Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Mehmet AKKAYA yazdı: Che Guevara’nın Hayaleti, 59 Yıldır Dolaşıyor Yeryüzünde

70’li yıllarda Che Guevara’yı, sadece beş kelime ile anlattılar bize;

70’li yıllarda Che Guevara’yı, sadece beş kelime ile anlattılar bize; “Yakışıklı bir maceracıydı, o kadar.”

Bu kadar mıydı gerçekte?

Sadece devrimci bir macera mıydı Che?

Seçtiği yöntemlerin bir kısmı örnek sayılmazdı, doğru.

Ancak macera diye küçültünce, gerçeği de küçülttüğümüzü düşünüyorum artık.

59 yıldır istisnasız her ülkede en çok bilinen, en çok sevilen biri, düşmanlarına, ideolojisine, değerlerine karşı olanlarda bile saygı uyandıran biri, sadece “macera ruhu” ile açıklanamaz.

Galiba bizim kuşağın tek yanlı beslendiği konulardan biridir bu.

Che’nin Fırtınalı Yaşamı

Geriye bakınca,

Arjantinli bir tıp öğrencisi iken, Latin Amerika halklarının yaşamını yerinde görmek, acılarına tanık olmak için ülke ülke dolaşacaksın.

Gördüklerinle, kıtanın tamamının kurtulması, özgürlüğüne kavuşması için yanıp tutuşan bir devrimci olacaksın.

Doğup büyüdüğün toprakları terk ederek önce Guatemala’ya gideceksin. Başkan Jacobo Árbenz’in devrimci adımlarını desteklemekle başlayacaksın.

Arbenz’in CIA darbesi ile devrilmesine tanık olunca, Amerikan emperyalizmine daha da bileneceksin. Genç yaşındaki damarlarda kan, daha da hızlı akmaya başlayacak.

Meksika’da tanıştığın Kübalı Castro kardeşlerle Küba devrimine destek amacıyla Küba’ya gideceksin.

Küba’da Amerikancı Batista diktatörlüğüne karşı gerilla savaşında önemli roller oynayacak, iki yıl boyunca süren gerilla savaşında ikinci komutanlığa kadar yükseleceksin.

Devrimden sonra “Devrim Mahkemelerinde” görev alacaksın.

Küba devrimi seni Sanayi Bakanı yapacak. Toprak ve Tarım Reformu yapacaksın.

Sonra okuma yazma kampanyasına önderlik edeceksin.

Beraberinde devrimci iktidarın “Ulusal Banka”sının başına getirileceksin. Elinin altında Küba’nın parası olacak.

Aynı anda Küba’nın devrimci ordusunun eğitiminden sorumlu olacaksın.

Bu görevlerin sağladığı olanaklarla, Amerikan emperyalizminin Küba devrimini boğmak için yaptığı Domuzlar Körfezi Çıkarmasının püskürtülmesinde kilit roller oynayacaksın.

Ardından 1962 Küba Krizinde Sovyetler Birliği’nden nükleer balistik füzelerin getirilmesinde önemli roller oynayacaksın.

Sonra da, bütün bunların üzerine, Küba devriminde bu yükselmeyi de, Küba halkında sağladığın bütün sevgiyi de geride bırakacak, Küba’dan ayrılacaksın.

Bir halkı kurtuluşa götürecek fırtınalarda al kanlar içinde olmanın, hiçbir makamla ölçülmeyecek kadar yüce olduğunu bilecek doygunlukla, Küba devriminin sunduğu bütün makamları geride bırakacaksın ve devrim bekleyen başka ülkelere koşacaksın.

Bir ülke, bir halk, az gelmektedir Che’ye.

Latin Amerika’nın bütün halklarını, kölelerin Afrika’sındaki bütün halkları sığdırmak ister yüreğine.

Her yere yetişmek, her toprakta devrim ateşleri yakmak istersin.

İnsanoğlunun yüzyıllardır yaşadığı vahşeti de, sömürüyü de, yağmayı da bir çırpıda bitirmek istersin.

Latin Amerika’yı tanımak için dolaştığı o yıllarda, halkların neler yaşadığını bir bir yerinde gördüğünde, doktor ruhu devrim ateşidir artık.

Dünyanın tamamını ateşe vermek, devrim ateşiyle yakmak istersin artık.

Artık insanların gözyaşları dinsin, karınları doysun istersin.

Küba tamamdır.

Şimdi başka yerlerin zamanıdır.

Başka görevler beklemektedir devrimci yüreğini.

Siyahların dünyasına, kölelerin anavatanlarına gideceksin önce.

Afrika’yı tam da orta yerinden yakmak istercesine, Kongo’ya gideceksin.

Kongo’nun sömürgecilere karşı gerilla savaşına katılacaksın.

Ama işler beklediğin gibi olmaz.

Sömürgeciler zalim, halk zayıftır.

Zaman gerek, güç gerek.

Zaman gerek evet, ama Che’nin bütün halklar için devrim ateşiyle kavrulan enternasyonal yüreğinde zaman dar.

Başka yerler, yardım gereken başka topraklar, birleştirilmesi gereken başka halklar var.

Döneceksin yeniden Küba’ya ve oradan Bolivya’ya, dağlardaki gerillalara katılacaksın.

Vurulacaksın orada.

Kanın Bolivya dağlarına, adın dünyaya yayılacak.

59 Yıllık Hayalet

Che budur.

Öldüğünde 39 yaşındaydı.

59 yıl oldu can vereli.

