En düşük emekli maaşının 20 bin TL’ye çıkarılmasını öngören kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan Bütçe Komisyonu’nda perşembe günü kabul edildi.
Tam adıyla “Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” uyarınca şu anda 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseltiliyor. Teklif ayrıca, en düşük emekli aylığı miktarından yararlanan kişi sayısını da yükseltecek. Halihazırda 16 bin 881 liralık en düşük emekli aylığından yaklaşık 4 milyon 11 bin 700 emekli faydalanıyor. Aylığın 20 bin liraya yükseltilmesiyle birlikte bu sayı 4 milyon 917 bin kişiye çıkacak.
Komisyonda onaylanan 20 bin lira aylığa muhalefet partileri sendikalar tepki gösterdi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, emeklilerin üçte birinden fazlasının 20 bin lira maaş alacağını dile getirerek, “TÜRK-İŞ’in açıklamış olduğu açlık sınırı 30 bin 143’ün hem de 28 bin asgari ücretin oldukça altında kalan bir emekli aylığıyla 5 milyon emekli açlığa mahkum edilmiş durumda” dedi.
Bu arada Türk-İş de en düşük emekli aylıklarının insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir düzeye yükseltilmesini, diğer emekli gruplarının aylıklarının da aynı ölçüde, adil ve orantılı biçimde artırılmasını istedi. TBMM’de grubu bulunan siyasi partilere mektup gönderen sendika, “Açıkça ifade edilmelidir ki 20 bin lira düzeyindeki emekli aylığı ile bugünün ekonomik koşullarında emeklilerin geçinmesi mümkün değildir. Yüksek enflasyonun yol açtığı fiyat artışları, yaşam maliyetlerini olağanüstü ölçüde yükseltmiştir. Nitekim Türk-İş verilerine göre, Ankara’da dört kişilik bir ailenin yalnızca aylık gıda harcaması 30 bin 143 liraya ulaşmıştır. Bu tutar yalnızca mutfak masrafını ifade etmekte olup, barınma, enerji, ulaşım, sağlık ve diğer zorunlu giderler buna dahil değildir” ifadelerini kullandı.
DİSK’in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Basın Açıklaması

Emekli aylıklarının artırılmasına ilişkin kanun tasarısı hakkında DİSK Yönetim Kurulu adına DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun yaptığı açıklama:
En düşük emekli aylığının yüzde 18,5 artışla ve Hazine katkısıyla 20 bin TL’ye yükseltilmesi öngören kanun teklifi 9 Ocak 2026 Cuma günü TBMM’ye sunuldu. Bu teklif, emeklileri 2026’da da açlığa ve yoksulluğa mahkum edecek. Açlık sınırı 30 bin liraya dayanmışken, asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlenmişken, 5 milyona yakın emekliye reva görülen en düşük aylık 20 bin lirada kaldı.
Öte yandan en düşük emekli aylığına yüzde 18,5’lik bir artış öngörülürken diğer emekli aylıklarına yüzde 12,19 oranında bir zam yapılacak. Bu artış oranıyla, ortalama emekli aylığı yaklaşık 23 bin 550 lira olacak. Böylece milyonlarca emekli daha, en dibe, en düşük emekli aylığına mahkum edilmiş olacak.
Hazine katkısıyla en düşük aylık uygulamasının başladığı 2019’dan bugüne diğer emekli aylıklarına en düşük emekli aylığından daha az artış uygulandığı için ortalama emekli aylığı ve en düşük aylık arasındaki makas kapanıyor. Bu nedenle tüm emekliler en düşük aylığa yakın bir aylık alıyor.
Ocak 2019’da en düşük emekli aylığı hazine katkısıyla 1000 lira, ortalama emekli aylığı ise 2.090 liraydı. Yani ortalama emekli aylığı, en düşük aylıktan yüzde 109 daha fazlaydı. Bugün en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselirken Ocak 2026’da ortalama emekli aylığı 23 bin 550 lira civarında gerçekleşecek. Ortalama aylık en düşük aylıktan yalnızca yüzde 18 fazla olacak. Emeklilerin büyük bir bölümü asgaride, sefalette, en dipte eşitlenecek.
