1. Haberler
  2. ÖNE ÇIKAN
  3. Ömer Faruk Eminağaoğlu: 38 KURULTAY DELEGELERİ TARİHİ SORUMLULUK ALTINDA!

Ömer Faruk Eminağaoğlu: 38 KURULTAY DELEGELERİ TARİHİ SORUMLULUK ALTINDA!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

YARSAV (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda, CHP’nin 38. Kurultay delegelerine tarihi sorumluluk düştüğünü vurgulayarak, partide son yaşanan sorunların çözümü için kurultayı işaret etti.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin mutlak-butlan kararı doğrultusunda Özgür Özel’in görevden ayrılarak, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve dönmesi sonrasında oluşan krizin aşılması için tek çözümün CHP 38. Olağan Kurultayı’nın tekrarı olduğunu söyleyen Eminağaoğlu, X hesabından şu paylaşımı yaptı:

CHP’DE ÇÖZÜMÜN TEK ANAHTARI PARTİ İÇİ DEMOKRASİ…

38 KURULTAY DELEGELERİ TARİHİ SORUMLULUK ALTINDA…

38 inci kurultay delegeleri, yoğun bir biçimde, kurultay derhal toplanmalı diye duyuru/çağrı/imza kampanyası (adına ne denirse) başlatmalı…

Ülkede de parti içinde de seçimden kaçılamaz denilmeli…

Bunu parti tabanı ve örgütler de yapmalı…

Aynen İmamoğlu için toplanan imzalar gibi…

Sorun, parti içi demokrasi işletilerek, en kısa sürede (ki İstanbul il seçimleri de yenileneceği için yaklaşık iki-üç ayı bulabilecektir) yenilenecek olan 38 inci kurultayda çözülmeli.

Başta, yapılan mitinglere katılıp meydanları dolduranlara ve birlikteliklerini, güç ve desteklerini gösterenlere, haydin şimdi de sandıklara denilerek,

Bu iller dahil tüm il ve ilçe örgütlerine, eğer engel olunursa başka yerlere konulacak sandıklarda,

Partililer ve halk, bir an önce kurultay yapılması için, iradelerini göstermeli…

Yaşananlar ya yargı ya demokrasi yoluyla çözülebilir…

Konu yargı yoluyla çözülebilecek bir konu değil…

Yargıtay kararı bozsa bile, bölge mahkemesi aynı kararda direndiğinde, bu durum sürüp gidecek…

Çözüm parti içindeki demokratik yolları en kısa sürede harekete geçirmekte…

#CHP#Kurultay

CHP’DE HUKUK VE DEMOKRATİK MÜCADELEDE DAĞINIKLIK OLMAMALI.

ÇÖZÜM İÇİN YAPILACAKLAR NET!

YARGITAY, YSK, KURULTAY SÜRECİNDE VE ÇÖZÜM İÇİN NELER Mİ YAPILMALI…

YARGITAY KONUSU

1- Karar hiç temyiz edilmezse,

Tebliğden itibaren iki hafta geçmekle, karar kesinleşiyor.

Eğer temyize gidilmemiş ise gidilmemeli, gidilmiş ise…

Genel merkezi temsil yetkisi, artık tedbiren göreve gelenlerde ve yeni görev verilen avukatlarda.

Onlar (yani Kılıçdaroğlu veya yeni gelen avukatlar) kararı temyiz ederse, kararın kesinleşmesi ve dolayısıyla tedbiren görev süresi uzayacak.

Tedbiren görev alanlar göreve gelmeden önce eğer (Özgür Özel döneminde) temyize başvurulmuşsa ya da tedbiren göreve gelenler bu göreve geldikten sonra temyize başvurmuşsa,

– Bu başvurular, Yargıtay’ca incelenip sonuçlandırılmadan,

– Ya da halen yetki sahibi olanlar tarafından yapılmış olan temyizden vazgeçme üzerine Yargıtay temyizin reddi kararı vermeden,

Bu başvurular sonuçlanmış sayılmıyor, dosya Yargıtay önünde bekleyip duruyor.

Dosyalar Yargıtay’da bekledikçe karar kesinleşmiyor ve tedbir süresi uzadıkça uzuyor.

KISACA, Yargıtay’a gidilmesi, bir şey ifade etmiyor, birde parti Yargıtay kapıları önünde tartıştırılmış, süreç uzamış oluyor.

