Türkiye’nin yaşayan en büyük tarihçisi Prof. Dr. İlber ORTAYLI tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti.
Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gören tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, yoğun bakımda devam eden tedavi sürecinin ardından hayatını kaybetti.
Prof. Dr. İlber Ortaylı, bir süredir tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında hayata gözlerini yumdu. Prof. Dr. İlber Ortaylı, sadece bir tarihçi değil entelektüel birikimi ile “ayaklı kütüphane” olarak anılan bir akademisyendi.
Büyük Türk tarihçisi İlber Ortaylı, 13 Mart 2026’da hayata veda etti.
İlber Ortaylı, 21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya’nın Bregenz şehrinde Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Annesi Şefika Ortaylı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı hocalığı yapan bir akademisyen, babası Kırım tarihi ve Tatarlar üzerine eserler ve makaleler çevirmiş bir uçak mühendisi olan Kemal Ortaylı’dır. Enver, Emeldar ve Nuriye adlarında üç kardeşi vardır.
İki yaşındayken ailesiyle Türkiye’ye göç eden Ortaylı, eğitim hayatına İstanbul Avusturya Lisesi’nde başladı ve Ankara Atatürk Lisesi’nde devam etti.
1969 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Chicago Üniversitesi’nde Halil İnalcık ile yüksek lisans yaptı. 1974 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” tezi ile doktorasını tamamladı.
1989’da Türkiye’ye dönerek profesör oldu ve 1989-2002 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin idare tarihi anabilim dalının başkanlığını yaptı.
Viyana, Cambridge, Oxford ve Roma gibi dünyanın en saygın üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı.2005-2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı görevini yürüttü.
Emekliliğinin ardından Galatasaray Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi bünyesinde dersler vermeye devam etti. Genç nesillere sadece tarih değil, “hayat bilgisi” de aşıladı.
Tarihçi ve köşe yazarı Prof. Dr. İlber Ortaylı, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle Koç Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi altında bulunan 78 yaşındaki Ortaylı’nın, yoğun bakımda sürdürülen tedaviye rağmen hayatını kaybettiği öğrenildi.
Uzun süredir çeşitli sağlık sorunlarıyla mücadele eden İlber Ortaylı, durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye kaldırılmış ve yoğun bakım servisinde tedavi altına alınmıştı. Ortaylı’nın rahatsızlığına ilişkin resmi olarak detaylı bir teşhis açıklanmazken, sağlık durumunun ciddi olduğu ve doktorlar tarafından yakından takip edildiği belirtilmişti. Ailesi tarafından yapılan açıklamada, ünlü tarihçinin birkaç gündür yoğun bakımda tedavi gördüğü ve uzman bir ekip tarafından takip edildiği ifade edilmişti.
Sağlık durumunun ağırlaşması üzerine İlber Ortaylı’nın entübe edildiği öğrenildi. Yoğun bakımda tedavi gören Ortaylı’nın solunumunun desteklenmesi amacıyla entübasyon işlemi uygulandığı bildirildi.
Ailesinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “İlber Ortaylı’nın beş gündür yoğun bakımda tedavisi devam etmektedir. Durumu stabildir. Alanında çok iyi bir ekip tarafından büyük bir özenle takip edilmektedir. İyi dileklerinizin ve dualarınızın yardımcı olacağını umuyoruz.” ifadelerine yer verilmişti.
Ancak yoğun bakımda devam eden tedavi sürecine rağmen ünlü tarihçi hayatını kaybetti.
Sağlık Bakanlığı da ünlü tarihçinin vefatı sonrası bir taziye mesajı yayımladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye büyük bir değerini, bir tarih dâhisini yitirdi.
Ülkemizin yetiştirdiği en müstesna değerlerden, kıymetli hocamız Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Başımız sağ olsun.“
“İlber Ortaylı’yı Kaybettik”
İlber Ortaylı’nın ailesi, sosyal medya ve resmi kanallar aracılığıyla yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Ailemizin büyüğü İlber Ortaylı’yı 13 Mart 2026 gününde kaybettik. Uzun süren ve giderek karmaşıklaşan sağlık sorunlarına rağmen hayata duyduğu merakı, insanlarla bir arada olma arzusu hiç azalmadı ve gücü yettiğince bildiği gibi yaşadı. Okurları, öğrencileri ve sevenleri onu hiçbir akademisyene nasip olmayacak büyüklükte bir sevgi ve saygıyla sarmaladılar. Onun adına derin bir şükran duyuyoruz. Cenazesiyle ilgili bilgileri daha sonra paylaşacağız.”
