Değerli okurlar, demokrasinin temel ayaklarından biri olan basın mensuplarının susturulması karşısında halkın ve sivil toplum kuruluşlarının sessizliği oldukça manidar. Oysa, demokrasi; “halkın halk tarafından halk için yönetim” şeklidir. AKP iktidarının uygulamalarıyla kadük hale getirilen yani, özlenen demokrasinin vazgeçilmez ayakları; YASAMA (halk adına temsil yetkisini kullanarak Kanunları yapan TBMM), YÜRÜTME (yasalar çerçevesinde ülkeyi yöneten HÜKÜMET) ve YARGI (kanunlara tabi olan her konuyu denetleyen ve hukuk devletini koruyan BAĞIMSIZ MAHKEMELER) kuvvetler ayrılığı esasına dayanır. BASIN ise, halkın bilgi alma gücü ekseninde İktidarları denetleyen ve eleştirileriyle “dördüncü güç” olarak demokrasiyi yaşatmaktadır. Özgür basın ve bağımsız yargı, hukukun özgürlüğünün temel taşlarıdır.
Demokratik toplumların temel yapı taşlarından biri olan özgür basının demokrasiler için yalnızca tamamlayıcı bir unsur değil, doğrudan doğruya demokratik düzenin varlık koşuludur. Ülkemizde yapılan seçimler halkın iradesini yok saymak için değil toplumun doğru, zamanında ve eksiksiz bilgiye erişiminin, ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasının ve kamusal denetim mekanizmalarının sağlıklı biçimde işlemesinin teminatı olacak yönetimlerin belirlenmesi içindir.
AKP iktidarının meşruiyetini ABD Başkanından beklemesi yerine vatandaşlarının kendi yönetim süreçlerini anlayabilmesi, eleştirebilmesi ve denetleyebilmesiyle mümkün olabileceğini bilmesi gerekir. Çünkü demokratik ülkelerde; Yasama, Yürütme ve Yargı erklerinin yanında, basının “dördüncü kuvvet” olarak iktidarın sınırlandırılmasında, kamu gücünün şeffaf kullanılmasında ve hesap verebilirliğin sağlanmasında vazgeçilmez bir işlev gördüğünü bilmez mi? biliyorsa bu baskı niye?
Gazetecilerin bağımsız ve özgür bir ortamda çalışabilmesinin, toplumun tüm kesimlerinin kamusal alanda temsil edilmesini sağlaması ile çoğulculuğun güçlenmesine, farklı görüşlerin görünür hale gelmesine ve sağlıklı bir kamusal tartışma kültürünün oluşmasına katkı sunmaktadır. Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin mesleki talebi olarak görülmemesi gerektiği ve bunun aynı zamanda bireylerin bilgi edinme hakkının anayasal bir uzantısı olduğu unutulmamalıdır. Basının kamuoyunun gündemini şekillendirdiğini, sorunları görünür kıldığını ve toplumsal farkındalık yarattığını, bu yönüyle de demokrasinin yaşayan ve kendini sürekli yenileyen bir organizması gibi işler.
Toplumsal şeffaflık, hesap sorabilme kültürü ve etkin kamusal denetimin ancak özgür bir basın ortamında mümkündür. Basın; kamusal alanda yalnızca olayları aktaran bir araç değil, aynı zamanda haberler, yorumlar ve analizler yoluyla katkı sunmaktadır. Herhangi bir kişi, zümre ya da çıkar grubunun değil, doğrudan toplumun sesi olma görevini yapması gereken basının ekonomik, siyasal ya da ideolojik baskılar altında yönlendirilmesinin yalnızca medya etiğini değil, aynı zamanda kamusal yararı da ağır biçimde zedelediği ortadadır.
İktidarın borazanlığını yapan yandaş basın ise satın alınan ya da susturulan bir araç halini almış olanlar dışında sadece emeğe, mesleki sorumluluk bilincine ve etik ilkelere dayanan kamusal bir faaliyet anlayışına göre hareket eden gazetecilerin susturulması uygulamaları asla kabul edilebilir değildir. Basının işlevsizleştirildiği, susturulduğu ya da neredeyse tek sesli hale getirildiği, toplumun sorunlarının tartışılamadığı ülkemizde demokrasiden söz edilebilir mi? AKP incesi Türkiye’sinde basının iktidarın karşısında konumlanan bir düşman değil; hukukun, demokrasinin ve toplum yararının yanında duran bir denge unsuru olduğu ve bu işleviyle de eleştirel basının sistemi daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha adil hale getirdiğini gördük.
Bu baskıların mağduru DOĞRU PARTİ temsilcileri olan bizlere uygulanan gizli sansür ve muhalif tüm kişi ve kuruluşların gerçekleri topluma yansıtması engellenebilir belki ama ortadan kaldırılamaz. Bize göre basın yaşamsal damarlarımızdan biridir.
Basın özgürlüğünün sekteye uğratıldığı günümüzde hemen hemen her alanda demokrasinin temel dayanaklarının da işlevsiz kaldığına şahit oluyoruz. Mesela; Adalet Bakanının haksız mal edindiği iddiasının TBMM tarafından sorgulanamadığı bu sistemde, görevi gereği halkı bilgilendirme konusunda sessizliğe gömülen basın özgür denebilir mi?
Değerli okurlar, AKP iktidarı ve koşulsuz destekçileri için var olan demokrasinin nimetleri ne yazık ki ülke insanları için YOK… Oysa; bizler, insanların gözü, kulağı ve sözü olma işleviyle bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasında, toplumsal kimliğin güçlenmesinde ve ortak değerlerin yaşatılması ve demokratik bir geleceğin ancak özgür, bağımsız ve etik değerlere bağlı bir basınla mümkün olacağı gerçeğinden hareketle;
DOĞRU PARTİ temsilcileri olarak ELİ BAĞLI yazamayan, AĞZI BANTLI konuşamayan basın mensuplarına, muhalif kişi ve kuruluşlara AKP iktidarınca reva görülen bu baskı ve zulmü DEMOKRASİ adına kınıyor ve kendilerine desteklerimizi iletiyoruz. Barış, özgürlük ve laiklik mücadelesinin sembolü olarak da DEMOKRASİ MEŞALESİNİ birlikte taşıyacağımızı Türk milletine ilan ediyoruz. 25.Mart.2026
Selam ve saygılarımla
Cezmi Orkun
Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı
(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)















