Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Rifat Serdaroğlu: FON DOLANDIRICILIĞI VE KAYBOLANLAR

Sermaye piyasalarını sarsan ve portföy yönetim şirketleri/yatırım fonları üzerinden yürütülen

Sermaye piyasalarını sarsan ve portföy yönetim şirketleri/yatırım fonları üzerinden yürütülen son büyük “Fon Manipülasyonu ve Dolandırıcılığı” soruşturmasında;
SPK kararıyla işlemleri durdurulan ve tasfiyesine başlanan 130’un üzerindeki fonun toplam büyüklüğü 17-20 MİLYAR DOLAR olduğu belirtilmektedir.

Soruşturmaya konu portföy yönetim şirketlerinin kontrol ettiği varlıkların
40-50 Milyar Dolar, bu mekanizmayla fiyatı şişirilen hisse senetlerinin toplam piyasa değerinin ise, 120-150 Milyar Dolar bandında seyrettiği aktarılmaktadır.

Soruşturma kapsamındaki fonlarda doğrudan yatırımı kilitlenen ve mağduriyet yaşayan küçük yatırımcı sayısının 515 Bin ila 550 Bin kişi arasında olduğu açıklanmıştır.
Ayrıca bu hisselerin BIST 30/50 (Borsa İstanbul’da işlem gören en büyük ve en likit” alımı satımı kolay” şirketlerin hisselerini takip eden göstergeleridir)
endekslerine sokulması nedeniyle Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve karma endeks fonları üzerinden dolaylı olarak etki altında kalan milyonlarca tasarruf sahibi bulunmaktadır…

Şu gerçeği hiç kimse unutmamalıdır;
Türkiye’de, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denen TEK ADAM yönetimi var. Bu ülkede, CB Erdoğan’ın onaylamadığı hiçbir iş yapılmaz.
Böylesine büyük montanlı bir ekonomik olaydan CB Erdoğan’ın haberdar edilmemesi mümkün değildir!
Hele, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 10 AY ÖNCE manipülasyon var BİLİYORUZ diye basına bilgi verdiği bu vurgun için
CB Erdoğan’ı bilgilendirmemesi mümkün mü?

Ayrıca Fon yöneticilerinin ve hatırlı müşterilerinin Saray Danışmanları oldukları da eklenince, soygunun 10 aydır bilindiği halde neden durdurulmadığı da apaçık ortada.

Şu çirkin durumu da dikkatinize sunmak isterim;
Günlerdir tüm Türkiye ve Uluslararası Piyasalar bu soygunu konuşuyor!
CB Erdoğan bu konuda bir açıklamada bulundu mu?
PKK Narko-Terör Örgütünün Cani Elebaşısı için her gün konuşan Bahçeli, bu konuda tek kelime söylemedi.
AKP Genel Merkez yöneticileri, kapı-duvar.
AKP’li Bakan ve Milletvekilleri, ağızları var dilleri yok…

Nerede bunlar? Bir sonraki vurguna kadar kayboldular…

Sağlık ve başarı dileklerimle

22 Eylül 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Serdaroğlu: Bakanlığı tarikatlar yüzünden bıraktım | Independent Türkçe

HER ŞEYİMİZ NİYE BOZUK (1)

Salı günkü Nefes Gazetesinin manşeti böyle idi!
Bu sorunun yanıtını iki türlü yazmak mümkün. Biri bilimsel yanıt, diğeri doğrudan açık-net-çıplak yanıt. Bugün bilimselini yazalım da yarın halk diliyle yazacağımızın itibarı olsun!

Toplumsal yapıda ve kurumsal işleyişte gözlemlenen bu derin yozlaşma ve bozulma tek nedene değil, birbirini besleyen birkaç sacayağına dayanıyor.
Fon vurgunları, organize suç ağları ve sahte vatandaşlık çeteleri gibi yapılar, bu bozulmanın nedeni değil, kurumsal ve ahlaki aşınmanın kaçınılmaz sonuçlarıdır.

