Bu vesileyle kendisiyle olan ve geçmişte yerine getirmekten onur duyduğum resmi bir hatıramı paylaşmak istiyorum..
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 90’lı yıllarda bugünden farklı olarak sadece kendi kısıtlı iç ticaretine bağımlı, Türkiye dahil hiçbir ülkeyle ticareti olmayan ve tamamen T.C. tarafından gönderilen yardımlara muhtaç bir ülkeydi.
Bu durum merhum Süleyman Demirel 16 Mayıs 1993 günü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 9. Cumhurbaşkanı seçilene dek sürdü!
Demirel göreve geldiği gün ilk icraatı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti ilişkilerine el atmak oldu ve derhal her iki ülke arasındaki ihmal edilmiş ilişkilerin en üst düzeye çıkarılması talimatını verdi.
Bunun için acilen bir ortaklık konseyi kuruldu ve bu konseyde görev yapmak üzere her iki ülkeyi temsilen birer heyet tanzim edildi.
O tarihte Sağlık Bakanlığı Müsteşar yardımcısı olarak görev yapmaktaydım ve ikinci ek görevle bu heyete tayin edildiğimi öğrendim.
Uzun süren çalışmalarımızın ardından KKTC Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş ve 9. Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel’e yapılması gereken çalışmalar hakkında birer konsey raporu sunduk. Bu rapordaki en önemli husus, bundan böyle ikili ilişkileri yürütmek üzere sürekli faaliyet gösterecek olan bir Kıbrıs masasının kurulmasıydı.
Rapordaki önerilerin tamamı kabul edildi ve Kıbrıs masasının kurulması da onaylandı.
TC ve KKTC’de faaliyet sürdürecek olan Kıbrıs masasının başına şahsımın atanması uygun görüldü. Sağlık Bakanlığı’ndaki görevime ek olarak yıllarca bu görevi deruhte ettim. TC-KKTC ilişkileri sonunda arzulanan seviyeye erişti.
Bu görevde göstermiş olduğum başarı nedeniyle merhum Denktaş tarafından KKTC Meclisi’ne KKTC vatandaşı yapılmam konusunda bir teklif sunuldu. Yapılan ilk oturumda vatandaşlığım meclis tarafından oy birliğiyle kabul edildi ve KKTC vatandaşı oldum.
Yıllardır bir KKTC vatandaşı olarak görev yapmış olmanın ve her şeyden önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucusu, milli kahraman, büyük lider merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la birlikte çalışmış olmanın mutluluğu ve onurunu yaşıyorum.
Bu görevim bana şunu öğretmiştir ki; KKTC, Akdeniz’e hakim bir uçak gemisidir. Bu gemiye sahip olan Akdeniz’e hakim olur. Kıbrıs’tan taviz veren bu haklardan taviz vermiş olur. Böylesi bir taviz ise vatana ihanete eşdeğerdir. KKTC; askeri mücadele ile yüzlerce şehit kanı akıtılarak alınmış bir Türk Vatan toprağıdır, asla müzakere edilemez.
Her iki Cumhurbaşkanımızı da rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum…
Allah mekanlarını cennet eylesin, ruhları şad olsun.
Dr. Vecdet Öz

















