1. Haberler
  2. KÖŞE YAZISI
  3. DİVRİĞİ DEMİR MADENİNİ KAPATMAK, VATANA İHANETTİR!

DİVRİĞİ DEMİR MADENİNİ KAPATMAK, VATANA İHANETTİR!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Örnek Resim

Türkiye’nin stratejik değeri yüksek ve rezervi en büyük demir madeni, özelleştirmeciler tarafından kapatılıyor.

Türkiye’nin hem demir çelik fabrikaları, hem de inşaat ve otomotiv sektörü, gemicilik, demiryolu ve metal sanayi, havacılık ve savaş sanayi, ithal demir madenine mahkûm edilmek isteniyor.

Demir madenimizin kapatılması da, ülke sanayisinin ithal demire mahkûm edilmesi de, ihanettir.

Ulusal ekonomimize ihanettir!

Halkımıza, milletimize ihanettir!

Vatana ihanettir!

DEMİR ÇELİK FABRİKALARIMIZI İTHAL MADENİN KUCAĞINA ATTILAR

• Karabük, Ereğli ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları, öncelikle yerli kaynakları kullanmak üzere kurulmuştur. Hammadde ihtiyaçları 1980’li yılların sonlarına kadar da kendi madenlerimizden karşılandı.

• Ancak demir çelik tesisleri, kamu işletmesi oldukları dönemde önemli iyileştirmeler ve kapasite artışları yaşarken, bu fabrikalarımızı altın tepside satan özelleştirmeci iktidarlar, madenciliğimizde iyileştirme yapmadılar, yeni maden sahalarının bulunması için çaba gösterilmediler.

• 1980’lerin sonlarında MTA’yı, demir madeni başta olmak üzere maden aramalarından büyük ölçüde çektiler. Adeta su için sondaj çalışmaları yapan kuruma dönüştürdüler.

• Demir çelik fabrikalarımızın bağlı olduğu Türkiye Demir Çelik İşletmeleri, (TDÇİ) MTA’nın köreltilen görevlerini üstlenebilirdi. Yeni cevher rezervleri eklemek ve görünür rezerv tespitlerini yapabilmek için de sondajlı arama yapabilirdi. Ancak kuruma bu amaçla bir birim oluşturulmadı, bu amaç için ödenek verilmedi.

• Toplamda MTA köreltildi, TDÇİ harekete geçirilmedi, yeni maden sahası bulunmadı, mevcutlar iyileştirilmedi.

• Sonuç olarak Türkiye’nin demir çelik sektörünü, adım adım ithal madenin kucağına attılar.

MADENCİLİĞİN ÖNEMİ

• Madencilik istihdam ağırlıklı bir sektördür. Sektörde çalışan bir kişi, yan sektörlerde çalışan 12 kişiye istihdam sağlamaktadır.

• Demir cevheri madenciliği, kendi üretim değerinin yaklaşık % 60 oranında ek gelişmeye yol açmaktadır. İthal cevher yerine yerli kaynakların kullanılması, ekonomide cevher değerinin % 60’ kadar fazladan ek gelişme olanağı demektir.

• Başka bir deyişle ithal cevher, hem madencilik hem de yan sahalardaki istihdam olanağının yok edilmesidir.

• Ekonomiye sağlanacak yüzde 160 değerindeki kalkınmadan vazgeçmektir.

• Bölge istihdamının, bölge ekonomilerinin tasfiye edilmesidir.

• Ulusal ekonomimizde kalması gereken parasal gücümüzün başka ülkelere aktarılmasıdır.

DİVRİĞİ DEMİR MADENİ KAPATILAMAZ

• Divriği demir madeni, 1937 yılında tespit edilmesi, 1938 yılında üretime geçilmesi ile Türkiye’nin en büyük maden yatakları olarak 88 yıl boyunca hizmet verdi.

