1. Haberler
  2. KÖŞE YAZISI
  3. Yıldırım KOÇ yazdı: AYA DÖRT ŞERİTLİ YOL VE KULAKTAN DOLMA BİLGİ

Yıldırım KOÇ yazdı: AYA DÖRT ŞERİTLİ YOL VE KULAKTAN DOLMA BİLGİ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

Halkımız çok uyanıktır. Şeytana pabucu ters de giydirir, “hızla büyük paralar kazanacaksınız” tezgahına gelerek, Çiftlik Bank kurucusu Tosuncuk’a ve benzeri uyanıklara epey para da kaptırır. Halkımız çok gerçekçidir, olmayacak duaya amin demez; ama gerçekdışı büyük vaatlerin çekiciliğine de dayanamaz. Halkımız kolay kolay çürük tahtaya basmaz, ama güvendiği bir kişi, aya dört şeritli yol yapacağını söylediğinde inanabilir. Halkımız, kulaktan dolma bilgiyle her konuda uzmanlık yapabilir. Halkımızın önyargılarını değiştirmek, atomu parçalamaktan daha zordur.

Halkımızın genelinde gördüğümüz bu özellikler, özellikle kendisini solcu olarak tanımlayan kişiler arasında iyice belirgindir.

Kendisini solcu kabul eden kişilerin epeyce bir bölümü, vahiy yoluyla her türlü bilgiye eriştiğini düşünür ve herkese öğretmenlik yapmayı doğal bir hak kabul eder. Tarikat mensuplarının şeyhlerine bağlılığı bilinir. Tarikat müridinin şeyhinin söylediklerini sorgulama hakkı yoktur; böyle bir şeyi düşünemez bile. Bazı solcular da aynı durumdadır. Solculuk esasında sorgulamak, dünyayı kavramak, bilime inanmak, somut şartların somut tahlilini yapmaktır. Ama bazı solcularımız, güvendikleri kişilerin söylediklerini sorgulamadan onaylar ve savunur, “bunu söylüyorsa, mutlaka bir bildiği vardır” der. Bazı solcuların önyargılarını değiştirmek, gerçekten atomu parçalamaktan, tarikat müritlerinin şeyhlerini sorgulamasından çok daha zordur.

Bir de cahilliğin getirdiği cesaret var. “Cahillik ne güzel şey, be; herşeyi biliyorsun,” deriz.

Cahil oldun mu, hele hele cahil olduğunun farkında olmadın mı, öğrenmek diye bir derdin, sıkıntın, çaban yok; çünkü sen her şeyi biliyorsun.

Halbuki öğrenmeye çalışan kişi için boğaz dokuz boğumdur; bir laf ederken, dokuz kere, hatta kırk kere düşünmek gerekir. Tabii eğer mahcup olma gibi bir derdiniz varsa; mahcup olma yeteneğinizi yitirmemişseniz. Çok savunulan “özeleştiri yapma” veya günlük ifadeyse, “özür dileme” gibi bir alışkanlık da genellikle yoktur.

Mahcup olma derdinden kurtulmuşsanız, ar damarınız çatlamışsa, yüzünüzün kızarma özelliği kaybolmuşsa, her şeyi bilmeye ve anlatmaya devam edersiniz. Sizin gibi düşünmeyenleri de suçlarsınız.

Bunlar, Sovyetler Birliği’nin 1945-1946 yıllarındaki taleplerine ilişkin yazılarıma yapılan bazı yorumlardan sonra aklıma gelenler.

Sovyetler’in bu konulardaki taleplerini o dönemin en önemli komünistlerinin güvenilir anılarından aktarmalarla, çeşitli diğer belgelerle kanıtladım. Bu konuda bazı kişiler yazılarımın altlarına şu “yorumları” (!) ekledi. İbreti alem için de bunları silmedim. (Yazım hatalarını düzeltmeden aynen aktarıyorum.)

Vatandaşın biri şunları yazmış:

“Türkiye nin NATO’ya girmesini, anti kominist mv carthci asılsız dedikodularla meşrulaştıramayacaksınız. Şurda Dimitrov a atfedilen sözleri Ancak 80 öncesi bir Faşist anti komünist kafa kendini Dimitrov yerine koyarak söyleyebilir. Anlaşılan NATO’ya girmemize karşı olmadığınız gibi Bugün Türkiye de Tam Bağımsız Türkiye NATO’ya Hayır diyen Sosyalist ve Kominist lere de karşısınız. Türkeş ın NATO’ya Cento’ ya bağlıyız dediği gibi NATO’ya bağlısınız açıkça ifade etmeseniz de Bravo!!”