Bugünkü tabloya sürüklenmemizin temel dinamikleri şöyledir;
Kurumsal Denetimin ve Liyakatin Zayıflaması!
Devlet mekanizmasının en önemli sigortası; Bağımsız denetim, şeffaflık ve liyakat ilkeleri zedelendiğinde, çeteler-dolandırıcılar- irtica ve usulsüzlük odakları kendilerine alan bulur. Kurumların içinin boşaltılması, denetim organlarının kaldırılması veya pasifleştirilmesi, hukuk dışı yapıların cesaretlenmesine yol açar.

Hukuk Devletinin Zedelenmesi ve Cezasızlık Algısı!
Adalete olan güvenin sarsıldığı yerde suç “normal, kabul edilebilir” hale gelir. Bireyler veya organize gruplar “yaptığım yanıma kar kalır” anlayışına kapıldığında suç oranları ve yolsuzluklar çeşitlenir. Dürüst vatandaşların cezalandırıldığı, kuralları çiğneyenlerin ise ödüllendirildiği hissi yayılır.

Ahlaki ve Toplumsal Çürüme!
Ekonomik ve Siyasi krizler zamanla toplumsal dokuyu ve ahlaki değerleri bozar. Emek vermeden, kısa yoldan köşe dönme isteği normal karşılanmaya başlar. “Çalıyor ama çalışıyor” ya da “Herkes yapıyor” mantığı toplumsal vicdanı karartır.

Vatandaşlık ve Kamu Değerlerinin Aşağılanması!
Vatandaşlığın gayrimenkul veya para karşılığı alınıp satılabilen ticari bir mal haline getirilmesi, kamu kimliğinin ve devlet saygınlığının ulusal ve uluslararası düzeyde zedelenmesine neden olmuştur. Bu durum, küresel suç örgütlerinin, kara para aklayıcılarının Türkiye’yi bir sığınak olarak görmelerini sağlamıştır.

Cezasızlık ve Af Kültürü!

Sıkça çıkarılan mali aflar, imar afları ve ceza infaz düzenlemeleri, kural ihlalini kârlı hale getirmektedir.

Sözün Özü; Kurumların liyakat ve bağımsızlığını kaybettiği, hukukun üstünlüğünün yerini gücün ve ilişkilerin üstünlüğüne bıraktığı, toplumsal ahlakın ise hızlı zenginleşme hırsına yenik düştüğü bir ortamda, sistemin her noktasından arıza-patlak vermesi kaçınılmazdır. En fecisi de, siyasi iktidarın bunu anlayamayacak bir kafaya sahip olmasıdır…

Sağlık ve başarı dileklerimle

23 Eylül 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu, Sağlık Bakanlığı'ndan  istifasının perde arkasını anlattı - Son Dakika Söyleşi Haberleri |  Cumhuriyet

HER ŞEYİMİZ NİYE BOZUK (2)

Neye mi bozuk? Bizi bozmalarına izin verildi de ondan bozuk!
Siyasal İslamcıların, mensup olduğu partilerin tamamı “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olmaktan ya kapatılmış ya cezalandırılmıştır.
”Belediye Başkanlığı” döneminde zengin olmuşlar, demokrasiyi kendisinin ineceği yere kadar götürecek bir araç olarak görmüşler, hedeflerinde “Federe İslam Devleti” olan bir avuç hırsızın, Türk Milletinin ahlakını ve siyaset anlayışını bozmasına izin verildiği hatta bozana yardım edildiği için, her şeyimiz bozuk, bu biiirrr! ,

Atatürk’ün Saraydan alıp Türk Milletine verdiği egemenlik yetkisinin, yeniden saraya iadesine izin verildiği için bozuk, bu ikiii!

Doğru, namuslu, bilgili siyasetçilere bırakın sahip çıkmayı, haksız yere çamura sokup çıkardık, hakaret ettik, kıymet bilemedik.
Şimdi “Ah nerede o devlet adamları, nerede Demirel, nerede Ecevit” onlar bambaşka idi, dendiğini sıkça görüyoruz, duyuyoruz!
Devlet Adamı vasfındaki siyasetçilerimiz, kırılıp çekildiler, meydan siyaseti “Zenginleşme Aracı” gören modern hırsız yobazlara kaldı. Bu da üüççç!