• Büyüklüğü ve zenginliği bakımından dünyada önemli cevher yatakları arasındadır. Uzun yıllar Türkiye demir ihtiyacının yüzde 65’ini karşıladı.

• Halen Divriği ve Hekimhan başta olmak üzere yıllık 6 milyon ton üretimi ile madenlerimiz, Türkiye’nin yıllık 16,5 milyon tonluk yüksek tenörlü demir cevheri ihtiyacının yüzde 36,4’ünü karşılamaktadır.

• Divriği Demir Madeninde çıkarılan cevher, demir yüzdesi 60/65 oranında, yüksek değerdeki madendir.

• Divriği madeni ve tesisleri, üretim ve işletme sahalarında yarattığı iş olanaklarıyla, esnafa, küçük ve orta ölçekli işletmelere sağladığı üretim ve ilave iş olanaklarıyla, canlı, büyüyen ve gelişen bölge ekonomisin doğmasında motor işlevi görmüş, on yıllar boyunca büyük kentlere göçün önüne geçmiştir.

• Divriği’deki bu kamusal maden işletmeciliği, bölgeye başkaca hiçbir yatırım yapılmamış olmasına rağmen, bölge ekonomisinin gelişmesine sağladığı eşsiz katkılarla, sadece Divriği kentinin değil, köyleri için de yaşama, üretim yapma ve pazarlama olanağı olmuş, diğer bölgelerde görülen hızlı nüfus azalmasını frenleyen tarihsel değerde bir rol oynamıştır.

• Divriği Maden İşletmesi, 1940’lı yıllarda kurduğu Cürek Maden Mahallesi ile Atatürk Cumhuriyetinin halkçı-devrimci kentlerine örnek yaratmış, maden işçileri, memurları ile aileleri için barınma, eğitim, sağlık, sanat, spor ve kültürel tesisleri kurmuş, bölgenin kalkınmasına önderlik etmiş, imrenilen örnek bir belde kazandırmıştır.

• TC. Kalkınma Bakanlığının raporları da Divriği Demir Madeninin ülke ekonomisi için vazgeçilmez olduğunu, stratejik değerde olduğunu saptamaktadır.

ÖZELLEŞTİRME VE YIKIM SÜRECİ

Cumhuriyetin yarattığı her şeyi satan özelleştirmeciler, madenlere ve demir çelik fabrikalarına da saldırdılar.

AKP iktidarı da 15 Nisan 2004 tarihinde Ereğli ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları ile Divriği ve Hekimhan madenlerini ve 14 maden sahasını OYAK’a sattı.

Cumhuriyetin bu kurumunu satın alanlar, Divriği’de önce Atatürk’ün halkçılık öğretilerinden esinlenerek yaratılan örnek kente, Cürek’e saldırdılar, yok ettiler. Halkçı cumhuriyetin, modern, aydınlanmış, dayanışmacı toplumun bütün nüvelerini taşıyan kentini, atom bombası atılmış hayalet diyarına çevirdiler.

Alıcı şirket OYAK, Madenin işletmesini ÇİFTAY adlı başka bir taşerona devretti. Cumhuriyet madenini artık hem satın alan şirket, hem de onun taşeronu yağmalıyordu.

İkisi de hızla zenginleştiler.

OYAK Grubu, 2024 yılında 8,5 milyon ton ham çelik ürettiğini, ürünlerin yüzde 19’unu 42 ülkeye ihraç ettiğini açıklıyor.

Divriği ve Hekimhan madenlerine sahip olarak kurulan Erdemir Maden, yıllar boyu 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında yer aldı.

Ancak şirketler zenginleşirken Divriği küçülüyor, işçilik köleliğe dönüşüyordu.

Taşeron şirket maden işletmesine Divriği dışından ucuz işçi getirmiş, Divriği’deki işsizler ise iş bulma ümidini yitirmiş, kenti terk etmeye başlamışlardı.

Kentin kamu zamanındaki canlı ekonomisi daralıyor, esnaf siftah yapamadan günleri sayıyor, köylerde üretici köylerini terk ediyordu. Köyler emekli yaşlılara kalmıştı sadece.

BİR DARBE DAHA

Divriği’ye ve madenciliğe bir darbe daha vurdular.

Özelleştirme ile bölgenin ve madenin olanaklarını yağmalayarak zenginleşenler, “madeni ithal etmek daha ucuz” diyerek Divriği Demir madenini kapatmaya kalktılar.

AKP iktidarı için de zaten madenler, yolgeçen hanıydı. İsteyen kapatıyor, isteyen ithalata yöneliyordu.

Oysa maden bu şirkete satıldığında üretimi sürdürme, madeni ayakta tutma sözü verildi.

Bölge ekonomisine katkıda bulunma, en azından zarar vermeme sözü verildi.

Bölgenin istihdamına katkıda bulunma sözü verildi.

Verdikleri sözlerin tam tersini yaptılar, yapıyorlar.

AKP ise seyrediyor. Hatta satış sözleşmesine aykırı işlere bile onay veriyor.

OYAK Madencilik, Divriği yeraltı üretimini kapatma kararı verince, zaten epeyce yükünü tutmuş olan taşeron şirket Çiftay, bölgeden çekildi. Şirkette çalışan 700 işçinin ise işine son verilecekti.

Sanayi Bakanı madenin kapatılmasını, ÇSG Bakanı işçilerin sokağa atılmasını seyrettiler, seyrediyorlar.

Yeraltı üretimin kapatılmasının ardından maliyeti ucuz olan yerüstünde ucuz işçilikle kaymağı sıyırıp buradan da çekilmeyi amaçlıyor OYAK Madencilik.

SONUÇ

• Ulusal madenciliğimiz saldırı altındadır.

• Demir Çelik Fabrikalarımızın hammaddesini üreten stratejik demir madenimiz önce satıldı, uzunca süre kaymağı sömürüldü, şimdi de yok ediliyor.

• Türkiye’nin demir çelik fabrikaları, ithal madene bağımlı hale getiriliyor.

• Dışarıdan maden gelmezse üç dev fabrika, çok sayıda orta ve küçük fabrika, üretim yapamaz olacak. Demir çelikle direk bağı olan stratejik sektörler başta olmak üzere dalga dalga bütün sektörler, daha doğrusu ekonomi çökecek, ülke felç olacak.

• Kapatılan maden ile birlikte, tarihi Hititlere dayanan Divriği ilçesi, köyleri ile birlikte eriyecek yok olacak.

• Yokedilen sadece Divriği Madeni ve Divriği’nin geleceği değil, ulusal bağımsızlığımızdır, bir bütün olarak ekonomi ve ülke tehlikededir.

• Divriği Demir Madeninin kapatılması derhal durdurulmalı, işten çıkarılan bütün işçiler yeniden işbaşı yaptırılmalıdır.

• Divriği Madeni başta olmak üzere OYAK Madenciliğin elinde bulunan geçmişi kamuya dayanan bütün madenler derhal yeniden kamulaştırılmalı, özel şirketler ve taşeronlar madencilik sahasından çıkarılmalıdır.

• Madenlere yatırım ve iyileştirme yapılmalı, üretim artırılmalıdır.

• MTA yeniden maden aramalarında asli görevlerine dönmeli, yeni maden sahaları için hızla çalışmaya koyulmalıdır.

• İthalat azaltılmalı, ihtiyaç olunan maden rezervinin kendi kaynaklarımızdan temini esas olmalıdır.

• Bu vahşete dur demek, her vatanseverin görevidir.

• Sorun sadece Divriğililerin, işten atılan işçilerin, mücadele eden sendikanın değil, kendini vatansever sayan herkesin, her örgütün, her partinin görevidir.

Mehmet Akkaya

4 Şubat 2026

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
DİVRİĞİ DEMİR MADENİNİ KAPATMAK, VATANA İHANETTİR!
+ -

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin