Başlıktaki sözün “Kasımpaşa Bitirimler Kahvesinde” kullanılan türleri de var.
Amaç daha net açıklanıyor ama, küfür olduğu için başlıkta kullanamadım. (Alışmış, kudurmuştan beterdir veya Sorospunun poposu don tutmaz, gibi!)
Neyse, biz sözümüzü söyleyelim de, Balık bilmezse Halik bilir!
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Bağımsızlığı için hiç düşünmeden feda edilen CANIN bedeli ödenebilir mi?
Türk Milletinin huzur içinde, bağımsız yaşayabilmesi için, PKK-IŞİD-HTŞ gibi terör örgütlerini etkisiz hale getirirken ŞEHİT ve GAZİ olan evlatlarımızın CANLARININ bedeli ödenebilir mi?
PKK Narko Terör Örgütünün Bebek Katili Bölücü başını “Kurucu Önder” ilan etmek, acılarımızı azaltır mı yoksa yaramıza bıçak mı sokar?
Özgürce nefes almanın bedelini neyle ödeyebilirsiniz? Bu yerkürede bir karşılığı var mı? Kaç “Ayakkabı Kutusu”, “Kaç Sıfırlama”, “kaç kamyon döviz” özgürce alınan bir nefese karşılık olabilir ki?
Herkesin etnik kökenine, inancına, ırkına, saygılı olarak “Türk Milleti” adı altında kardeşçe, barış içinde yaşamanın bedeli ödenebilir mi?
Bir BUTLAN değil, Bin SIRTLAN gönderseniz, bu güzelliği bozabilir misiniz?
Kadının köle sayılmasından, erkeğin ağzından çıkacak “Boş Ol” lafıyla sokağa atılmasındansa, özgür onurlu ve kendi ayakları üzerinde durabilen birey olmasının bedeli ödenebilir mi?
Bunların tümünü ve daha yüzlercesini, Türk Milletine CUMHURİYETİ kurarak GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK armağan etmedi mi?
“Etmedi” diyecek bir tane kanı-sütü bozuk var mı?
Peki, o zaman “İhanet İçinde Olanlar”, sizler daha güzel bir Türkiye mi öneriyorsunuz? Hem de öldürerek, İslam’ı “ticari mal” haline getirip, Laiklik İlkesini çiğneyerek, devletin hazinesini soyarak, hukuku yıkarak, madenlerimizi satarak nasıl bir Türkiye öneriyorsunuz?
Biliyoruz, “İhanetin nedeni olmaz! Şerefsizseniz, emperyalist devletlerin kölesi olmuşsanız, tohumunuz bozuksa, kul hakkı yediyseniz, haram ile beraberseniz, ihanet edersiniz. Bu şartlarda ihanetin nedeni olmaz ama, çok ağır bedeli olur, hem de çok ağır…
Atatürk yaşasaydı, sizleri karşısına alır ve şunu söylerdi;
“Bu talepleriniz, yani ikinci üçüncü resmi dilden, vatanımızı bölmeye sebep olacak emperyal planlarınıza kadar olanlarının hiç birini kabul etmiyorum.
Bu cennet vatana sahip çıkın, kardeşçe yaşamayı kabullenin ve demokrasinizin standartlarını yükseltin. Bunu sadece bir etnik köken için değil, tüm Türk Milleti için yapın! O zaman dertlerinizin tümü bitecektir.
Haa, kabul etmiyor muşunuz? O zaman önünüzde İKİ YOL VAR;
1) Savaşıp, Türk Milletini yeneceksiniz!
Zaten, 42 yıldır savaşıyorsunuz, hem de kahpece! Bi b.k olamadınız.
2) Türk Milletini inandırıp, vatandaşların oylarının çoğunluğunu alın ve istediğinizi yapın, yapabiliyorsanız!
Ama artık yeter. Fikri oluşmamış, ödlek, satılmış siyasetçiler ve bürokratlar
sayesinde Cihan Devleti Türk Devletini, adi bir Narko-Terör örgütüyle muhatap edecek seviyeye geldiniz.
Hadi şimdi gidin, iyi düşünün ve bana çizmelerimi giydirmeyin…”
Atatürk, daha sonra Türk Milletine şunu söylerdi;
“Kendinize gelin. Bugün sahip olduğunuz her şeyle, itibarlı bir ülkenin vatandaşıysanız, hepsi CUMHURİYET sayesindedir. Ayağa kalkın ve sırtınızdaki sülükleri atın, kendi evlatlarınıza sahip çıkın…”
Sağlık ve başarı dileklerimle
02 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
BAYRAM SONRASI YAZISI
Bademler sayesinde bayramları da, bayramların o güzel tadını da unuttuk. Çevremize, dolaştığımız sokaklara, pazar yerlerine, alışveriş merkezlerine bakıyoruz, insanların hemen hepsi gülmeyi unutmuş gibiler!
