz’e çıkışı olan bir Kürdistan kurmaya doğru evrilirken, yabancılara toprak ve mülk satışının durdurulmaması, göçmen ülkesi haline getirildiğimiz  ‘Geri Kabul Anlaşması’nın iptal edilmemesi düşündürücüdür.

‘CIA’nın finansal kolu’ olarak adlandırılan ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAİD) 160 personeliyle yıkılan kentlerimizde ki demografik göçü raporlar, 2.5 milyon kişinin yerinden olduğunun altını çizer, bölgeyi karış karış gezer, karanlık işler çevirirken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iç göçle ve Hatay’la ilgili kaygıları ‘dedikodu’ olarak nitelendirmiştir. Toprağını terk eden 2.5 milyon kişinin yerini kimlerin dolduracağını düşünülmelidir.  Basiretsizliğe, ilgisizliğe ve bilgisizliğe şaşırmıyoruz. Türk ordusunun, siyasetinin ve devlet aklının esir alındığını görüyoruz.

DEPREMZEDELERİN YAĞMALANAN HAYATLARI VE YAĞMALANAN ÇOCUKLARI 

USAİD’ in raporunda barınaklarda bulunan ailelerinden ayrı düşmüş çocuklara yardım edilmesi ve güvenli yerlere tahliye edilmelerinden bahsediliyor. Yardım edilmesi gerektiğini söyleyen ‘CIA’nın finansal kolu USAİD olunca çocuklarımızın kimlerin eline düşebileceği ve başlarına neler gelebileceğini düşünmek içimizi ürpertiyor. Anayasanın 41.maddesi , ’devlet çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır’ diyor. Menzil tarikatına bırakılan 1100 çocuğumuz ile ilgili sorumluluk kabul etmeyen bakan Yanık’a Anayasa’nın 41.maddesini hatırlatmamız gerekiyor.

LAĞVEDİLEN ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ

Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir devlet ordusunu askeri hastanesinden mahrum bırakmamışken, AKP örnek gösterilecek kadar mükemmel olan askeri sağlık sistemimizi, TSK’nın disiplinli ve tecrübeli sağlık gücünü ortadan kaldırarak yardıma koşacağı milletinden uzaklaştırmış ve bir felakete daha imza atılmıştır. İsrail’e sahra Hastanesi satacak ve eğitimini verecek kadar yetkin olan TSK yerine ABD, İsrail ve 16 ülke sahra hastanesi kurmuş TSK ikinci planda bırakılmıştır. 

NE YAPMALI

Batı dünyasının gerilediği, Asya yüzyılının başladığı yeni dönem elimizi güçlendirmekte, yeni bir sayfa açmamızı sağlayacak şartları oluşturmaktadır. Siyaset Bilimci Stephan M. Walt Foreign Policy dergisinde ’Tek kutupluluğu geri getirmek imkansız, ABD çok kutuplu bir dünyayı kabul etmeli.’(harici.com.tr,7.3.2023) diyor.

 Amiral Cem Gürdeniz, kurulmakta olan yeni dünya da Türkiye’nin bulunması gereken yeri şöyle değerlendiriyor; ’Devlet aklı yeni yüzyılın şartlarını zamanın ruhu ile buluşturmayı bilmelidir. Yeni bir dünya kuruluyor. Yeni şartlar oluşmuştur. Türkiye sahip olduğu güç unsurları ile çok taraflı dış ve ekonomik politikalar ile hem jeopolitik çıkarlarını karşılayabilir hem de refahını arttırabilir. Atlantik sisteme bağlılık güçlü bir bedenin elini kolunu bağlamaktadır. Sahip olduğumuz coğrafya, milli güç unsurları ve tarihsel birikimimiz yeni bir rota çizmemize yeterlidir.’(Toplumsal, Ercan Çankaya,31.01.2023)   

KURTULUŞ SAVAŞI RUHU

Kurtuluşumuzu 71 yıldır ne yaptıysak tam tersini yaparak başlatmalıyız. Kurtuluş Savaşı ruhu ile tam bağımsız Türkiye için namus savaşı vermeliyiz.

Tarihimizden ilham alarak cesur olmak, başkaldırmak ve Cumhuriyet için savaşmak, korkmaya ve kaybetmeye hakkımız olmadığını bilmek zorundayız.

 Atatürk ve Cumhuriyet için bedel ödemeli, muhtaç olduğumuz kudretin kurtuluş savaşı ruhu, Atatürk’ün ruhu olduğunun farkına varmalıyız.

Dünya büyük devrimci Atatürk’ün öngördüğü döneme girerken kendi kültürel köklerimizi, nereye ait olduğumuzu hatırlayıp, kurulan yeni dünya da yerimizi almaktan, ekonomik, politik ve kültürel işgalden kurtulup kendimiz olmaktan başka çaremiz yoktur.

 Batı bloğuna direnmek ve NATO’dan kurtulmak ülkemiz için bir ölüm kalım meselesidir. Tehlikenin farkına varamamak, Kıbrıs’tan, Mavi Vatan’dan, ülkemizin birlik ve bütünlüğünden vaz geçmek, batının haritalarına ve gericiliğe, orta çağa teslim olmak, yok olmak demektir.                                                                         

 İnsanlığa karşı işlediği suçlardan yargılanması gereken, dünya barışının düşmanı bir suç makinası olan NATO’yla yollarımızı ayırıp, bütün milli güçler ve imkanlar seferber edilerek ikinci Kurtuluş Savaşımızın tarihini yazma zamanı gelmiştir.

Biz devrim yapmazsak karşı devrim bize son hamlesini yapacaktır.

 

Mehtap Kaynak

 

   

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
  KAN BANYOSU 
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sonsöz Gazetesi | İlkeli Gazeteciliğin Yerel Öncüsü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin