Türkiye’nin Utanç Tablosu: Tutuklu Gazetecilik

0
260

Libya’da şehit olduktan sonra Manisa’da toprağa verilen MİT mensubunun cenaze töreniyle ilgili yapılan haber üzerine 2020 yılında gazeteciler Hülya Kılınç, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel’in de aralarında olduğu 8 kişi hakkında TCK’nın 329/1 maddesi uyarınca “devletin güvenliği veya iç/dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçlamasıyla ve MİT Kanunu’nun 27. maddesine göre “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçlarından dava açılmıştı. Her iki suçtan da 4 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan sanıklardan 5 gazeteciye ceza verilmişti.

Gazeteciler devletin güvenliğiyle ilgili davadan beraat ederken, MİT kanununu ihlal ettikleriyle ilgili açılan davada karar, istinaf mahkemesi tarafından onandı. Dün tutuklanan Barış Pehlivan ve Murat Ağırel Silivri Cezaevine, Hülya Kılınç ise Manisa Cezaevine gönderilmişti. Ancak akşam saatlerinde avukatları Hüseyin Ersöz tarafından açıklama yapılarak, Murat Ağırel ve Barış Pehlivan’ın serbest kaldıkları duyuruldu. Tutukluluğu devam eden Hülya Kılınç’ın ise serbest bırakılması bekleniyor.

Neler Yaşanmıştı?

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Mayıs 2020’de başlayan yargılama 9 Eylül 2020’de son buldu. Gazetecilerden Barış Terkoğlu beraat ederken, Aydın Keser ve Ferhat Çelik, Murat Ağırel gibi ‘istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek’ suçundan verilen 4 yıl 8 ay 17 gün, Hülya Kılınç ise Pehlivan’la birlikte 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Gazeteci Erk Acarer’in dosyası ise yurtdışında bulunduğundan dolayı ayrıldı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 2 Şubat 2022’de İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onamasının ardından gazeteciler bugün infaz sürelerinin tamamlanması için prosedürel olarak cezaevine gönderildiler.

MİT TIR’ları benzetmesi:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesinde, dava konusu olayda “FETÖ’nün MİT TIR’ları kumpası” ile aynı yöntemin izlendiği savunuldu. Şüphelilerin “organize bir şekilde gerçekleştirdikleri” eylem ile Türkiye’nin dış ve iç siyasal yararları ile güvenliğinin hedef alındığı belirtildi.

Gazeteciler hakkında soruşturma Oda TV adlı internet sitesinde 3 Mart’ta yayınlanan “Sessiz, sedasız ve törensiz defnedilen Libya şehidi MİT mensubunun cenaze görüntülerine Odatv ulaştı” başlıklı haberinde MİT mensuplarına yönelik gizli bilgi ve fotoğrafları yayınlandığı gerekçesiyle başlatmıştı.

Kılınç’ın mahkemedeki ifadesi:

Mahkemeniz huzurunda vermiş olduğum savunmayı tekrar ediyorum. Haberi hangi bakış açısıyla okursanız sadece cenaze haberi olduğunu görürsünüz. Haberde yayınlanan fotoğraflarda MİT mensuplarının olduğunu bilmiyordum. Bilmem de mümkün değildir.

Eğer MİT mensubu olduğunu bilmeyenler hakkında suç isnadı yapılmıyorsa benim içinde yapılmamalıdır diye düşünüyorum. Fotoğrafta sadece cenazeyi taşıyan köylüler görünmektedir. Ben yalnızca gazetecilik yapmak amacıyla haberi hazırladım. Mahkemenizden tutukluğumun kaldırımasını ve beraatimi talep ediyorum.

Konuyla ilgili Odatv’ye konuşan avukat Celal Ülgen Neler Söylemişti?

“İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde 24 Haziran’da görülecek olan davada MİT’in iki suç duyurusu var. İkisi 04.03.2020 tarihini taşımakta ve biri Murat Ağırel Erk Acarer ve yeni Yaşam Gazetesi hakkında diğeri ise Hülya Kılınç ve Odatv. MİT her iki suç duyurusunda özellikle Libya’da şehit düşenler hakkında ‘ŞEHİT’ sözcüğünü kullanmaktan kaçınmış görünüyor. Şehit MİT mensubu sözcüğünü kullanmak yerine ‘Merhum MİT Personeli’ sözcüğünü kullanmış”Bunun bir tesadüf ya da bir tercih olmadığını düşünüyorum.  Böyle durumlarda MİT personelinin şehit düşmesi halinde MİT Personeli için Şehit denilmeyecek diye bir kural ya da yasa hükmüne de rastlamadım”… “MİT suç duyurularında ‘şehit’ sözcüğünü neden kullanmadı?  Önümüzdeki süreç bu sorunun da yanıtını araştıracağı bir süreç olacak…” 

Akşam Saatlerinde Serbest Bırakıldılar

Gazeteciler Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Hülya Kılınç, Libya’da hayatını kaybeden MİT mensubunun cenazesi hakkındaki haber ve paylaşımları nedeniyle yargılandıkları davada verilen cezaların kesinleşmesi üzerine 15 Şubat 2022 günü tutuklanarak cezaevine gönderildikten sonra. aynı gün akşam saatlerinde Pehlivan ve Ağırel serbest bırakıldılar. Avukat Hüseyin Ersöz, gazetecilerin denetimli serbestlik kararıyla tahliye olduklarını söyledi.

İstinaf mahkemesinin onama kararında, İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada “usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksik olmadığı, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı” ifadelerine yer verilmişti.

 

Haber: Ayça Yılmaz

Bir Cevap Yazın