Marks ve Engels’in, 1948 yılında yazdıkları Komünist Manifesto şu cümleyle başlar;

“Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor; Komünizm hayaleti.”

Komünizm’in hayaleti Avrupa’da kalmadı. Dünyanın her köşesine yayıldı.

Che’nin hayaleti de öyle. Her yerde Che.

Kutuplarda da görebilirsiniz, balta girmemiş ormanlarda da.

Kapitalizmin en vahşi ülkesinde de görürsünüz, sosyalizmi kararlılıkla sürdüren ülkelerde de.

Tıpkı komünizmin hayaleti gibi, Che’nin hayaleti de dolaşmaktadır yeryüzünde.

59 yıldır, azalmayan bir sevgiyle.

Che’ye Bugünden Bakmak

O halde Che’ye evrensel ölçekte ve 59 yıl boyunca duyulan sevgi, düşmanlarının bile gösterdiği saygı, kanımca, “sadece yakışıklı bir macera” tanımlamasının haksızlık olduğunu göstermektedir.

Ve kanımca haksızlık, yüzeysellik de içeriyor.

O halde Che kimdir?

Che’nin dünyaya gelişi, çok değil, Marks ve Engelsin “Komünist Manifesto’yu yazdığından 80 yıl sonradır.

O yılların dünyasını düşünelim.

Sosyalizmi bir insanın yaşamına benzetirsek, sosyalist fikirler insanoğlunun binyıllar süren sömürücü tarihinde, daha bebeklik aşamasındadır.

Marks ve Engels kapitalizmi anlamaya çalışmaktadırlar.

Devrimin Avrupa’da olacağı, bütün Avrupa’yı saracağı beklenmektedir.

Ancak bu ilk analizler yetmemiştir.

Devrim Rusya’da olmuştur.

Ancak Rus devriminin öncüleri için de tarih çok taze, geride pratiğinden öğrenecekleri bir deney yok.

Devrimin pratiği yeni doğmaktadır gerçekte.

Deneme yanılmalarla süren yıllar içinde, dünya savaşları, sömürgelerin yeniden fethi, sınırların yeniden çizilmesi, devam eden köle ticareti ve acılar…

Çin devrimi köylülerle de devrim olabileceğini gösterir.

Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı, Latin Amerika’da Bolivar, Zapata, Çin, Yugoslav, Bulgar devrimleri, gerilla savaşının önemini katar sosyalist devrimin içine.

Ancak her ülkenin farklı uygulamalar gerektiren koşulları, sosyalizmin daha bebeklik aşamasında oluşu ile çakışınca, her ülkenin devrimcileri, kendileriyle baş başa kalmaktadır bir anlamda.

Rus devrimi kendince bir çıkış yakalar.

Türkiye’de Atatürk devrimi başka bir yol çizer.

Çin’den, Küba’dan başka çıkışlar gelir.

Sosyalist olmayan devrimci süreçlerin kazandırdıkları da eklenir.

Simon Bolivar bütün Latin Amerika’yı birleştirmeye çalışmaktadır örneğin.

Kaddafi, Tito ve Nasır başka yollardadır onlar. Afrika’nın, bütün mazlum ülkelerin birliği için çabalamaktadır.

Özetle ulusal kurtuluş savaşlarının bağrında doğan üçüncü dünya devrimciliği, gerilla savaşlarıyla birlikte ilerler. Kiminde işçi sınıfının önemini göremeyen, kiminde gerilla savaşını halktan kopmaya vardıran süreçler…

Che Guevara, Simon Bolivar’ın bütün Latin Amerika’yı birleştirme davasının ortasında doğmuş, Zapata’nın, Panço Villa’nın öyküleriyle büyümüş, sosyalizmin sınıfsız toplum idealiyle yetişmiş bir genç devrimcidir.

Latin Amerika’yı tanıma gezisi sırasında gördükleri ise, yüreğindeki devrim ateşini daha da alevlendirmiştir.

Onun yüreğindeki enternasyonal ateş, her halkı canı sayan, her yerdeki mücadeleye yetişmeye çalışan, yüreği yangın yerine dönmüş savaşçı telaşının sebebi budur.

Dünyanın her yerinde sevilmesi de bu yüzdendir.

Onu halkların sevgilisi yapan ikinci yanı da, halktan biri olmasıdır, halk gibi yaşamasıdır. Makama, paraya değer vermeyişidir.

En büyük zenginliğin, hakların mutluluğu olduğunu bilerek yaşamasıdır.

Küba’da gerilla savaşının ikinci komutanı, ardından Küba devletinin merkezindeki yöneticilerinden biri iken, bütün görevlerinden istifa ederek Kongo’da zencilerin savaşına gidebilmek, dünya hırslarından arınmakla ilgili bir meziyettir.

Sevginin üçüncü sebebi de, insanlığın özgürlüğü ve eşitliği için bedeninden vazgeçebilen doygunluğudur.

Che’den bugünlere miras kalan kanımca şunlardır;

Etnik bencilliklerden, hasis hırslardan sıyrılarak dünya halklarını sevmek.

Emperyalist bölücülüğe karşı halkların birliğini savunmak.

Azla yetinmek, halkın yaşamıyla bütünleşmek.

İnsanlığın sosyalist cenneti için, canını feda edebilmek.

Che’yi katledenler, insanoğlunun karanlık dehlizlerindeler.

Ama Che, kısacık ömrüne rağmen 59 yıldır yaşamaktadır.

Che’nin hayaleti, komünizmin hayaleti ile daha çok dolaşacak dünyada.

 

 

Mehmet Akkaya