ÇÜRÜME

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

‘Hayvan olmak istiyorsan, olabilirsin elbette. Bunun için, insanlığın acılarına sırtını dönmen ve sadece kendi postuna özen göstermen yeterlidir.’

 Karl Marx 

 6 yaşındaki bir kız çocuğunun İsmail ağa tarikatı tarafından hayatının nasıl çalındığını konuşurken, 85 yaşında emekli Hava Korgeneral Vural Avar’ın hapishanede ölüme terk edilmesi ikinci felaket haberi olarak geldi.Böyle bir duyarsızlık, acımasızlık ve dipsiz bir nefret herhangi bir ahlak anlayışıyla açıklanamayacağına göre olsa olsa psikiyatrinin konusu olabilir. Çocuğuna ve yaşlısına merhameti olmayan, patolojik bir kin ve intikam duygusuyla karşı karşıyayız. 

Ülkemiz ne yazık ki travmatik olaylar ve haberlerin, skandalların ve merhametsizliğin ağır havası altında soluksuz kalmıştır.    

20 yıldır iktidarda olan AKP, ülkemizi yaygın bir mutsuzluk ve umutsuzluk, ruhsal ve ekonomik bir çöküntüye sürüklemiştir. Araştırmalar son yıllarda, intihar, uyuşturucu kullanımı, boşanma, tecavüz, şiddet ve depresyon vakalarında olağanüstü bir artış ortaya koymaktadır. Türkiye mutsuz, güvensiz, yarından umudunu kesmiş, sokağa çıkmaktan korkan insanların ülkesi olmuştur.

 Bireylerin birbirine ve devlete duyduğu güven azalmıştır. Toplumsal dayanışma yerini bireyciliğe ve yalnızlığa bırakmıştır. Ahlaki düşkünlük ve cehalet karşımıza örgütlü bir güç olarak çıkmıştır. Yaşadığımız bu sürecin en iyi tarifinin, yargıdan siyasete, ekonomiden basına ve üniversiteye, toplumun her yanını saran bir ‘çürüme’ ve ‘lümpenleşme’ olduğunu düşünüyorum.

Yolsuzluk, rüşvet, yalan, iftira, şiddet, tecavüz, çocuk istismarı ve cezasızlık günlük gazete haberi haline gelmiştir. Anayasayı ve yasaları yok saymak, talan ve rant, kamu kaynaklarını gasp etme, ahlak ve adalet duygusu yoksunluğu, hınç ve intikam duygusu ülke yönetimini bir ağ gibi sarmış, derin bir toplumsal tahribat ve kutuplaşma yaratmıştır. 

Tarikat ve cemaatlerde çocuklara yönelik cinsel istismar münferit olmaktan çıkmıştır. Milli eğitim Bakanlığı ile protokoller imzalayan bu suç örgütleri holdingleşmiş, ticaretin ve yağmanın aracı haline gelmiştir. Devlet tarikat ve cemaatler arasında paylaşılmıştır. 

Ülkemiz bitmek bilmez bir iştah ve açgözlülükle en ücra köşesine kadar adeta bir işgal ordusu tarafından yağmalanmış, talan edilmiş ve değerleri ayaklar altına alınmıştır.

Bu dönemde siyasi kültürümüz vatandaşlara yapılan hakaretle tanışmıştır. Kamusal görev, yetki ve sorumlulukları anayasa ile tanımlanan Cumhurbaşkanı halkı defalarca aşağılamış, hakaret etmiştir. Bu ifadelerinden bazılarını aktaralım;  ’Alçaklar, zalimler’, ’kadın mı kız mı bilemediğim ’,’mert değil namertsin’ ,’artistlik yapma’ ,’ananı da al git’, ’Haşhaşiler’ ,’Nebbaşlar’,’mezarlık soyguncusu’, ’sapıklar’, ’Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü’ (Tayyip Erdoğan bu sözlerin ardından genç bir vatandaşa yumruk attıktan sonra işi korumalarına bırakmıştır) (sözcü,15 Mayıs 2014) ,’Haddini bil edepsiz kadın’, ’aydın müsveddeleri, karanlıksınız’, ’affedersiniz Ermeni’, ’cem evi cümbüş evidir’, ’bunlar ateist, bunlar zerdüşt’, ’iki ayyaş’, ’belden aşağı sanat’ (bale), ’haddini bil, haddini bilmezsen bu millet patlatır enseni’, ’sürtük’, ‘cibilliyetsiz’ ,’geri zekalı’, ’terbiyesiz herif’, ’çürük’, ’çapulcu’ en çok hatırladıklarımız.

