MİLLETİN VE ÜLKENİN ÇEYREK ASRINI ÇALDINIZ…
Allahın günü kul hakkı yediniz, haramla yatıp haramla kalktınız…
Hırsızlık malının ve faizin haram olduğunu bildiğiniz halde düzeninizi rant, rüşvet ve faiz üzerine kurdunuz…
Bunu yaparken de millete; namaz, niyaz, zikir, şükür tavsiye edip sürekli cennet vaad ettiniz…
Yandaşa ise han, hamam ne varsa götür diyerek cenneti dünyada inşa ettiniz…
Allah dostu Yunus’un felsefesi: “Bir lokma bir hırka” sözüyle övünseniz de beytülmalla keyif çattınız…
Din, iman, ahiret edebiyatı yaparken dünya malına taptınız ve servetinize servet kattınız…
Millete İmam Hatip dayatıp kendi evlatlarınızı gavur dediğiniz gayrı müslim mekteplerinde okuttunuz…
Yalan, riya demeyip çıkarınız için on takla attınız…
Rant, rüşvet, sübyana tasallut ne varsa yaptınız ve her türlü günaha battınız…
Rant arazilerinin ve ballı imarların yanı başına camiler ve imam hatip liseleri inşa ettirip günahın üstünü dinle kapattınız…
Her Cuma cami avlusunda basın açıklaması yaparak istismara zirve yaptırdınız…
Üzerinizde haram çul, cebinizde haram pul secde edip utanmadan Allah’ın huzuruna vardınız…
Camiyi şehir hamamına çevirip günde beş vakit giderek arındığınızı sandınız…
Ramazan ayında şaşalı iftar sofraları kurarak haram bulaşmış lokmayla oruç bozdunuz…
Bir kuldan aldığınız hakkın 40’da birini bir başka kula vererek Zekat verdiğinizi sandınız…
Kabe- i Muazzama’da günahkar bedeninize ihram sararak yüzsüzce tavaf yaptınız…
Sürekli imandan dem vurup mangalda kül bırakmadınız…
Ülkede afet olduğunda yanandan, yıkılandan, aç açık sokakta donandan, biçare enkaz altında çırpınandan, öksüz/yetim kalandan, binlerce kefensiz yatandan bihaber televizyonlarda yardım şovu yaptınız…
Tarihi FON vurgunuyla geçmişe rahmet okuttunuz ve sonunda yarım milyon kişinin 800 milyar lirasını buhar ettiniz…
Yahu siz ne menem Müslümansınız ki ne kuldan utanırsınız ne de Allah’tan korkarsınız…
Unutmayın bugün varsınız yarın yoksunuz; gün gelip devran döndüğünde tarih boyu nefretle anılacaksınız…
BU ÜLKEYİ BİZLER DE YÖNETTİK LAKİN HİÇBİR ZAMAN İÇİN BU DURUMA DÜŞÜRMEDİK…
Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır dedik ve her zaman gereğini yaptık…
Hiçbir zaman için kapı arkalarında kirli pazarlıklar yapmadık ve şahsi ikbalimiz için ülke istikbalini satmadık…
Vatanla makam, vicdanla cüzdan arasına sıkışmış olan siyasette tasarrufumuzu her zaman vatan ve vicdan uğruna kullandık…
Hiçbir zaman için bir ‘B’ planımız olmadı, rüzgar gülü gibi dönmedik ve sağa sola savrulmadık…
Her zaman tek planımız oldu ve Atatürk milliyetçiliğine sadık kaldık…
Hiçbir zaman için kul hakkı yemedik ve yiyene de göz yummadık…
Doğruluktan, dürüstlükten, milli onurumuzdan asla taviz vermedik ve ecdadımızı, vatanımızı ve milletimizi her şeyin üstünde tuttuk…
Arsalarımız, mülklerimiz, lüks arabalarımız ve teknelerimiz olmadı. Her zaman alnımız açık, yüzümüz ak, sesimiz gür oldu ve toplum içinde göğsümüzü gere gere dolaştık…
Durumdan vazife çıkarıp ülkeye sahip çıkmak üzere aynı ilkelerle yeniden yola koyulduk…
Allah bizleri bu yoldan ayırmasın ve ülkemizi de milletimizi de çıkarı uğruna her şeyi göze almış olan çakma milliyetçilerden, çakma Atatürkçüler’den ve çakma Müslümanlar’dan korusun…

TÜRKİYE’NİN ANA GÜNDEMİ FON VURGUNU OLMALIDIR VE SOĞUTULARAK UNUTULMASINA İZİN VERİLMEMELİDİR!