Bir başka kişi de şunları söylemiş: “45 lerde İnönünün Amerikanın mandasını kabul etmesiyle bu tür şeyler olmuştur, deyilse Leninin savaşsız verdiği topraklar niye istensin.”

Bir başka kişinin yorumu da şöyle:

“Sayın Koç, amacınızı anlamakta zorlanıyorum ama yaptığınız ABD uyduculuğuna talip olmak demek olan İnönücülüğün aklanmasıdır! Bunu yaparken yaşanmış olan gerçekleri tahrif ve tahrip ediyorsunuz. Sovyetlerin Türkiye’den toprak talebi olmamıştır. Resmî olarak böyle yapılmış bir istek bulunmamaktadır. Boğazlara ilişkin ise Montrö anlaşmasında geçişlerin birlikte denetlenmesi yönünde talepleri olmuştur. Bu taleplerde de son derece haklıdırlar çünkü savaş sırasında Montrö’ye aykırı olarak ticaret gemisi görüntüsü verilmiş Alman savaş gemileri boğazlarda cirit atmış ve 1944 yılında müttefiklerin yoğun talepleri sonucu Kassel adlı gemide yapılan denetimlerde de bu kanıtlanmış ve kayıtlara geçmiştir. Şayet Stalin’in Kars ve Ardahan’da gözü olsa buraları işgal etmesini engelleyecek güç o dönemde var mıydı? Nato’ya 7 yıl sonra girdik. Tevfik Rüştü Aras Anılarında bunu teyit etmiştir. ‘Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.’ Bizi şaşırtmayın Sayın Koç! İhtiyacımız olan gerçekler!”

Bir başka yorumcunun katkısı da şöyle: “Zamanında cok saydigim ve sevdigim bir tarihciye bu konular hakkında elinizde belge varmi diye sormuştum.. oda bu tür gazete sayfalarını ve gazeteleri örnek vermisti..bunların arasında abd ve ingiliz gazeteleri oncelikliydi..Sayın Koç size de saygım sevgim çoktur.. yalnız böyle bir belge saçmalığının içinde mal bulmuş magribi gibi davranmanız yakışıksiz..”

Yapılan yorumlardan belki en ilginci de aşağıda. Yazılanlara güler misiniz, ağlar mısınız:

“Ben bunları NATOculardan CİA ajanlarından duydum araştırdım ve tezgah olduğunu gördüm. Sizin buralara dek gerilemeniz Çok üzücü. Umarım yukarda bahsettiğim örnekleri yukarda bahsettiğim ve kaynak gösterdiğim ve daha bir çok kaynaktan görürsünüz. Vikipedi bile 2.Dünya Savaşı’nda özellikle Almanların ilerledikçe kazanacakları düşünülerek döneme göre pozisyon alanları görürsünüz.

“Ben dönemin canlı yaşayan tanıklarından hemde Dolmabahçe Sarayı’nın komutanlığını yapmış Albaydan bile dinledim. Size verilen somut örnekleri dinlemiyorsunuz bile Amerika Merkezi Haber alma örgütü propagandasının argümanlarını 80 önce önce MHP’nin argümanlarını savunuyor sunuz

“SSCB yıkıldıktan anti komünist , anti Stalinist karşı devrimci anlayış, kapitalist restorasyon sürerken Rus oligarkların egemen olduğu bir düzen iktidardayken Sosyalist SSCB kaynakları sağlıklı mı kaldı sanıyorsunuz? Hiç tahrifat yapılmadı öyle mi? Bende size gülerim hemde acı acı.

“Demek ki ; Akp Türkiye Cumhuriyeti ni tamamen yok etse Yeni Osmanlı Cumhuriyet ı kursa ilan etse,

“AKP’nin yeni Osmanlı Cumhuriyet inin Cumhuriyet tarihi ile açıklayacağı kaynaklara da güveneceksiniz!!!

“O beğenmediğiniz Albayın anlattıklarını sağlam kaynak olmadığı, sözlü anlatım olduğu için açıklamadım. Açıklasam anlatsam o dönemde Türkiye den hangi grupları temsilen kimler Hitler’in yardımını istemiş işbirliği karşılığı Türkiye den nereleri istemiş. Bu bilgiler ismet Paşa’ya, iletilince o ünlü salkım Hanımın tanelerinde anlatalan olayın kimi gayrimüslimlerin Erzurum Aşkale ye zorunlu askeri göreve gönderilmeleri ile kimi Türkiye den kaçıp Lübnan’a sığınanlardan ASALA nın nasıl çıktığını anlarsınız.

