Değerli okurlar, ülkemizde demokrasi gereği seçimle gelip seçimle giden iktidarların ana amacı, vatandaşların rahat ve huzurunu sağlamaktır. Bunun için de siyasi düşüncesi, dili, dini ve mezhebi ne olursa olsun hepsinin eşit haklara sahip olduğu anlayışı barış ve huzurun teminatıdır. Ayrımcılık ve kayırmacılık olmayınca da devlete olan güven, birlik ve bütünlüğü sağlar. Oysa tüm bunları vatandaşından esirgeyen AKP iktidarı olması gereken birlik ve bütünlüğün sağlanmasındaki en büyük engel olmuştur.
Günün sonunda, toplumun yoksullar ve zenginler olmak üzere ayrıştırılması ile emekliler bakıma ve yaşamaya, öğrenciler ve dar gelirli vatandaşlar barınmaya, insanlarımız pazar atıklarına, hastalarımız doktorsuz hastanelere, adliye sarayları bağımsız ve bağlantısız yargı mensuplarına, okullarımız çağdaş eğitime, öğretmenlerimiz kadroya, belediyelerimiz seçilmişlere, esnaflarımız müşteriye, vatandaşlarımız sosyal aktivitelere, muhalifler özgürlüğe, sokaklar güvenliğe, millet iradesinin TBMM’ne yansıtılmasına ve dilenci bir toplum yaratılması ile yardımlara muhtaç hale getirilen bir Türkiye var. Özetle; AKP iktidarı ülkemizi Emperyal güçlere, insanlarımızı ekmeğe muhtaç hale getirmiştir. Peki neden böyle;
Ülkemizi son 24 yıldır yönetmekte olan AKP iktidarı Cumhuriyet’in olanaklarını kullanarak elde ettikleri makamların gücünü, Cumhuriyet ve Kurucu Önder Atatürk karşıtı anlayışa sahip Mısır merkezli “Müslüman kardeşler” (ki ABD tarafından terörist listesine alınmıştır) örgütünün adeta gölgesi davranışları nedeniyle ülkemiz ve insanlarımızın geleceği her açıdan kara bulutlarla kaplanmasına sebep oldu. Türk milleti bu yobaz anlayışı kendi karanlığına mahkum edip, yeniden doğan güneş misali ülkeyi aydınlatacaktır. Böylece, dün olduğu gibi gelecekte de hakikatin gölgeler içinde gizli kalması önlenecektir.
Değerli okurlar, ABD başta olmak üzere Emperyal güçler ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak için her türlü yola başvuruyorlar. Bizlerin öğrenci olduğumuz dönemde sağ-sol kavgasıyla binlerce gencimiz heba edildi, istenen sonuç alınamayınca bu sefer Alevi-Sünni ayrımcılığı üzerinden ülkenin birçok ilinde kan gövdeyi götürdü. Maraş olayları, sıvaş olaylarını hatırlayın lütfen… Bu kargaşayı yaratmak için provokatörler camiye saldırdılar, camide içki içtiler vb. yalanlarla halkı galeyana getirdiler. Tüm bu olaylarda olan vatandaşlarımıza oldu ancak, emperyal güçler amaçlarına ulaşamadı elbette.
Günümüzde de din, dil ve mezhep üzerinden kaos ve karmaşa ortamının yaratılmaya çalışıldığını görüyoruz, PKK terör örgütü ve siyasi uzantısı DEM Parti yönetimi, Kürtlerin temsilcisi oldukları yalanıyla ulus devlet ve üniter yapının bozulması için emperyal güçlerin emrinde iktidarla el ele vererek bebek katili APO’dan medet umar hale gelmiş durumda. Bunlar mı Kürt kardeşlerimizi temsil ediyor? Hadi oradan be…Diğer taraftan vatandaşların dini hassasiyetlerini kendi çıkarları için kullanan tarikat ve cemaatler İslam dinini temsil ettikleri yalanlarıyla halkı adeta kendilerine köle yapmaya çalışıyor. Bunların tamamı sahtekâr, seccade şeytanları ve vatan hainleridir inanın. Bunlar mı dinimizi temsil edecek! Hadi oradan vatan hainleri, hadi oradan be.