2002 seçimlerinden önce, Siyaset Dünyasından, İş Aleminden, Basın Patronları ve çalışanlarından, İşçi Sendika ve Esnaf Dernekleri yöneticilerinden, sözde Sivil Toplum Kuruluşlarından, Akademi dünyasından kim ki;
“Ben Erdoğan’ın siyasi geçmişini, siyasi hedefini, Belediye Başkanı olmadan önceki mal varlığını, eğitimini, kafa yapısını, Atatürk’e-Türklüğe-Cumhuriyete-Türk Ordusuna bakışını bilmiyordum” derse o en büyük yalancıdır. Ve bu günümüzün baş sorumlularındandır!

AKP ve Erdoğan’dan ne bekliyordunuz ki? Kuş mu konduracaktı?
Erdoğan’ın üye olup, yönetim kademelerinde görev aldığı 4 Partinin 4’ü de Anayasa Mahkemesi tarafından “Laiklik Karşıtı Eylemlerin Odağı” olduğu gerekçesiyle kapatılmış, 5’nci partisi AKP’de aynı gerekçeyle “Hazine Yardımı Kesilmesi” cezasıyla mahkum edilmiş sabıkalı partilerdir.
İlk kapatılan MNP (Milli Nizam Partisi) 1971’de kapatıldı. Sonra MSP ve RP, en son FP (Fazilet Partisi) 2001 yılında kapatıldı. 31 yıl süren Cumhuriyet ve Laiklikle olan mücadelelerinden hiç vazgeçmediler! Vazgeçmezler!

Milli Görüş-İhvan-AKP çizgisi budur. Bunlar, demokrasinin hoşgörü ortamından yararlanıp, demokrasiyi yıkmak için görevlidirler.
Bunlar böyle de, sözde Türk Milletinin Siyasi Partileri olduğunu iddia edip, oy alan partiler nasıl? Hadi tek-tek irdeleyelim!

MHP; Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP’nin AKP’den bir farkı var mı? Üstüne üstlük Bahçeli; Milli Görüş-İhvan-AKP çizgisine PKK/Öcalan’ı ekledi! 20 Milyar Dolarlık FON SOYGUNUNDA Bahçeli veya bir MHP’linin itirazını duydunuz mu? Duyamazsınız…

CHP-YENİ Parti; Kılıçdaroğlu’nun tam bir SARAY elemanı olduğunu görmemek için hem kör hem sağır olmak gerek. Yeni Parti Gen Bşk Ö. Özel ise, “yumuşama-normalleşme” saçmalığıyla AKP’ye meşruiyet vererek, Yerel Seçimlerde Türk Milletinin partisini BİRİNCİ yapma onurunu, Erdoğan’ın ayaklarının altına attı.

ZAFER-İYİ Parti; İki Partinin Sayın Genel Başkanı da, siyasi hayatlarının başlangıçlarından beri MHP’lidir. Yıllarca Bahçeli’nin emrinde çalışmışlar, kişisel hesapları nedeniyle MHP’den ayrılıp veya atılıp, Meral Akşener’in emrinde uslu-uslu siyaset yapmışlardır. İki Genel Başkanları da yani
Bahçeli ve Akşener de Saray Elemanı olmuştur.

“HERŞEYİMİZ NİYE BOZUK” diye soruyorsunuz ya! Nasıl bozulmasın ki?
Esas soru, “Nasıl Düzelecek” olmalı?

Bunlarla olmaz. İster tek-tek, ister hepsi birleşsin yine olmaz!
Bugüne kadar ne yaptılar ki, bundan sonra ne yapacaklar?

Nasıl olacak diye soruyorsunuz, değil mi?
Önce mevcutlarla olmayacağını kabulleneceksiniz. Boş insanların peşini bırakacaksınız. Sonra konuşacağız. Kimlerle? Atatürk’ün gerçek askerleriyle!

Sağlık ve başarı dileklerimle

24 Eylül 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı