Yazının konusu olan Antalya Başsavcılığının, “Özgür Özel rüşvet aldı” iddialarına hukuka olan saygım ve Masumiyet Karinesi gereği yorum yapmam. Yargı bu davada karar verdiğinde elbette ki gerçekleri yazarız.
Fakat bazı sorularımız var. Kime soracağız bunları? Kime olacak?
Adalet Bakanı Akın Gürlek’e…
Daha önce, defalarca ifade değiştiren Muhittin Böcek son olarak;
“Ben, Özgür Özel’in isteğiyle 950 Bin Avroyu, Ferdi Zeyrek’e verdim. Yine Özel’in talimatıyla 1 Milyon Avro’yu Veli Akbaba’ya verdim. Ayrıca 200 Bin Avro da Özel’e elden verdim” demiş…
Şu sorular Böcek’e soruldu mu, sorulduysa ne yanıt alındı?
*Bu ifadeniz, son kararınız mı? (Evet)
*2 Milyon 150 Bin Avro verilirken, gören-duyan-tanık olan var mı? (Yok)
*Ferdi Zeyrek’in ifadesi alındı mı? (Vefat etmişti)
*Parayı nereden tedarik ettiniz? (Hatırlamıyorum. Eşten-dosttan olabilir!)
Halkın filozofu Bergamus der ki; Yargı istesin, sizi, sevdiğinize yazdığınız aşk mektubundan bile suç çıkartıp tutuklayabilir…
Sayın Adalet Bakanı, siz aynı zamanda HSK (Hakimler Savcılar Kurulu) Başkanısınız, yani çok güçlüsünüz. Ben size, delilli-belgeli-TBMM zabıtlarına geçmiş bir rüşvet olayını anlatacağım. Sizdeki yürek ve meslek aşkı AKP’nin eski Adalet Bakanlarında olmadığı için olayın üstüne gidemediler. Siz bunu başarırsınız. Göreyim sizi, genç Bakan!
26 Nisan 2012 de, TBMM’ye sanki bomba düşmüş gibi oldu.
Suudi Arabistan Şeyhlerinden birinin, Bilal Erdoğan’ın Vakıfbank’ta ki hesabına 100 MİLYON DOLAR gönderdiğinin belgeleri açıklandı. Açıklayan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu idi.
Dönemin Başbakanı Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan gönderilen parayı inkar etmediler. “Vakfımıza, karşılıksız bağış yaptılar”, dediler. Vakfın adı o zaman İSEGEV idi. Bilal Erdoğan’ın resmiyette bu vakıfla ilgisi yoktu. Vakfın adı TÜRGEV olarak değiştirildi ve yönetimine Bilal Erdoğan getirildi.
Arap Şeyhinin 100 Milyon Doları, Bilal’in lepiska saçlarına hayran olduğu için göndermediği, İBB’den talep ettiği bir İMAR DEĞİŞİKLİĞİ için gönderdiği bir RÜŞVET olduğu meydana çıktı. Bir ara paranın geri gönderildiği söylendi ama, belge gösterilmedi…
Sayın Bakan, her türlü belge mevcut. Sarayın yeni sakini Kılıçdaroğlu’nda da var.
Bu basit RÜŞVET olayını çözün, sırada bir Başsavcının EMLAK KRALI olmasını, bir “PÜF” diyerek tapuları buharlaştırma yeteneğine nasıl sahip olduğunu açıklayıp, size yeni bir dosya vereceğim.
Hadi kalın sağlıcakla…
Sağlık ve başarı dileklerimle
06 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

RADİKAL DİNCİ SİYASETÇİLER
(Yazı, konusu gereği biraz uzun oldu. Ama yarınlarda bizleri nelerin beklediğini anlamak için mutlaka okumalısınız. Takdir sizin.)
AKP Genel Başkanı Erdoğan “Radikal Dinci Siyasetçi” tipine tam uyan bir particidir! Siyasetçi ve Devlet Adamı değil, sadece particidir.
Radikal Dinci Siyasetçi asla değişmez. 20 yaşında ne ise 40 yaşında da,
50 yaşında da, 72 yaşında da aynıdır. İster gömlek değiştirdim” desin, isterse pantolon değiştirsin, hiç fark etmez.
“Emir Komuta Merkezinin” çizdiği çerçevede hareket ederler.
20 yaşında “Humeyni’yi” rehber kabul eder, 40 yaşında Gülbettin Hikmetyar’ı Lider, 72 yaşında Bebek Katilini Önder kabul ederler.
Bunlar asla demokrat olamaz çünkü biat kültürüne inanır, tartışma-sorgulama-danışma gibi karşı fikre saygıdan yoksundurlar.
Böyle bir anlayışın tek başına Türk Devleti gibi bir Cihan Devletini yönetmesinin devletimizi ve vatanımızı ne hale getirdiğini son 24 senede hepimiz gördük.
Türk Milleti olarak “ÜLKE KADERİNE EL KOYMADIĞIMIZ MÜDDETÇE” bu sürecin nereye doğru evrileceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok. ABD Ankara Büyükelçisi Pedofil Barrack denen hadsiz adamın konuşmalarını dinlemek yeter.