“Madanoğlunun anıları kitabı ve Doğan Avcıoğlunun Milli Kurtuluş Tarihi kitaplarına bakarsanız Bunların aslı astarı yok. Türkiye yi NATOya sokmak için ABD İngiliz tezgahı. Hatta Tahran konfransında Churchill Kars Ardahan ı SSCB’nin olmasını önerince Stalin Mister Churchill bakıyorum da SSCB’nin çıkarlarını bizden çok savunuyorsunuz. Gözlerim yaşardı.. der. Olayın aslı 2 Dünya Savaşı yıllarında Almanya ve Türkiye arasındaki yazışmaları Berlin’de ele geçirir SSCB ve Moskova elçimize burada olmaması gereken yazışmalar gösterilerek, biz sizi Emperyalizme karşı karşı Kurtuluş Savaşı’nda destekledik. Karşılığı bu olmamalıydı. Şimdi size nasıl güveneceğiz der.

“Bunlar Dişişleri bakanı Numan Menemencioğlu döneminde yazışmalardır . İsmet Paşa’nın Hitler Türkiye ye saldırmasın diye, bazı manevralar yaptığı söylenir. O dönemde Devletin Radyosu’nda bile Alman sempati zanı yayınlat yapıldığı 1.nci Dünya Savaşında müttefik olduğumuz Almanya’ya sempati ile devlet katında da bakıldığı Bir çok yüksek bürokratın bıyıklarının şekli bile Hitler’in bıyığına benzer. Aşağidaki Dönemin Dişişleri Bakanı Numan menemencioğlu ve bu belgeler ortaya çıkınca görevi sona erdi. ‘15 Haziran 1944 tarihine kadar Şükrü Saracoğlu hükûmetlerinde Dışişleri Bakanlığı yaptı. Bakanlığı döneminde Nazi Almanyası’nın kollanmasına ve Türkiye’ye saldırmasının önlenmesine dayalı dış politika ile özdeşleşti.’ Kaynak wikipedi”

Bu alanla ciddi bir biçimde ilgilenmiyorsanız, kendinden bu kadar emin bir biçimde, gerçeklerle hiçbir ilişkisi olmayan iddialarda bulunan bir kişiye inanabilirsiniz. İnananlar da var. İşin üzücü yanı, bu kişinin kendisinin de bu uydurmalara inanıyor olması.

İnanın, cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan çok daha zor. Kişi hiçbir ciddi çalışma yapmadan, şeyhinin söylediklerine öyle bir inanıyor ki, sizi kafir ilan edebiliyor. Kulaktan dolma bilgiyle etrafa çıkmış ahkam kesiyor. Benim gibilerin görevi, ezber bozmak. Ali Şeriati, “sizi rahatsız etmeye geldim” demişti. Ben de bilimi dışlayanları rahatsız etmeye çalışıyorum.

Çok eski dönemlerde medreseden yeni çıkmış acemi bir hoca camide vaaz veriyormuş. “Hazreti İsa,” demiş, “bir gün kılıcıyla Fırat’ı yarıp koyun sürüsünü karşıya geçirdi.” Vaaz bittikten sonra da cemaatten görmüş geçirmiş yaşlıca birine, “nasıldım?” diye sormuş. Adamcağız, “söylediklerinin neresini düzelteyim, hoca efendi,” demiş, “İsa değil Musa; kılıç değil asa; sürü değil İsrailoğulları; Fırat değil Kızıldeniz.”

Sovyetler Birliği’nin 1945-1946 yıllarında Türkiye düşmanlığı yaptığına ve bizim egemenlik haklarımıza karşı taleplerde bulunduğuna hâlâ inanmamakta ısrar edenlere ne diyeyim! Allah ıslah etsin. Yarım doktor candan, yarım imam dinden eder. Gerçekler yüzlerine kanıtlarıyla çarpıldığında hâlâ yanlışta ısrar eden solcular da insanı solculuktan ediyor. Böyle kişilerin, Çiftlik Bank’a para kaptıran veya aya dört şeritli yol yapılacağı söylendiğinde inananlardan hiç farkı yok.

9 Nisan 2026

Yıldırım Koç

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
Yıldırım KOÇ yazdı: AYA DÖRT ŞERİTLİ YOL VE KULAKTAN DOLMA BİLGİ
+ -

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin