Amerika’nın Venezüella’ya yaptığı saldırının asla kabul edilmemesi gerektiğinin, bunun ABD’nin dünya üzerinde yaptığı 94. Saldırı olduğunun bilinmesinin, Türkiye’yi yönetenlerin hiç unutmamalarının artık anlaşılmasının şart olduğunun bilinmesini diliyorum…
Üç sene kadar önce Tele-1 televizyonunda Tayyip Bey’e seslenmiştim;
“Yapmayın Tayyip Bey, Anayasal çerçevenin dışına çıkmayın. Hukuk Devletinin kurallarına uyun! Bakın, dünya üzerinde hiçbir TEK ADAM, hiçbir DİKTA heveslisi yatağında ölmemiştir, lütfen yapmayın!”
Sen misin bunları söyleyen? Saray’ın Avcı Savcıları derhal harekete geçtiler ve aynı konuda ÜÇ dava birden açılmasını sağladılar. İkisi, İstanbul ve Ankara’da olmak üzere iki dava Asliye Ceza Mahkemelerinde, biri Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde, CB’na fiili saldırı suçlamasıyla!
Aynen Fatih Altaylı’ya açılan dava gibi!
Davaları kazanıncaya kadar Avukat dostumun ve benim anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan gelmişti!
CB Erdoğan, benim dediklerimi, ne demek istediğimi anlayamamıştı!
Daha sonra, Emperyalist Devletler tarafından zoraki ortak edildiği (Eşbaşkanlık) BOP projesi ile, (DOSTUM KADDAFİ) ve (DOSTUM ESAD) dediği kardeşlerinin başlarına neler geldiğini beraberce gördük. Şimdi aynı senaryoyu ısıtıp Maduro’ya yedirdiler…
Kimmiş bu Maduro, neler yapmış bakalım mı?
Yargı Bağımlılığı; Yüksek Mahkeme (TSJ) tamamen hükümet yanlısı yargıçlarla doldurulmuş, Yargı tamamen iktidarın emrine girmiştir.
(Çok şükür bizde böyle bir ilkellik yoktur. Yargı Bağımsız ve Tarafsızdır. Adalet Bakanı bile sürekli olarak, Türkiye bir hukuk devletidir) demektedir.
Paralel Kurumlar; Muhalefetin kontrolündeki Meclisi devre dışı bırakmak için, anayasayı değiştirme yetkisine sahip Ulusal Kurucu Meclis kurmuştur.
(Çok şükür, bizde Meclis iğdiş (Hadım) edildiği için tek başına kalmıştır. Ama ikinci bir bütçe olarak, her türlü denetimden muaf tutulan Varlık Fonu kurulmuş ve CB Erdoğan kendisini bunun başına atamıştır.)
Sistematik İşkence ve Cinayetler; Birleşmiş Milletler raporları, muhaliflere yönelik sistematik işkence, cinsel şiddet ve yargısız infazların, bizzat üst düzey yetkililerin talimatıyla gerçekleştirildiğini belirtmektedirler.
(Çok şükür ki, bizde böyle insanlık dışı olaylar hiç olmaz! Bazen Cezaevine suçsuz yere atılan “Devlet Görevlileri” ve eki Ülkü Ocakları Başkanı gibi kişiler yanlışlıkla katledilmiştir.)
Keyfi Gözaltılar; DGCIM (Askeri İstihbarat) ve SEBIN (Sivil İstihbarat) gibi kurumlar aracılığıyla, Gazeteciler-Siyasetçiler-Askerler hukuki süreç işletilmeden gözaltına alınmıştır.
(Çok şükür ki, bu gibi uygulamalar bizde olmaz, diyecektim ama, kendim gözaltı ve Cezaevi uygulamasını tattığım için diyemiyorum. Fakat Kahraman Savcılarımız, gözaltına alınan kişilerle ilgili olarak kamuoyuna bilgi vermekteler ve kişilerin lekelenmeme haklarına riayet etmekteler)
Colectivos; İktidarın desteklediği silahlı sivil gruplar, protestoları bastırmak ve halkı korkutmak için kullanılmaktadır.
(Çok şükür ki, bizde böyle gruplar yoktur. Fakat münafık ve muhalifler “Sadat-Osmanlı Ocakları-Balkan-Kafkas Çeteleri-Tarikatlar-Cemaatler vs” gibi silahlı gruplar olduğunu iddia etmektedirler.)
Medya Sansürü ve CLAP Sistemi; “Kamu Düzenini bozma” gerekçesiyle radyo-Tv ve Medya Kuruluşlarına el konulmuştur.
CALP sistemi ise, hükümetin dağıttığı temel gıda maddelerinin, “Siyasi Sadakat” olarak kullanılmıştır.
(Çok şükür ki, bizde böyle bir şerefsizlik olmaz. Gıda Bankacılığı- Vergi Muafiyetli tarikatlar- izin almadan yardım toplayabilen cemaatleri hepsi çok namuslu, düzgün kuruluşlardır.)
