TÜRK/KÜRT/ARAP—AKP/MHP/DEM

rifat serdaroğlu

AKP-MHP-DEM liderlerinin tümünün patronu olan ABD-İSRAİL-İNGİLTERE Ortadoğu’yu karmakarışık hale getirdi. Her taraf yangın yeri gibi oldu. Önümüzdeki kısa dönemde neler olacağını bilmek net olarak olası değil.

Emperyalist Devletler, çalmadan duramadıkları, aç gözlü oldukları ve doymayı bilmediklerinden, Ortadoğu’yu sömürürlerken, her biri aslan payını kendisi almak ister ve diğerlerine kazık atmaya çalışır. Geçinemez görünürler ama sonunda mutlaka anlaşırlar!

Soyanlar böyle, ya soyulanlar ne durumda? Gerçekler şunlar!
Ortadoğu’da hiçbir millet kendisi için “Kurtuluş Savaşı” vermemiştir.
Emperyalist Devletler cetvelle çizip ne kadar toprak verirse, onunla yetinirler. Vatan bilinci bunlarda yoktur. Bu yüzden “Seccademi koyup, namazımı kıldığım yer benim için vatandır, başka bir şey istemem” derler.
Ortadoğu’nun sınırları cetvelle çizilmiştir ama zihinlerindeki sınırları da “Mezhep Duvarları” ile örülmüştür. (Ş. Filiz)

En iğrenç çeşit ise, emperyal devletlerin kölesi (Belli bir zaman için) olup, onların kucaklarından inmeyenlerdir. Kucakta otururlar, kendi milletlerini donlarına kadar soyarlar! Sonunda ülkelerinden kaçıp, bir yerlerde yaşamaya çalışırlar, fare gibi!

“Don” deyince, bugün size bir fıkra anlatayım. Tatil günü sizi biraz gülümsetebilirsem ne mutlu bize. Zaten içimiz tencerenin dibi gibi oldu.

Çölde yaşayan Bedevi Kabilesinin reisi, kabilesini toplamış ve;
“Bu dünyada hayvan gibi yaşıyoruz. Dünya değişti artık, MEDENİ olmamız gerek. Oğlum Hassan’ı Fransa’ya gönderiyorum. Medeniyeti öğrenip bize de öğretecek!” Hassan’ı sevinçle uğurlamışlar.
Uzun bir zaman sonra Hassan dönmüş. Babası tüm kabileyi toplamış ve Hassan’a “Hadi bize medeniyeti öğret bakalım” demiş.
Hassan, demokrasi-insan hakları-çağdaşlık-özgürlük- görgü kuralları-bilgi-teknoloji diye saatlerce anlatmış. Fakat tüm kabile öküzün trene baktığı gibi kendisine bakıyor!
Reis sinirlenmiş, bağırarak; Ya anlayacağımız gibi anlat ya da kellen gider!
Hassan bakmış pabuç pahalı, meydanın ortasına yürümüş ve yerlere kadar değen entarisini kaldırmış! Tüm kabile “Oooooo” diye bağırmış. Çünkü Hassan’ın kıçında don varmış! Kabile ilk kez don gördüğünden, demek medeniyet buymuş, biz de don giyip medeni olacağız diye oynamaya başlamışlar. Reisin keyfi yerine gelmiş Hassan’ı yanına oturtmuş!
Hassan’ın küçük kardeşi yanlarına gelmiş ve “Abi donunu versene, ben de hemen medeni olayım!” Kardeşi donu giyip, oynamaya başlamış!
Hassan babasına, “Baba medeni olmak çok zor, kabile beceremeyecek herhalde”, demiş ve kardeşine bağırmış; “A hayvan, sen medeniyeti öğrenemezsin, donu ters giymişsin. Sarı kısmı öne, kahverengi kısmı arkaya gelecek!”

Erdoğan, Türk Kürt Arap dedi ya. Anladınız siz onu…

Sağlık ve başarı dileklerimle

29 Mart 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

BU SORULARA DOKUNAN YANAR

Cumhur İttifakının Anayasa’yı yok sayan pervasızlığı, Yargı Erkini tam bir engizisyon uygulaması gibi kullanılması, aslında bir “oldu bitti” rejimine zemin hazırlamak içinse, sirenler çalıyor demektir.

Eğer Anayasa kağıt parçası haline geldiyse, yarınlarda bir sabah uyandığımızda “Eyaletlere ayrıldığımız” veya “Rejimin niteliğinin başkalaştığı” bir kararname ile karşılaşırsak, o kararnameye karşı koyacak
HUKUKİ BİR ZEMİN kaldı mı?

Sizce, yaşadığımız YARGI CİNNETİ ve YOLSUZLUK SARMALI, ülkemizi savunmasız bırakıp, Küresel Çetenin masasına bir “Meze” olarak sunma hazırlığı mı?
Böyleyse, bu gidişatı durdurmak için devletin içindeki Namuslu Bürokrasi ve Milli Damar hala bir direnç noktası oluşturabilir mi?

Sizce, Türkiye’deki mevcut muhalefet ve devlet içindeki “Geleneksel Kanat”, bu büyük operasyonu (İslam Devrimi-Eyaletlere ayrılıp bölünme) durdurabilecek öngörüye ve birliğe sahip mi?

Yolsuzlukların görmezden gelinmesi” ile “Devletin bölünme riski” arasındaki o doğrudan bağı (yani içerdeki çürümenin, dışardaki harita planlarına) nasıl hizmet etmektedir?

İçerideki yolsuzluk düzeni ile dışardaki harita planları (bölünme / eyaletleşme) arasındaki bağ, aslında ülkemizin bağışıklık sisteminin çökertilmesi faaliyetidir.

Kafası çalışan herkesin gözlemlediği üzere Yolsuzluk sadece bir para çalma
meselesi değil, bir ulusal güvenlik zafiyetidir.

Yolsuzlukların görmezden gelindiği, hatta sistemin bir parçası olduğu yönetimlerde, yönetici siyasetçiler dış güçlerin (İstihbarat Servisleri- Küresel Finans Odakları) şantajına açık hale gelir.
Her türlü kirli dosyalar, Yurtdışındaki mal varlıkları, Küresel Çetenin elinde bir şantaj aracına dönüşür…

Bu durumdan çıkış yolu var mıdır, nasıldır, bunları da sonra konuşalım!

Sağlık ve başarı dileklerimle

28 Mart 2026

Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Exit mobile version