Yargıtay BOZMA kararı verse bile, bunun sonrasında bölge adliye mahkemesi DİRENME KARARI verdiğinde, dosya tekrar temyiz edildiğinde dosya Yargıtay’a gideceğinden, süreç uzadıkça uzuyor ki, bölge mahkemesinin kararında direnmeyeceğini söylemek mümkün görülmüyor.

Bu arada, davaya “FER’İ MÜDAHİL olarak CHP yanında katılan son PM üyeleri” var ve onların bir kısmının (karardaki hukuksuzluklara haklı olarak isyan edip) temyiz başvurusu yaptığı anlaşılıyor.

Davalı CHP yanında davaya feri müdahil olarak katılanların, davalı CHP kararı temyiz etmedikçe kararı temyiz etme hakları yok.

CHP’nin temyizi olmadan eğer fer’i müdahiller temyiz ederlerse, dosya Yargıtay’a gitmiş, orada boş yere beklemiş, süreç uzamış oluyor, sonuçta Yargıtay usulden red kararı vererek, dosyayı geri gönderiyor ve karar kesinleşiyor.

CHP temyiz ederse, o zaman feri müdahillerin temyiz başvuruları incelenebiliyor ki, CHP temyizinin de bozma kararı ile sonuçlansa bile, sonrasında ortaya çıkacak bir direnme kararı süreci uzattıkça uzatıyor…

Burada feri müdahillerin demokrasi adına çözümü öne çekmeleri, toplu hareket etmeleri, temyizden uzak durmaları gerekiyor…

YSK KONUSU

2- Kurultaylar, ilçe seçim kurulu tarafından yapılıyor ve sonuçlandırılıyor.

İtiraz edilirse, itirazları il seçim kurulu inceliyor.

YSK mazbata verme işinde görevli değil.

YSK bir tam kanunsuzluk hali var ise, ancak devreye girebiliyor…

Ortaya ne kadar hukuksuz da olsa bir mahkeme kararı çıktığında, bu kararı denetleme görevi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay’a ait.

YSK, CHP ile ilgili bu konuda görevsiz.

Bir kongre, kurultay mahkeme kararı ile iptal edildiğinde, onun sadece bir bölümünü oluşturan (seçim kurulu tarafından yapılmış olan) seçimler bölümü de doğal olarak iptal edilmiş oluyor.

YSK, bu konuda yapılan başvuruyu iade ederken, “ben ne mahkeme kararını denetleyecek ne de o kararı infaz edecek bir merciyim, konunun benimle ilgisi yoktur” demiştir.

Mahkeme kararını infaz edecek icra müdürlüğü, denetleyecek ise Yargıtay’dır.

Ancak bölge mahkemesi kendisini herşeye muktedir görmüş, kararı göndermedik yer bırakmamıştır ki, kararı hiç bir yere de göndermemesi gerekmektedir.

Kararın gönderilmesi konusu, tebliğ ve infazı ile ilgili bir konudur ki, bunlar da ancak ve ancak üzerine yapılacak konulardır.

Bölge mahkemesi, istek olup olmadığına bakmadan, ortalığı birbirine katmıştır.

KURULTAY KONUSU

3- Karar derhal kesinleştirip, kurultay süreci hızlandırılmalıdır.

Karar kesinleşmeden, olağanüstü kurultay yapılabilecek olsa bile, mahkemenin tedbir kararı devre dışı bırakılamaz.

Karar kesinleşirse, tedbir sona ereceği için yine olağanüstü kurultay yapılabilir.

Olağanüstü kurultayın seçimli yapılabilmesi için, delege tamsayısı esas alınarak en az %50+1 imza gerek.

Bu durumda, olağanüstü kurultay çağrısını o dönemdeki genel başkan yapmak, kurultayı toplamak zorunda, ya toplamazsa…

Öte yandan karar kesinleşirse, 2023′ Haziran ayında başlayan olağan kurultay takvimi de kaldığı yerden devam edecek.

Olağan kurultay için göreve dönen o dönemdeki PM kurultay tarihini belirleyecek.

Ya belirlemezse…

Bu iki durumda da, herhangi bir partili, sulh hukuk mahkemesine başvurarak, olağan/olağanüstü kurultayı toplayacak çağrı kurulu kararı alınmasını isteme hakkına sahip.

Bu çağrı kurulu, kurultayı toplayacaktır.

