1. Haberler
  2. KÖŞE YAZISI
  3. SİYASİ PARTİ İDEOLOJİSİNİ KAYBEDİNCE ÇIKAR BİRLİKTELİĞİNE DÖNÜŞÜR

SİYASİ PARTİ İDEOLOJİSİNİ KAYBEDİNCE ÇIKAR BİRLİKTELİĞİNE DÖNÜŞÜR

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

Bir siyasi parti ideolojisini, yani “neden varım, neyi savunuyorum, hangi değerler ve ilkeler için iktidar olmak istiyorum” nedenselliğini kaybettiğinde geriye üç şey kalır; güç, kaynak ve kadrolaşma. İdeoloji ise bunları sınırlayan ve yönlendiren çerçevedir. O çerçeve gidince parti doğal olarak çıkar maksimizasyonu yapan bir organizasyona dönüşür. Ortak değer kaybolur ve kişisel çıkarlar öne çıkar.

İdeoloji; parti içindeki insanlara nelerin yapılıp, nelerin yapılamayacağını söyler. Bu sınır kalkınca sadakat; ideolojiye, ilkeler ve değerler manzumesine değil, lidere olur. Lidere sadakat ise rant ve makamla ödüllendirilir. Bu, çeteleşmenin temel psikolojisidir.

İktidar amaç olmaktan çıkıp, tek hedef olur. İdeolojik partiler için iktidar olmak hizmet için araçtır. İdeolojisini kaybeden partiler içinse iktidar olmak amaçtır. Partidekiler zoru görünce istifa edip karşı tarafa geçerler. Çünkü ideolojik bir derinlik ve bağlılıkları yoktur. Çünkü ahbap-çavuş ilişkisi ile aday yapılmışlardır.

Atatürk’ü Seçim Malzemesi Yaptılar

Bir siyasi parti ideolojisini kaybetti mi; çıkar birlikteliği haline gelmeye başlar. Sıkıyı görünce bu birliktelikten ayrılarak başka bir çıkar birlikteliğine doğru yol alır. Bunun için her şey yapılır; ideolojiden vazgeçilir, hatta partinin kurucu ideolojisine ihanet bile edilir. Bu noktadan sonra ideoloji ihlali; “taktik” olur, “kitle partisiyiz” ve “geniş halk kesimlerini kucaklamalıyız” olur, yolsuzluk ise iktidara gelmek için “zorunluluk” veya “siyasetin finansmanı” sayılır.  Çünkü artık “kazanmak” dışında bir referans yoktur. Liyakat çöker, lidere sadakat yükselir, eleştirenler ve biat etmeyen niteliktekiler hain ilan edilir.

Bir siyasi parti ideolojisinden bir anda değil, belirli eşikleri geçtikten sonra, yavaş yavaş uzaklaşmaya başlar. İktidar olmak ideolojinin önüne geçtiğinde, parti için denklemde “Ne yaparsak kazanırız?” sorusu, “Neyi savunuyoruz?” sorusunun önüne geçer. İdeoloji artık yol gösterici değil, seçim malzemesi olur. Bugün ne yazık ki Atatürk, sadece seçim malzemesi haline gelmiş durumda.

Bugün yeni bir siyaset anlayışına, adil, şeffaf ve katılımcı Türkiye için yeni bir siyasi yol haritasına ihtiyacımız var. Ülkemiz zengin tarihine, dinamik toplumuna ve güçlü potansiyeline rağmen yıllardır siyasetteki yozlaşma, güvensizlik ve çıkar çatışmaları ile mücadele etmektedir. Günümüzde siyaset yalnızca iktidar odaklı bir araç olmaktan çıkıp, halkın gerçek ihtiyaçlarına yanıt veren, adil, şeffaf ve katılımcı bir sistemin temeli olmalıdır.

Negatif Seçilim

Bugün Türkiye’de siyaset çok ama çok kirlidir. Bu kirliliğe muhalefet de dahildir. Tabii ki herkes böyle değil, iyi örnekler de var ama oldukça azınlıkta kalıyor. Çünkü; bu alanda evrimin “pozitif seçilim” kuralı çalışmıyor. Şartlar, siyaset arenasında “negatif seçilimi” yani her geçen gün daha niteliksiz, daha ilkesiz ve etik değerleri daha şüpheli insanlarımızı bu alana çekiyor ve iyi örneklerin yaşama sansı neredeyse hiç kalmıyor.

