Erdoğan’ın muhalefet lideri olduğunu ve iktidarın sistemin tüm yetkilerini elinde toplayan bir “Tek Adam” yönetimi yarattığını varsayalım.
Böyle bir yönetimde, FON VURGUNU gibi bir skandal yaşansaydı, Erdoğan nasıl bir siyaset tarzı uygulardı?
Erdoğan, siyasi ve ekonomik krizleri sadece hukuki veya finansal bir problem diye değil “Millet ile, kaymak tabaka arasındaki hesaplaşma” yani bir çeşit vesayet olarak ele alırdı.
Fon skandalını, doğrudan iktidarın meşruiyet krizine dönüştürür, konuyu toplumsal bir adalet arayışına bağlardı!
İktidardakileri “Milletin (Türk Milleti demezdi) alın terini, yetimin hakkını bir avuç rantçıya, elitist finans baronlarına peşkeş çekmekle suçlardı!
Konuyu yalnızca TBMM kürsüsünde, basın toplantılarında bırakmaz, hızla
il-il dolaşıp meydanlara taşır, skandalı doğrudan halka yansıtır ve halkın hafızasına “HIRSIZ İKTİDAR” imajını kazırdı!
İktidarı, devlet imkanlarını kullanarak ÇETELEŞMEKLE suçlardı.
“Milletin parasını FON adı altında soygun çarkına bağlamışlar. Devletin denetim kurullarını felç edip kendi rant sistemlerini kurmuşlar” derdi.
“Haberim yoktu diyemezsin. Tek Adam sen değil misin? İmzayı atan sen, tüm atamaları yapan sen, denetletmeyen sen, bu soygunun baş mimarısın”
“Sıkıştıklarında dinden imandan millilikten bahsederler, ama milletin fonlarını batırırlar!”
Miting meydanlarında neler söylerdi;
“Eyy bu milletin nasırlı elleriyle biriktirdiği rızkı, masa başı oyunlarıyla peşkeş çekenler! Buradan soruyorum; Nerede bu milletin parası? Hangi kapalı kapılar ardında paylaştınız? Çıkmışlar, sistemde bir arıza oldu diyorlar. Arıza sistemde değil, arıza sizin niyetinizde! Tek Adamlığın arkasına saklanıp hesap vermekten kaçabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Vallahi de billahi de bu millet sizden bu yetimin hakkını soracak. Sandık gelecek, fon soygununun hesabı sizden tek-tek sorulacak…”
Sözün özü, Erdoğan muhalefet lideri olsaydı, dünyayı iktidarın başına yıkar, istifasını ister, ülkeyi derhal seçime götürmenin yolunu açmaya gayret ederdi!
Hayattan çıkarılan derse göre, “Herkes yaşattığını, yaşamadan ölmez!”
Şimdiki muhalefet liderlerinin, bir iktidar değişikliğini başaracaklarına, AKP’den kalan siyasi-ekonomik-idari yıkıntıdan ülkeyi çıkaracaklarına inanıyor musunuz? Takdir de karar da sizlerin yani Türk Milletinindir…
Sağlık ve başarı dileklerimle 28 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
ŞAPTAN ŞEKER OLMAZ
Yıllardır söylerim! Ülkemizin en önemli ve öncelikli problemi mevcut yönetimin, demokratik yolla derhal iktidardan indirilmesidir. Her geçen dakika, ülkemizin zararınadır.
Demokratik hukuk devletinin temel ilkesi güçler ayrılığı, şeffaflık ve bağımsız denetim kurumlarıdır. CB Erdoğan tüm bu değerlere “AYAK BAĞI” olarak bakar. Kamu yönetiminde kurumsal bağımsızlığın, liyakatin ve adli özerkliğin zedelenmesi, finansal piyasalardaki denetim sürecinden, adli soruşturmaların etkinliğine kadar her aşamada derin bir çıkar çatışması riski yaratır.
SPK-BİST-MASAK-BDDK-DDK yani (Sermaye Piyasası-Borsa İstanbul-Mali Suçlar-Bankacılık Denetleme-Devlet Denetleme) gibi kurumlar, piyasa güvenliğini, finansal istikrarı ve kamusal şeffaflığı korumakla yükümlüdür.
Ancak bu kurumlarda görev yapan üst düzey yöneticilerin;
–Siyasi iktidarla veya üst düzey bürokratlarla ailevi, akrabalık bağlarının bulunması,
–Denetleyen (DDK) ile denetlenen veya piyasayı yöneten (BİST) mekanizmalarının AYNI ŞAHISLARDA birleşmesi,
-Siyasi yönlendirmelerin idari ve adli soruşturmaların önüne geçmesi,
Hukuk devletinin “Tarafsız ve Bağımsız Denetim” ilkelerini doğrudan zedeler.
Denetçinin, denetlediği yapıya veya siyasi otoriteye bağlı olduğu bir sistemde, gerçeğin tam anlamıyla ortaya çıkarılması, finansal vurgunların kaynağına inilmesi ve yaptırım uygulanması imkansız hale gelir!
AKP İktidarının yolsuzluklarda takındığı tavır ve uygulamalarına bakınca endişe duymamak mümkün mü? 24 yıllık AKP iktidarı döneminde, BİR ADET yolsuzluk dosyasının, iktidar tarafından yargıya intikal ettirilmemesi, bu vurgunun da geçiştireceğinin kamuoyunu ürküten açık kanıtıdır!
FON VURGUNUNUN çözülebilmesi ve bir daha tekrarlanmaması için şu üç temel şartın sağlanması şarttır;
1) Tam Adil ve İdari Bağımsızlık; Cumhuriyet Başsavcılarının ve Yargıçların hiçbir idari baskıya, atama tehdidine, siyasi vesayete uğramadan soruşturma yürütebilmelidir.
2) Denetim Kurumlarının Özerkliği; Bu kurumlara, liyakat, bağımsızlık ve tarafsızlık esaslarına göre atama yapılmalıdır.
3)Parlamenter Denetim ve Şeffaflık; Sizce, Fon Vurgununun araştırılması için TBMM de bir komisyon önerisine AKP-MHP-HÜDA PAR-CHP-DEM MV’i
nasıl oy kullanılacak?
Muhalefet Partileri 24 yıldır şu gerçeğin farkına varamadılar!
“AKP, Türk Devletini YÖNETMEK için değil, DEVLETİ ELE GEÇİRMEK için iktidar olmuştur. AKP, tüm devlet yatırımlarından, hizmetlerinden, kendilerine PAY ALMAYI bir HAK olarak görür.
Bu tutum, sadece AKP için değil, Türkiye’de ve İslam Ülkelerinde böyledir.
Siyasal İslam budur. Bu tarihsel gerçeği, muhalefet partilerinin kafalarına sokamadık…
Halbuki geçmişe baksalar, öyle güzel deyişlerimiz var ki, kitaplara bedel!
“Demiştim sana, şaptan olur mu şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker…
Sağlık ve başarı dileklerimle 29 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

YUMUŞAMANIN YENİ ŞEKLİ
Eski CHP’nin, yeni YENİ Partinin Genel Başkanı Özgür Özel, her zaman ki yumuşama zarafetiyle, çok sıkışık durumdaki AKP’ye yardım elini yine ve bir daha uzattı, ve dedi ki; “TBMM bünyesinde bir komisyon kurulsun, hepimiz buraya UZMAN Milletvekillerimizi verelim, ortak akıl ve eş güdüme dayalı bir çalışma ile bu konuyu çözüme kavuşturalım ki bir daha böyle bir çirkin olay olmasın!”
Eh, vatana-millete, iktidarın elinde dosyaları bulunan aslan sosyal demokrat önderlere hayırlı uğurlu olsun! İnşallah iktidar, kendisine yapılan bu kıyağı görür de, geçmişte yapılamayan “Yumuşama” aktivitesi yapılır ve hepsi koltuklarında pelte gibi oturur…
Soru şu; Yeni Partili UZMAN Milletvekilleri, fon masasına ne yapmak için oturacak?
“Terörsüz Türkiye” adlı ihanet masasına oturdukları gibi mi oturacaklar?
Uzman Mv’nin şu gerçeklerin bilincinde olmaları gerekir;
-“Fon Vurgununun” adi-basit bir dolandırıcılık olayı değil, tam bir iktidar ve adamları tarafından organize edilen, “Siyasi Soygun” olduğunun bilincinde olarak otursunlar ki, masadan kalktıklarında altları temiz kalsın!
-Fon Vurgunu gibi dolandırıcılık girişimlerinin engellenmesi için kurulan ve yasa ile yetkilendirilen kurumların yöneticilerinin tamamı CB Erdoğan tarafından atandı. Atananların tümünün siyasi sorumlusu CB Erdoğan’dır.
Yeni Parti’nin atadığı bir yetkili var mı? Yok! Niye masadasınız?
-Dün Fatih Ergin adlı gazeteci bir paylaşımı yüzünden TUTUKLANDI!
5 ayda 163 Milyon lira koyup, 2,3 MİLYAR TL kaldıran “Saray Evladı” eski Bakan’ın ifadesi bile alınmadı! Yeni Parti MV’i bu kadını sorgulayacak mı?
Niye masadasınız o zaman?
-Saray Ailesinden olan Prof. Dr. Erişah Arıcan, “ülkemizin tüm varlıklarının bulunduğu TVF’ da” (Türkiye Varlık Fonu) Başkan Vekili idi. TVF’nun Başkanı kimdi? Tabii ki CB Erdoğan! Yani Erişah Hanım, CB Erdoğan’ın vekilidir.
Borsa İstanbul’un %80.6 sına sahip TVF Başkan Vekili, CB Erdoğan tarafından Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandı!
Bu rezilliği düzeltebilecek misiniz? Niye masadasınız?
-DDK (Devlet Denetleme Kurulu) Türk Devletinin en üst denetim organıdır.
Başkanı Salih Tanrıkulu’dur. Allah’ın kulu Salih Bey yine CB Erdoğan tarafından BİST’in (Borsa İstanbul) Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak atandı. Yani denetlemesi gereken kişi denetleyeceği kuruluşun Başkan Vekili yapıldı. Yeni Parti MV’ leri olarak bu çarpıklığı düzeltebilecek misiniz?
Eee, o zaman niye masadasınız kardeşim?
-Türkiye’de Hukuk Devleti var mı? Yok! Adalet Bakanımızın eşi SPK Yönetim Kurulu Üyesi mi? 2 yıldan fazla zamandır Sermaye Piyasası Kurulunda!
Hangi kurum Fon Vurgunundan birinci derecede SORUMLU? SPK di mi?
SPK Yönetimi soruşturulmuyor, eski Bakan’a yanaşan yok. Sayın Yeni Parti uzman MV’leri, bunları düzeltebilecek misiniz? Niye masadasınız?
AKP’ye destek olup, korkudan kalp krizi geçiren arkadaşlarınızı korumak
için mi? Hiç boşuna uğraşmayın! Ne Fon Vurgunu kapatılabilir, ne de sizin açıklarınız! Bu suçlarda zaman aşımı yoktur. Türk Milletinin namuslu bir evladı gelir ve bu hesabı Türk Milleti adına mutlaka görür…
Sağlık ve başarı dileklerimle 30 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