Bu karar, temyize kapalı ve istinafa açık.

Sulh hukuk mahkemesi kararı hemen verecektir.

Ya istinaf üzerine bölge mahkemesi elde TUTAR ve UZATIRSA…

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ OLSA, HİÇ BİR ŞEY BU AŞAMAYA GELMEZDİ.

HUKUKİ YOLLAR TIKANMIŞ, BU TABLO ORTAYA ÇIKMIŞTIR!

YAPILMASI GEREKEN;

4- 38 inci kurultay delegeleri, üyeler, herkes, bir taban hareketi, adalet ve demokrasi hareketi başlatmalı…

Miginglerde alanlara, İmamoğlu için sandıklara koşanlar dahil ülke çapında partililer dahil herkes,

Şimdi de sandıklara çağrılıp,

Derhal ve hemen CHP’de seçim isteğini, demokrasiye sahiplenme iradesini ortaya koymalı…

Derhal kurultay toplanması sağlanmalı

#CHP#Kurultay

Türkiye’de bütün seçimlerin iptali gündeme gelir…

Neden mi…

Seçimlerden önce, kamu gücü kullanılarak diğer partiler karşısında eşit yarışı bozan iktidar partisinin, kömür makarna dağıtma, zamlar yapma, aflar çıkarma, işe alma gibi saymakla bitmeyecek uygulamaları da seçmen üzerinde etkili…

Siyasi Partiler Yasası’nda suç kabul edilen, “oylama, sayım ve döküme hile” karıştırmak…

Bu nasıl olabilir…

Oylama yapılırken, gizli oy kullanmayı engelleyerek, verilen oyu görmeye çalışıp başka oy vermeye zorlayarak veya başkası yerine oy kullanarak…

Oyları eksik veya fazla sayarak ya da oy pusulalarını yırtarak, işaret vb koyup oyu geçersiz hale getirip sayarak…

Oyların dökümü sırasında, bir adayın oyunu, diğer adaya yazarak veya eksik ye da fazla yazarak…

Bu gibi örneklerin dışında, maddi veya manevi çıkar karşılığında oy kullanmak ise, ne hile/aldatma/irade sakatlığı ne de seçim iptal nedeni olabilir.

Kişi zaten aynı yere oy kullanacakken, bir de kendisine çıkar sağlanmış, oh ne ala demiş de olabilir…

Yarışan birden çok adaydan da çıkar sağlamış olabilir…

Çıkar sağlamasına rağmen, oyu değişmemiş olabilir…

Çıkar karşılığı oyu değişmiş de olabilir…

Bunlar ne suç ne de seçim iptal nedeni.

Bunlar demokrasi kültürü ile ilgili siyasi etik ile ilgili konular.

O zaman, iktidar partisinin seçimleri kazanmak için,

Seçimler öncesinde kamu gücünü kullanarak yaptığı zamları, vergi af ve yapılandırmalarını, af ve infaz düzenlemelerini, kömür ve makarna dağıtmalarını, işe alımlarını ya da seçim sonrası için kamu gücüne yönelik vaadlerini de seçmen davranışını sakatlayan davranış ve seçime hile karıştırma olarak değerlendirmek gerek…

O zaman bunları da seçimdeki eşit yarışı bozan davranış olarak değerlendirmek gerek…

O zaman Türkiye’de 100 yıldır iptal edilmeyen seçim kalmazdı…

Bundan sonra da iptal edilmeyen seçim kalmaz…

Delegelerin oyunu almak veya seçimlerde de seçmenlerin oyunu bu yolla almak, hile/aldatma olarak nitelenirse, işin varacağı sonuç öyle…

Oysa 100 yıldır böyle nitelenmedi…

Şimdi, demokratik haklarda, yargı bağımsızlığı da araçsallaşınca…

Seçimlerdeki çıkar konusu, tamamen demokrasi kültürü ile siyasi etik ile, parti içinde disiplin suçu ile ilgili konular…

Vardığımız noktada yargı bağımsızlığı olmayınca,

Bir partinin içişlerine (olayların varlığı/yokluğu ayrı bir konu), müdahale için başvurulmadık yol ve yöntem bırakılmadığını görüyoruz…

Ömer Faruk Eminağaoğlu: 38 KURULTAY DELEGELERİ TARİHİ SORUMLULUK ALTINDA!

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.