Bu yirmi yılda devletin taşınır ve taşınmaz malları sembolik fiyatlarla, haraç mezat satılmış, kaynaklar tarikatlar ve cemaatlere aktarılmıştır. Ordumuzun kıymetli komutanlarının vatan sevgileri yanlarına bırakılmayarak ağır bedeller ödetilmiş,  İyi eğitim almış, seçkin, meslek sahibi insanlar aşağılanmış, hırpalanmış, hedef gösterilerek ’hadleri bildirilmiştir’. Ülkemiz yaşayan bütün canlıları ve doğasıyla sistematik bir katliamı göğüslemek zorunda kalmıştır.

 Prof. Sencer Ayata, AKP iktidarının ‘ahlaki üstünlük ve manevi kalkınma’ adı altında dokunulmazlık zırhı oluşturduğunu, bu nedenle kendilerinde her istediklerini yapma icazeti bulduklarını söylüyor. ’AKP ahlaki üstünlük iddiasında bulunuyor ve bu iddianın sırtını dindar olmanın kendiliğinden ahlak sahibi olmak anlamına geldiği varsayımına dayıyor.’ ‘İktidar kendinde, insanları kendi ahlaki standartlarına göre yargılama hakkı görüyor. Beğenmedikleri ne varsa yozlaşmış, dejenere, ahlaksız oluyor. Üzerlerinde bir ahlaki zırh olduğunu, onun kendilerini koruduğunu düşünüyorlar. Usulsüzlükler, hukuksuzluklar ve yolsuzluklar konusunda hesap sorulamıyor.’ Ayata, AKP’nin manevi kalkınma iddiasıyla yola çıktığını, ancak Türkiye’nin toplumsal ve psikolojik çöküşe sürüklendiğini, dünyanın en karamsar ve mutsuz ülkelerinden biri haline geldiğini, AKP’nin siyasi ve toplumsal yaşamı bitmeyen bir kavga olarak gördüğünü, hukukun iktidara yakın olanları koruma, karşısındakileri cezalandırma aracı haline geldiğini söylüyor.  (Metin Kaan Kurtuluş Röpörtajı,T24,10 Eylül 2022.)

Manevi kalkınma iddiasıyla yola çıkan iktidar Türkiye’yi, suçlunun cezasız kaldığı, suçun ve cehaletin arttığı, siyasetin gerilim, çatışma ve kutuplaştırma ile beslendiği, ruh sağlığının bozulduğu, boşanmaların arttığı, alın terinin karşılığının olmadığı mutsuz ve umutsuz insanların ülkesi haline getirmiştir.  

YOLSUZLUK

AKP iktidarı dönemini rant ekonomisinin değerleri karakterize etmektedir. Toplumsal ilişkilere kuralsız bir liberal ekonominin çıkar ve rekabet ilişkileri yansımıştır. Sistem kamu varlıklarını yağmalama ve siyaseti zenginleşme aracı olarak kullanma üzerine kurulmuştur. Yolsuzluk olağan hale gelmiş, ayıplanmaktan, cezalandırılmaktan çıkarılmış, rant peşinde koşan bir toplum yaratılmış, toplumsal doku bozulmuştur. Denetlemeyi sağlayan siyasi, hukuki ve idari yapının işlevsizleştirilmesi ile yolsuzluk, sistemin bir parçası haline gelmiştir. Devlet yönetiminde liyakat ilkesinin yerini akraba, hısım ve partiliyi kollama almıştır. Kamusal kaynaklar iktidar çevrelerine akıtılmış, yeni bir zengin sınıfı yaratılmıştır.

Milletten toplanan kaynakların, kuruşuna kadar hesabının verilmesi gerekirken nerede ve nasıl kullanıldığı ortaya konmamaktadır. Hükümetin icraatını denetlemekle yükümlü kurumlar bir kenara itilmiş, büyük ölçüde tasfiye edilmiştir. İktidarı denetlemek mümkün olmamaktadır. Denetim mekanizmaları etkisini kaybettiği oranda yolsuzluk artmaktadır.

 Hukukun üstünlüğü ilkesinin geçerli olmadığı, siyasi gücün tekelleştiği, hükümet harcamalarının denetlenemediği, yargının baskılandığı, medyanın susturulduğu, suçluların cezasız kaldığı ve suçların ört bas edildiği, yurttaşların kamu olanaklarından eşit şekilde yararlanamadığı sürece, yolsuzluk hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecektir. Zorbalığın iktidarı, toplumu içten içe çürütmeye devam edecek ahlaki ve toplumsal bunalım katlanarak artacaktır.

ŞİDDET

Şiddet hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.  Hasta  yakınları tarafından dövülen sağlık personeli, dayak yiyen avukatlar, veliler ve öğrenciler tarafından darp edilen öğretmenler, trafikte bıçaklanan sürücüler, tecavüz edilen çocuklar, çocuk gelinler, eğitim sürecinden kopartılıp hayatı karartılan kız çocukları, dövülerek öldürülen müzisyenler, eşi ya da sevgilisi tarafından çocuklarının gözü önünde defalarca bıçaklanarak öldürülen kadınlar, artan uyuşturucu kullanımı, okul kapılarında uyuşturucu satan torbacılar, her gün okunan haberler haline gelmiştir. Saldırı, dövme ve öldürme haberleri katlanarak artmaktadır.

SUÇ

Suç kişisel olduğu kadar toplumsal bir olgudur. İşsizliğin yaygınlaştığı, eğitimin tarikatlara ve şirketlere bırakıldığı, geçim sıkıntısının ve yoksulluğun her geçen gün arttığı ülkemizde sosyo-ekonomik şartlar suç işlemeye yatkınlığı arttırmıştır.

Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2021 yılında en fazla hırsızlık, dolandırıcılık ve yağma gibi malvarlığına yönelik suçlarda büyük bir artış olmuş, bu suçlardan 2 milyon 461 bin dosya açılmıştır. En yüksek oranda suç işleyen kesim gençler ve ilkokul mezunları olarak görülüyor. ‘Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda ilk sırayı 44 bin rakamıyla ‘çocukların cinsel istismarı’ almış. ‘Cinsel suçların % 932 arttığı görülüyor.’(Gamze İlgezdi, 10 Aralık 2020 İnsan Hakları Raporu) 

2014 yılında 9.8 milyon şüpheli varken,2020 yılında bu rakam 13 milyon 97 bin 936’ya yükselmiştir. ‘Yabancı uyruklu’ şüpheli sayısı 100 bin artarak 383 bin 743’e çıkmıştır. Malvarlığına karşı işlenen suçların ardından, bir milyon 453 bin 10 ile hürriyete karşı işlenen suçlar, bir milyon 304 bin 673 ile vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlar geliyor.

 İstatistiklerde uyuşturucu ve cinsel suçlardaki artış dikkat çekiyor. Türkiye 10 milyona yakın uyuşturucu bağımlısı ile Avrupa ve dünyada nüfusa göre en fazla uyuşturucu kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Uyuşturucu kullanımı nedeniyle ölümlerin % 400 arttığı görülüyor.(Cumhuriyet,05.11.2022) Kullanım yaşının 11’e kadar düştüğü, en çok gençler ve öğrenciler arasında arttığı, eğitim ve gelir düzeyi düştükçe ve işsizlik arttıkça uyuşturucu kullanımının da arttığı ifade ediliyor. Kullananların suça, özellikle hırsızlık ve yağma suçlarına daha yatkın oldukları belirtiliyor.

Gamze İlgezdi’nin 2020 yılında hazırladığı rapora göre cinayetten hüküm giyen oranı %523 artmış, 2009 yılında bin 514 kişi cinayet işlerken,2019 yılında cinayet işleyen kişi sayısı 9 bin 574’e yükselmiş, 2018-2019 yıllarında toplam 18 bin 906 kişi cinayetten hüküm giymiştir.

 Resmi kurumların verileri ülkemizin nasıl bir çöküntüye sürüklendiğini ortaya koymaktadır.

 İktidar, ahlakı, ekonomisi ve siyaseti ile iflas etmiştir. İçinde bulunduğumuz durum toplumsal bir çürüme ve insanlık krizidir. Bu çürüme ve toplumsal çöküntü süreci Türk milletine, Cumhuriyetin kazanımlarının ve Atatürk devrimlerinin kıymetini göstermiş, laikliğin ne kadar hayati olduğunu ispatlamıştır. Tekke ve zaviyelerin kapatılması, Tevhidi Tedrisat Kanunu, kadın erkek eşitliği gibi Cumhuriyetin önemli kazanımlarının milletimiz için yaşamsal öneme sahip olduğu, huzur ve güven kaynağı olduğu anlaşılmıştır.

 Türkiye’nin kanserli dokuyu söküp atmaktan ve kuruluş ayarlarına dönmekten, başka çaresi yoktur. Bunu yapamazsak aramıza yeni katılan nesilleri karanlık bir geleceğin beklediğini unutmamalıyız. Evlatların, anaların, babaların ve eşlerin zalimlerin elinden kurtulduğu, eziyet çekmediği bir Türkiye’yi tekrar inşa etmemiz gerekiyor. 

Mehtap Kaynak

 

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
ÇÜRÜME
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sonsöz Gazetesi | İlkeli Gazeteciliğin Yerel Öncüsü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin