Değerli okurlar, AKP iktidarı demek başlıklı bu yazımda çeyrek asırdır ülkeyi yönettiğini zanneden ancak, milletin refah ve huzurunu bozmaktan başka bir mahareti olmayan, dini ve milli duyguları istismar ederek iktidarda kalmayı sürdüren, uygulamalarıyla yöneten değil emperyal güçlerin yönetiminde kullanılan bir aparat olduğunu söylemek yanlış olmaz. Özetle ne demek istediğimi açıklamak isterim. AKP demek;
Zam demek, rant kapısı faiz demek, önlenemeyen enflasyon demek, milleti yok saymak sermaye gruplarını ihya etmek demek, emekli ve emekçiler için açlık demek, gençler için karamsarlık demek, kadınlar için ölüm demek, çocuklar için borç demek, umutsuzluk demek, madenlerimizin emperyal güçler ve yerli iş birlikçilerine peşkeş çekilmesi demek, emeklinin gömülmesi demek, aile yapısının çökmesi demek, ülkemizin uyuşturucu ve kaçakçılık merkezine dönüşmesi demek, yolsuzluk ve yasakların legal hale gelmesi demek, yoksulluğun kalıcı hale gelmesi demek, dilenci toplum yaratmak demek, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tarihe karışması demek, sadakat demek, ulus devlet ve üniter yapının tartışılması demek, paranın pul olması demek, korku iklimi demek, dolmak bilmeyen kasaların dolması demek, milletin cebine el atmak demek, milletin hakkını gasp etmek demektir. Tüm bunların oluşması kronolojisine baktığımızda;
- 2013 Gezi Parkı olaylarına sert müdahale ve 2016 darbe girişimi sonrası OHAL ile tasfiyeler, 2017 referandumuyla başkanlık sistemine geçiş süreçleri otoriter bir anlayışın ürünü olarak demokrasi alanında gerileme yaşanmıştır. Bu durum uluslararası kuruluşlarca da ilan edilmiştir ki bunlardan; Freedom House 2025 raporunda Türkiye “Not Free” kategorisinde, özgürlük kaybında en kötü 10 ülke arasında olduğunu. HRW ise, Türkiye’de yargı bağımsızlığının yitirildiği ve muhaliflerin (siyasetçi, gazeteci, iş insanları vs.) keyfi cezalandırıldığını açıklıyor.
- Gazetecilerin tutuklanması, medya kuruluşlarının AKP yanlısı gruplara devredilmesi veya kapatılması olaylar. Öyle ki, 2025 Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 180 ülke arasında 159. sırada. Ayrıca İnternet sansürü, sosyal medya kısıtlamaları ve dezenformasyon yasaları basın ve iletişim özgürlüğünü kısıtlıyor.
- 2016 Darbe Girişimi Sonrası ilan edilen OHAL kapsamında yüz binlerce kamu çalışanının ihraç edilmesi ve on binlerce insanın tutuklanması insan haklarının ihlal edilmesi ile sonuçlanıyor.
- 2002-2026 arası nas var nas anlayışı ile düşük faiz politikaları sonucu enflasyonun artması, alım gücünün gittikçe azalması, üretimin yerini tüketime bırakması ile de; devam eden hayat pahalılığı, asgari ücret erimesi ve üretim düşüşünün getirdiği işsizlik, yoksullaşma ve borçlanma yanında tarım faaliyetlerinin ortadan kaldırılmasının yarattığı ekonomik çöküş.
- 17-25 Aralık 2013 operasyonları ile ortaya saçılan ve üstü örtülen yolsuzluk, kamu ihalelerinde şeffaflık eksikliği, özelleştirmelerde yandaş şirketlere peşkeş ve kamuda israf. Yolsuzluğun yasal hale gelmesi ile sonuçlanıyor.
- Eğitimde çağdaşlıktan uzak eğitim programları, özel okullara teşvik, öğretmen atamalarındaki mülakat ile partizanlık yanında tarikat/cemaat ilişkilerinin yoğunlaşması imam hatip dışındaki meslek liselerinin kapatılması ara insan gücünün yok edilmesi vs. uygulamalar sistemin çöküşüne sebep olmuştur.
- Rant elde etmek üzere, Ormanların maden şirketlerinin arama faaliyetlerine açılması, mevcut termik ve HES santralleri ile altın arama faaliyetleri esnası ve sonrasında oluşan atıklar çevrenin kirlenmesi ve yaşamı olumsuz etkilemesi kaçınılmaz olmuştur.
- Kadın haklarının korunması amaçlı İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ile kadın istismarı ve cinayetleri çığ gibi artış sağlamıştır.
- Şehir hastaneleri ile hasta, otoyol ve tünel yapımlarında araç ve havaalanı yapımlarında yolcu garantileri nedeniyle işletici şirketlere 20 yıl boyunca milyar dolarlar ödeme zorunluluğu doğmamış çocuğun borçlu doğması ile sonuçlanıyor.
- Eğitim ve sağlık hizmetleri parası olanlara verilen hizmetler halini aldı.
Tüm bu olumsuzlukları gündeme taşıdığınızda AKP yönetimi, bu adımları istikrar, güvenlik ve kalkınma için gerekli gördüklerini söylüyor. Yersen tabi! Başarısızlık halinde suçlu birilerini buluyor ve asla kendilerine toz kondurmuyor. Tüm bu uygulamaları eleştirenler ya hain ya da FETÖ’cü olarak yaftalanıyor. Yukarıda kısmen açıklamaya çalıştığım hususların tam özeti ise, “AKP demek, Türkiye ve Türk milletinin çıkarları değil, yandaş/paydaş Sermayedarlar ile emperyal güçlerin çıkarları” demektir. Sizce?… 9.Ocak.2026
Selam ve saygılarımla
Cezmi Orkun
Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı
(Enerji, Tabii Kaynaklar ve Madencilik Politikaları Başkanı)

