Sizlerle 1980’li yıllara gidip “TÜRKİYE HİZBULLAHİ” cinayet çetesinin nasıl kurulduğunu, ve ülkemizin çok değerli insanlarını nasıl öldürdüklerin, kısaca konuşalım!
Humeyni, yönetimi eline alıp İran’da on binlerce insanı öldürdükten sonra
Sawama-Vevak-Sipah-Kudüs Kuvvetleri isimli istihbarat örgütlerine ilk talimatı verdi; “Devrimi tüm dünyaya ihraç edeceksiniz. Öncelikle de Türkiye’ye!”
Türkiye İmamı olarak da Ali Ekber Mehdipur adlı Mollayı tayin etti.
1980 yılı başında, Mehdipur’un talimatıyla Akıncılar denen gençler İKO’yu kurdular. (İstanbul Kültür Ocağı- gerçekte İslam Kurtuluş Ordusu)
Akıncılar, Tebliğ (Bilinçlendirme), Cemaatleşme (Örgütlenme) aşamalarını geçerek SAVAŞ dönemini başlattılar. Kamuoyunu alt üst eden suikastlar dönemi böyle başladı..
9 Nisan 1980 de İstanbul-Çeliktepe’de Akıncı gençlerden Münir Kaya öldürüldü. Onun cenazesinden dönüşte yine Akıncılardan Mustafa Gencol ile Necip Kural öldürüldü. Necip Kural’ın Küçükçeşme’deki cenazesinde,
MSP (Milli Selamet Partisi İstanbul İl Gençlik Kolu Başkanı R.T Erdoğan bir konuşma yaptı. Akıncılar dönüşte, Askerlerle çatıştılar! İçlerinde Erdoğan’ın da olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı, tutuklandı.
Mehdipur’un emriyle Akıncılardan çok sayıda genç İran’a Kum Kentine eğitim için gönderildi. Bomba-Suikast-Silah eğitimi aldılar, döndüler.
Bunlar, İran Diplomat Pasaportu taşıyan usta katillerle ve Batman’ı merkez alan Kürt Hizbullahiler ile birleşerek çeşitli suikastlar işlediler. İranlılar bunlara “Ameliyatçı” adını taktılar ve yüzlerce insanı öldürdüler.
31 Ocak 1990’da MUAMMER AKSOY’U tabanca ile öldürdüler (Kudüs Kuvvetleri-Ferhan Özmen cinayeti işledi)
7 Mart 1990’da ÇETİN EMEÇ ve SİNAN ERCAN’ı, tabanca ile öldürdüler. (İslami Hareket Örgütü-Kudüs Kuvvetleri
4 Eylül 1990’da TURAN DURSUN’U sokakta 7 kurşunla öldürdüler. (İslami
Hareket Ordusu- Kudüs Kuvvetleri)
6 Ekim 1990’da BAHRİYE ÜÇOK, Bubi tuzaklı kitap arası C4 bombayla parçalanarak öldü. (Kudüs Kuvvetleri-Ferhan Özmen)
24 Ocak 1993’te UĞUR MUMCU otomobiline konan C4 bombası ile öldürüldü. (Kudüs Kuv-Ferhan Özmen-Necdet Yüksel-Oğuz Demir)
21 Ekim 1999 AHMET TANER KIŞLALI otosuna konan bomba ile öldürüldü.
(Kudüs Kuv.-Ferhan Özmen-Necdet Yüksel-Oğuz Demir-Rüştü Aytufan)
24 Ocak 2001 GAFFAR OKKAN ve 5 POLİS pusuda öldürüldüler.
Rahmetli Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın kafasında 7, bedeninde 10 mermi vardı. (Kürt Hizbullahiler öldürdüler.)
Türk Emniyeti, insanüstü gayretle çalışarak İran destekli bu örgütü çökertti.
Sağ yakalananlar yargılandı. Hepsi suçlarını itiraf ettiler. Örgüt evlerinin bahçelerine, bodrumlarına, öldürüp gömdükleri yüzlerce ceset çıkarıldı. Hepsi, Ağırlaştırılmış Ömür Boyu Hapse mahkum edildiler.
Bugün, Cezaevlerinde BİR TANE bile Hizbullahi katil kalmadı. Tıpkı, 35 canımızı yakarak öldüren Madımak katilleri gibi..
AKP, kırk türlü oyunla, yeniden yargılama yapıp bir kısmını serbest bıraktı.
Bazılarını CB Erdoğan, sözde sağlık gerekçesiyle affetti. Erdoğan, çoğunu AKP’li dava arkadaşlarının (!) savunmalarını üstlendiği, bir kısmını tanıdığı dostlarını ödüllendirmek için Hizbullah’ın siyasi kanadı olan HÜDA-PAR adlı hainler topluluğunu TBMM’ye soktu ve Cumhur İttifakına ortak aldı.
Katiller sürüsü toprak üstünde sefa ve keyif sürerken, herbiri Atatürk’ün Askeri olan mükemmel insanlarımız toprak altında yatıyor. Bir kısım dürüst insan da boş yere zindanda çürüyor. Vatan Sağ olsun!
Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Haziran 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
