Bunun nedenlerine geçmeden önce yasal prosedüre tekrar göz atmakta yarar görüyorum;
Seçimlerin yenilenmesine yani erken bir genel seçim yapılmasına iki farklı organ karar verebilir.
Bunlardan ilki Cumhurbaşkanı’dır. Eğer ki Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verirse, bu karar Resmî Gazete’de yayımlanır. Bu durumda seçim, kararın yayımlanmasından sonraki 60. günü takip eden ilk pazar günü yapılır.
Diğeri ise TBMM’dir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu olan en az 360 milletvekili ile) seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Meclis, bu kararı alırken seçimin yapılacağı tarihi de kendisi belirler.
İkinci ihtimal çok zayıftır ve seçimlerin yapılması kararı kesinlikle Cumhurbaşkanı tarafından verilecektir. Tabii ki her zaman olduğu gibi yine usulen Sn. Bahçeli’nin danışıklı önerisi ile!..
Gelelim seçimin apar topar yapılacak olma nedenlerine;
Birinci neden: İktidar muhalefeti hiç bu kadar kolay gafil avlamamıştı. Öncelikli neden budur.
İkinci neden: Ülkede ABD ile birlikte geçici bir iyilik hali yaratma planıdır. ABD Başkanı Trump’ın katılımıyla Temmuz ayında Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesi bu manada çok önemlidir! Zira zirve tam bir şov havasında geçecek, iktidara ulusal ve uluslararası şekli bir güç yüklemesi yapılacak ve bu vesileyle toplumun her kesimi üzerinde ciddi bir algı yönetimi oluşturulacaktır. Zirve sonrası ülkemizi ilgilendiren önemli açıklamalar yapılacak ve burada en dikkat çekici husus ise Türkiye’ye verilecek olan yüklü ekonomik yardım olacaktır. Bir süre sahte cennet hayali yaratacak olan bu açıklamalar ve alınan ekonomik destek iktidara derin bir nefes aldıracak, ardından faizler bir anda düşürülecek, enflasyon artışı ve pahalılık otomatik olarak duraklama evresine girecek, memur ve emekli aylıklarına yüklü bir zam yapılacak ve dolayısıyla iç piyasa geçici de olsa hareketlenecektir.
Toplum iyice rehavete girdiği an anayasa değişikliği ve genel af gündeme gelecek, kritik maddelerde yapılacak değişiklikle APO/PKK/DEM yaptırımları ile iktidarın geleceği garanti altına alınmış olacaktır.
Ekonomik iyilik ve toplumsal rehavet hali uzun süre sürdürülebilir değildir. Bu yüzden Devlet Bahçeli’nin danışıklı önerisinin hemen ardından Cumhurbaşkanı tarafından Eylül ayında baskın bir seçim kararı açıklanabilir.
Bu demektir ki; kararın yayımlanmasından sonraki 60. günü takip eden ilk pazar yani Kasım 2026 içinde baskın bir seçim vardır…
Başta ana muhalefet olmak üzere muhalif partiler hesabı buna göre yapmak zorundadırlar.
Her türlü dedikodu, çekişme, koltuk kavgası, düşmanlık bir kenara bırakılarak tek bir gün dahi kaybetmeden karşı cephede; siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve toplum kanaat önderlerinden oluşan milli bir ittifak kurulmalı ve acilen faaliyete geçirilmelidir.
Bu ittifaka karşı olan ve iştirak etmeyen her kim varsa iktidarın değirmenine su taşıyan bir işbirlikçidir ve tarih onları affetmeyecektir!
Bu gidişatı çok önceden görmüş ve tüm parti genel başkanlarını bizzatı arayarak bu minvalde birlik beraberlik teklifinde bulunmuştum. Bunu buradan bir kez daha yineliyorum!
Bizler hazırız ve aranmayı bekliyoruz..!
Dr. Vecdet Öz
Adalet Partisi
Genel Başkanı
