AB ÜLKELERİNİN ASIL AMACI!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

Ülkemizde yaşanan sorunların önceliklerini tespit amacıyla araştırma şirketlerinin zaman zaman yaptıkları çalışmalar kamuoyu ile paylaşılmaktadır. Bu şirketlerden biri olan Metropol araştırma şirketinin, Türkiye’nin nabzı nisan ayı araştırmasına göre, ülkemizin en önemli sorunu nedir sorusuna; katılımcıların yüzde 56.1’i ekonomi, yüzde 7.6’sı hükümetin başarısız politikaları, yüzde 5.5’i adaletsizlik, yüzde 4.3’ü deprem ve yüzde 3.7’si ise eğitim olduğu cevabını veriyor.

Bu sonuçlar Atatürk’ün “Ekonomisi zayıf bir millet fakirlik ve yoksulluktan kurtulamaz; toplumsal ve siyasi felâketlerden yakasını kurtaramaz. (1924)” ve “Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür”  ifadelerinin ne kadar gerçekçi olduğunu ortaya koyuyor. Gerçekten de mevcut yönetin sayesinde ekonomik bağımsızlığını yitiren bir ülke olduk. En önemli sorun elbette ekonomi. Ama  AKP yetkilileri “Nüfusun yüzde 10’una (7.7 milyon kişi) devlet yardım ediyor” diye övünüyor. Oysa; AKP iktidarı aslında bu kesimi devlet yardımına muhtaç hale getirenin kendisi olduğunu hiç mi hiç söylemiyor.

Bizler ülkemiz sorunlarını ve çözümlerini sizlerle paylaşırken ilgilileri de uyarıyoruz. Ancak önerilerimizin dikkate alınmaması sorunların yeni sorunlara kaynaklık etmesi durumu bizleri de üzüyor. Bizleri üzen bu durumun emperyal güçlerin amaçlarına hizmet ettiği iktidar tarafından bilinçli olarak gözardı ediliyor. Mesela; Brüksel’de 8.11.2023günü hazırlanan Türkiye raporu başlığı altında, 2023 AB Genişleme Politikası Tebliği ile ülkemiz hakkında yer alan hususlara özetleyerek birlikte bakalım;

  • Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı sistemindeki yapısal eksiklikler nedeniyle demokratik gerilemenin devam ettiği,
  • Avrupa Konseyi üyesi olarak Türkiye’nin taahhüt ettiği insan hakları ve temel özgürlükler standartlarından uzaklaştığı,
  • Son seçimlerin, eşit şartlarda yapılmadığı ve medyanın taraflı yayınlarının Erdoğan’a haksız bir avantaj sağladığı,
  • Mevcut sistemde; kuvvetler ayrılığının olmadığı, denge ve denetleme mekanizmasının işletilmediği,
  • Sayısal çoğunluğa dayalı meclis muhalif yapıların ve düzenleyici kurumların (doğrudan Erdoğan’a bağlı olması) baskılandığı,
  • Sivil toplum kuruluşlarının hareket alanları, ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlüklerinin kısıtlandığı,
  • Kamu yönetimin de siyasallaşmaya devam edildiği,
  • AİHM’nin kararlarının uygulanmaması, hakim ve savcıların siyasetin etkisinde olduğu, göreve alma da liyakatin dikkate alınmadığı,
  • Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edilmediği, şeffaflığın olmadığı bir yönetim anlayışının hakim olduğu. Yolsuzluk, yoksulluk ve yasakların sorun olmaya devam ettiği,
  • Kara paranın aklanması ve kaçakçılığın önlenmesi konusunda bir çalışma olmadığı,
  • İfade özgürlüğünün suç olduğu, Gazeteciler, yazarlar, avukatlar, akademisyenler, insan hakları savunucuları ve eleştirel seslerin faaliyetlerine imkan olmadığı,
  • Gösterilere yönelik yasaklamalar, orantısız güç kullanımı ve müdahalelerin söz konusu olduğu, Göstericilerin terörle bağlantılı faaliyetler veya toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet suçlamalarıyla soruşturmalara, davalara ve idari para cezalarına maruz kaldıkları,
  • Türkiye, Rusya ile ticari ve ekonomik bağlarını önemli ölçüde yoğunlaştırmış ve Türk ekonomisinin, başta enerji olmak üzere yaşamsal sektörlerde Rusya’ya daha bağımlı hale getirildiği,.
  • Devlet yardımlarının verilmesinde uygun uygulama esasları, yürütme ve şeffaflık bulunmadığı,
  • Eğitim sistemi ile işgücü piyasası ihtiyaçları arasındaki uyumsuzluk olduğu,
  • Türkiye’nin TÜİK’in güvenilirliğini ve kamuoyunun resmi istatistiklere olan güvenini artırması gerektiği,
  • Türkiye, çevre ve iklim değişikliği alanında Kritik seviyelerde çevre ve iklim sorunlarıyla karşı karşıya olduğu

Bir kısmını aktardığım bu tespitlerin doğru olup olmadığını değil satır aralarındaki amacın ne olduğunu aktarmak isterim. Neden derseniz yaşadığımız sorunların neler olduğunu hepimiz yaşayarak görüyor ve biliyoruz zaten. Ülkemiz için, AB’ne üyelik hedefi ortadan kalkmışken, bu rapor da ülkemizin ele alınmasını oldukça manidar buluyorum.

Şöyle ki; rapordaki tespitlere bakıldığında halkın yaşadığı sorunlara değinerek sempati kazanmayı hedefleyen AB’nin asıl amacının ki söz konusu raporda “Göç ve iltica politikası konusunda Türkiye, AB’nin 2011’den bu yana mültecilere tahsis ettiği yaklaşık 10 milyar Avroluk desteğin yaklaşık 7 milyar Avroluk kısmı, Eylül 2023 itibariyle aktarılmıştır. Mültecilerin ülkede kalış sürelerinin uzaması, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi” ifadesi ile ülkemizin mülteci merkezi olmasının ve mevcut başkanlık sisteminin Erdoğan başkanlığında kalıcılığının devamı istenmektedir. BİNGO.

Biz DOĞRU PARTİ yöneticilerine göre bu rapor, Atatürk’ün Türk milleti için batı emperyalizmine karşı verdiği; bağımsızlığı, ulusal egemenliği ve çağdaşlaş­mayı amaçlayan anti emperyalist mücadelesinde elde edilen başarının, mevcut AKP iktidarı tarafından kaybedildiğini gösteriyor. Emperyalistlerin bu oyununu da gördüğümüzün ifadesi olarak “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” diyoruz. Aziz milletimiz, ülkemiz adım adım işgal edilmektedir. Seyretmeye devam mı?

Cezmi Orkun

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
AB ÜLKELERİNİN ASIL AMACI!

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sonsöz Gazetesi | İlkeli Gazeteciliğin Yerel Öncüsü ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin