DİYANET

0
228

Birçoğumuzun pimi çekilmiş el bombasının elinde tutulması olarak gördükleri hatta riskli buldukları Diyanet konusuna değineceğim.
Mevcut İktidar, Diyanet konusunda hem varlığının devamını uygun bulmuş hem de kendi yapacakları için ipleri elinde kukla oynatıcıları gibi oynatmaya başlamıştır. Bizlerin de oynatmasına az kalmıştır diyebiliriz.
Bizler kimiz ve kimlerden oluşuyoruz. Bizler bu ülkenin gelişmesini, aydınlanmasını ve Diyanet denen kurulun da özerk ancak tüm din işlerini yürüten ve bağımsız hareket etmesinin yolunu açan ve bulan bir kuruluş olarak etkin olmasını isteyenlerdeniz.
Arkasında mevcut iktidarın yakınlığını hissedenlerin, mevcut iktidarın demokratik yollarla gönderilmesi sonucu kendilerinin yerine de başkalarının geleceğini bilmiş olması gerekir. Mevcut iktidarın isteklerine dinin alet edilmesini en azından bu nedenle yerine getirmemesi gerekir. Mevcut dinin koşullarına ve yazılı kurallarına göre fetva değil, bilgi vermesi gerekmektedir. Toplumun hassas olduğu konularda en azından sessiz kalmalarını bekliyoruz.
Kuran’da yazsa bile, günümüz koşullarında özelliğini yitirdiğini ve sağlıklı olmanın ön koşul kabul edildiği Korona virüs salgını nedeniyle hac görevini yerine getirmenin zorunlu hatta İslam’ın olmazsa olmazlarından çıktığını, güvenli mesafe ve korunmanın zorlaştığı hac görevinin zorunlu olmaktan çıkarıldığını ilan etmesi gerekiyor. O zaman da İslamcıların hedefi olmaktan korkmakla karşı karşıya kalacağını biliyoruz. Korkunun ecele katkısı yoktur bilinciyle hareket edilsin arkadaşlar…
Ne zaman iktidar, uygulamalarının başarılı olmasına gereksinim duyduğunda yani her hıyarım diyene tuzu bende diye tuzluğu alıp koşmanın bir anlamı yoktur. İktidara destek amacıyla yaptıklarınız ortada, artık zararın neresinden dönersek kardır anlayışının egemen olmasını istiyor ve bekliyoruz. Mevcut iktidar ise Türkiye Cumhuriyetinin Laik bir hukuk devleti olması gerektiğini unutuyor. Din adamlarından Din Yüksek Kurulu ve Âlimler diye söz ediyor onlarda buradayız efendim diye hemen koşuyorlar. Yanlış olan bağımsız olmaktan uzak, mevcut iktidarın şak dediğinde yapan bir kurum olmaktan çıkmasıdır. Referansını yani başvuru kaynağı mevcut iktidar değil, İslam’ı temsil ettiğine göre Diyanet değil, Din Ayet yani Kuran’ın Türkçe açıklamaları olmalıdır. Ben yorumlarım kardeşim diyorsanız, bize de eleştiri hakkının doğmasına neden olursunuz. Kuran’da yazsa bile Hülle olayında olduğu gibi yanlış algılara sebep olmuş olursunuz. Hangi dinde ölüyle bile 4-6 saat sonra sına kadar cinsel ilişkide bulunabilirsiniz, kızınıza hatta annenize bile şehvetli duygularla bakabilirsiniz diyor. Ensest ilişkiye davetiye çıkarmak ta neyin nesidir ulan. Ulan sözcüğüne boşuna kullanmayı hiç sevmem ancak böyle sahtekâr tipler hak ediyor ve boşa gitmemiş oluyor. Yani günah olmaktan ve kişisel korunma aracı olmaktan çıkıyor…
Son söz olarak diyanet değil Din Ayet olması gereken kuruluş, hükümetin yazılı ya da sözlü organı gibi değil, dogmalardan uzak pozitif ve belgeli açıklamalarda bulunarak toplumu rahatlatma görevine sadık kalmalıdır. Yoksa sorgulanarak, tarihin çöp sepetine gitmeye aday kuruluş olacaktır.

Bir Cevap Yazın