Türkiye’de yılardır emeklilerin taleplerine kulak tıkanıyor, emekliler için insanca yaşamak giderek zorlaşıyor. Yıllarca bu ülkenin büyümesi için emek veren milyonlara büyümeden pay verilmiyor ve emekliler Türkiye’de bir geçim ücreti bile olmayan asgari ücretin altındaki aylıklarla geçinmeye zorlanıyor. Emeklilerin büyük bölümü çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor.
Oysa emeklilik sosyal güvenlik hakkının ayrılmaz bir parçası olup temel yurttaşlık haklarından biridir. Belirli bir süre çalışan, bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üreten herkesi insanca yaşatmak sosyal devletin temel bir görevidir. Ancak Türkiye’nin emeklilik sistemi 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu daha da kötüleşmiştir. Bu yasa ile benimsenen sistem sonucunda emekli aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayıları düşmüş; emekli aylıklarının hesaplanmasında milli gelirin payı iyice azalmıştır. Emekli aylıklarının artırılmasında sadece resmi enflasyon dikkate alınmaya başlanmış ve emekli aylıkları gerçek enflasyon karşısında büyük kayıplara uğramıştır.
Tüm bunların sonunda aylıklarda yaşanan büyük gerileme, çeşitli yamalar ile (Hazine katkısı, ikramiye vs. ile) kapatılmaya çalışılıyor. Ancak bu “yamalar” işe yaramıyor. Emekli aylıkları iyice dibe vuruyor ve emeklilerin yaşam koşulları kötüleşiyor.
Emeklilerin insanca yaşam taleplerine, hükümet “kaynak” yok söylemleriyle yanıt veriyor. Oysa emekliler yıllardır ekonomik büyümeden pay alamıyor ve emeklilerin milli gelirden aldıkları paydaki büyük düşüş, resmi verilerde de görülebiliyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında en düşük işçi emekli aylığı 257 liraydı ve en düşük işçi emekli aylığı kişi başına GSYH’nin yüzde 56’sıydı. 2026’da ise 20 bin lira olması öngörülen en düşük emekli aylığı kişi başına GSYH’nin yüzde 26’sına gerileyecek.
Bu adaletsiz karşısında, emeklileri yük olarak gören zihniyet karşısında emekliler örgütlenmeye ve mücadelelerini büyütmeye devam edecektir. DİSK olarak yıllardır olduğu gibi 2026’da da emeklilerin insanca yaşam taleplerinin ve mücadelesinin yanında olacağız:
- En düşük emekli aylığı en az asgari ücrete yükseltilmelidir. Bu tutar emeklilerin kök aylığı kabul edilmelidir. Ucube bir sistem olan tamamlama işleminden vazgeçilmelidir. Bunun yerine en düşük aylık asgari ücrete çekilmeli, diğer aylıklar da ödenen pirime ve alışma süresine bağlı olarak adaletli bir şekilde yükseltilmelidir. Sadece en düşük emekli aylığını iyileştirilmesi yetmez. Bütün emekli aylıkları insanca yaşayacak düzeye yükseltilmeli.
- Aylık Bağlama Oranları ve güncelleme katsayısı eski düzeyine yükseltilmeli ve kapsamlı intibak düzenlemesi ile emekli aylıkları arasındaki eşitsizlik giderilmelidir. Emekli aylıklarının bağlanmasında 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası olmak üzere var olan üç ayrı sistemden doğan farklar ve dengesizlikler giderilmelidir. Aynı sürelerle çalışan ve eşit prim ödeyen emeklilerin aylıkları arasındaki farklar eşitlik ilkesine aykırıdır.
- Emeklilik yaşı konusunda adalet ve denge sağlanmalıdır. Emeklilikte adil bir kademeli geçiş sistemi uygulanmalıdır. Uzun yıllardır verilen mücadele sonucu yapılan EYT düzenlemesi önemli bir mağduriyeti giderirken yeni adaletsizlikler yaratmıştır. 8 Eylül 1999 gününden önce sigortalı olanlar için emeklilikte yaş koşulu olmadan emeklilik imkânı tanınırken, 9 Eylül 1999 ve sonrasında sigortalı olan kadınlarda 20 ve erkeklerde 17 yıl daha geç emeklilik söz konusu olacaktır. Bir gün, bir ay, bir yıl farkla ortaya büyük bir dengesizlik çıkmıştır Böylece Anayasa’nın eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir Sigorta başlangıcı 9 Eylül 1999 ve sonrası olanlar için adil bir kademeli geçiş sistemi kabul edilmelidir.