Bulunduğum ortamlarda çoğu kez şahit oldum; insanlar karşısındakini kimi zaman açıkça, kimi zaman da imalı olarak siyasetten anlamamakla suçluyor ve kendisinin siyaseti çok iyi bildiğini iddia ediyor. “Peki, nedir bu senin çok iyi bildiğin de benim bilemediğim?” şeklinde bir soruyla muhatap olduklarında da doğru dürüst bir cevap bile alınamıyor.

Nasıl desinler ki; “siyaset yalan, dolan, dalkavukluk, inandığın doğruları açıkça söylememek, arkadan konuşmak ve madrabazlık yapmaktır” diye! Siyaset yapmak ve toplumun bir adım önüne çıkabilmek için evvela hesap verebilir bir geçmişe sahip olmak gerekir diye düşünüyorum.  Fakat sadece bu yetmez. Nitelikli, öğretimli, eğitimli olmak, üretken olmak, öngörü ve vizyon sahibi olmak, yurtsever, enerjik, özverili olmak ve evrensel etik değerleri içselleştirmiş olmak da gereklidir siyasetçiler için. Ama ne gezer!

Yeni Bir Siyaset Anlayışına İhtiyacımız Var

Ülkemizde siyaset; yolsuzluğun, uğursuzluğun, nitelikli olmamanın, ihale peşinde koşmanın, ticaretin, rantın ve kişisel çıkarlar için tarihine, kahramanlarına, kurucu ideolojisine ve ülkesine ihanetin odağı olmuş durumdadır. Siyasetle uğraşmak ve ülkenize hizmet mi etmek istiyorsunuz? Ne kadar nitelikli ve ilkeli olduğunuzun hiç önemi yok.  “Kimlerdensin, kime yakınsın, hangi mezhepten ve tarikattansın, kimlerle beraber hareket ediyorsun, kimlerle ahbap-çavuş ilişkisi içindesin ve bize ne vereceksin?” Ne yazık ki artık bunlar önemli! Yerel yönetimlerde görev alabilmek ve aday olabilmek için bu kavga niye sanıyorsunuz? Bu bir hizmet yarışı olabilir mi?

Türkiye’de yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var. Bu anlayış; temiz siyaset, toplumsal katılım ve hesap verebilirlik üzerine inşa edilmiş olmalıdır. “Siyaset” insan da dahil, tüm canlı ve cansız varlıkların refah ve mutlulukları ile ilgili karar alma süreçlerini, “politika” ise o süreçlerin çeşitli uygulanma yollarını ifade ederken, toplumumuzda bu kavramlar giderek farklı anlamlara evrildi.

Buna sebep olan ise “siyasetin finansmanı” olarak adlandırılan, normal olarak bütünüyle şeffaf olması gereken sürecin, ticari işlemlere özgü örtülü bir biçimde yürütülür hale getirilmesi ve zamanla bunun halk tarafından da “normal” bir durum gibi kabul edilmesi oldu.

Siyaset, Zenginleşme Aracı Olamaz!

Gelinen noktada siyaset; artık bir yatırım ve geri ödeme süreci halindedir. “Ticaret benzeri” bu sürecin doğal sonuçlarından biri de, doğan ticari zararların halk tarafından ekonomik zorluklar içinde ödenmesi, fakat kârın çok az sayıda iç ve dış paydaş tarafından bölüşülmesidir. Gelir dağılımı bozukluğunun başlıca nedeni de budur. Bu yolla refah ve mutluluk, hatta beka hedefleri bir yana, insanlık ailesinin saygın bir üyesi olarak kabulümüz dahi mümkün görünmüyor.

Bu, sürdürülebilir bir durum değildir. Saygın bir kurum olması gereken siyaset, bir zenginleşme ve haksız değer aktarım süreci olarak devam edemez. Bu kötü tablo siyaset alanında bir dönüşümü, yani yeni bir siyaset anlayışını zorunlu kılıyor. Bu noktada iki başlık olağanüstü önem taşıyor:

1. Kirli Çıkar Çatışmalarını Ortadan Kaldırmak;

Bugüne kadar, kirli çıkar çatışmaları, siyasetin güvenilirliğini zedeleyen temel unsurlardan biri olmuştur. Yeni siyaset anlayışı bu yapısal problemi çözmek zorundadır.

