Değerli okurlar, demokrasilerde halkın doğrudan oy kullanarak önemli bir konuda karar vermesinin temel amacı, anayasa değişiklikleri gibi geniş kapsamlı ve ülkenin geleceğini etkilemesi muhtemel kritik kararların meşruiyetini artırmak ve böylece halkın iradesini idareye taşımaktır. Öyleyse, vatandaşlık görevi gereği, geçim ve güvenlik kaybına sebep olan hususlar ile ülkemizin bölünmez bütünlüğünü ve bağımsızlığını tehdit eden her türlü adımın kararını vermek milletimizin en doğal hakkıdır.
Kararı millet versin derken amacım, vatandaşların temel haklarını içeren düzenlemeler, toprak ve egemenlik haklarının devri ve uluslararası anlaşmaların kabulü ya da reddi (örneğin, Avrupa Birliği’ne üyelik) ile ulus devlet ve üniter yapımızı tehdit eden sözde “Terörsüz Türkiye” masalı gibi ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı girişimler doğrudan demokrasinin bir aracı olarak, yönetimin kararlarına meşruiyet kazandırma ve milletimizin iradesini doğrudan yansıtmasını sağlamaktır. Emperyal güçler ve yerli iş birlikçilerin baskısı ile (ister sığınmacıların durumu ister etnisiteye dayalı ayrıştırma çabaları olsun) AKP iktidarı ve koşulsuz destekçilerinin mevcut konumlarını kalkan olarak kullanması yerine karar verme hakkını Türk milletine bırakması doğru olandır.
Değerli okurlar, bir babanın kendi çocukları sofradan aç kalkarken, bir başkasına ziyafet vermesi “cömertlik” değil, düpedüz ailesine karşı bir “sorumsuzluk” olarak görüldüğü anlayışından hareketle, halkın yoksullaştığı günümüz Türkiye’sinde, milyonlarca insanımızın açlığa mahkum edildiği bir durum söz konusu iken, mevcut iktidarın Suriye için yaptığı milyarlarca dolar harcama milletimize karşı yapılan bir sorumsuzluk değil mi? bunu yaparken kaynak ne derseniz BORÇLANMA. Sonuçta, Ekonomi de dış borçlarla, iç borçların ödenmesi gerçeği, vatandaşlarımızı ekonomik olarak tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Bu konuların millete sorulması gerekirken, AKP iktidarı neden sormaz? Yorumu sizlere bırakıyorum…
Değerli okurlar, Ulusal ve uluslararası bir konu hakkında alınan karar ülkemiz insanlarını sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda etkiliyorsa, mevcut iktidar yönetiminin bu konuya meşruiyet kazandırmak için referandum yapması gerekir. Örneklersek; “Terörsüz Türkiye” masalıyla yapılan çalışmalar hangi amaca hizmet ediyor, ellerinde 50 bin kişinin kanı olan PKK terör örgütü yöneticisi bebek katili APO bu amacın neresinde? Ulus devlet ve Üniter yapımız, emperyal devletlerin federatif yapı hayaline feda mı edilecek? Yapılması planlanan yasal değişikliklerde de yer alacak bu ve benzeri hususlar milletimizin onayına sunulacak mı? DOĞRU PARTİ temsilcileri olarak bizler, AKP iktidarının milletimizin onayını almaksızın ben yaptım oldu mantığı ile alacağı kararları şimdiden reddediyoruz.
Böyle bir durumda Türk milleti ülkesi ve vatanı için çektiği acıların hesabını muhataplarına yani, AKP ve koşulsuz destekçileri ile arkadan dolaşan ana muhalefet CHP yönetimine soracağı endişesiyle mevcut iktidar referandum yerine bu hususları oldubittiye getirmenin uğraşını veriyor. DOĞRU PARTİ temsilcileri olarak, TÜRK milletini dışlayan bu anlayışa önerimiz, farklı siyasi görüşlere sahip bireylerden oluşan vatandaşlarımızın tamamının katılımıyla şüpheyle bakılan söz konusu bu olayların (mülteciler, Bebek katili APO ve Ekonomiyi bağımlı kılan) halkın lehine olup olmadığının tespiti için referanduma gitmesidir. Ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve egemenliğini tehdit eden tüm konularda, bırakın “MİLLET KARAR VERSİN” 1.Nisan.2026
Selam ve saygılarımla
Cezmi Orkun
Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı
(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)


