İnanın ki dini, dili, mezhebi, siyasi görüşü ne olursa olsun vatandaşlık bağı ile bağlı olan tüm yurttaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin teminatı altındadır. Diğer tüm çabalar emperyal güçlerin yerli iş birlikçileri vasıtasıyla sahnelediği kanlı bir oyundan ibarettir. Bizler bir bütün olarak bu kanlı oyunun figüranları olmayacağız, olmamalıyız. Çünkü; bu topraklar bu vatan hepimizin. Vatanımızın bir noktasındaki emekli Kürt vatandaşı ile diğer noktadaki Ermeni, Yahudi emekli vatandaşımızda aynı sıkıntı içerisinde.
Yaşadığımız sıkıntılar ortak değil mi? Kaygılarımız, sevinçlerimiz hatta beklentilerimiz aynı değil mi? Evet aynı inanın. Farklı olan tek şey bizleri figüran olarak gören oyun kurucuların lüks ve şatafat içerisinde yaşamalarıdır. Kendi hainliklerinin üstünü örtme çabası içinde olan bu sahtekarlar çok istiyorlarsa kapı orada… çıkabilirler…Bizlerin bunlarla ortak olan tek noktamız dahi yok. Varsa siz söyleyin Allah aşkına. Allah devletimize zeval vermesin. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek sığınağımızdır. Bunu asla unutmayalım.
Değerli okurlar, saray ve eşrafı dışında millet geçinemiyor, vatandaşlar yaşam mücadelesi veriyor, toplumun büyük bir kesimi ekmeğe muhtaç olmuş kimin umurunda, niye gündem olsun ki? vatandaşları dili üzerinden ayrıştırmak, federatif yapıyı savunmak gibi hayaller karın doyurmuyor. Millet aç kardeşim aç… önce refah ve huzur. Ancak tüm bu uydurulmuş suni gündemler ile gerçek gündem hakkında ana muhalefet CHP sadece konuşuyor o kadar. CHP ve muhalefet tümüyle adeta AKP lehinde çaba sarf ediyor dersek yalan olmaz. Bu sessizlik ve karşı tutumun eyleme dönüşmemesi oldukça manidar değil mi? “Al birini vur diğerine” diyelim ve AKP iktidarına mizahi açıdan bakalım. Fıkra bu ya;
AKP Genel Başkanı Erdoğan aleyhine adamın biri fıkra üretip dururmuş. Adamı yakalayıp Erdoğan’ın huzuruna getirmişler. Erdoğan tek tek fıkraları anlatıp “bu fıkrayı sen mi uydurdun” diye sormuş. Adam her seferinde “evet” demiş. Erdoğan adama sempati duymaya başlamış, arayı yumuşatmak, adamı kazanmak istemiş. Bu duygular ile adama “sen de Trabzonlusun ben de. Sen de bu ülkeyi seviyorsun ben de. Ben bu ülkenin büyük, saygın ve güçlü bir ülke olmasını sağladım. Yoksulluğu, yasakları ortadan kaldırdım, ülkemiz sınırlarını mültecilere kapattım, yargıyı bağımsız hale getirerek ülkede adaleti sağladım, gelir dağılımında vatandaşlarımızı korudum, kimseyi aldatmadım, kimseye aldanmadım yani; ne aldandım ne de aldattım!. Buna rağmen bana karşı tavır alıyorsun” deyince, adam “Sayın Erdoğan, diğer fıkraları ben uydurdum ancak bu anlattığınız fıkrayı ben uydurmadım” der. Kıssadan hisse… 6.Mart.2026
Selam ve saygılarımla
Cezmi Orkun
Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı
(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)


