Kirli çıkar çatışması; bir kişi veya kuruluşun mali veya başka türlü birden fazla çıkara dahil olduğu ve bir çıkara hizmet etmenin diğerine karşı davranmayı gerektirebileceği bir durumdur. Yani bir kişi ülkesinde hem turizm bakanı hem turizm işletmeleri sahibi, hem eğitim bakanı hem eğitim kurumları sahibi, hem sağlık bakanı hem de özel hastaneler sahibi olamaz.  Bu durum çağdaş ülkelerde ahlaki olarak görülmez. Bizde de görülmemelidir.

2.Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik;

Siyaset halkın iradesiyle şekillenir; bu nedenle tüm kararlar, uygulamalar ve harcamalar halka açık olmalıdır. Bütçe harcamaları, ihale süreçleri ve kamu projeleri; dijital platformlar üzerinden, anlık olarak halkın erişimine açık olmalıdır.

Siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansman kaynakları her yıl bağımsız denetimden geçirilmeli ve kamuya açık olmalıdır.

Sonuç olarak; yeni siyasetin anayasası denilebilecek şu ilkeler, siyasete girenler tarafından yazılı olarak taahhüt edilmelidir:

SİYASETÇİLER İÇİN ETİK TAAHHÜTNAME

1. Siyasetin öznesi olarak, tüm canlı ve cansızlardan oluşan bağlantılı bütünü görüp, tüm karar ve eylemlerimi buna göre yapacağım.

      2. Erdemli davranışların önündeki engel olabilen “bir daha seçilmemek” açmazını dikkate almayacağım.  

      3. Her yıl akçalı işlerimi bağımsız bir denetleme kurumuna denetletip, sonuçlarını yaygın biçimde ilan edeceğim.

      4. Kirli çıkar çatışmasına neden olabilecek ikinci bir iş yapmayacağım.

      5. Şahsıma da avantaj sağlayabilecek özlük hakları değişikliklerinin bir dönem sonra yürürlüğe girmesi yönünde teklif getireceğim.

      6. Hakkımda yapılabilecek araştırmaları etkileyebilecek konumda bulunduğum takdirde yürütme görevimden istifa edeceğim.

      7. Tüm yolsuzluk araştırmalarına kabul oyu vereceğim.

      8. Siyasi faaliyetler dışında dokunulmazlık olanaklarından yararlanmayacağım, kendimle ilgili böyle bir talep olması halinde bu yönde oy kullanacağım.

      9. Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlık gibi görevlere seçilmem ya da atanmam hallerinde, tüm ülke için kullanımı gereken makam imkânlarını tekrar seçilme şansımı artırma amacıyla belirli yörelere veya halk kesimlerine ayrıcalık sağlayacak şekilde kullanmayacağım.

      10. Anayasa ya da yasalarda herhangi bir nedenle doğmuş olabilecek boşluklardan veya kavram ve terimlerdeki tanım eksikliklerinden yararlanarak açık kamu yararı dışındaki amaçlar doğrultusunda hareket etmeyeceğim.

      11. Yönetimim altındaki kurum ve kişilerin olası yolsuzluk iddiaları nedeniyle soruşturmaları gerektiğinde kategorik olarak izin vereceğim.

      12. Partizanlık olarak adlandırılan ayrımcılığı en ağır suçlardan sayacağım.

      13. Dini, siyasi, ideolojik tercihlerimi hiçbir şekilde ve hiçbir yerde, Anayasa hükümleriyle çevrelenmiş görevlerime karıştırmayacağım.

      14. Örtülü ödenek kaynaklarını kişisel amaçlarım için kullanmayacağım ve harcamaların kayıtlarını ana muhalefet partisi liderine periyodik olarak açıklayacağım.

        Bunları yapacağımı taahhüt ediyor ve namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum.

        Türker Ertürk

        0
        mutlu
        Mutlu
        0
        _zg_n
        Üzgün
        0
        sinirli
        Sinirli
        0
        _a_rm_
        Şaşırmış
        SİYASİ PARTİ İDEOLOJİSİNİ KAYBEDİNCE ÇIKAR BİRLİKTELİĞİNE DÖNÜŞÜR
        + -

        Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

        Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
        Bizi Takip Edin