- Emekli ile dul ve yetim aylıkları belirlenirken emekliler söz ve karar sahibi olmalıdır. Emeklilerin sendika kurma hakkı önündeki engeller kaldırılmalı, işçi emeklilerine aylıklar belirlenirken toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır. Emekli sendikalarına dönük kapatma davalarından vazgeçilmelidir.
CHP Milletvekillerinden “Emeklilere İnsanca Yaşam Sağlayacak Bir Aylık Düzenlemesi Yapılana Kadar, Meclis’i Terk Etmeme Eylemi”
(8 Ocak 2026)

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM Genel Kurulu’nda başlattıkları “Meclis’i terk etmeme” eylemine ilişkin, “Bu memleket bize maaş veriyor ki memleketin lehine yasal düzenlemeler yapalım. Getirin bu düzenlemeyi, sabahlara kadar çalışalım dedik. Zaten bir madde getireceksiniz, çıkaracağız. Bugün de Meclis’i çalıştıramadılar, hepsi gitti. Birazdan uyumaya başlayacaklar. Açlıktan uyuyamayan bu memleketin insanları ise kaderlerine küsmeye devam edecek. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak; memurlara insan onuruna yakışır, emeklilere insanca yaşam sağlayacak bir aylık düzenlemesi yapılana kadar, o yasa buraya gelene kadar 7/24 bu Meclis’i terk etmeyeceğiz” dedi.
CHP milletvekilleri, TBMM Genel Kurulu’nda asgari ücretin 39 bin liraya çıkartılması ve en düşük emekli aylığının da bu düzeye yükseltilmesi amacıyla “Meclis’i terk etmeme” eylemine başladı.
Karayolları Trafik Kanunu Teklifi’nin yedinci maddesi üzerine görüşmeler sürerken, verilen aranın ardından yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamadığından birleşim 13 Ocak Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapatıldı.
Genel Kurul’un kapanmasının ardından CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve beraberindeki bir grup CHP milletvekili “Meclis’i terk etmeme” eylemine başladı. CHP’nin eylemine muhalefet milletvekilleri de destek verdi. Destek verenler arasında DEM Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Yeni Yol Grup Başkanı Bülent Kaya ile Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen de yer aldı.
Genel Kurul’un kapanmasının ardından salonda bulunan basın mensupları da salondan çıkarılırken, bazı CHP’li milletvekilleri “Meclis’i terk etmeme” eylemini neden yaptıklarına dair sosyal medya hesaplarından canlı yayınlar yaptı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın açtığı canlı yayında sürdürdükleri eyleme ilişkin konuştu. Günaydın, şu ifadeleri kullandı:
“CHP, milletvekilleri olarak Meclis’teyiz. Şunu söylemek istiyorum: İktidar partisinin görevi Meclis’i açık tutmaktır. Türkiye Büyük Millet Meclisi salı, çarşamba ve perşembe olmak üzere üç gün çalışır. Ancak bu üç günde iktidar partisi yeterli çoğunluğu sağlayamadığı için Meclis çalıştırılamamış ve kapatılmıştır. 36 maddelik Trafik Kanunu’nun 7’nci maddesi bile geçirilememiştir. Trafik güvenliği elbette önemlidir ancak trafik güvenliği adı altında trafik cezalarını artırmanın peşindeler. Bizim bunu engellemeye çalışmamız vatandaşın lehinedir. Bütçenin yüzde 87’si vergilerden oluşturuluyor, bütçenin yüzde 25’i ise faize ödeniyor. Dolayısıyla herhangi bir dengenin olmadığı, 10 bakanlığın bütçesinden daha fazla paranın, 2 trilyon 740 milyar lira olarak faize gittiği acayip bir bütçeyle karşı karşıyayız. Bu boşluğu da sürekli vatandaşa yeni vergiler ve daha fazla cezalar getirerek kapatmaya çalışıyorlar. Sokağa çıkın, sorun. Meclis’ten de beklenti bu yönde. 16,5 milyon emekli diyor ki: ‘Bize verilen para yoksulluk parası değil, açlık parası’… Dolayısıyla biz intibak düzenlemesinin yapılmasını, seyyanen zam verilmesini ve insan onuruna yaraşır bir düzenleme istiyoruz.
Haber Ajansları, Sosyal Medya


