ZİRA FON VURGUNU, YALNIZCA PARA DEĞİL DEVLETE DUYULAN GÜVENİN SARSILMASI MESELESİDİR!
Bu olay, ekonomik yönetimin güvenilirliği, kamu kurumlarının bağımsızlığı, siyasi hesap verebilirlik ve hukuk önünde eşitlik gibi temel meseleleri aynı dosyada buluşturmuştur.
“Ucu nereye giderse gitsin sonuna kadar hesap sorulacaktır” söylemi sözde kalmamalıdır.
Toplum bu konuyu takibe almıştır ve yapılması gerekenleri büyük bir dikkatle izlemektedir.
İktidarın önündeki temel sınav, yalnızca fonları tasfiye etmek veya yatırımcılara ara ödeme yapmak değildir. Asıl sınav, siyasi bağlantı iddialarının üzerine gidilmesini sağlamak, denetim mekanizmalarının neden yetersiz kaldığını açıklamak ve bütün sorumluların hukuk önünde hesap vermesini temin etmektir.
Bu konuda muhalefete düşen görev ise bu dosyayı iktidarın oluşturduğu günlük siyasi polemiklerin ötesine taşıyarak somut belgeler, Meclis denetimi ve bağımsız soruşturma talepleriyle takip etmektir.
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, birkaç ismin görevden alınmasıyla kapanan bir dosya değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı; paranın, makamın ve siyasi yakınlığın hukuk karşısında ayrıcalık sağlamadığı şeffaf bir düzendir.
Bu nedenle fon vurgununun en önemli sorusu şudur: Yüz binlerce yatırımcının parasını ilgilendiren bu sistem çökerken kimler kazandı, kimler kaybetti ve bütün bunlar yaşanırken denetim mekanizmaları neden görevini zamanında yerine getiremedi?
Bu soruya bütün açıklığıyla yanıt verilmeden ve vurgun yapan AK Partililer’in tam listesi açıklanmadan Türkiye’de sermaye piyasalarına, ilgili kamu kurumlarına ve dolayısıyla devlete duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi asla mümkün olmayacaktır.
Bunun için:
1. Fon işlemleri ve şüpheli kazançlar bağımsız uzmanlar tarafından incelenmeli, bulgular kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
2. Siyasi görevde bulunan veya geçmişte bulunmuş kişilerin işlemleri hakkında iddialar, hiçbir ayrıcalık tanınmadan ve masumiyet karinesi korunarak araştırılmalıdır.
3. SPK ve ilgili kamu kurumlarının kriz öncesindeki kararları, uyarıları ve müdahaleleri denetlenmelidir.
4. TBMM bünyesinde bütün siyasi partilerin temsil edildiği, belge ve tanık inceleme yetkisi bulunan bir araştırma mekanizması kurulmalıdır.
5. Gazetecilerin ve kamu yararına araştırma yapan kişilerin hukuki güvenceleri korunmalıdır.
6. Küçük yatırımcıların zararlarının giderilmesi ile haksız kazançların geri alınması süreçleri şeffaf biçimde yürütülmelidir.
Eğer bunlar yapılmıyorsa, iktidarın açıklayamayacağı çok büyük çekinceler var demektir ve bunun hesabını seçim günü sandıkta sorulacaktır…