Bugünlük bu kadar yeter. Yetiştirebilirsek yarına, Ekonomik Çöküntüyü, Mülteci Olayını, Rusya- Çin ilişkilerini ve Türkiye ile ALTIN TİCARETİNİ ve bu ticaret sebebiyle bazı Aracı Kurumların ve Bankaların uluslararası denetim kurumları tarafından araştırılmalarını yazarız.
Venezüella-Türkiye Uyuşturucu trafiğini de, Türk Devletinin İstihbarat Kuruluşlarının açıklamasına bırakalım. Eğer korkarlarsa, biz anlatırız…
Sağlık ve başarı dileklerimle 05 Ocak 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
GEREĞİNİ YAPMAK ZORUNDASINIZ
AKP’NİN “Suriye Politikası” Amerika’nın talimatı üzerine 2011 yılında değişti.
2011 öncesi Suriye Devleti ile , kadimden bu yana devam eden çok önemli sosyal, kültürel ve dini bağlarımız vardı.
Suriye’nin ayakta kalması, İsrail’in bölgede katliam yapmasına izin vermiyordu. PKK/YPG/SDG gibi Narko Terör örgütleri, bırakın bir terör devleti kurmayı, burunlarını bile çıkaramıyordu.
Amerika emir verdi, AKP Hükümeti “Okey” dedi, Fırat’ın doğusunda kurulması istenen Terör Devleti için, sahadaki milyonlarca Suriyeli, Türkiye’ye süpürüldü hem demografik yapı tahrip oldu, hem de ekonomi çöktü.
HTŞ Terör Örgütünün başındaki katil, Suriye Cumhurbaşkanı yapıldı.
Bölgede İkinci İSRAİL olacak olan YPG/SDG Terör Devleti kuruldu.
Öcalan ve onun çocukluğundan beri yanında olan oğlanı Mazlum Abduş,
Suriye ile entegrasyonu reddetti ve özerkliğini ilan ederek, Eşkıya Trump’ın can dostları olan CB Erdoğan’ı ve ortağı Bahçeli’yi, silip attı!
Buraya kadar yazılanları zaten hepiniz biliyorsunuz.
Peki, CB Erdoğan ve Bahçeli’nin müşterek yürüttükleri çöken Suriye Politikaları ve buna bağlı olarak sözde “Terörsüz Türkiye” kumpasının hesabını kimler verecek? Sorumlular kimler?
Erdoğan-Bahçeli ortaklığı, Türkiye’yi öyle bir zora soktu ki, ya dibimizde bir terör devletinin kurulmasına izin verecekler, ya da bu çılgınlığa izin vermeyecekler. Böylesine bir cehaletin, devlet hayatındaki adı İHANETTİR!
Bu olay, CIA elemanı FETÖ ile 11 yıl aşk yaşayıp, ülkeyi darbenin önüne kadar getirip sonra “Rabbim ve milletim beni affetsin” diye yalan söyleyerek üstü kapatılacak bir olay değildir. Bunun sonunda, vatan evlatlarının şehit olması veya vatanımızın bölünme çabaları sonucu bir iç savaşa kadar gider.
Devlet yönetmek, sizlerin zengin olma ve oyun oynama alanınız değildir.
“Biz böyle olmasını istemedik, vs” mazeretlerine sığınamazsınız.
Sayın Bahçeli;
Siz en az Erdoğan kadar sorumlusunuz.
Haziran 2015’te koalisyon kurmayarak, AKP’ye destek oldunuz.
Ağustos 2018 de Erdoğan’ın CB seçilmesine siz sebep oldunuz.
Mayıs 2023 te, üçüncü defa Erdoğan’ı CB’nı seçtirdiniz.
Sayın Bahçeli;
Siz ŞEREF nedir bilir misiniz?
ŞEREF, insanın sahip olduğu ve kimseyle paylaşamayacağı nadir ve bakir bir değerdir. Kız kardeş bir şereftir. Bunu kimse ile paylaşamazsınız!
Anne-Baba bir şereftir. Korumak zorundasınız onları.
Vatan, bir şereftir. Vatanı bir düşman askeri ile paylaşabilir misiniz?
Adı ne olursa olsun, kendinizi korumakla mükellef gördüğünüz her değer şereftir. Bu sadece size ait de değildir, içinde bulunduğunuz topluma aittir.
Bakın CB Erdoğan’ın “Eşkıya Trump’tan” ayrılması mümkün değildir.
Gelin siz şerefli bir Türk Evladı olarak, izzeti ikbal ile ayrılın yönetimden!
Bırakın işkembe b.kuyla kaynasın. Kendinizi ve ülkenizi kurtarın ve gereğini yapın. Gereği nedir mi?
Alın elinize bir beyaz kağıt, yazın! Al atını, sevmiyorum artık tımarını…
Sağlık ve başarı dileklerimle 04 Ocak 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Kurucu Genel Başkanı
