O neşeli, gülen, şakalaşan, modern ve temiz giyinen güzel toplum gitmiş yerine, üçüncü dünya ülkelerinden gelmiş gibi yüzleri gülmeyen, sakallı şalvarlı erkekler, mantoları yere değen ve yerin tüm pisliğini süpüren acayip giyimli kadınlar ve taklit giysiler içinde çocuklar görüyoruz!
Bayram öncesi Baş Badem’in memleketi Kasımpaşa’ya gitmeye niyetlendim.
Tam bir ihtiyar bıçkın gibi giyinip, Baş Badem’in yılarca taş oynadığı “bitirimler kahvesi” diye bilinen kahveye daldım!
Kahveden içeri sert şekilde girince tüm başlar merakla bana döndü.
“Selamünaleyküm, Kadırgalı’yı arıyorum. Gören bilen var mı” diye sordum!
Kahveci, ocaktan çıkmadan sordu; Kimsin sen? Ne yapacan Kadırgalıyı?
Sağ omuzu aşağı düşürüp yanıtladım; Asker arkadaşı, Çaybaşından Çamur Şevket!” Kahvenin en ucundaki masadan, sırtını duvara vermiş, oturan biri;
“Gel hele kardeş, bir çayımızı iç” deyince yanına gittim, oturdum.
Adının Falçata Recai olduğunu söyleyen kişi, elimi sıktı ve “Başın sağ olsun kardeş, Kadırgalı biraderimizi geçen ay sakladık” dedi! (toprağa verdik diyor.)
Sordum! Anlatın bakalım ağalar, içinizden çıkan Baş Badem için neler düşünürsünüz?
-Abi, eskiden onun için dünyayı yakardık ama şimdi bu kahveden tek kişi onun için kibrit bile çakmaz!
Neden yahu, hani has adamınızdı?
-Abi, o artık bizim için para gibidir. Yanlış anlama, değerlidir anlamında değil! İkiyüzlü be abicim! Aynen para gibi! Bugün öyle diyor, yarın başka diyor.
Hem kadınları yok sayıyor abi. Bu âlemde bir delikanlının gücü, kadına vurmakla değil, bir kadına vurulmakla ölçülür. Şu duvarların sesi olsa da burada konuşulan aşkları bir anlatsalar! Kadını yok sayanla işimiz olmaz!
Eee onun için Dünya lideri diyorlar?
-Bak biladerim; Bizde bir laf vardır. Bedava peynir, ancak fare kapanında vardır. Ona heves edersen kapana girersin. Bedavadan pohpohladılar, seni eşit başkan yaptık dediler, sonra da Cami avlusuna atar gibi bıraktılar. Kandırdılar, delikanlının zaafının para olduğunu öğrendiler abi!
Kimse şunu unutmasın; bildiğimiz kuru soğan bile ağlatmadan kendini soydurmazken, bizim bademler parayı görünce kendiliğinden soyunmaya başladılar!
Biraz fazla yüklenmediniz mi, sonuçta ne de olsa Müslüman değil mi bademler?
-Kimsenin inancı kimseyi ilgilendirmez, her koyun kendi bacağından asılır.
Bizim raconumuz şudur; Adam dediğin, dürüst olacak namuslu olacak!
Hırsızın Müslümanı Hıristiyan’ı mı olur? Geç onu bir kalem, geç!
Yani siz Baş Bademi defterden sildiniz mi?
Bak abi, biz bunları adam sanmıştık. Bunların kafalarındaki eksik tahtalardan bir masa iki iskemle yapılır. Bizim, milletin yarısı aç yatarken saraylarda oturanlarla işimiz olmaz. Sıkıysa şu kahveye korumasız bir gelse ya…
Değerli Okurlar;
Kasımpaşa “Bitirimler Kahvesindeki” durum bire bir böyle. Hele bayramdan sonra eskiden Ege Bölgesinin en zengin yörelerinden olan Bergama-Kozak köylerine gidelim, bakalım oralar nasıl?
Sağlık ve başarı dileklerimle
01 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı



BAYRAM SONRASI YAZISI